18 Ağustos 2013 Pazar

Nasıl Olacak ?


Fenerbahçe taraftarı temmuz ayında ''şu ligler başlasın artık be abi'' , ağustos ayında ise ''nereden başladı bu lig kafamız rahattı en azından'' der. Yıllardır bu böyle geldi böyle de gidiyor.

Biz alıştık.

Neye mi?

Ruhsuzluğa,
Gamsızlığa,
İsteksizliğe,
Mücadele etmeyen topçuya,
Oyuna müdehale etmekten korkan hocaya,
Müdehale ettiği zaman ise herşeyi daha da kötü bir hale sokan hocadır aynı zamanda kendisi,
Takımını hazırlayamayan yönetime,
Daha takımdaki arkadaşlarının isimlerini ezberleyemeden maça çıkan yeni transferlere..

Bize bunları alıştıranlar sürekli farklı yönlere çektiler kusurları.

Hakem kötüydü, herkes bize karşıydı, federasyon yanlı, medya zaten kaypak.

Yahu peki soruyorum nasıl olacak?

Fenerbahçe demek yüreksizlik demek oldu. Fenerbahçe demek mücadelesizlik oldu. Fenerbahçeli futbolcular taşıdıkları formanın anlamını bilmiyor olamaz. Ama bu oyuncularda karakter sorunu var.

Bir oyuncu rakibi topu alacak dönecek vuracak derken kılını kıpırdatmıyorsa,
Bir oyuncu yanından geçip giden adama yalandan bir omuz koyamıyorsa,
Bir oyuncu kaleciyle karşı karşıya kaldığı zaman laubali bir şekilde hareket edebiliyorsa,

Bu oyunculardan kurulu takımdan bir bok olmaz arkadaşlar.

Geçen yazıda da yazdım.

Bu takımın bir tane bile yaratıcı oyuncusu yok.
Bir tane bile duran top kullanabilecek oyuncusu yok.
Bir tane Tuncay Şanlı'sı yok.
Bir tane lideri yok.
Bir tane kendine güveneni de yok.

Nasıl olacak peki?

Maçla ilgili teknik şeyler yazmak istemiyorum. O kadar büyük teknik hatalar var ki twitter ve bloglarda herkes yazmış zaten.
İşin acısı, futbolu bilen herkesin gördüğünü kenar yönetimi göremiyor;gördüğünü doğru yorumlayamıyor.

Dünden beri mutsuzum. Gece uyuyamadım. Sabah kalktığımda yatağımdan kalkarken küfürle kalktım.

Ben temmuz ayında ''ligler artık başlasın be abi'' diye başına iş alan gerizekalılardan biriyim.

 Ben gerizekalıyım ama ben gerizekalı olmayı sizin gibi gamsız,isteksiz,korkak olmaya yeğlerim.

Arsenal'e 5 atsan (ki 5 yeriz diye düşünüyorum) gider arkasından Eskişehir'e yenilirsiniz. Çünkü sizin için futbol veya Fenerbahçe bizler için olduğunun 10'da 1'i kadar önemli değil.

Bizlere bir kahır senesi daha yaşatmaya çok iyi hazırlanmışsınız yaz boyu.

Takın o büyük kulaklıklarınızı, açın müziğinizi, çıkın staddan. Biz de aynı stadlardan çıkarken bu herifler ne zaman adam olacak diye kendi aramızda birbirimizi kırmaya devam edelim.

Çünkü biz gerizekalıyız.

Ama siz yarın bir gol atarsınız, armayı öpersiniz; o anın fotoğrafı İnstagram'a 3125 kere konur, twitter'da hesabınız varsa ''ADAMSIN,CANSIN'' diye dilenilir.

Siz büyük futbolcularsınız, biz gerizekalı taraftarlarız.

Dün gece ben uyuyamadım.

Dün gece yastığa kafasını koyduğunda uyuyan Fenerbahçeli futbolcuların yedikleri ekmek haram zıkkım olsun.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Sezon Öncesi Fenerbahçe Hikayeleri



Sanırım işler boka sardığında yazasım geliyor buraya.

Fenerbahçe'nin sezon açılışı bu skandallara alışkın bizler için sürpriz olmuyor.

Takımın en flaş transferi olarak gözüken Emenike'nin süper kupada sahaya çıkamıyor oluşu, kadro yapılanmasındaki plansızlıklar (yedek sağ bek yok, yaratıcı oyuncu yok), transfer ettiğin Holmen'in lisansının bile çıkartılamaması gibi yönetimsel felaketlerle oturmuş ve iyi bir takım olan Galatasaray karşısında pek şansımız yoktu.

Ayrıca Gökhan-Egemen-Raul gibi 3 kritik eksikte mutlaka takım için önemli bir handikaptı.

Ama.

Şimdi 'ama' demeye başlayınca insan çok şey söylemek istiyor.

Yukarıda saydığım tüm yönetimsel hataların yanısıra teknik olarak hiç umut vaadetmeyen bir kenar yönetimi izlemek insanın çok canını sıkıyor.

Ersun Yanal'dan futbol anlamında beklentiler çok.Futbol anlamında özellikle diyorum çünkü Aykut Kocaman'ın üstlendiği camia liderliği görevini kimse Ersun Yanal'dan beklemiyor.

Fenerbahçe'nin Salzburg'u elemesi bir futbol mucizesi. İlk maçı bir şekilde anlayabiliyorum. Tedbirli çıkabilirsin, eksiklerin var, rakibin hazır ve çok hızlı vs. öyle veya böyle 1-1 ile gelmişsin sonuçta.

Ancak Kadıköy'de futbolun normal şartlarında 6 gol yemen gereken bir maç çıkartamazsın. 4 tane çizgiden çıkartılan top (Raul-Topal-Kadlec-Topuz) ve maçın adamı Volkan Demirel.

Hızlı oyun ve hücum futbolu parolasıyla çıktığın yolda en ufak bir hücum planın yok. Alves ve yanındaki stoper kimse 60 metre top şişiriyor ve öndeki 3 oyuncun ile rakibi başbaşa bırakıyorsun. Bu mu total futbolun ilk adımları?

Galatasaray maçı yine aynı şekilde. En ufak bir hücum planı yok. Şapkadan tavşan çıkartması için Cristian Baroni'nin ayaklarına bakan koca bir camia.

Alves atılıyor, Topal'ı stopere çekiyor ama ileri üçlüden birini çıkartıp Kadlec'i alıp Topal'ı öne atmıyor hoca. Hem defans düşüyor hem ortasaha..Ve bizim alışkın olduğumuz gibi o da İZLEMEYE bayılıyor. Takım bayıldı 60'tan sonra. Müdehale etsene? Yok.
Ben Cardozo transferini istiyordum ama Emenike'ye de hayır diyemem. Zaten Cardozo'nun iş yapacağı bir oyun anlayışından eser yok takımda.

Ancak şu var ki zaten bu takımın sorunu uçta oynattığı 3 oyuncu değil;

Fenerbahçe topu öne SÜREMİYOR.
Topu ön alanda TUTAMIYOR.
Fenerbahçe takımında kaleye dikine gidebilecek bir oyuncu YOK.
Fenerbahçe takımında duran top kullanabilen bir oyuncu YOK.
Fenerbahçe'de o son noktada o ince pası verebilecek bir oyuncu YOK.

Bir takımın hızlı oynaması için gerekli olan hiçbir faktör yok. Ersun Yanal'ın en ufak bir hücum planı yok. Ne çalışıyorlar bunlar anlamıyorum.

Galatasaray bekleri çıkartıyor, ortadan Selçuk ve Melo ile baskı kuruyor, Sneijder ince işleri deniyor. Bu saydıklarıma Hamit eklenip uzaktan şut çekiyor, stoperleri santraya çıkartıyor. Uçta zaten Drogba var. Soldan Amrabat heran tehdit.

Şimdi bu yukarıda saydıklarımı bizim takımdan birileriyle eşlemeye çalışın. Allah aşkına hangisini adam akıllı yapabiliyoruz biz?

Hızlı oynama hayallerini umarım bir an evvel bir kenara bırakırız. Şu oyuncu kadrosuyla temposuz oynayan, topa olabildiğince sahip olup etkili bek katkılarıyla ilerideki 3 oyuncusunu besleyen bir Fenerbahçe yaratmak gerekiyor. Alper Potuk en kritik oyunculardan biri.

Durum gerçekten bombok. Bu saatten sonra gidip Manuel Fernandes'i de alamayacağına göre yaratıcı oyuncunu Alper ile yaratmayı deneyeceksin.

Kötü yönetim,kötü kenar yönetimi, kötü kadro planlanması ve olası Arsenal faciası ile sezona başlıyoruz.

Fenerbahçe'nin olduğu yerde umut vardır diyenlerden değilim. Son 2 senede Galatasaray ile giriştiğimiz 4 kupa savaşının hepsini kaybettik. Polyanna dağdan insin. Ne tedbir alınması gerekiyorsa alınsın. Sıkıldık artık.

7 Mayıs 2013 Salı

Kabullenmeyin


Özellikle twitter başta olmak üzere çoğu yerde sezon özeti yazanları görünce ben de birşeyler yazayım istedim. Ancak bana göre bu sezon daha öncekilerde olduğu gibi 'kaçan bir şampiyonluğun' hikayesi olmadığından bu sezon özetini maçlar üzerine yapmanın mantıklı olmadığını düşünüyorum.

Sonuçta her ne kadar 15 gün öncesine kadar çoğumuz 'Fenerbahçe tarihinin en başarılı senesi' dese bile şuan Avrupa'dan elenme kısmını saymadan sadece lig tablosuna bakarak hepimizin ne kadar saçmaladığı gerçeğini görüyorum.

32 maçın 15'ini kazanamayan bir takım. Haydi 2 hafta önceki modumuza dönelim, 30 maçın 13'ünü kazanamayan bir takımdan bahsediyorduk. İçeride Anadolu'ya puan saçan, Galatasaray-Beşiktaş-Kasımpaşa-Belediye'den oluşan 4 İstanbul deplasmanından 0 (sıfır) puan alan bir takımdan bahsediyoruz.

Burada en baştan birşeyleri ele almak gerekiyorsa bu ne kapasitesiz futbolcularımız ne de sezona formda başlamayan Aykut Hoca olmalı. 3 Temmuz denen illetin ardından Aziz Yıldırım serbest kalınca hepimiz başkanın çok iyi bir kadro ve yönetim yapılanmasıyla bu olaylardan en büyük intikamı alacağı yönündeydi.

Fenerbahçe Yönetimi tarihin en kötü yönetimlerinden biri. İş bitirici, taraftarı arkasına alabilecek veya  karizmasını kullanarak topluma etki edebilecek bir tane adam yok. Senelerdir yapılamayan sezon öncesi transferlerini bir kez daha izlemiştik geçen yaz. Hatta devre arasını da yapılan transferlerin geç kalması ve yapılamayanlar olarak ele alırsak bu konuya dahil edebiliriz.

İyi yönetemediğin herhangi birşeyden başarı gelmesi tesadüf olur. En başta yönetim işini yapmadı. Hala da yapamıyor. Son iki gün izlediğim ve okuduğum iki örnek, gelecek adına beni son derece endişelendirdi.

Bunlardan ilki bayan basket maçı sonrası izlediğim Abdullah Kığılı oldu. Tamam elbette ezeli rakibini zor şartlar altında yenerek kazanılan kupa kutlanmalıydı ama salonda 'çalgıcı karısı binnaz' eşliğinde göbek atarak uzatılan mikrofona 'Galatasaray'ı yenmek dünyanın en güzel şeyi' diyerek kendinden geçmek neyin nesi? Bunu deme hakkı o gün bence hiçbirimizde yoktu. 2 saat sonra adamlar şampiyonluğu ilan ediyor, twitter'da bizimkiler 'şampiyon fenerbahçe' yazıp dalga geçiyorlar.

Bu yaşanan bence yeterince küçük düşürücüydü.

İkinci örnek dün yayınlanan Aziz Yıldırım'ın dergi yazısı. Tam yaratılmak istenen 'her koşulda destek' taraftarlarını tatmine dayalı klasikleşen 'biz tekiz, ne kadar büyük olduğumuzu daha iyi anladık' masalları.

Bakın bunlar bu yazıyı okuyan bazılarına çok sert eleştiri gibi gelebilir ancak şunu artık herkesin görmesi gerekiyor. Bu yazıyı okuyan en polyanna insan bile şuna benzer bir cümle mutlaka kurmuştur: ' Abi bize müstehak, belediye'yi gençler'i yensek son hafta karabük'te kaybederdik'

Fenerbahçe taraftarının üzerinde kesinlikle bir psikolojik yenilgi var. Galatasaray ile alakası olmayan bir konu bu.

Fenerbahçe 'winner' bir takım ve daha da kötüsü camia olmaktan çok uzaklaştı. 3 Temmuz'dan önce de bu vardı ama 3 Temmuz'dan sonra bu iyice ortaya çıktı. Bu ölü toprağı ve kabulleniş taraftarda zaten var bi de inanılmaz gamsız ve yüreksiz futbolculara sahip olduğumuzdan dolayı sahada da buna bir isyan doğmuyor.

Fenerbahçe'de başkan önderliğinde herşeyi kabullenen ve sürekli destek olması beklenen bir taraftar profili yaratılmak isteniyor. Herşeyin Fenerbahçe'ye karşı olduğu, sürekli tek yumruk olmamız gerektiği dikte ediliyor. Ama bunu yapanlar asıl yapmaları gereken şeyleri yapmadıklarından mı böyle diyor acaba diye kimse düşünmüyor.

Yeni sezona gireceğiz. Bu gamsızlar ordusu yeteneksiz futbolculardan kaç tanesi gönderilecek? Kaç tane adam akıllı transfer yapılacak kamptan önce? Bugün mal mal hayallerle şu gelmeli bu gitmeli diyoruz hepimiz. Bunu yapabilecek bir yönetim ve kararlılık görüyor musunuz tepede? Görüyor olduğunuzu düşünebilirsiniz ama Aziz Yıldırım ve yönetimin tüm demeç ve adımları aynı senaryoların, boş vaatlerin devamının geleceği yönünde.

Başkan ne de olsa gitmeyecek, en azından güzel ve güçlü bir yönetim kurup kararlı adımları şimdiden atmaya başlamalı ki önce bizler, daha sonra da oluşacak yeni takım bu yenilgiyi kabulleniş psikolojisinden bir an evvel çıkalım.

Bu psikolojiyi yenmemiz de çok güçlü bir kadro kurulmasından geçiyor. Rakibine psikolojik üstünlük kuracak, kendi taraftarına ise psikolojik güç verecek isimler almaktan geçiyor.

Aslında yazacak çok şey var ama dediğim gibi bence Fenerbahçeliler olarak bizlerin ve dolayısıyla yönetimden futbolcusuna herkesin bu 'kabullenme' modundan çıkması ve daha kararlı olması gerekiyor.

At gözlüğü takmayın. 3 metreye pas atamayan futbolcuları baş tacı ede ede bu noktaya getirdiniz. Hepimiz düşünmeli kimlere ne değer verdiğini. O formayı aynı numarayla Colin Kazım'da giydi, Rıdvan Dilmen de. 'Kutsal çubukluyu giyene ağzımdan kötü söz çıkamaz' vb. saçmalıklardan çıkın.

Fenerbahçe futbolcusu taraftardan korkmalı. Korkmadığında kafamıza sıçıyor çünkü sağolsun.


17 Aralık 2012 Pazartesi

Siz Kimsiniz ?



Türkiye'de yıllardır süren Galatasaray geleneği var. Özellikle Fatih Terim'in görevde olduğu dönemlerde hakemlere karşı kurulan baskıya bir de saha içinde yerli yabancı demeden her futbolcusuna ve taraftarına empoze ettiği 'Kazanmak için herşey mübah' düşüncesi sayesinde yukarıdaki video vb. şeyleri yıllarca izledik, izlemeye de devam edeceğiz.

Raul sakatlanıyor, topu taca atıyoruz. Hamit taç dönüşü topu alıyor, Fenerbahçe ceza sahasına yakın bir yere taca vuruyor ve hocasının da talimatıyla takımını baskı yapmak için ileri çağırıyor.

Buna tepki olarak Aykut Kocaman ve İsmail Kartal, Hamit'i alkışlayarak protesto ediyorlar.

Buraya kadar herşeyi normal karşılayalım hadi.

Ancak olay buradan sonra kopuyor. Fatih Terim - Hasan ve büyük ihtimalle rapçi arkadaş kuduz köpekler gibi Aykut Kocaman ve İsmail Kartal'a 'geçin lan yerinize' gibi hareketler yapıyorlar.

Siz kimsiniz ya?

Bu nasıl bir saygısızlık, bu nasıl bir ahlaksızlıktır.? Oturdukları yerden fırlıyorlar..Ondan sonra Fenerbahçe nefretimiz yok, Fenerbahçe bizden daha çok anlam yüklüyor falan diye elit elit konuşurlar.

Tüm bunlar olurken bunları gören Fenerbahçe futbolcusu ağzından kan gelene kadar koşması gerekirken son 7-8 yılın klasiği olarak yine reaksiyon veremiyor.

Aykut hocasını babası gibi seven Gökhan Gönül, hocasına bu saygısızlıkları edenlerle sarmaş dolaş oluyor.

Bizim nesil Galatasaray'a karşı çok dolu. Her alanda yaptıkları kahpeliklere, sırtından vurmalara alışığız. Bunlar olduğu zaman bizi saha içinde temsil edenlerden istediğimiz reaksiyonu almadığımızda daha da çıldırıyoruz.

Bu kulüpte herkese hak ettiği muameliyi yapmak Fenerbahçe taraftarına düşüyor yine. Bir de bunlarla mücadele etmeye çalışan Aykut Hocam'a..

Belli oldu ki formasına ve kulübüne bu ikisi dışında sahip çıkıp koruyacak saha içi veya saha dışı birşey şuan yok.

Biz de üzerimize düşeni yapmaya devam ederiz o zaman.

Çarşamba günü Ataşehir'de Fenerbahçe - Galatasaray maçında görüşmek üzere.

2 Eylül 2012 Pazar

Sabır Biter, Sevgi Asla.


 Aykut Kocaman başarılı olduğunda da, başarısız olduğunda da bizler için sıradan bir hoca değil.

Başarısında normal bir hocanın başarılı olduğundan çok daha fazla seviniyoruz.

Tam tersi durumda da normal bir hocadan çok daha fazla üzülüyoruz.

Nedeni belli.. Çünkü bu adamı biz çok seviyoruz abi..Herşeyiyle seviyoruz..

Şimdi ben hocaya çok kızgınım..Ama adama diyebileceğim şeylerin her zaman bir üst limiti var..Bu adama saygısızlık yapamam..

96 şampiyonluğunda ben daha 9 yaşındayken, Atatürk Havalimanı C Kapısı Terminali önünde elimde 'Sevdamsın' yazan o kolpa bayrakla Van-İstanbul uçağının inmesini beklerken ''Nasıl koydu Aykut Kocamaaaan'' diye bağırıyordum o halimle..

Bu adama saygısızlık yapmak mümkün mü..?

Değil. Ama romantiklik yeter. Aykut hoca ne yazık ki pek çok noktadan neresinden tutarsan elinde kalacak bir kenar yönetimi sergiliyor..

Ne maçı konuşmak istiyorum ne de bu yanlışların neler olduğunun üzerine tek tek eğilmek istiyorum..Aşağı yukarı biliyorsunuz zaten taktiksel hataları..

Tüm bunlar yetmiyor, 4 aydır alınması gereken ortasaha yarın geliyor..Transferin son 48 saatinde..

Bu camiaya yazık. Bizlere yazık. Yapmayın böyle.

Kimsenin kimseyle dalga geçmeye hakkı yok..Yönetiminden hocasına kadar bu ortasaha transferini yapamamak kimlerin sorumluluğundaysa bu sorumluluğu üstlenmek zorundalar..Bir de süper kupa-CL ve ligde 2 deplasman 2 beraberlikten sonra transferin son gününde bunu yapmanın da inanın bizlerle dalga geçmekten başka bir anlamı yok.

Aykut hocayı çok seviyorum ama teknik direktör olarak çok eksik görüyorum ve başarının geleceğine inanmıyorum..

Şuan odanın kapısını açıp içeri girse ayağa kalkarım, t-shirt'ün olmayan düğmelerini iliklemeye gider ellerim..Saygım ve sevgim asla bitmez. Ama teknik direktörlüğüne olan inancım bitti..

Çünkü insanlar hatalarından ders almalılar..1 aydır aynı yararsız denemeyle bizleri sinir hastası etmeye kimsenin hakkı yok..Bu camia için binlerce terini akıtan Aykut Kocaman'ın bile..

Ve elbette Fenerbahçe tarihinin en büyük futbolcusu Alex De Souza'nın da..

30 Ağustos 2012 Perşembe

5 Senedir Bekliyoruz; O Gol Gelecek.



2006 yılının Mayıs ayından beri bekliyoruz..

O golü önce Denizli'de beklemeye başladık..Tıpkı dün olduğu gibi, direklerden döndü, kaleciden döndü ve gelmedi..

Sonra Kadıköy'de bekledik o golü..Bizim o golü Trabzon'a atamayacağımız aslında 70.dakika gibi kendini belli etmişti zaten..

Biz de umudu kendimizden kesip, o golü Bursa'da beklemeye başladık..

O gol yine gelmedi..

Bu iki final dışında, Nonda'nın golüyle giden şampiyonluk, saçma sapan elenilen Young Boys-PAOK maçları, bu sene süper kupa finalinde beklediğimiz gol vs..

Ve son olarak dün oynadığımız maç..

O gol dün de gelmedi..

Biz 5 senedir golü beklemeye devam ediyoruz..

Bu golün 5 senedir gelmemesinin sorumluları elbette bizler değiliz..Daha öncekileri geçip düne dönelim ve eleştirilerimize başlayalım..

Sonda söyleyeceğimi en başta söyliyeyim..

Aykut Kocaman keşke sonsuza dek Fenerbahçe Sportif Direktörü olarak kalsaydı.

Hocayı çok seviyorum, sevmemek mümkün mü..? Fenerbahçe efsanesi, Fenerbahçe'de adama 'Kral' denmiş..Abimiz,babamız gibi..Mert, dürüst ve bu sektörün alışık olmadığı kadar namuslu..

Hocanın genel tablosuna bakıp 2 sene oynattı birinde şampiyon oldu, diğerinde son hafta kaybetti ve Türkiye Kupası'nı aldı derseniz, kağıt üzerinde beni ikna edebilirsiniz..

Bende size şunu sorarım ama..Fenerbahçe'de ne değişti..? Fenerbahçe ne oynuyordu da şimdi ne oynuyor..?

Bakın şu Spartak Moskova nasıl bir gruba düşerse düşsün, sonuncu olur..Biz bu kadar kötü bir takıma elendik..Tıpkı Young Boys ve PAOK faciaları gibi..

Bana kalırsa hata maç öncesi basın toplantısında başladı..Hocanın şu mantığı beni benden alıyor..0-0 giden her dakika lehimize, 90.dakikaya bile 0-0 girsek sabırlı olmalıyız diyordu hoca..

Yapma Hocam..Lütfen yapma şunu..Senin takımının hali ortada..Yobo transferini bile 3 ayda yaptınız hocam..Senin defans hattın iki sene önceki Gökhan-Lugano-Yobo-Andre gibi gözleri kapalı birbirine kademe yapabilen oyuncular değil..

Maça bu bakış açısıyla giriyorsun, dakika 5 hoop 0-1.. Ayıkla pirincin taşını...

Ortasaha transferi konusunda ne kadar sert ve mazaret kabul etmez olduğumu twitter'dan beni takip edenler biliyor..Şu takım kader maçlarına Selçuk Şahin-Mehmet Topal-Mehmet Topuz üçlüsüyle çıktı..

Bu takımın en iyi ortasahasının ayrılacağı 6 ay önceden belliyken bu ana kadar transfer yapmayan hocayı da yönetimi de affetmeyeceğim..

Ben burda süper kupa finalini yazmadım..O finalin de verilme nedeni ortasaha zayıflığı ve Yobo'yu bile erkenden kampa dahil edememek..Bekir'in resitaliyle adamlara kupayı verdik..

Bunlar üzerinde durulmayacak şeyler değil..Sustuk, sabrettik ama yeter..Bu takımın planı,programı yok..Şuan bile bence birini alsak mı diye düşünüyorlar..

Spartak çok önemli eksiklerle geldi..Adamlar maçın başından kapanacaklarını belli etiiler..Sen bu takıma karşı Selçuk-Topal-Topuz ile nasıl çıkarsın hocam..? Adamların en iyi stoperleri yok, bekleri topu iyi oyuna sokabilen oyuncular değil..Bassana önde..Çift forvetle yıkılsana üstlerine..Bunları görmek çok mu zor..Golden 1 dakika önce tribünde görüp arkadaşlar arası bunu yorumlayabiliyoruz biz..Sen oradan göremiyor musun hocam.. ?


Hep bir kontrol oyunu var kafada..Ama bu oyunu oynamak için rakibi kontrol etmek değil, topu kontrol etmek gerekir..Biz topu Mehmet Topal-Selçuk-Mehmet Topuz ile kontrol edip oyun kurmaya çalışıyoruz..Bunun imkanı var mı..? Bu üç oyuncu antrenmanda paslaşsa 7. veya 8.pas uzağa bi yere kaçar..

Krasic çok faydalı olabilecek bir transfer..Ama takımın ortasahası perişanları oynarken 7 milyonu gidip Krasic'e gömmek mi daha anlamsız yoksa kariyeri boyunca sol kanatta belki 50 metre top sürmemiş olan Krasic'i sol önde oyuna başlatmak mı..?

Kuyt'ı verimsizleştirmek için de elimizden geleni yapmaya başladık..Hocam Alex ile ilgili sıkıntın,problemin veya taktiksel bir düşüncen olabilir ve buna sonuna kadar saygı duymak düşer fakat Alex'i oynatmayıp hala tek forvetle oynayıp, Krasic ve Kuyt'ı da abuk subuk yerlerde oynatırsan Antep maçında kadınlar, dün de daha 30.dakikada staddaki çoğunluğun kafasından ''Alex nerede?'' düşüncesi geçer..

Dün öyle bir takım çıkardı ki hoca sahaya, birilerinin başına patlayacağı belliydi zaten..E buna en uygun kişi de Selçuk tabi. Öyle veya böyle bu adam senelerdir dişini tırnağına takmış, elinden geleni yapıyor..Herkesin bir üst limiti var..Selçuğun üst limiti çok yükseklerde olmayabilir ama en azından Fenerbahçe kadrosunun senelerdir gördüğü nice yetenekli gamsıza tercih ederim Selçuğu..

İlk yarı belliydi Selçuğun gününde olmadığı ve çıkması gerektiği..Zaten dediğim gibi dünyada Selçuk ve Topal ile orta ikili yapabilecek başka bir takım yok..Bu da bizim saçmalığımız..Bu fikrin herhangi bir mantıksal desteği olamaz zaten..Varsa yorum olarak bırakın..

Neyse, Selçuk neden ikinci yarıya çıktı hocam..? 13 dakika oynattın çıkarttın..Yazık değil mi..? Adam sahada atmadığı deparı ıslığın sesi artmasın diye oyundan çıkarken attı..Çok yazık..


Alex girdikten sonra oyun değişti..Alex polemiğine bağlamak için söylemiyorum..Adamın orda olması bile Spartak'ı psikolojik olarak geriye yasladı zaten..Bunu görmemek için kör olmak lazım..

Direkten dönenler,kaçanlar,Sow'un yükselen performansı falan bunlara değinmek istemiyorum..Alex-Aykut Kocaman krizini de daha deşmek ve bu konuda fikrimi yazmak istemiyorum..

Sonuca bağlayalım..Bana göre Aykut hocam ne yazık ki oyunu iyi okuyamıyor, takımı doğru hazırlamıyor, doğru diziliş ve oyuncu tercihlerini yapmıyor ve takımı korkak oynatıyor..Ben olsam rakibin neresi zayıf diye düşünür ve oyun planımı zayıflığı üzerine kurarım..Ama hoca sürekli kendi zayıflığımı nasıl kapatırımı düşünüyor..Korkak oyuncu tercihleri ve yaratıcılıktan uzak, çapsız ortasaha kurgusu da bunun nedeni..

Bizler ise bu gidişle daha çok uzun süreler yıllardır beklediğimiz o golü beklemeye devam ederiz..Direkten döner, kalecinin kıçından döner, bi yerden döner ama bazı şeyler değişmediği sürece o top ağlara gitmemeye devam eder..

Yarın Essien-Meireles'i paket yapıp getirsinler..Çok lazım bu saatten sonra..

26 Ağustos 2012 Pazar

Fenerbahçe : 3 - 0 : Gaziantepspor / Göz Boyama


 Kulübün içinde bulunduğu tatsız duruma değinmeden, eskiden olduğu gibi sadece sahadaki futbolu yazma zamanı geldi..

Alex'in olmadığı kadrodan beklentilerimiz farklı oluyor..Ne oluyor bu beklenti derseniz, önde basan,mücadele eden,daha hızlı ve dikine oynayan bir takım izlemek istiyor gözler..Kadroya bakınca bu oyun yapısına uygun bir kadro göremiyoruz ne yazık ki..Bunun asli nedeni ise hücumcuların değil, onların arkasındaki orta üçlünün yetersizliği..

Avrupa Yakası'nın ilk bölümlerinde bir sahne vardı..Ata Demirer kahvaltı sırasında gazeteyi okurken isyan ediyordu..Nasıl bir takım bu Fenerbahçe, ortasaha alıyoruz defans yok, forvet alıyoruz ortasaha yok, sürekli birşeyler eksik diyordu..

Durum senelerdir tam olarak bu aslında..Zaten senelerin Alex polemiği sürekli bu nedenlerden oldu..Önünde Anelka-Pierre-Nobre varken arkada Kemal Aslan-Deniz Barış-Serkan oynuyordu..Arkada Appiah-Aurelio-Emre gibi oyuncular olduğunda önde Kezman-Guiza oldu bu sefer..

Takımın bu senede yaşadığı sıkıntı aynı..Dün çok kötü bir maç çıkartmasına rağmen savunma dörtlüsünden yana sıkıntıların minimuma ineceğini düşünüyorum..Egemen ve Yobo arasındaki iletişim güçlenecektir..Yobo'nun sürekli sol stoperde oynayıp şimdi sağ stopere kayması da bazen Egemen ile aynı adama girmelerine neden oluyor..Bunlar kısa sürede geçebilecek şeyler..

Dün Gökhan ne yazık ki yine kötüydü ancak tam aksine Hasan Ali gayet iyi ve gayretli bir oyun ortaya koydu..Hasan Ali'nin hücumu gelişme dönemine giriyor bu seneyle birlikte..Sabır ve destekle Hasan Ali'yi daha şekillendirebileceğimiz bir sezon olabilir..

Hücum hattı bana göre gayet iyi ancak hocanın Krasic'i solda denemesine anlam veremedim..Ki Krasic'de gördüğüm kadarıyla bundan şikayetçiydi ve elinden geldiğince sağa kaymaya çalıştı..Krasic takıma çok faydalı olacağının sinyallerini veriyor..Delici ve topu aldığında yüzünü direk kaleye dönen bir oyuncu..Stoch gibi kaçak dövüşmüyor..Darbeyi aldığında sinmiyor..Zaten sırp ekolü de buna izin vermez..Ama Milos'tan katkıyı arttırmak istiyorsak 4-3-3 de olsa 4-4-2 veya 4-4-1-1 de olsa mutlaka sağ kanada yerleştirmek gerekiyor..

Kuyt'ın varlığı rahatlık veriyor..Topal'ın golünden sonra dahi oyuncularla konuşması,takımı sürekli saha içinde yönlendirmesi ve sürekli kovalaması takım için çok önemli..

Sow mutlu ve rahat görünüyor..Sow'un oyunu domine etmesi için takımın rakip sahaya yerleşmesi gerekiyor ve bunun en önemli şartı ortasaha desteği..

Dün Selçuk ve Mehmet Topal harika oynadılar..Topal'ın geldiğinden bu yana en iyi maçıydı,Selçuk'ta oyunu sürekli yönlendirdi fakat burada sürekli bir durarak oynama söz konusu..Topuz'un dinamizmi ilk 20 dakika kendini gösterse de Topuz maçın büyük bölümünde oyunda kayboldu..

Buraya en başından beri dediğim şekliyle 1 değil 2 tane çift yönlü ortasaha şart..Bu transferlerin olmaması zaten kulübün bu seneyi kupasız kapatması demektir..Bu şekliyle bu takımın özellikle deplasmanlarda maç kazanması çok zor..

Ve dün de Mert'i maçın yıldızı yapan bir hastalığı var takımın..Rakip kaç kişiyle veya nasıl bir tempoyla hücum yaparsa yapsın kimse öne atmıyor kendini..Yay civarına kadar çekiliyorlar ve bekliyorlar..Dünyada böyle bir futbol anlayışı yok..Alan savunması yapan orta sınıf İtalyan takımları bile bu kadar gömülmüyorlar..En basit örnek, dünyada hücum yaparken en çaresiz kaldığınız Barcelona'ya karşı bile ispanya'da x bir takım Fenerbahçe'nin x bir takımı karşıladığından daha önde basıyor..

Bu artık taktikten teknikten çıkmış..Dediğim gibi bir hastalık olmuş bu..Bunu çözmek Aykut Hoca'nın işi..Ve elbette şu var..Senin ortasahanda Diarra-Costa olur sen o adamı istesen de cezasahasına gömemezsin zaten..Ama kulüp bunları yapamadı..

Özetle ben dün takımı beğenmedim..Sosyal medyada takıma methiyeler düzüldü fakat Antep'in en az 2 gol atmaması mucize..Oyun koptuktan sonra atılan 2 golle gelen 3-0 çok net bir skor gibi görünse bile bu takımın Spartak'ı elemesi ve pazar Sivas deplasmanından galip gelmesi bence çok düşük bir ihtimal..Bu takıma ortasaha transferi yapılmadığı takdirde ilk yarı bittiğinde minimum 6 puan geride kalırız..

24 Ağustos 2012 Cuma

Bize Bunu Yapmayın.





Fenerbahçe kahrı çok farklı birşey..

Kahır çekmeniz için maç günü olması gerekmiyor..

Kahır çekmeniz için bazen sezon içerisinde bile olmanız gerekmiyor..

Bir şekilde birşeyler çıkıyor ve sizi yüreğinizden vuruyor..

Alex ve Aykut Kocaman arasındaki sıkıntı, Aykut Hocanın gelişiyle başladı..Saygı duymak zorunda olduğumuz bir Alex'siz Fenerbahçe yaratmak istiyordu hoca..Yaptığı Stoch-Dia-Niang gibi transferlerde bu yapıya hizmet veren adımlardı..

Avni Aker'de 3-2 yenildiğimiz maçta başlamıştı kriz..Alex o maça yedek başlamıştı..O dönem bu kriz neyse ki uzun sürmedi ve karşılıklı atılan adımlarla Aykut Kocaman ve Alex De Souza, Fenerbahçe tarihinin en anlamlı şampiyonluklarından birini omuz omuza vererek kaldırdılar..

Ancak kupa töreninde bile Alex ile hoca arasındaki gerginliği anlayabiliyorduk..Törenin anons kısımlarını dikkatli izlerseniz sizlerde tekrardan şahit olacaksınız..

Sonra malum 3 Temmuz olayı..Zaman kapris veya sürtüşme zamanı değildi..Taraftarın güce ve motivasyona ihtiyaç duyduğu sezonda Alex'i orada görmesi gerekiyordu ve kaptan üzerine düşen toparlayıcılığı ve emeği sahaya koydu..

Ve Alex'in son senesine geldik..Sene başında Cristian-Semih-Serkan Kırıntılı gibi gereksiz sözleşme yenilemeleri yapılırken Alex'in es geçilmesi, yıllardır korkarak beklediğimiz sona geldiğimizin ilk ipucuydu aslında..

Ama bu gece geldiğimiz noktada, Alex'i, yani Fenerbahçe tarihinin en büyük futbolcusunu (kendi görüşümdür) bu şekilde yolcu edecek olmak beni ve benim gibi pek çok Fenerbahçeliyi kahreder..

Evet son 1 hafta içerisinde sosyal medya kullanarak Alex'in yaptığı açıklamalar bence yanlıştı ve Alex bile olsa bunların karşılığında bir ceza almalıydı..Ancak burada yukarıda kısaca bahsettiğim 3 seneyi bulan bir birikim var..

Aykut Kocaman'ın yeni bir takım yaratma ve bu takımın merkezinden Alex'i çıkartma düşüncesine sonuna kadar saygı duyarım..Ama hocam sen bunun için bir takım yarattın mı..?Alex oynamadığı zaman senin takımın ortasahayı geçemiyor, Alex oynamadığı zaman senin takımın rakip kaleciyi göremiyor..Sen öyle bir takım yaparsın ki, Alex'de oynamaz ve kimsede çıkıp neden oynamıyor demez..Ama nerede hocam o takım..?Nerede o futbol..?

Fenerbahçe'nin taraftarından başka büyük takım refleksi veren bir organı yok..Sen bu rezil ortasahana transfer yapmak için Spartak'ı elemeyi bekliyorsan, bu taraftarın büyüklüğüne karşılık veremiyorsun demektir..Bu eleştiri yönetim için de geçerli..

Neyse teknik/taktik konuşmaya gelmedim..

Alex De Souza bu gözlerin gördüğü ve büyük ihtimalle de görebileceği en büyük ilah, en büyük kahraman..En umutsuz olduğumuz defalarca kere gece yastığa kafayı gülümseyerek koyma sebebimiz..9.senesinde ona böyle bir vefasızlık yapanı asla affetmem..

Yollar ayrılacaksa yıllardır hayal ettiğimiz gibi, şampiyonluk töreninde, yanında 3 tane çocuğu, elinde kupası, boynunda Brezilya bayrağı ve ilk kez göreceğimiz şekliyle gözleri yaşlı bir şekilde uğurlayalım Alex'i..

O gece de o stadda Alex ile birlikte onbinlerce insan daha birbirimize sarılarak ağlayalım..




Bu geçmiş, başka türlüsünü kabul etmez.

3 Haziran 2012 Pazar

Dirk Kuyt Transferi Üzerine



Herşeyin kötü gideceğinin empoze edildiği şu dönemde Kuyt gibi bir ismin yanında gülümseyen Aykut Kocaman ve Ali Yıldırım'ı görebilmek şu transferin getirdiği moralden de fazlasını verdi bana..Önce bunu söylemek istedim..

Dirk Kuyt için kullanılan 2 ünvan var.. Anfield Road tribünleri Kuyt'ın oyun anlayışından dolayı ona ''working class hero'' pankartları açıyorlar.. Yine Kuyt için kullanılan diğer bir ünvan ise ''Duracell''

Kuyt, Hollanda'da oynadığı dönemlerde tam bir golcü kimliğindeydi..Utrecht ve Feyenoord'da ciddi gol rakamlarına ulaştı..İleride tek başına bekleyen forvet rolünde olmadı..Olduğu maçlarda da alışılagelmiş performansını sergileyemedi zaten.. Kuyt müthiş bir yardımcı forvet oldu her zaman.. Yardımı da sadece forvetin esas oğlanına değil, takımın tüm hücum ve savunma hatlarına oldu..

Kuyt, Liverpool kariyeri ile birlikte hem mental hem de yetenek olarak bambaşka bir oyuncu olmaya başladı.. Hiçbir zaman pes etmeyen bir savaşçı oldu.. Anfield Road'da Steven Gerrard'ın ardından tribünlerin en çok sevdiği oyuncu oldu.. Belki çok fazla gol atmadı ancak takımı için terinin son damlasına kadar mücadele etti..

Tuncay Şanlı'da Fenerbahçe'nin en golcü isimlerinden biri değildi ya hani..Kuyt'da o hesap..


Kuyt için iyi şut çeker,kafaya çıkar vb. özelliklerin üzerinde durmayalım.. Kuyt'ın en önemli özelliği istikrarı ve dirençli oyunu..Hollanda liginde yetişen, Liverpool'da uzun süreler ilk 11'in vazgeçilmezi olan ve hala Hollanda milli takımının ilk 11 oyuncusu olan bir oyuncu belli bir miktar gole elbette ulaşacaktır..

Kuyt'ın Fenerbahçe'ye olası etkileri üzerinde konuşmak daha önemli..

Transferi noktalamak için Aykut hocanın da Amsterdam'a gitmiş olması, hocanın Dirk'i ne kadar çok istediğinin bir göstergesi bana kalırsa..

Fenerbahçe'de Alex'in rolü ve yenilenecek ortasaha bölgesi bu senenin en kilit iki noktası..

Aykut hocanın 4-2-3-1 oynatmak istediğini düşünüyorum.. Dörtlü savunmanın solunda ve stoperlerin 1 tanesinde değişik isimler olabilir..Ortasahanın en önemli kısmı çift önlibero kısmı..Burayı da Cristian-Topal-Tino Costa vb. isimlerle tamamen çift taraflı bir hale getirmek istiyor hoca..

Bunların önünde kaptan, sağda Kuyt solda ise Stoch.. En uçta Sow'u da düşünürseniz takım gerçekten çok ciddi bir seviye atlamış olur geçen seneye göre..

Kuyt'ın çift forvet olarak ileriye atıldığı maçlar veya maç içlerinde bölümler olacaktır ancak hocanın Kuyt'ı sağ tarafa atmak istediğini düşünüyorum..Ki mantıklısı da bu olacaktır..Mehmet Topuz mücadele olarak her zaman takıma önemli katkılar sağladı fakat hiçbir zaman gol olarak beklenen katkıyı veremedi..

Hücumun sağında oynayan oyuncunun yaptığı mücadele biryere kadar..Skora katkı vermediği zaman ciddi bir kısırlık ortaya çıkıyor..Bu açıdan Dirk Kuyt'ın sağ önde oynaması hem mücadele hem de skor gücü olarak Fenerbahçe'ye ciddi bir katkı sağlayacaktır..


Fenerbahçe'nin senelerdir başaramadığı önemli konulardan biri hücum presidir..Sadece Kuyt transferi ile hücum presini çok iyi yapan bir Fenerbahçe belki olmayacak ancak bu alanda da takıma çok önemli bir katkı vereceğini söyleyebiliriz Kuyt'ın..

Saha içi kadar saha dışında da Fenerbahçe için artılar katabilecek oyunculardan biri Dirk Kuyt..Liverpool gibi bir takımın taraftarlarıyla arasındaki bağ gerçekten muazzam..Onlar için çok özel bir karakter Kuyt..

Transferin ücretlendirme kısmı da alışık olmadığımız bir şekilde muazzam..+1 opsiyonu olan bir oyuncuyu 1 milyon'a alıp gelmek büyük başarı..

Kuyt sadece futboluyla değil, varlığıyla Fenerbahçe'ye çok şey katacağını düşündüğüm bir isim..İkinci bir Pierre Van Hooijdonk etkisi yaratabilir bizlerde..Hem bakın, tıpkı Pierre gibi sahayı hemen terketmeyi de pek sevmiyor..


Tekrar hoşgeldin Dirk..

Kupalar yükselsin ellerinde..

Dirk Kuyt


Muhabir : Kuyt, bir forvet oyuncususun ancak neden bu kadar koşuyorsun ?

Kuyt : Çocukken babam saatlerce balık temizlemekle uğraşırdı ve günün sonunda çok az bir para kazanarak eve dönerdi. Ben hayatımda en sevdiğim işi yapıyorum ve bana milyon dolarlar veriyolarlar. Neden daha fazla koşmayayım ki ?


1 Haziran 2012 Cuma

Pes Etme




Canımız sıkkın, sindiremiyoruz yapılanları..

Buraya uzun uzun birşeyler yazmaya gelmedim..Twitter'dan konuşuyoruz zaten uzun uzun..

Sadece bloga birşeyin notunu düşmek istedim..Daha ne kadar yazarım bilmiyorum ancak şuan düşündüğüm bu düşünce sürekli buralarda biryerlerde yazılı olarak kalsın istiyorum..

Evet yapılanları sindiremiyoruz belki ancak lütfen kabullenmeyelim..

Fenerbahçeliler olarak gücümüzü tarihten ve halktan aldık daima..Kuruluşunun ilk yıllarındaki Fenerbahçe'yi daha bir başka sevdik..

Şimdi sadece şunu düşünüyorum..O zor günlerde Fenerbahçe takımı, yöneticileri veya taraftarları bir an olsun mücadeleyi bıraksalardı, bir an olsun 'yenildik' deseydi, bir an olsun 'buraya kadarmış' diye düşünseydi, bugün Fenerbahçe belki yine bu kadar büyük bir takım olabilirdi ancak asla bu kadar anlam yüklü bir kulüp olamazdı..

Bu kulübün büyüklüğü mücadeleden, onurdan, gururdan, sevgiden, tarihten, zaferlerden, hüzünlerden gelir..

Ve Fenerbahçe'nin tarihte pes ettiği hiç görülmemiştir..

Ne olursa olsun ne ben, ne siz, ne futbolcularımız ne de diğer sporcularımız asla pes etmeyin..

Pes edersek, haksızlık karşısında boyun eğersek Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapan değerlere kocaman bir leke süreriz ve tarih hepimizi kara harflerle yazar..

Bugün biz nasıl kuruluş günlerinde kulübün halk üzerindeki etkisi ve mücadelesinden onur duyuyorsak, 50-100 yıl sonra da bu zamanlarda verdiğimiz mücadele ile bizden sonraki kuşakların gurur duymasını sağlamalıyız..

Yükleeeen..bırakma.

22 Mayıs 2012 Salı

Günün Fotoğrafı



Bizim duvarlarda da hala 'daçmin goş' yazsın anca..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Napoli - Juventus - Alessandro


Son birkaç sezon İtalya futboluna olan ilgi ve alaka hem oynadıkları futbol hem de naklen yayın olmaması nedeniyle gittikçe azalmış durumdaydı.. Jose'nin Inter ile yaşattığı destanın ardından gelen Milan şampiyonluğu bu sene yerini Juventus şampiyonluğuna bırakmıştı..

Juventus'u incelediğinizde bu takımın şampiyon olması mı daha şaşırtıcı yoksa ligi yenilgisiz bitirmesi mi derseniz, şu yapısında ligi şampiyon tamamlaması yenilmemesinden daha şaşırtıcı bence..2012 yılında İtalyan ekolü denen kavramın dibine vuran ve bunun meyvesini şampiyonlukla alan bir Juventus'u izledik..

Henüz hakettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm bir Walter Mazzarri gerçeği de İtalya'dan Avrupa Futboluna mesaj veriyor.. 2009'da devraldığı Napoli'yi her sene biraz daha ivme kazandırarak bu noktalara getirdi..

Üçlü savunmanın Avrupa'da işleyen en önemli takımlarından biri Napoli..Genç iskeletinin etrafına yerleştirdiği tecrübeli oyuncular ile ilk patlamayı 2010-2011 sezonunda yaptılar..Serie A'da 38 maçta 21 galibiyet-7beraberlik alarak şampiyonlar ligi biletlerini ceplerine koydular.. Juventus'un bu sene şampiyon olurken 23 maç kazandığını varsayarsak bu rakamın değeri biraz daha net anlaşılabilir..

Bu sene kurdukları kadro gerçekten flaş bir kadroydu.. Hamsik-Lavezzi-Dzemaili-Gökhan-Cavani gibi gençlerle Campagnaro-Cannavaro-Dossena-Pandev gibi tecrübeli oyuncularla müthiş bir takım oluşturdular.. Bu sefer ligde 16 galibiyette kaldılar fakat şampiyonlar ligi şampiyonu Chelsea'yi neredeyse eliyorlardı..



Bu takımın bir kupa kazanması gerekiyordu.. Napoli tarihinin en son kupasını 1990 yılında İtalya Süper Kupası'nı kaldırarak almıştı.. Hem Walter Mazzarri hem de kurulan bu dinamik takımın bir kupayla taçlanmasına ihtiyaç vardı..

O kupa dün akşam ligin namağlup şampiyonu karşısında alınan 2-0'lık galibiyetle geldi..Gollerde Edinson Cavani ve Marek Hamsik'in imzaları vardı.. Bu genç ve enerjik takım çok büyük olasılıkla seneye dağılacak, Walter Mazzarri yeni bir takım kurmaya çalışacaktır.. Ama kulüp tarihine 22 sene sonra kazandırdıkları kupayı Napoli taraftarı asla unutmayacaktır..


 Ve gelelim Napoli'den, kupadan hatta Juve'nin şampiyonluğundan bile daha önemli olan olaya..


Alessandro Del Piero dün son kez Juventus forması giydi..Kendimi bildim bileli Del Piero'yu izlemiş biri olarak bu tarz oyuncuların endüstriyel futbola da bir tepki olduğunu düşünmüşümdür her zaman.. Büyük kaptan, büyük oyuncu..Enfes frikikler, oyunun yönünü 1 saniyeden kısa bir sürede değiştiren enfes paslar, dil dışarda gol sevinçleri,bıraktığı enteresan favorileri,Serie B'de gemiyi terketmemesi ve 10 numaraya anlam katan en büyük oyunculardan bir tanesiydi..



Grazie Capitano !



20 Mayıs 2012 Pazar

Kaybede Kaybede Kazanmayı Öğrenenlere..



Bahsedeceğimiz kupa Avrupa'nın 1 numaralı kupası iken finale çıkan takımlar hakkında abartılı yorum yapmanın bir anlamı olmamalıydı..Fakat öyle bir ilk yarı izledik ki, 2 aydır dünya ile ilişkisini kesmiş bir adama gidip ; ' Bu takımlardan biri Barcelona'yı diğeri ise Real Madrid'i eleyerek finale geldi' deseniz, büyük ihtimalle size inanmayacaktır..

Ama futbol böyle bir oyun..Başarıya ulaşmak için rakibinizden daha iyi oynamak zorunda olmadığınız bir oyun..Temel kural şudur; En az rakibin kadar mücadele etmek zorundasın..

Chelsea ve Bayern Münih'in kendi içerisinde pek çok dramı ve hikayesi vardı maçtan önce..Chelsea farklı hocalarla ve iyi oynadığı sezonlarda bu kupanın dışında kalmıştı..Roman Abramovich'in ilk hayali olan Premier Lig Şampiyonluğu Jose'nin sihri sayesinde uzun süreli bir hasret olmamış fakat Avrupa'nın en büyüğü olma rüyası devam ediyordu..

Andre Villas-Boas tercihi sezon başında 'tamamlanmamış Portekiz sihri' ni gerçeğe dönüştürme adına yapılan bir hamleydi..Villas-Boas çok iyi bir taktisyen olabilir fakat elindeki malzemeyi iyi kullanamayan bir hocaydı.. Avrupa Futbolunun Boston Celtics'i diyebileceğimiz veteran Chelsea'den genç ve enerjik Porto performansı bekledi ve başarılı olamadı..

Villas Boas ile heba edilen Premier Lig sezonunda idareten göreve getirilen ve son yıllarda üstlendiği görevle Chelsea için ''içimizden biri'' olan Di Matteo ile sevabıyla günahıyla eritilen bir sene olması amaçlandı..

Gruptan çıktıktan sonra ilk maçta Napoli'ye İtalya'da 3-1 yenildikleri akşam bu takım neleri düşünüyordu acaba..? Chelsea Roman Abramovich ile birlikte kim ne dersin kolay pes etmeyen ve Avrupa'da her zaman iddialı bir takım oldu..Kaybedilen finaller, son anda elenilen yarı finaller takım için her zaman bir tecrübe ve birikim oldu.. Dediğim gibi bu takım veteran bir takımdı ve bu kurt oyuncuların her zaman bir iki numaraları olacaktı.. 3-1'in rövanşında Londra'da normal sürede alınan 3-1'lik galibiyet ve 105. dakikada Ivanovic ile gelen gol Avrupa'da Chelsea'nin yine en az bir çeyrek final görmesini sağlıyordu..

Çeyrek finalde Benfica'ya karşı Portekiz'de alınan 1-0'lık galibiyet aslında yarı final anlamına geliyordu..Bu veteran takıma karşı İngiltere'de bu skoru döndürmek zordu ve olmadı da..Chelsea'nin yarı final rakibi onlara en büyük darbeleri indiren Barcelona olmuştu..

O maçı hepiniz çok net hatırlıyorsunuz..Bana göre bir futbol mucizesiydi..O gece Barcelona'yı sevmese dahi futbolu seven her insan Didier Drogba'ya karşı antipati beslemişti belki..Ama finalde söyleyeceğimiz gibi..Bu takım kaybede kaybede kazanmaya giden yolları öğrenmişti..

Final öncesi Di Matteo yönetiminde Liverpool'a karşı alınan FA Cup zaferi Chelsea'yi büyük oranda tatmin etmişti ve kötü giden Premier Lig sezonunda teselli olmuştu..Chelsea'nin oynayacağı bir final vardı ancak o finalde ibre Bayern tarafındaydı..

Bayern Münih'in hocasından başlayalım.. Heynckes günümüzün kaybedenidir..

Kaybedenlik serüveni 22 Mayıs 2010'da başladı.. Madrid'de ki finalde Jose'nin Inter'ine 2-0 ile yenildiler ve kupa Inter'in oldu..

Belki bir final olarak algılayamayız fakat şu kadroyla şampiyonluğu Dortmund'a kaptırması da büyük bir kayıptır.. Enteresan notlardan birisi ligin kader maçında kazanılan penaltıyı yine Robben'e attırmış ve şampiyonluğu Dortmund'a vermişti..


Finaldeki rakibi Chelsea, Liverpool'u yenerek FA Cup'ı kaldırmışken, Bayern ve Heynckes Almanya Kupası finalinde Dortmund'dan 5-2'lik bir mağlubiyet alıyor ve yine bir final Heynckes liderliğinde elden kaçıyordu..

Heynckes ve takımı Real Madrid'i elemeyi iki maçta da oynadığı oyunla haketmişti..Final evleri Allianz Arena'da olacaktı ve bu kadar kaybeden bir takımın artık kazanma zamanı gelmiş olmalıydı..

Ama karşılarında da maçtan sonra Didier Drogba'nın dediği gibi kaybede kaybede kazanmayı öğrenen bir Chelsea vardı..

Uzun yazdık sadete gelelim..Maçın döndüğü 2 an var..Thomas Muller'in golünün ardından oyundan çıkartılıp yerine Van Buyten'in alınması 1. kırılma anı.. O an bunu twitter'da da yazmıştım..Sevmiyorum bu tarz işler yapan hocaları.. Ki Van Buyten'i oyuna alma amacın senin 20 korner attığın ama rakibinin ilk ve son attığı kornerde gelen 'kafa' golüyle yerlebir edildi..


Futbol bu yüzden dünyanın en güzel sporu işte..İçerisinde biriktirdiği hikayelere rağmen her zaman topun istediği oluyor..

Maçın bir diğer kırılma anı ise uzatmada Robben'in kaçırdığı penaltı.. Heynckes Hollandalı olmasa bu takımda asla Robben penaltı atmaz..Ama yine Arjen Robben yine bir kritik penaltı..Arjen Robben modern zamanların Roberto Baggio'su oldu..

Penaltılarla gelen Chelsea zaferi Avrupa Futbolunun unutulmazlarından biri oldu..Oynadıkları oyunla olmasa bile şu geçirdikleri 7-8 yıllık serüven ve değişim ile müzelerine bu kupayı götürmeyi haketmişlerdi.. Boston'un son şampiyonluk sonrası olduğu gibi bu veteran takım da bu şekilde devam ederse artık ne CL ne FA Cup alamaz.. Roman Abramovich bu kupadan alacağı destek ile yeni bir yapılanmaya gidecektir.. Di Matteo Chelsea taraftarı için her zaman 'içimizden biri' olarak kalacaktır fakat seneye devam edeceğini düşünmüyorum..



Ve Didier Drogba.. Barcelona maçından sonra çoğu kişiye antipatik gelen Didier sonunda çok istediği kupanın sahibi oldu.. Didier Drogba gibi büyük bir karakterin bu kupayı almadan Avrupa Futboluna veda etmesi yakışık almazdı..


                              Darısı tüm ''kaybede kaybede kazanmayı öğrenenlerin'' başına..

15 Nisan 2012 Pazar

Fenerbahçe : 2 - 0 : Trabzonspor / İşimize Bakalım


15 nisan günü Fenerbahçe için kendi içinde yeni bir diriliş günü oldu..

Cadde'den yayılan enerji,sinerji,mutluluk,hırs ve inanç akşam Saracoğlu'nda da ortaya çıkamış meğer..

Takımın mental olarak bambaşka bir diriliş ile sahaya çıkacağının sinyallerini hafta boyunca aldık..Stoch'un olmayıp, Caner ile başlamak Trabzon maçı özelinde doğru bir tercih..Trabzon'da da tercih bu yöndeydi ve Caner'in ahmakça sarı kartı olmasa belki oradan galibiyetle dönecekti takım..

Stoch'un kullanılmama nedeni, Alanzinho-Halil-Olcan gibi kendini kanada atıp, Ziegler'i 2'ye 1 yakalama tehditine karşı alınan bir önlemdir..

Maçı dakika dakika anlatmayayım..Maça çok istekli başladı Fenerbahçe.. Bu maçla ilgili tek sıkıntı defansın topla çıkarken yaptığı gereksiz hareketler.. Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler dörtlü savunmasının Barcelona tarzı top dolaştırmasına gerek yok.. Trabzon'da yenilen gol, Arena'da Bilica-Elmander muhabbeti, bugün Emre'nin 2.golün ardından yaptığı hata vb. bir çırpıda aklıma gelen bir çok örnek var bu konuyla ilgili..

Takımın en önemli isimleri Cristian-Gökhan ve Mehmet Topuz idi..

Cristian'a sonra gelelim, önce sağ kanada inelim..

Gökhan-Mehmet ikilisi geçen sene bıraktıkları noktaya nihayet bu maçta ulaştılar..Müthiş bir baskı,tempo ve devamlılık ile oynadılar..Hem Rıdvan Dilmen'in tabiriyle 'içeri sıktılar' hem de takımı ileri geri müthiş taşıdılar..

Gökhan ve Mehmet 90.dakika'da bile hala müthiş bir istek ve disiplinle hücuma yardımcı oluyorlardı..Onların bu ikili tempoları sadece sağ kanadı değil, takımın genel oyununu da müthiş etkiliyor..

Sol kanat yine tempolu ve güçlüydü fakat burada en önemli sorun üretkenlik..

Stoperde Yobo, Burak Yılmaz'ı sahadan sildi..Bekir'de birkaç tane önemli kademeye girdi..Bekir'in bazen kendine aşırı güveni sıkıntı yaratabiliyor..Onun dışında Bekir kalpten oynayan bir oyuncu,elinden geleni yapıyor..Bekir'e topla birlikte savunmadan çıkma görevi verilmese daha uygun olur..

Emre kendini biraz daha savunmaya çekti..Özellikle takımın hücum hazırlıklarında önemli top dağıtımı yaptı..

Alex'in en silik olduğu maçlardan biriydi..Buna rağmen Zokora'yı bağlarda bahçelerde gezdirmesi sayesinde ortasahanın üstünlüğünü ele aldık..

Gelelim maçın yıldızına..Cristian Baroni öncelikle önemli bir karakter..Ama dengesiz..Neden derseniz, bu adam hakikaten mental olarak maça çok iyi hazırlanmalı..Bazen 10.dakikada Baroni'den o maç hiçbir hayır gelmeyeceğini görebiliyorsunuz ve adam cidden o maçları çok kötü oynuyor.. Ama bazen maçın başından sonuna kadar öyle bir oynuyor ki, hayran hayran izliyorsunuz..

Bu sene 7.golü attı..Sow'a yaptığı asist'i bu takımda sadece Alex yapar normal şartlarda..Ama Cristian anormal şartları kendi kafasında bir şekilde yaratıyor..Armayı öpmesi, ağlamayın işareti yaptığı gol sevinçleri falan enteresan bir futbolcu Baroni..
Cristian'ın kalan maçlarda böyle bir oyun oynamasının bir garantisi yok..Haftaya Arena'da sinmiş bir Cristian izlersek şaşırmam..Zaten Cristian ile ilgili en önemli sıkıntı bu..

Hocanın Semih'e geri dönüş yapması çok sevindirici..Formu ne olursa olsun Semih bir Fenerbahçe simgesidir..Bunca yıllık emeğinin heba olmasını istemem..

Moussa Sow 12. maçında 8. golünü attı.. Sow bizleri, biz Sow'u çok sevdik.. Geleli 6 ay olmadan 3 büyük maçta gol attı.. İnşallah bu birliktelik uzun yıllar sürer..
İlk maçı kazanmak güzel, daha da önemlisi bu şekilde bir futbol ile kazanmak güzel.. Kimin ne yaptığına bakmadan, kalan maçlara konsantre olmak gerekiyor..

Saldır Fener.