5 Aralık 2009 Cumartesi

Maça Doğru , Eskişehirspor - Fenerbahçe


Galatasaray maçının ardından girilen period Fenerbahçe'nin canını fazlasıyla acıttı..Alınan kötü skorlardan ziyade oynanan çok kötü futbol takımında taraftarında psikolojisini bozdu..Tüm bunların ardından gelen Twente deplasmanı takımın ortaya bir karakter koyması adına önem taşıyordu..Çıkış arayan Fenerbahçe için Twente deplasmanından alınan galibiyet önemli bir moral oldu..Şimdi önünde Eskişehir deplasmanı var Fenerbahçe'nin..Kazanarak ligde de tekrar yükselişe geçmek isteyecektir..

Eskişehir deplasmanı neresinden bakarsanız bakın zor bir deplasmandır..Hem takımın dişli bir takım olması hem arkasındaki taraftar desteği karşısında oynaması zor bir takım..

Ümit Karan - Mehmet Yılmaz - Serdar ve Doğa gibi önemli oyuncularından yoksun olacak olan Eskişehir'de son haftalarda inişli çıkışlı bir performans izliyoruz..İçerde çok sıkıntı çekmeseler bile deplasmanlarda işler pek iyi gitmiyor..Onlar içinde Fenerbahçe maçı hedef maçlardan biri olacak mutlaka..

Fenerbahçe'de maç öncesi beni şaşırtan gelişme Daum'un , Emre'yi maç kadrosuna alması..Emre'yi ilk 11 oynatması için bir engel yoksa Daum mutlaka bundan yararlanacaktır..Aslında sadece bu hamle bile Daum'un bu maçı ne kadar önemsediğinin bir ispatı olsa gerek..Takımla belki de son 3-4 maçına çıkacak olan RC maç kadrosuna alınmadı..Fenerbahçe defterinin kapanmasına az kaldı Carlos'un..

Carlos'un yokluğunda Gökhan-Lugano-Bilica klasik savunmasının sol kanadına artık bu maçtan itibaren Andre Dos Santos monte edilmeli..Şu devre olmadan oynanacak 3-4 maçta Dos Santos'un sol bekliği konusunda kesin bir karar almak şart oldu artık..Çünkü buna göre Ocak ayında transfer edilmesi gereken bölgeler konusuna forvet ve orta sahanın ardından bir de sol bek eklenicek veya eklenmeyecek..Wederson'u bekte oynarken pek beğenmiyorum bu nedenle yarın mutlaka Santos'u orada izlemeliyiz..Hem orada çıkaracağı 2-3 iyi maç ona da ciddi bir moral verecektir..

Orta sahada Emre oynarsa mutlaka avantaj..Doğa'nın yokluğunda dinamizmini kaybeden Eskişehir ortasahasına Emre-Cristian ikilisi ciddi bir üstünlük sağlayabilir..Sağda Mehmet solda Wederson oynar gibi..Veya beke çekerse Wederson'u , Santos ortanın solunda oynar..

Alex - Guiza ikiliside kesin gibi..Guiza ısrarı devam ediyor ve bu takımı agresif yapıyor ben buna inanıyorum..Kadıköy'de bu sene 2 maçta Emre'nin Guiza'ya ayar çektiğine şahit olmuş biri olarak , ileri atılan her topun duvar gibi Fenerbahçe orta sahasına dönmesi hem hücum üretkenliğini baltalıyor hemde Fenerbahçe orta sahasını haddinden fazla yoruyor..Fakat devre arasına kadar Daum Guiza'yı oynatmaya devam edecek gibi bir görüntü var..Yarın yine iyi bir maç geçireceğini tahmin etmiyorum Guiza'nın..

Eskişehir'in nasıl oynayacağı konusunda emin değilim..Genelde hücum oynayan hatta takımı sağlıklı ise 4-3-3 oynatan Rıza Çalımbay , yarın temkinli mi olucak yoksa yine takımının maçı ileride oynamasını mı isteyecek merak ediyorum..

Fenerbahçe biraz artan moraliyle yarın ligin en zor Anadolu deplasmanlarından birine çıkıcak..Eğer sakin olup kendi oyununu rakibe kabullendirirse Fenerbahçe için işler iyi gidebilir..

Twente maçında gol kaçırma kredisini tüketen Alex yarın bu kadar affedici olmayacaktır..

4 Aralık 2009 Cuma

Haftanın Derbisi #8

06/12/2009 - 21:45
05/12/2009 - 21:45

Güney Afrika 2010 - Gruplar


Kurayı Trt 3 başında izlerken bile kendimi kötü hissettim..Milli takımda oynayan oyuncular acaba benim şunu izlerken kendimi kötü hissettiğim kadar kötü hissetmişler midir kendilerini..Bu daha başlangıç , yazın ekran karşısına geçtiğimizde ne kaçırdığımızın daha fazla farkında oluruz hepimiz..

Çok gösterişli olmayan sade bir show ile başladı program..Kuşkusuz asıl show turnuvanın ilk maçının öncesinde bizleri bekliyor..

Ve işte gruplar..


Güney Afrika herhalde ev sahibi olduğuna bin pişman olmuştur şu kuradan sonra..Her takımın gruptan çıkma ihtimalinin olduğu tek grup A grubu..Fransa ve Meksika birer adım önde gibi dursalarda , toparlanmış bir Uruguay ve ev sahibi Güney Afrika ile zevkli bir grup izleyeceğiz gibi..

B Grubu Arjantin için rahat görünen bir grup..Nijerya'nın ortaya ne koyacağı soru işareti..Formsuz Yunanistan'ın grup sonuncusu olacağını düşünüyorum..

Rahat kura çeken bir diğer takımda kupanın favorilerinden İngiltere oldu..Amerika büyük ihtimalle Slovenya'nın önünde 2. bitirecektir grubu..

D Grubu'nda Almanya 3x3 yapar gibi..2. olma mücadelesi nefes kesecektir zira 3 takımda bence birbirine yakın dengede takımlar..Sırbistan bir adım önde..

E Grubu Hollanda için kolay geçmeyecek..Danimarka'dan ziyade Japonya ve Kamerun yukarıları zorlayabilir..Bu grupta maçların çok gollü geçmesi muhtemel..

İtalya için F Grubu çok rahat geçecektir..Turnuvanın en zayıf takımı Yeni Zelanda'nın birşey yapamayacağını düşünürsek büyük ihtimalle 2.lik Paraguay'ın olur..

Ve huzurlarınızda yeni ölüm grubu..Kuzey Kore'yi turnuvaya katıldığına pişman edebilecek G grubumuzda Brezilya - Portekiz ve Fildişi var..Fildişi bundan önceki Dünya Kupası'nda da çok talihsiz bir kura çekmişti ve elenmişti bu sefer umarım Portekiz'in önünde bitirirler grubu..

Kaka - Ronaldo - Drogba düellosu gerçekten izlemeye değer..

İspanya'nın çok rahat geçeceği son grupta Honduras - İsviçre - Şili arasındaki 2.lik mücadelesinden ben Şili'yi daha önde görüyorum..Honduras sürpriz kovalayacaktır..

A ve G grupları dışında çok çetin bir grup yok fakat seribaşı takımların ilk maçlarında kaybedecekleri bir maç veya puan grupları bir anda terse çevirebilir..

Güzel bir turnuva geçsin , yeni yıldızlar doğsun , Panini çıkartma albümü çıksın..

Rezaletin Boyutu Büyüyor


Geçen hafta burada , aynı nedenlerden dolayı PFDK'dan farklı cezalar alan Kazım ve Eskişehirsporlu Doğa'nın ceza açıklamalarını ve aldıkları farklı cezaları ( Kazım'a 4 Doğa'ya 3 maç ) dile getirmiştim..

PFDK ve Tahkim bu yanlı tutumu ve rezilliği çaktırmadan büyütmeye devam ediyor ve basında bu durum işlenmiyor..

Yapılan Tahkim toplantısında Doğa'ya hakeme yönelik hareket/hakaretten dolayı yediği 3 maç fazla gelmiş ve cezası 2 maça indirilmiş..Kazım için yapılan başvuru ise redd yemiş..

Göz göre göre..

Forvetleri Gol Atamayan Takımlar


Üşenmedim araştırdım..Aşağıda Avrupa Ligi'nde oynayan tüm takımlardan en az 1 gol atan forvet oyuncularının isimlerini görüyorsunuz..Turnuvada 5 maç sonunda forvet oyuncuları gol atamayan 4 takım var..

Henüz gol atamayan Levski Sofia , K Grubu 3.sü Kopenhag , L Grubu'nda 2 puan toplayabilen Austria Vien ve grubunu lider bitiren Fenerbahçe var..

Hayatında 3 kere forvette oynamış Kazım'ın attığı golü saymıyorum..Resimdeki ikilinin ne kadar kötü bir sezon geçirdiği ve Fenerbahçe'nin mutlaka çok iyi bir forvete ihtiyacı olduğunun bağırarak kendini gösterdiği bir istatistiktir bu..Yorum size ait..

A Grubu

Slepicka - Dinamo Zagreb
Suarez - Ajax
Goga - Poli AEK
Boussoufa - Anderlecht

B Grubu

Crespo - Genoa
Gervais - Lille
Janda - Slavia Prag
Villa - Valencia

C Grubu

Samaras - Celtic
Berg - Hamburg
Shechter - Hapoel
Jelavic - Rapid Vien

D Grubu

Hertha Berlin - Wichniarek
Assaidi - Heerenveen
Saleiro - Sporting Lisbon
Gauracs - Ventpils

E Grubu

Vucinic - Roma
Frei - Basel
Kamara - Fulham
Michel - CSKA Sofya

F Grubu

Niculae - Dinamo Bükreş
Nonda - Galatasaray
Salpingidis - Panathinaikos
Beichler - Sturm Graz

G Grubu

Rossi - Villareal
Zarate - Lazio
Janko - Salzburg
LEVSKİ SOFİA - Grupta golü yok.

H Grubu

Diedhiou - Sheriff
Kapetanos - Steaua Bükreş
Nkufo - Twente
Fenerbahçe'li bir forvetin golü yok.

I Grubu
Saviola - Benfica
Blanco - AEK
Rodionov - BATE
Jo - Everton

J Grubu

Washington - Partizan
Kouemaha - Club Brugge
Adriano - Shaktar
Gignac - Toulouse

K Grubu

Reis - PSV
Traoure - Cluj
Holenda - Slavia Prag
Kopenhag'lı bir forvetin golü yok.

L Grubu

Llorente - Athletic Bilboa
Rosenberg - Werder Bremen
Costa - Nacional
Austria Wien'li bir forvetin golü yok.

İyi Başladık

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray'da bu gece sonucu grubundan lider çıkmayı garantiledi..İki takımın birden böyle rahat bir başarı elde ettiği bir sezonu hatırlamıyorum o nedenle biz buraya notumuzu düşelim en temizi..

İki takımda gruplarında favoriydi başından beri fakat daha önceleri de böyle olduğu zamanlar oldu fakat böyle rahatlıkla liderlikle bitirildiği olmamıştı hiç..Ligde düşüşe geçen iki ezeli rakip , belki iyi oynamasalar bile Avrupa'da kazanma alışkanlıklarını sürdürmeleri takımlarımız kendilerine olan güvenlerini de hiç şüphesiz arttırmıştır..

Darısı diğer turlara..

3 Aralık 2009 Perşembe

Büyük Maçların Küçük Takımı - Arsenal


Öncelikle Arsenal İngiltere'de en fazla saygı duyulması gereken ve izlemesi en keyif veren takımı..Bu konuda aldığı hiçbir sonuç fikrimi değiştiremez gibime geliyor..Arsene Wenger ve yavru kurtlarının inanılmaz tempolu ve hızlı oyunları Premier Lig'de çok enteresan skorlar almalarına neden oluyor..Blackburn'e 6 , Wigan - Portsmouth - Wolverhampton'a 4'er gol atan ve genel olarak az gol attığı maçlarda bile rakip kaleye 20 üzerinde şut yollayan Arsenal , büyük maçlarda gösterdiği hayal kırıklığı ile yıllardır olduğu gibi bu yılda potadan düşmeye başladı..

Bu sene Arsenal'in büyük maçlarını yazalım..

Man Utd : 2 - 1 : Arsenal
Man. City : 4 - 2 Arsenal
Arsenal : 2 - 1 : Liverpool
Arsenal : 0 - 3 : Chelsea
Man City : 3 - 0 : Arsenal

Manchester United ile son oynadığı 7 maçın 5'ini United kazanmış , 1 Arsenal galibiyeti , 1 beraberlik var..

Chelsea ile oynadığı son 7 maçta 4 Chelsea galibiyeti , 2 Arsenal galibiyeti , 1 beraberlik var..

Liverpool ile oynadığı son 7 maçta 5 beraberlik ve iki takımın birer galibiyeti var..

Özellikle bu sene oynayıp kaybettiği Chelsea maçı dışında tüm maçlarda topa daha çok hakim olan ve galibiyeti hakeden taraf olmasına rağmen nasıl bu kadar fazla tokatlanıyor anlamıyorum..Dün oynanan ve City'nin 3-0 yendiği maçta dahi %61 topla oynama yüzdesi ile oynamışlar ve City'den bir fazla şut yollamışlar rakip kaleye..

Arsene Wenger bu Afrika kökenli gençlerden iyi verim alıyor eyvallah ama takımın defans ve orta sahasına Terry-Lampard benzeri bir ikili transfer edilmedikçe Arsenal gönüllerin şampiyonu kalmaya devam edecek gibi görünüyor..

Güntekin Onay'ın Inter için söylediği bir söz var , ' Takımda herkes 80 overall oyuncular ama hiç 95 yok ' demişti..Arsenal için aynı şeyi söylemek mümkün..Şu takıma iki tane 90+ oyuncu alın , ben buradan üzülüyorum adamlara..

2 Aralık 2009 Çarşamba

Forvetsiz Gelen Liderlik , Twente : 0 - 1 : Fenerbahçe


Twente maçtan önce kendine aşırı bir güven duyuyordu..Teknik direktörlerinden oyuncularına kadar formsuz Fenerbahçe'yi rahatlıkla yeneceklerini düşünüyorlardı..Ama bu işlerin bu kadar kolay olmadığını kanıtladı Fenerbahçe..

Maçtan önce yazdığım yazıda Fenerbahçe gibi büyük bir takımın üst üste kaybetmeyeceğini yazmıştım..Maça beklenen tek forvetli sistemle başlayan Fenerbahçe , Twente karşısında genelde kendi yarısahasında bekleyip hızlı hücumlarla gol arayan takım rolüne büründü..Özellikle ilk yarıda alışmadığımız bir şekilde Fenerbahçe topla az oynayan takım oldu..Hücumda forvet anlamında belki 3 yıldır etkisiz olan Fenerbahçe buna rağmen genellikle kimle oynarsa oynasın topa daha fazla hakim olan taraftır fakat bugün özellikle ilk yarıda rakibe çok fazla pas yapma imkanı tanıdılar..

Herneyse ilk yarı genel anlamda çok tempolu geçmedi..Fenerbahçe'de ilk yarıda özellikle Mehmet Topuz orta sahada iyi işler yaptı..Gökhan ve Carlos beklenen kanat ataklarından takımı mahrum bıraktı..Zaten Gökhan önündeki Stoch ile baya zor anlar yaşadı..İlk yarının sonunda Twente'nin direkten dönen topu maçın dönüm noktalarından biriydi..

İkinci yarı maçın tempo kazandığı , izlemesi zevk veren bölümüydü..İki takımda hafiften hücum yapmayı düşünmeye başladı ilk yarıya nazaran..Fenerbahçe oyunun dengesini kendi lehine çevirmeye başladı..

Fenerbahçe oyunun dengesini değiştirirken bunda önemli rolü üstlenen isim Cristian oldu..Genel olarak bugün iyi bir oyun ortaya koyan Cristian önemli savunma müdehaleleri yanısıra Twente'nin ortasahadaki pek çok organizasyonunu başlama aşamasındayken bozdu..Alex'in de kendini daha sık göstermesi ile özellikle 60'dan sonra Fenerbahçe atakları sıklaştı..

Alex'in rahatlıkla hat-trick yapabileceği bir maçta gol bile atamadan bitirmiş olması şaşırtıcı..Buna rağmen Lugano'nun golünde asist yine kaptandan geldi..Guiza yine yokları oynadı..Avrupa Ligi'nde forvetsiz bir şekilde grubu lider bitirmek apayrı bir başarı olsa gerek..

Fenerbahçe özellikle golden sonra farkı çok rahatlıkla arttırabilicek pozisyonlar buldu..Ama işte forvetin olmayınca atamıyorsun bunları..Guiza yerine transfer yapılmazsa Ocak ayında çok yazık olucak..

Bir alkış RC'ye..Ocak ayında takımdan ayrılacak belki ama bugün gerçekten yürekten oynadı..Çizgiden çıkardığı top dışında özellikle savunmada çok konsantre idi..Avrupa arenasında RC'nin sizin yanınızda olması her zaman avantaj..

Bu arada Cristian'ın penaltısını orta hakemi geçtim , çizgi hakemi nasıl vermez yahu..10 hakem koysalar yine birşey değişmeyecek bu sektörde herhalde..

Maçın benim adıma en önemli noktası , Lugano - Bilica ikilisidir..Bu ikili sadece defansı değil inanın tüm takımı etkiliyor..Bilica bıraktığı yerden çok diri ve istekli döndü..Onun bu oyun stili Lugano'yu da çok rahatlatıyor..Bu ikili oynarken ligde az gol yiyordu Fenerbahçe , bu maç gol yememesi tekrar takımın bu noktaya gelebilmesi açısından güzel..

Fenerbahçe ihtiyacı olan galibiyeti aldı ve grubu lider bitirmeyi garantiledi..Şampiyonlar Ligi'nden gelecek en sağlam 4 takım ile eşleşilmeyecek olmasıda güzel bir avantaj..Maç öncesi genel kanı Twente'nin kazanacağı yönündeydi ama maç öncesi yazısında yazdığım gibi abartılacak bir takım değil Twente..Hele nelerine güvenip bu kadar emin konuştular maçtan önce hiç anlamadım..Sheriff ile oynasan bu kadar emin konuşmazsın..Fenerbahçe büyüklüğünü tekrar gösterdi bu galibiyetle..Umarım Fenerbahçe için bir diriliş maçı olur ve devreyide iyi bir puanla kapatır Fenerbahçe..

Maça Doğru , Twente - Fenerbahçe


Fenerbahçe Avrupa Ligi'nde çıkacağı en zor maça , olabilecek en kötü moralle gitti..Galatasaray maçından sonra inanılmaz bir derecede yaşanan form düşüklüğü ve arka arkaya gelen puan kayıplarına takımın iki 11 oyuncusu olan Kazım ve Emre'nin de sakatlıkları eklenince Avrupa'nın en formda takımlarından birine karşı çıkılacak deplasmanın zorluğu arttı..

İlk maçta Twente takımını çok iyi bulmamıştım..Kadıköy'de hemen hemen 11 oyuncusuyla kendi yarısahasına çekilip kontra kovalamışlardı..Kadıköy'e çıkan bir takım için yadırganacak durum olmasa bile kendi ligini bu kadar rahat süpüren bir takımın bu kararkterle sahaya çıkmasını hala anlayabilmiş değilim..

Fenerbahçe 1-0 öne geçtiği maçta 1-2 yenilerek bizleri şaşırtmıştı..Şaşırtmadığı konu aslında şuydu , Fenerbahçe o gün de çok kötü oynamıştı..Mehmet'in frikikten attığı gol dışında hatırladığım kadarıyla bizleri heyecanlandırıcak pozisyonlara girememişti yine Fenerbahçe..

Twente teknik direktörünün çok iddialı açıklamaları oldu..Kadıköy'de Fenerbahçe'ye sürpriz yaptıklarını fakat Hollanda'da sürprize yer olmadığını söylemiş..Yani kendilerini o kadar favori görüyorlar bu akşam için..Ligde son 10 maçlarından 10 galibiyet almaları takıma elbette bir güven verir fakat ben bu kadar kendilerine güvenmelerini sağlayacak bir takım olduklarını düşünmüyorum..

Zaten bu akşam baskın rol ve kontrol Twente'den çok Fenerbahçe'nin elinde..Eğer Fenerbahçe iyi oynarsa , kazanır..Bu çok basit bir mantık..Fenerbahçe gidip Twente karşısında kontrollü oyun , katı takım savunması falanda yapmak zorunda değil kazanmak için..Abartıldığı kadar bir takım değil Twente..

Bu kadar herkesin Twente'yi favori göstermesinin arkasında Fenerbahçe'nin formsuzluğu ve ilk maçta alınan Twente galibiyeti var..Şimdi Fenerbahçe bu bunalımlı dönemden çıkmak için önce bu akşam Twente'yi ardından cumartesi Eskişehirspor'u yenmeli..Bu artık bir karakter koyma meselesi halini aldı..Büyük takımlar bu kadar arka arkaya kötü oynamaz ve kaybetmez..Eğer Daum gereken mental tedbirleri almış ve futbolculara ihtiyaçları olan güveni vermişse Fenerbahçe'nin kazanması benim için sürpriz olmaz..

Bu akşam uzun bir aradan sonra ideal savunma dizlişine giricek Fenerbahçe..Gökhan - Bilica - Lugano iskeletinin sol kanadına RC yerine Dos Santos'un konması artık daha mantıklı..Anladığım kadarıyla Ocak ayında RC ile yollar ayrılıcak..Dos Santos sol bekte sırıtan bir oyuncu değil , artık onu orada kazanmaya başlamak kulağa daha mantıklı geliyor..Daum'un eski sisteme dönüp tek forvet ile sahaya çıkacağı kesin gibi..Alex'in önünde Guiza oynar..Twente kendine bu kadar güvenirken savunma arkasında boşluklar verebilir , Guiza iş yapabilir..

Orta saha nasıl kurulucak merak ediyorum..Sağ kanada Deivid konup , orta ikilide Cristian - Mehmet düzeni yerleştirilebilir..Aksi takdirde Mehmet sağda Cristian - Selçuk ortada olucaktır..Sol kanat için yorum yapamıyorum , RC bek oynarsa , Santos'u koyar herhalde..RC'yi oynatmazsa Uğur veya Özer denenebilir..

Bana göre herşey Fenerbahçe'de bitiyor..Takımın özgüveni yerine gelirse ve mücadele etmekten kaçmazlarsa beklendiği kadar zorlu geçmeyecektir maç..Kazanırsa grup liderliğini garantileyecek Fenerbahçe..Bunun önemi artık daha da arttı çünkü Şampiyonlar Ligi'nden Liverpool , Bayern Münih belki Juventus bile Avrupa Ligi yollarına düşecekler..Gruplardan çıkar çıkmaz bu devlerden korunmak için grubu lider bitirmenin önemi arttı..

Fenerbahçe kazanmak istiyor ve bunu başarıcak bence..Oyuncular mücadele edip kaybederlerse eyvallah ama mücadele etmeyip , vurdumduymaz halleri devam ederse.....Etmez inşallah..

1 Aralık 2009 Salı

Günün Fotoğrafı

Vay ben başımı alıp nerelere gidem..

Fenerbahçe Taraftarı Ne İster..?


Hiç kuşku yok ki , ister rakip olun ister siz Fenerbahçe forması altında oynayın , önünde oynaması en zor taraftar Fenerbahçe taraftarıdır..

Eğer siz rakipseniz ve staddaki binlerce Fenerbahçeli sizi sevmiyorsa işiniz gerçekten çok zor demektir..Bunu edilen küfürlerle değil , tribünlerdeki insanların size olan bakışından daha net anlarsınız..Size o sahayı gerçekten dar ederler ve siz farkında olmadan hem fiziken hem de ruhen bitmiş bulursunuz kendinizi..

Rakip değilseniz yani Fenerbahçe forması giyiyorsanız işiniz kolay değildir..Fenerbahçe taraftarı kolay beğenmez..Attığınız bir janjanlı çalımla veya 90'a yolladığınız top size hiçbir zaman kredi kazandırmaz..Çünkü Fenerbahçe taraftarı sahadaki oyuncusundan her zaman çok şey bekler..En büyük beklentisi ise sahadakilerin mücadele etmesidir..Eğer o forma için sonuna kadar savaşmıyorsanız sizi asla ve asla gönlüne koymaz Fenerbahçe taraftarı..

Yakın tarihten örneklerle gidelim..

Tuncay Şanlı


Resimde mutluluktan ağlıyor..İzmir'de gelen şampiyonluk sonrası dökülen göz yaşlarının resmi..Denizli'de akıttığı göz yaşlarının rövanşı diyordu bu görüntüler için..

Neden Tuncay'ın yeri apayrıdır her Fenerbahçelinin kalbinde..Şuan ona Premier Lig'e gittiği için kızanlarda dahil bu söylediklerime..Çünkü Tuncay Fenerbahçe'de oynarken emin olun onlarda Tuncaylarını çok seviyorlardı..Herneyse..Neydi Tuncay'ı bu kadar ön plana taşıyan..?Kaval kemiği ile gol atması mı..?

Tuncay , Fenerbahçe için işler yolunda gitmediğinde sahada isyan eden Fenerbahçe taraftarıydı..Uyuyan arkadaşlarını uyandıran çalar saatiydi Fenerbahçenin..Haksızlığa gelemeyen , pes etmeyen , taraftarın ruhunu sahaya yansıtan adamıydı Fenerbahçenin..Kaç maçı tek başına aldı acaba..Hele Kadıköy'de..?Belki maçı getiren gol veya asist ondan gelmedi ancak kaç tane maçta uyuyan takımı uyandırdı..

Bu yüzden Tuncay'ın yeri apayrıdır Fenerbahçe taraftarı için..Çünkü bazen saç baş yoldurucak hataları yapsada hiçbir zaman taraftarın beklentisine sırt çevirmedi..Hiçbir zaman giydiği formanın farkında değilmiş gibi oynamadı..Bu yüzden çubuklu ona çok yakışıyordu bu yüzden biz onu çok seviyorduk..Fenerbahçe'de oynadığının farkındaydı..

Pierre Van Hooijdonk

Neydi bu adamı bu kadar özel kılan..?Attığı frikikler mi..?Sempatik tavırları mı..?Elbette bunlar birer etkendi ama tıpkı Tuncay'da olduğu gibi Pierre'de oynadığı kulübün büyüklüğünün bilincindeydi..Hiçbir zaman boşvermedi hiçbir zaman banane demedi..Tüm Dünya'nın tanıdığı bir adam olmasına rağmen Kemal'e , Mehmet Yozgatlı'ya , Tuncay'a topa vurmayı öğretmeye çalıştı..

Takımı için her zaman sahada elinden geleni ortaya koydu..Takımın pes etmesine asla göz yummadı...Yeri geldi orta sahaya geçip pas alışverişini kolaylaştırmaya çalıştı , yeri geldi çizgiden toplar çıkardı..Çünkü biliyordu ki mücadele etmeden , savaşmadan asla başarı gelmezdi..Biliyordu arkadaş adam..Futbolu yemiş yutmuştu ama herşeyi sanki yeniden öğretmek istercesine sergiliyordu..Taraftarın ona olan sevgisinin farkındaydı ve onları yarı yolda bırakmak istemiyordu..Bu yüzden varını yoğunu ortaya koydu..Bu yüzden çubuklu ona çok yakışıyordu bu yüzden biz onu çok seviyorduk..Fenerbahçe'de oynadığının farkındaydı..

Fabio Luciano

İşte bu karede yatar taraftarın Luciano'ya olan aşkı..Sarı kartı olmasına rağmen , arkadan ona doğru yaklaşan Selçuk Dereli'den kırmızıyı yiyeceğini bildiği halde kupa maçında Denizli'ye attığı golden sonra formasını çıkarır ve tapınır..Çünkü bilir Fenerbahçe formasının büyüklüğünü..Bilir o formanın taraftar için neler ifade ettiğini..

Fenerbahçe formasına kalkan eli indirirdi Fabio..O zamanlar Fenerbahçe'de oynayan Olcan'ı rakip takımdan 2-3 kişi araya alıp tartaklamaya başlayınca orada biterdi Fabio..Olcan'ı kanatlarının altına alıp , herkese o formaya el kaldırılmayacağını kanıtlardı..Büyük maçlarda attığı goller akıldadır fakat Fabio Luciano bizlerin yani taraftarın gözünde bir Fenerbahçeli gibiydi..İyi oynasada kötü oynasada saçma sapan hatalar yapsa bile mücadele etmekten ve savaşmaktan asla kaçmazdı..Fenerbahçeliler beğenselerde beğenmeselerde ona saygı duyarlardı..Çünkü bilirdik ki Luciano iyi de yapsa kötü de yapsa bizim için elinden gelen herşeyi sahaya koyuyordur..Bu yüzden çubuklu ona çok yakışıyordu bu yüzden biz onu çok seviyorduk..Fenerbahçe'de oynadığının farkındaydı..

Stephan Appiah


Buraya koyacağım resmi seçerken bile , Denizli'de akıttığı göz yaşlarının olduğu resmi koymaya kalbim el vermedi..Son noktadır o resim..Zaten tüm Türkiye görmüştür o resmi..Onun oynadığı senelerde Şükrü Saraçoğlu en çok onun adı ile inlemişti..Neydi bu adamı bu kadar özel kılan peki..?Yukarıdaki adamlarla ortak noktası neydi..?

Her zaman yüreğini ortaya koydu..Hiç ama hiç sahte dövüşmedi..O da giydiği formanın gerekliliklerinin farkındaydı..Mücadeleden , savaşmaktan hiçbir zaman kaçmadı..4-0'lık Galatasaray maçında henüz takım ısınmaya çıktığında döktüğü göz yaşlarını staddakiler hatırlar..Orada saha içinde siyahi bir Fenerbahçeli vardı..Bunu o stadda olan herkes bilirdi..Ne olursa olsun pes etmeyecek , takımı için varını yoğunu verecek bir adam vardı..Bunu bilmek Fenerbahçe taraftarını skor ne olursa olsun , rakip kim olursa olsun bir nebze rahatlatırdı..Bu yüzden çubuklu ona çok yakışıyordu bu yüzden biz onu çok seviyorduk..Fenerbahçe'de oynadığının farkındaydı..

Diego Lugano


Mehmetçik Basri , Fenerbahçe tarihinin en önemli oyuncularından biriydi..Bayraklarda , flamalarda yukarıdaki pankartta gördüğünüz resmi vardır..Fenerbahçe tarihinin bir simgesidir sizin anlayacağınız..Onu günümüzde bir oyuncuya benzetmek , Lugano'ya o değeri vermek çok büyük bir aşamadır..

Neydi Diego Lugano için geçen senenin sonunda gitmesin diye 3-4 tane pankart hazırlatan Fenerbahçe taraftarlarına..?Neden onu bu kadar çok seviyoruz..?Elbette iyi bir defans oyuncusu olması , özellikle şampiyonlar liginde zirve yapılan sene dünyanın en iyi forvetlerine göz açtırmaması çok önemli faktörlerdi ama onu bu kadar değerli yapan şey ruhunda yatıyordu..

Galatasaray maçında yaşanan olaylar belki Türk Futbol Tarihine rezil bir gece olarak kaydedildi ama Fenerbahçe taraftarınada o formanın sahipsiz kalmadığını hatırlattı o gece Diego..Fenerbahçe son yıllarda ruhunu yansıtan , birşeyleri önemseyen futbolculardan o kadar mahrumdu ki Lugano'nun o gece yaptıkları Fenerbahçe taraftarına bu futbolcuları ne kadar özlediğini hatırlattı..

Hala bugün dahi kötü bile oynasa , savunma arkasına adam bile kaçırşa her zaman Lugano'nun işini ciddiye aldığını ve o formanın sahadan başı yerde ayrılmaması için elinden geleni yaptığını görürsünüz..Çoğu zaman gerekirse kendi arkadaşlarına bağırır , kızar ama giydiği formanın ezilmesine göz yummaz..Bu yüzden çubuklu ona çok yakışıyordu bu yüzden biz onu çok seviyorduk..Fenerbahçe'de oynadığının farkındaydı..


Fenerbahçe taraftarı için tüm bu dediklerimin altında yatan asıl gerçek , Çubuklu Formanın manevi değeridir..Türkiye'de Fenerbahçenin Çubuklusu kadar hiçbir kulübün forması bu kadar değerli değildir..Fenerbahçeli için Çubuklu ayrı bir dünyadır..O iki renk odasında , sokakta , okulda yan yana geldi mi yüzü güler Fenerbahçelinin..Çubuklusuna verdiği değer , onu benimsemesi bambaşkadır..Maç günü el titreye titreye giyilir o çubuklu..Yeni formalar tanıtılırken herkesin aklında bu senenin çubuklusu acaba nasıl olacak vardır..

Başka birşeydir çubuklu..Bunu oyuncularda zaman zaman hisseder..O formayı giydiklerinde üzerlerine sinen tarih ve asalet o gece futbolcunun performansını arttırır..Hiçbir Galatasaray maçından önce merak edilmez Fenerbahçe'nin ne giyeceği..Çünkü bellidir..Çubuklu forma , alta beyaz şort , beyaz konçlar..

Fenerbahçe budur çünkü..O forma ile 2 kat güçlüdür..Tarihi o forma anlatır..Fenerbahçe büyüklüğünü o formada bulursunuz..İşte bu nedenle Fenerbahçe taraftarı o formayı giyenden herşeyden önce mücadele bekler..O forma için savaşmasını bekler , yılmamasını bekler..O formayı evlerinin en güzel yerinde saklayan taraftar , o formayı sahada giyenden bunu beklemekte haksız mıdır bence değildir..İşte bu yüzden Fenerbahçe taraftarı kolay beğenmez..Bu yüzden beklenti hep yüksek gibi görünse bile beklentinin ana kaynağı çok somut ve basitti..O forma için mücadele edin..

Ben yakın tarihten isimler verdim burada ki herkes ne demek istediğimi daha iyi anlasın..Tabii ki Lefterler , Canlar , Basriler , Rıdvanlar , Aykutlar Fenerbahçe efsaneleri idi..Belki yukarıdaki isimlerden çoğunu tartışmalı bile bulabilirsiniz ama ana fikir olarak katılmadığınıza inanmıyorum..Ne olursa olsun bu futbolcular oynadıkları dönemde giydikleri forma için herşeylerini vermişlerdir..

Bugün Fenerbahçe'yi izlerken gördüğüm tablo beni çok rahatsız ediyor..Bu kadar vurdumduymaz , bu kadar nerede oynadığının farkında olmayan oyuncuları izlemek artık zulüm geliyor..Hiç mi oynadıkları formaya saygıları yoktur , hiç mi nerede oynadıklarının farkında değillerdir bilemiyorum..Gün gelicek yukarıdaki ruhlar tekrar Saraçoğlu'na dönecek..İşte o zaman takım yenildiğinde bile o tribünler çubukluyu giyenleri bağırlarına basacaklar..

El Classico'nun Ardından

30 Kasım 2009 Pazartesi

Muhteşem Geri Dönüşler


Avrupa'da inanılmaz geri dönüşlere şahit oluyoruz..Tabi bu geri dönüşlerin anlam kazanması için diğer takımlarında performans düşüklüğüne girmiş olmaları gerek ki bu da oluyor..

En yakın örneğimizden başlayalım..Beşiktaş'ın inanılmaz geri dönüşünden bahsedelim biraz..Son 8 maçta toplanan 24 puan inanılmaz bir başarı..Fenerbahçe eğer lige bu 8x8 ile başlamasaydı şu an 5. veya 6. sırada olurdu..İşte o kadar kıymetli bir seri bu Beşiktaş için..Herşeyin bitti dendiği anda takım belki çok üstün bir futbol oynamadı ancak ortaya alkışlanması gereken bir karakter koydu..İyi futbolun karın doyurmadığı ligimizde Beşiktaş'ı diğer takımlardan ayıran en önemli özelliği mükemmel takım savunmaları..Ferrari'nin liderliğinde takım halinde hücumdan son adama kadar müthiş bir direnç koyuyor rakiplere..

14 maçta 6 gol yemek çok çok büyük bir başarıdır..Aynı oranda gol yollarında becerikli olmalarını beklemek zaten haksızlık olurdu..Ancak Beşiktaş'ın yaptığı takım savunması beni çok etkiliyor..Beşiktaş'ın yükselişinde Fenerbahçe ve Galatasaray'ın tepe taklak olmasının da katkısı büyük..En azından rakiplerle şu seriye rağmen puan farkı 5+ olsaydı Beşiktaş'ın başarısı bu derece ön planda olamazdı..Fakat şuanda göklere çıkartılan Galatasaray'ın önünde , lider Fenerbahçe'nin ise 1 puan gerisinde 2.sıraya oturdular..Beşiktaş şu kadrosuyla bence Fenerbahçe'den de Galatasaray'dan da daha ön planda..

Zaten ne yazık ki Fenerbahçe kadrosu artık bana çok sıradan ve özelliksiz gelmeye başladı..

Bir diğer geri dönüş hikayesi Milano'dan geliyor..Sene başında Beşiktaş'ın İtalya versiyonu Milan'dı..Gerek takım gerek yönetim hatta yeni teknik direktörleri Leonardo bile çok fazla eleştiriliyordu..Takımın sisteminin değiştirilmesiyle başlayan seri galibiyetlere , şampiyonlar liginde alınan güven aşılayıcı skorlarda ekleyince takımın kendine güveni inanılmaz derecede yerine geldi ve ligde lider Inter'ın arkasında 2.sıraya kadar yükseldiler..

Milan'da da Beşiktaş'da olduğu gibi takım savunmasının önemini görüyoruz..Özellikle Nesta'nın dönüşü ile başlayan form artışı hala devam ediyor..Bu gece ligde Catania deplasmanında son 2 dakikada Huntelaar'ın attığı 2 gol ile Milano'ya 3 puan ile döndüler..Ronaldinho'nun eski günlerinden kareler sergilediği , Pato'nun artık First Class Forvetliğe terfi ettiği bu haftalarda gelen yükselişi sonuna kadar hakettikleri söylenebilir..Ocak ayında Beckham'ın yanı sıra ya Gattuso'yu takıma monte ederlerse ya da o ayarda bir oyuncuyu orta sahaya alırlarsa sezon sonuna kadar ligi kovalayabilirler..

İspanya'dan Valencia ve İtalya'dan Roma'da son bir ayda ciddi bir ivme kazandılar eğer 2-3 hafta daha galibiyetlerle kapatırlarsa onlarıda liglerinin ilk 3ünde görebiliriz..Türkiye'den Kasımpaşa'nın dirilişi yine gözümüzün önünde..

Manchester City'nin 7 maç üstüste berabere kalması da çok enteresan olmuş artık yahu..Bi de şampiyonluktan bahsediyorlardı..

Premier Lig Şampiyonu Chelsea

Deplasmanda Arsenal'i 3-0 ile dağıttılar..Futbol dersi verdikleri takım bana göre Barcelona dahil bu sezonun en iyi futbol oynayan takımı Arsenal..Bazı maçlarda rakip kaleye 36 şut çeken , gelene 4 gidene 5 atan Arsenal'i o kadar rahat yendi ki Chelsea..Başlık çok iddialı gelebilir ama ben uzun zamandır takım savunmasını bu kadar iyi yapan ve bu kadar iyi yardımlaşan bir takım görmemiştim..

Drogba'nın önderliğinde , müthiş ortasahası ile Chelsea Premier Lig'i süpürmeye devam ediyor..En yakın takipçisi futbol adına çok iyi işler yapamayan United..Puan farkı 5..Saçma puan kayıpları yapmazsa Premier Lig'i rekor bir puan ile şampiyon bitirebilirler ki bunu hakediyorlar..

Obi Mikel - Essien - Lampard orta sahası..Joe Cole - Deco - Malouda ve Ballack'ın yedekte beklediği bir orta saha..Anelka - Drogba ikilisi asla aksamıyor..Defans müthiş bir güven veriyor , kale deseniz emin ellerde..Şu takım şu haliyle şampiyon olamazsa çok yazık olucak..

Barcelona : 1 - 0 : Real Madrid


Futbolun All Star gecesi diyorduk maçtan önce fakat beklenen futbolu sahada izleyemedik..Kendi adıma şöyle söyliyeyim , Fenerbahçe'nin oynadığı berbat futbolun ardından futbola o kadar aç bir şekilde tv başına oturdum ki sizlere anlatamam..E bir de içimizde ki Barça aşkı bambaşka olunca güzel bir atmosferin oluşmasını bekledim..

Maça Zlatan ile başlamayıp son günlerin gündemdeki adamı Henry ile başlaması dışında şaşırtıcı pek bir hamlesi yoktu Pep'in..Orta sahada neden Toure yerine Sergio Busqets oynuyor sorusu kafalardaydı..

Real Madrid beklenen kadroyla maça başladı ve hızlı başlaması gereken Barca'yı iyi durdurdu..Özellikle Ronaldo'nun ayağı ile kaçan gol ve Kaka'nın girişimleri Barcelona'nın karşısında bu sene güçlü bir Real Madrid olduğunun habercisiydi..Ama ilk yarının ortalarından itibaren özellikle Iniesta'nın ağırlığını ortaya koyması ile Barcelona topa daha fazla hakim olan taraf oldu..İlk yarıda Real'in Ronaldo'nun ayağından kaçırdığı top dışında pek büyük bir tehlike olmadı..Barca beklenen üstünlüğü kuramamıştı..

İkinci yarıda biraz daha pas yaparak girdi Barcelona..Orta sahadaki alışık olduğumuz küçük üçgenler daha fazla yapılmaya başlandı..50.dk'da Henry'nin yerine İbra oyuna girince tribünlerde hareketlendi..Bu dakikadan sonra Real biraz geriye yaslandı ve Barcelona iki bekinide hücuma çıkartmaya başladı..Bu atakların birinde sağdan Dani Alves'in kestiği topa mükemmel bir tek vuruş yapan İbra'nın golüyle Barca öne geçti..Bu dakikadan sonra Barcelona için işlerin çok daha kolay olacağını düşünüyordum..Fakat Busqets'in müthiş acemiliği ile gelen kırmızı kart hem Barcelona'ya hemde maça baltayı indirdi..

Real Madrid bu dakikadan sonra yüklenicekti elbette ama Pellegrini çok enteresan bir kararla Ronaldo yerine Benzema'yı aldı..Bu yeterince konuşulucak ve değerlendirelecek bir korkaklık bana göre..Ne olursa olsun Ronaldo sahada kalmalıydı..Tıpkı Messi'nin kaldığı gibi..


Gelelim maçın yıldızına..Maçtan önce sorsanız Messi - Ronaldo - İbra - İniesta - Kaka gibi adayları olurdu hepimizin fakat Puyol o kadar kritik müdehaleler yaptı ki gerçekten inanılmazdı..Son anda girdiği kademeler , aldığı hava topları , gole giden toplara can siperane kendini atışları , bitmeyen enerjisi ve mücadelesi Barcelona'yı ayakta tuttu..

Messi - Ronaldo savaşından birşey anlamadık ne yazık ki..İkiside maçı koparma anlarında iki topu rakip kalecilere çarptırdılar..Oyun içinde Messi daha çok göründü..Rakip savunmanın dengesini daha çok bozdu..Ronaldo oyun içerisinde çok kayboluyor..

Barcelona son yıllarda üstünlük kurduğu El Classico'dan bir galibiyet daha aldı..Barcelona geçen seneye göre daha zayıf bir futbol oynuyor..Bunun en temel nedeni ileri uçtaki forvetin sakatlıktan kurtulamayan İbo ve sol uçtaki oyuncunun bitik Henry olması..Bu nedenle sene başından beri Robinho muhabbeti dönüyor..Yine de şu haliyle Barcelona ligin yine en büyük şampiyonluk adayı..