
Eskişehir maçından sonra Yobo'nun açıklamaları çok enteresandı..
Maçlardan önce herşeyi konuşuyoruz ancak sahaya çıkınca herşey lafta kalıyor diyor Joseph Yobo..
Bizler de bunun farkındayız aslında..Oyuncularımızın sezon başından beri verdikleri demeçler çok hoşumuza gidiyor ancak bunun sahaya yansımasını göremediğimiz için bizler de hayal kırıklığına uğruyoruz.
Fenerbahçe'nin geleneğinde vardır başkanın soyunma odasına müdehalesi..Yıllardır bahsedilen 'Azizsilin' etkisi de bunun bir sonucudur..Azizsilin'in olmadığı ve üzerine bu olayların yaşandığı bir yıl futbol takımının süt dökmüş kediye dönmesi beni pek şaşırtmıyor..
Takımın iç sahada tribün desteği ve gazıyla kendine güveninin yerine gelip maç kazanmasının en büyük nedenlerinden biri de bu zaten..
Fenerbahçe takımı çok ciddi bir motivasyon kaybında ve derin bir boşlukta..Tüm bu desteğe rağmen takım deplasmana gittiğinde bu derin boşluğun içinde kayboluyor..
Burada Aykut Kocaman'a da biraz eleştiri yapmak gerekiyor..Hocamız ne yazık ki saha içerisinde radikal kararlar alamıyor..
Ben şuna eminim ki Karabük-Samsun-Belediye-Eskişehir maçlarında oyuna 2.forveti alabilme cesaretini gösterseydi hoca, bu 4 maçtan en az 6 puan çıkartırdık..Bu söylediğime katılmayan varsa yorum bırakabilir..
Ve elbette bu oyuncu değişikliklerini 60'dan sonraya bırakmamak gerekir..Ancak hoca ne yazık ki değil 60,neredeyse hiç yapmıyor bunu..
4-3-1-2 çok çılgın bir değişiklik de değil üstelik..
Bahsettiğim gibi şuan takımın Azizsilin etkisinin yarısı da olsa bir etkiye ihtiyacı var..Önümüzde playofflarla birlikte 12 maçlık bir süreç var..Playoff öncesi oynanacak 6 maçın 4 tanesi içeride , deplasmanda oynanacak maçlardan biri de Ankaragücü..
Bu takım neler yapabileceğini bize yıllardır gösteriyor..Yeter ki inansın,kendine güvensin ve mücadele etsin..
Ancak bunu tetikleyen bir gün iç sahadaki tribün, bir gün de kenardaki hoca olmalıdır..
Formsuz Ziegler-Cristian-Mehmet ile 28 hafta kaybettik zaten..Fenerbahçe'nin artık hücum etmeye ihtiyacı var..
Azizsilin'i bulamıyoruz, bu sene üretimi yasaklandı..Haydi Aykut Hocam sen bul bir ilaç..
Biraz cesaret, biraz radikal kararlar..
Aziz Yıldırım geçtiğimiz Cuma çıksaydı şu takım Eskişehir'e 4 atarak gelirdi..Bunu kabullenmek lazım..Bu boşluğu bir şekilde doldurun ve kalan haftalarda en iyi mücadelenizi sahaya koyun..
O forma için savaşanlar asla yalnız kalmazlar.
27 Şubat 2012 Pazartesi
Kaybedilmiş Birşey Yok..
25 Şubat 2012 Cumartesi
25 Şubat 2012
Bugün 25 Şubat 2012..
Belki ilk kez söylemiyorum ama 3 Temmuz'dan bugüne dek yaşadığım duygular belki de ömrümden 3-5 seneyi aldı..
Yaşadığımız duygular inanılmaz diplerde ve tepelerde gezdi..Fenerbahçemiz için çok kişinin kalbini kırdık, çok kişiyle takıştık.. İnandığımız değerin ve gözlerimizin önünde olanları lekemeye çalışanlara hala mücadele ediyoruz..
Üstelik bugün 25 Şubat 2012.. 3 Temmuz 2011 sabahından fazlaca yol katetmişiz..
Yoğun bir hafta Çağlayan'da biber gazıyla sona erdi..Fenerbahçe tutsaklarından Şekip Bey ile Fenerbahçeli Cemil'i kurtarabildik bu dalgada..Diğerleri de hakettikleri gün ışığına kavuşacaklar en kısa zamanda..
Ama işin neticesinde kulübün tüm halkalarını fazlasıyla yoran,yıpratan ve işin neticesinde kalbini kıran bir sonuçla tekrar yolumuza çıktık..
Aziz Yıldırım'ın emniyet-savcı ve okyanus ötesine yolladığı mesajlar çok açıktı savunma sırasında..Bunlara bu yazıda girmeyeceğim..Ha girilmesi gereken bir nokta var ama..
İstifaya davet edilen Emniyet'in başkana mesajı oldu belki bu akşam Eskişehir'de yapılan muamele..İstanbul'dan yolcu ettiğimiz abilerimiz,kardeşlerimiz belki ben evde bu yazıyı yazarken hala oralarda bir yerlerde tehdide,küfüre ve biber gazına muhattab oluyorlardır..
İleri demokrasiyle yönetilen polis devletinin Aziz Yıldırım'a bir gözdağı belki de bunlar..
Fenerbahçe her koluyla ciddi bir kuşatma altında..Bu kuşatmayı bir gün 45.000 kadın ve çocuk , bir gün otobüsler dolusu taraftar , bir gün Koç gibi bir yönetici , bir gün (ki bu sene pek göremiyoruz) taraftar yürekli bir futbolcu kırmaya çalışıyor..
Bu abluka elbet dağılacak,bu kuşatmadan Fenerbahçe'nin güneşi doğacak..
Fakat bizden alınan, daha doğrusu çalınan hisler ve duygular ne olacak..?
Son 4 deplasmandan puan alamayan bir takıma dönüştü geçen sene 18'de 17 yapan canavarlar..
Çok kızıyoruz, sindiremiyoruz yapmadıkları mücadeleden ötürü..Ama bu adamlar dün gece saat 3'e kadar FBTV başından ayrıldı mı ki..?
He bunların hiçbiri mazeret değil..Eskişehir'de 'Aziz pabucu yarım çık dışarıya oynayalım' diye başkanınla dalga geçenlere sahada cevap veremiyorsan benim gözümde sen hiçbir zaman bu 'onurlu mücadelenin' adamı değilsin..
Artık burada mücadele istiyoruz,sonuç önemli değil falan da yazmayacağım..Biliyorum sizler de çok yıprandınız,çok üzüldünüz,çok yoruldunuz..Yazmayacağım sizlere birşey..Çok daha iyisini yapabilirdiniz sadece ve siz bunu yapamadınız..Buna kırgınım sadece..
Ama ne yapayım.. Tüm direnişe ve desteğe rağmen bu zincir kırıldı..Bu sezon şampiyonluk hayalleri bile kurmuyorum artık..Maçı izlerken 4 duble rakı içtim , bir yudumu keyifle gitmedi..
Bu sene kim şampiyon olursa olsun..Operasyonun en önemli sonuçlarından biri olacak şekilde Fatih'in Aslanları şampiyon olsun, banane..
Benim için asıl şampiyonluk Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerimizin dışarı çıktıkları ve beraat ettikleri gündür..
Geçen sezonun şampiyonluğunun temizliği tüm Türkiye'nin kafasına dank ettiğinde bizler 25 milyon tekrar sokaklara dökülüp Sivas maçının bitiş düdüğünü tekrar tüm Türkiye'ye yaşatacağız..
13 Şubat 2012 Pazartesi
Bir Marka Nasıl Harcanır..? Fenerium Yanlışları

Öncelikle böyle bir yazıya neden giriştiğimi belirtmem gerekiyor..Endüstriyelleşen futbolun geldiği noktada saha içerisindeki başarı çok sağlam oyuncu kadroları kurmaktan geçiyor..Futbola giren Arap ve Rus sermayesi ve ortada dönen inanılmaz paralar sektörün kaymağının ne kadar tatlı olduğunun kanıtı..
Piyasada bitmek bilmeyen bir rekabet var hal böyle olunca..Her oyuncunun daha iyisi,her stadın daha büyüğü her sponsorun daha zengini rahatlıkla bulunabiliyor..
Kulüplerin bu piyasada en büyük legal gelir kaynakları ; Yayın gelirleri , sponsorluklar , stad gelirleri ve forma satışları adı altında incelenen ürün satışları..Hatta durum öyle acımasız bir noktada ki imkanı bulan hemen hemen her takım stadyumunun ismine bile sponsor arıyor..Yeter ki bir yerden para gelsin..
Bu bahsettiğim konuların çok daha detaylarına inebilirim zira bu konular gelecek 10 yıl içerisinde artık uzmanlık gerektirecek bir iş alanı olacak..Bu yazının mikro odağı Fenerium’un satış/pazarlama stratejileri ,ürün yelpazesi, olmaması gerekenler ve olması gerekenler üzerine olacak..
Ancak dediğim gibi yukarıda bahsettiğim makro odak çok büyük bir okyanus ve stratejiler her kulüpte farklılıklar göstereceğinden tamamen profesyonellerden ziyade,o kulübün içinden yetişen profesyonellere bırakılmalıdır.
Şunu belirteyim bu arada..Bu tip yazılarda her zaman ‘ehem öhöm bakın Real Madrid geçen sene bu kadar para kazanmış store’dan,stad turundan vs. ‘ konuları konuşulur. Bana kalırsa bu tip örneklendirmeler yapmak doğru sonuçlar veren bir denklem olmaz zira yukarıda dediğim gibi her kulübün kendi iç dinamikleri farklıdır ve bir noktadan sonra kazanabileceğiniz paranın da bir üst limiti vardır.
Fenerbahçe özelinde şunu söylemek gerekir ki , Fenerbahçe taraftarı kafayı sıyırdığı zaman günde 1 milyon TL gibi cirolar bırakabilen bir kitle..Yeter ki doğru noktalara , doğru atışlar yapılsın..
Peki bu doğru atışlar ne kadar yapılabiliyor..?
Fenerium’dan aldığınız kupa bardağın ilk çayınızı içtiğinizde renginin değişmesine kadar detaylara ineceğimiz yazının öncesinde kendi adıma Fenerium’da gördüğüm en büyük sıkıntıyı dile getirmem gerek..
Türkiye’de sanırım herkesin kabul ettiği bir gerçektir ki ; kulübüne en bağlı taraftar Fenerbahçe taraftarıdır. Bu karşılık beklemeksizin kurulan bağın neticesinde Fenerium’larda ‘ne yaparsak yapalım zaten talep doğacak’ anlayışı benimsenmiş durumda bana göre.
Yapılan ürünler herşeyi geç görüntü olarak hoş değil. İçerisinde sadece Fenerbahçe logosu olması veya slogan bir cümle yazması bir ürünü satmak için yeterli değil.
Slogan cümle demişken hemen açıklık getirelim. ‘Sevdamıza kimse engel olamaz’ diye başlayan ve avaz avaz söylediğimiz mükemmel bir tezahuratımız var. O tezahuratın , o güzel sözlerin , o harika sloganın hakkını veren t-shirt bu mudur allah aşkına..?
Ve bu t-shirt 34.95 TL. İşte bu yazı bu ve buna benzer örneklerle devam edecek.
Şimdi bu t-shirt’ün bilmediğim ama tahmin ettiğim hikayesine geçelim. Bu kadar güzel bir slogan elbette kullanılmalıydı. Ama şimdi bu öyle bir ürün ki ‘ abim artan düz laci kaç t-shirt var..?Heh tamam Times New Roman , 72 fontta daya abi sloganı , mahkemeden önce hazır olsun ‘
Elbette burada işi hikayeleştirdim ama dialoglar böyle olmasa da şu ürünün karşılığı buna benzer bir mantıktır kimse kusura bakmasın.
Yazıya başlamadan önce twitter’dan da fikirler aldım..O kadar çok şikayet var ki hepsine tek tek girersem yazı bitmez cidden..Belli başlıklardan devam edelim..
Ürünlerin bana göre %80’i stil ve tarz olarak çok kötü. Ama belki de bu benim zevksizliğimden ötürüdür o yüzden bu kişisel görüşü çok ön planda tutmuyorum ancak fiyat politikası tam bir rezalet..
Bakın mesela bu..Ben giymem , başkası giyer ona diyecek hiçbirşey yok elbette ancak buna 70 TL verilir mi..?
Bunun da fiyatını falan geç , bordo mavi abi bu..Ne işi var bunun burada..?
Bu tip verilecek çok örnek var. 160 TL’ye mont var mesela..Olacak iş değil..Efsane formamıza aşığız resmen ama 80 TL fiyat çekiliyor. Efsane formadan az kar et ne olacak..? Bu mantıkla marka mı yönetilir demeyin , o efsane formayı piyasaya çıkartıyorsan 80 TL fiyatlandırma ayıptır,kimse kusura bakmasın.
Ayrıca ürün kalitesi olarak da bu fiyatın yakınından geçmiyor ürünler..İlk yıkamada çeken,rengi atan,pamuklaşan ürünlerden taraftar çok şikayetçi..
Uzun yıllardır taraftarların ‘reklamsız forma’ talebi var.Bunu da neden yapmazlar anlamıyorum. Üstelik bizler reklamsız forma istedikçe , formadaki reklamlar arttı..Artık sırt kısmına ismimizi bile yazamıyoruz..Hepimiz çokomel gibi geziyoruz..Yaz günü kapşonlu giyer olduk , Ülker diye dolaşmayalım diye..
Forma demişken bir iki detay daha..Uzun kollu forma neden yapılmıyor..? Her halısaha oynayanın rüyasıdır uzun kollu forma..Şaka bir yana bu da bir tarzdır ve kendine has bir kitlesi vardır..Neden es geçiliyor..?
Avrupa’da da gördüğümüz üzere takımlar store satışlarını arttırmak adına asli renklerinden farklı renkler kullanarak belli forma ve tasarımlara giriştiler..Bu da tadında kaldığı sürece çok güzel ve getirdiği gelir açısından da önemli bir hamle. Ama bazen tadı kaçıyor.. Fosforlu formalar,her casual üründe kullanılmaya çalışılan mavi-beyaz tonlar , yine günlük hayatta asla giyemeyeceğimiz aşırı fosforlu ve turkuaz tonlar ürün satışlarını bana kalırsa baltalıyor.
Bu da farklı bir konuya itti bizi. Fenerium’larda belki çok fazla ürün var ancak hadi bunu da dışarıya çıkarken giyerim diyebileceğiniz çok az ürün var.Bunun nedeni ya kullanılan renkler ya da aşırı rahatsız edici büyük fontlarda yazılan yazılar veya şekiller..
Bir şuna bakın
Bir de herhangi bir Fenerium t-shirt’üne bakın..Olacak iş mi..?
Sosyal medya’da en az 50 insan bulabilirim size ‘abi emlak bankası forması bulsak da alsak’ diyen. Ben bu yazıda örnekleri Arsenal Store’dan veriyorum Arsenal’e olan sempatimden dolayı.Mesela orda Retro Collection’da JVC reklamlı 1985 yılının formaları satılıyor hala. Bugün Emlak Bankası 8 Rıdvan forması satılsa fena mı olur..? Basit bir örnek yani bu..
Retrolarda çok zayıf olduğumuz gibi , Fenerbahçe efsanelerinin kullanımı sıfırın altında..Lefter için yapılan t-shirt bu mu olmalı allah aşkına..? Bunu tasarlamak ayrı bir ayıp , bunu piyasaya sürmek çok daha ayrı bir ayıp..Bu artık zevk işi değil ayrıca..Ben beğenmem sen beğinirsini yok bunun..Bu açık ve net çok kötü bir ürün. Lefter’in vefatından sonra bu tasarım mı yapılıyor..? Tasarım demek bile ayıp şuna , kusura bakmayın.
Geçen sene Fenerbahçe tarihinin en unutulmaz ve destansı şampiyonluğunu kazandı. Bu sürecin sonunda çıkacak hiçbir sonuç bu duygularımızı zedeleyemeyeceği gibi,o takımın ve Aykut Kocaman’ın saha içerisinde verdiği o unutulmaz mücadeleye asla gölge düşüremeyecek. Fakat ne oyuncularla,ne de Aykut Kocaman ile ilgili bir tane ürünün yok..!
28 gol atan Alex’in , kalesini gole kapatan Volkan’ın , Antep’e atılan golde ortayı yaptığı yere çöküp ağlamaya başlayan Gökhan’ın, her maç ciğerlerini sahada bırakan Emre’nin Mehmet’in hiç mi değeri yok..? Bu oyuncularla ilgili hiç mi ürün çalışması yapılmaz..? Ya Aykut Kocaman..? Bu sorular çok enteresan gerçekten..Yani bunları burada soruyor olmam bile çok saçma..
Sloganlardan bahsetmiştim yazının başlarında.. O kadar güzel sloganlar var ki , en kötü atkı yaparsın yani..Ben şu atkıyı bulabilmek için 10 gün araştırma yaptım..Atkı çok mu güzel..? Değil. Ama şu mesajı verebileceğimiz başka bir alternatifimiz var mı..? Yok.
Haklıyız kazanacağız ! sözü 3 Temmuz’dan beri en büyük sloganlarımızdan biri..Bir tane atkısı,ürünü var mı..? Yok.
Atkıdan girmişken,büyük maçlarda satışa çıkmak üzere maç günü atkıları istiyoruz yıllardır.Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadığımız sene millet Sevilla’dan fazladan aldığı Sevilla-Fenerbahçe maç günü atkılarını burada üç basamaklı rakamlara satıyordu..
Mesela Arsenal Store’u gezerken şu olaya bayıldım.

Bunlar ciddi fiyatlara satılıyor..200 pound..Ama muhteşem. Düşünsenize size hediye olarak Volkan’ın bir maçta giydiği eldiven imzalı ve çerçeveli olarak geliyor. Ne muhteşem bir hediye. Bunu da şöyle yaparsınız , atıyorum Volkan’ın eldiveni 500 tane piyasaya sürersin , 200’ü İstanbul’da olur fiyatı yüksek olur.. Herkesin evinde olacak birşey olmaz ama çok özel bir ürün serisi olur..
Bunun Rıdvan’ını , Aykut’unu , Can Bartu’sunu falan da yaparsın ve çok ciddi talep görür..
Futbol dışı branş ürünlerine de dikkat çekmek lazım..Arsenal gibi sadece futbol kulübü değiliz sonuçta.Ancak diğer branşların da ürün yelpazesi yerlerde..Hani ürün yelpazesi demeyelim gerçi,sonuçta ne kadar talep görebilir ama Fenerbahçe Basketbol ürünü bu mudur..? Fiyatı da bu mudur yani..?
Bunlar her anlamda taraftara yapılan ayıplardır bana kalırsa.
Daha örneklendirebilecek,fikir verilebilecek çok şey var ancak artık kapatalım yavaş yavaş.Son bir iki ufak fikir , Bobblehead veya futbolcu figürleri , stad maketi (ama daha önce çıkan kinder sürpriz oyuncağı gibi değil) , stad gezileri (yedek kulübesine girebilme vs. ) gibi imkanlar kullanılmalı..
Ne yapmalı peki..? Dediğim gibi bana göre en önemli noktalar ;
- Düzenlenen ve akla uygun fiyat politikası
- Güzel tasarımlar
- Maç günleri dışında giyilebilecek ürünlerin artması
- Taraftarın istedikleri tarzda ürünler çıkartılması
Atladığım birçok detay olmuştur muhakkak ancak umarım okurken çok boğulmadığınız faydalı bir yazı olmuştur ve gerekli yerlere ulaşır.
Öncelikle yazıya gösterdiğiniz ilgi için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum..
Yazıyı okuyanların yazıya verdiği destek ve paralel düşünceler doğrultusunda birkaç ekleme yapmak durumunda kaldım..Özellikle Twitter'dan inanılmaz sayıda paralel düşünce ve yeni nokta atışları yapıldı..Madem bu konuya ön ayak olduk bu yazı ile o halde eklemeleri de yazının sonuna iliştirelim..
Sosyal medyanın en etkili satış ve pazarlama silahlarından biri halini aldığı bugünlerde Fenerium'un bu alanlarda daha interaktif olabilmesi,hantallığını ortadan kaldırması ve çeşitli kampanyalarla ilgiyi üzerine çekmesini sağlamak gerekiyor. Bunu klasik 'soru soruyoruz,doğru cevabı veren 1,10 ve 100.kişiye x ürünümüz hediye' klişesinden çıkartıp , bu interaktif ortamı taraftarlarla harmanlaması gerekir.
Yapılması hoş olabilecek bir diğer nokta ise , tasarım yarışmaları..Fenerium'un o ay çıkartacağı bir t-shirt,kazak,atkı,şapka,yatak örtüsü vs. vs. ürünlerinden biri için bir yarışma yapılır ve anket sonucu birinci seçilen üründen belli bir miktar yapılır..Tasarım birincisine de değişik ödüller verilebilir ki en büyük ödül takımından bir futbolcuyla tanışması olabilir..
Avrupa'nın belli başkentleri ve Amerika'nın en önemli şehirlerinde yer alan büyük spor marketlerinde belli miktarlarda Fenerbahçe forması olabilse hem kulüp reklamı için hem de orada yaşayan insanlarımız için güzel bir nokta atışı olabilir.
Ayrıyetten yurdışı satışları ile ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç var..Gurbette yaşayan Fenerbahçeliler yüksek kargo fiyatlarından şikayetçiler..Bununla ilgili bir çalışma yapılarak orada ki pazarı daha işlek hale getirebiliriz.
Bana göre de çok önemli olan bir konu ise ürünlerin kalıpları ile ilgili..Bazı ürünler (örn:polo t-shirtler,bazı gömlekler ve kazaklar) slim fit olmalı..Klasik fit her ürüne yapılmaz. Daha aktif,şık ve sade ürünlerde slim fit'in kullanılması bu ürünlerin dışarıya da rahatlıkla giyilmesini sağlar.
Özellikle bayan voleybol ve basketbol ile ilgili çok fazla şikayet var. Bu sporlara yönelen genç kardeşlerimizin kendilerini bu takımlara,izledikleri ablalarına aidiyet uyandırabilecekleri bir tane ürün bile yok. Bu çok ciddi bir sorun..Fenerbahçe bayan basketbol ve bayan voleybol'da tarihe geçecek takımlar kurdu fakat bunlarla olan aidiyet bağı sadece çubuklu forma..
Son 3-4 yılda Adidas ve Nike'ın gerek nba şortları gerekse eşofman altları inanılmaz bir patlama yaptı..Bunların model olarak birebir aynısını yap,turkuaz veya fosforlu abuk renkler kullanma ,bi tane cebin altına küçük bir Fenerbahçe logosu iliştir bak bakalım nasıl satıyor..Yine dediğim gibi basketbol şortu..Takımın giydiği şort değil..Biraz tarz biraz daha göz alıcı birşeyler yapılsa çok önemli satışlar yapılabilir.
Yazının eklemeler yapılmayan halini her derdimize kulak vermeye çalışan Ömer Temelli okudu ve beğendi. Bu eklemeler yapıldıktan sonra yazıyı kendisine tekrar ulaştırmaya çalışacağız. Bakalım bu yazı gerekli harekete yardımcı olabilecek mi..Burada şu da önemli , ben bu yazıyı yazdım ve belki bu yazdıklarımın hepsine çözüm bulunacak fakat burada asıl soru ,bir daha ben veya sizlerden biri bu tarz bir yazı yazma gerekliliği duyacak mıyız..? Umarım bu sorunu çözebiliriz..
Tekrardan hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim güzel yorumlarınız için..
12 Şubat 2012 Pazar
Yenilin Ama Boynumuzu Yere Eğmeyin
Neden Fabio Luciano'nun bu yazının tepesinde kullanıldığını anlatmama gerek yok sanırım..
Bugün bu takımda eleştirdiğimiz oyuncuların hepsi çok büyük karakterler ortaya koydu saha dışında.. Herşeyden önemlisi 'bizi düşürsünler' diyebilme yiğitliğini göstererek emeklerine atılmaya çalışılan çamuru yere vurdular..
Topuk Yaylası'nda bizlerle birlikte gözyaşı döktüler..
Amatör'e de gitsek bırakmıyoruz , buradayız dediler..
Bende kendi adıma bu kadroyu ve teknik ekibi Fenerbahçe tarihinin en özel takım grubu olarak yazdım daha önce..
Fenerbahçe taraftarı herşeyi kaldırır,haksızlığı,gamsızlığı kaldırmaz..Biz taraftarları için Fenerbahçe forması cidden yüklenen anlamlarından da daha kutsal ve yücedir..Bu anlamı kelimeye dökmek , tarif etmeye çalışmak çok zordur..
Sen böyle bir süreç yaşamışsın..Emeklerine leke sürülmeye çalışılıyor..Ülkenin her yerinde , aklına gelen gelmeyen tüm medyada..Bizler taraftar olarak buna çıldırırken , sen Aykut hocanın da dediği gibi kanırta kanırta şampiyon olduğun emeklere leke sürmeye çalışanlara karşı kim bilir neler hissediyorsundur..Onu bizler bilemeyiz zaten..
Bunların hepsini tahmin edebiliyorum..Zaten sizler de konuştuğunuz , anlattığınız zaman bu sürecin sizi nasıl etkilediğini , neler hissettiklerinizi belirtiyorsunuz..
Fenerbahçe taraftarı dediğim gibi herşeyi kaldırır , ruhsuzluğu , mücadele etmemeyi kaldırmaz..Bu yüzdendir ki ' Yenilsen bile maçın sonunda sırılsıklam olsun o forma ' diye bir tezahurat yapma ihtiyacı duymuşuz daha önce..
Bu sene başlarken de , devam ederken de bizler hep aynı şeyin üzerinde durduk.. Mücadele edin,savaşın ve emeklerinize sahip çıkın dedik..Bizler sizin temizliğinize,alınterinize sonuna kadar saygılıyız..Buna saygısı olmayanlara malzeme vermeyin , sahada başımızı öne eğmeyin dedik..
Her deplasman aynı sıkıntı..İçerde 50.000 kişi ile koşmamak için yemin etsen maçtan önce yine kendini koşarken , mücadele ederken bulursun zaten..Deplasmanda yürüyerek futbolun kitabını yazıyorsunuz..Pas almak için iki adım sağa sola gitmiyorsunuz..
Böyle mi sahip çıkılıyor geçen senenin alın terine..?
Böyle mi sahip çıkılıyor Metris'te her maçınızı bambaşka duygularla,özlemlerle izleyen Fenerbahçe esirlerine..?
Böyle mi sahip çıkılıyor 3 Temmuz'dan beri hayatının en büyük önceliğini sizlere veren,Topuk Yaylası'ndan Boğaz Köprüsü'ne , Kadıköy'den Metris'e , Cadde'den deplasmana gelen taraftarınıza..?
Sizler böyle oynadığınızda ne oluyor biliyor musunuz..? Bizler yarın işimize,okulumuza başımız önde gidiyoruz..Yenilmeniz değil sorun..Gamsızlığınız,umarsız halleriniz..
Fenerbahçe taraftarı 4-3 Beşiktaş maçında 10 dakika sahayı terketmedi sizleri alkışlamak için..
Hep dedik ki sonuna kadar yanınızdayız..Sonuna kadar arkanızdayız..Hiç geri adım atmayın,hiçbirşey cesaretinizi kırmasın,Fenerbahçe düşmanlarını sevindirmeyin dedik..
Şampiyonluğu , kupası umrumuzda değil yahu..Şunu yaşatmayın ama artık..1 değil 2 değil..
İçerdeki Karabük maçında;Alex'in 6.dakikada oyundan atıldığı ve 1-0 kazandığımız maçta yazdığım yazıyı hatırlıyorum..Maç bittiğinde 10 kişi soyunma odasına gidecek haliniz yoktu sizin..Bu karakter neden sadece Kadıköy'de ortaya çıkıyor..?
Bu oynadığınız son karaktersiz maç olsun..Her maçınızdan sonra o forma sırılsıklam olsun..Bize Tuncay dedirtmeyin..
Şampiyonluğa değil , mücadeleye en çok ihtiyacımız olan senedeyiz..
Fenerbahçe esirlerini de üzmeyin artık..Taraftar üzülmeye alışıktır..Yarın içerde bi gol atıp armayı öpersiniz herşey unutulur..Ama Metris'te insanlara yaşattığınız üzüntüye,kedere bizim müdehale etme şansımız yok..
Mücadele edin , sizinle o yolda ölelim.
7 Şubat 2012 Salı
Fenerbahçe : 2 - 0 : Beşiktaş / Atlayın Gidiyoruz
Maçtan evvel herkesin odaklandığı nokta Beşiktaş'ın eksikleriydi..Evet Beşiktaş gerçekten en kilit noktalarda en kilit oyuncularından yoksun geldi Kadıköy'e..
Aynı maçta iki bekinizin birden değişmesi,takımınızın en önemli ortasaha oyuncu Fernandes'in yokluğu ve en başından beri beklentilerin çok altında olsa da ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir Queresma - Almeida ikilisinin yokluğunda Beşiktaş için beraberlik çok iyi bir sonuç olurdu..
Fenerbahçe ise bir kaç gün önce oynadığı skandal futbolun ardından Samsun'da beklemediği bir mağlubiyet almıştı..Fenerbahçe uzun zamandır beklenilenin çok altında oynuyor zaten..Buna mazeret olarak başta 7 aydır yaşanan süreç olmak üzere , yetersiz hücum gücü , fizik kapasitesi bir türlü istenilen düzeye çıkamayan takımın çok kilit oyuncular ( gökhan-emre-mehmet) buna bağlı olarak Gökhan'ın geçen seneki Gökhan olmayışı ve Ziegler'in de oyun anlayışından dolayı bindirmeyen,bindirse de katkı vermeyen bek oyuncuları geçen sene çalışan sistemi sekteye uğrattı..
Tek forvetle sahaya çıkan bir takım için kanatlardan gelecek desteğin ne kadar önemli olduğu aşikar iken Gökhan-Ziegler-Mehmet üçlüsünün rakibi bir türlü boğacak fizik güce ulaşamamaları Fenerbahçe'nin bu sene ki tıkanık görüntüsünün önemli nedenlerinden..
Kaybedilen Samsun maçı krediyi aza indirmişti..Gökhan ve Emre belki ilk 11 başlayacaklardı ancak devamı soru işaretiydi..Özellikle Ernst-Veli-Necip gibi olası rakiplere karşı Fenerbahçe ortasahası geride kalabilirdi..
Takımın en büyük umudu henüz arkadaşlarının hepsini ismen bile tanımayan Sow'un ilk 11'de başlayacak olmasıydı..
Aykut Kocaman bundan sonrası için de ideal olacak ilk 11 ile maça başladı ancak Emre-Gökhan ikilisinin fizik gücünün iyi olmaması , Sow'un ileride çok yalnız kalması ve Alex'in de dillendirdiği üzere çok yorgun olması nedeniyle Fenerbahçe'yi ileri itme görevi yine Miroslav Stoch'a kaldı..Neyse ki o , bu sene hayal kırıklığı yaratma konusunda en pinti isimlerden..
Aykut Kocaman takımın fizik olarak geride olmasının farkında ve bundan dolayı da mermiyi oyunun başlarında sıkmak istiyor..Kayseri ve Mersin maçlarında da bunu yapmıştı..Önde baskı ve kalabalık hücumlar..
Tabii bu önde basmalar sırasında Beşiktaş sahaya çıkma stratejisine uygun iki pozisyon yakaladı Holosko ile..Holosko ilkinde yeterince hızlı olamadı , ikincisinde ise vermesi gereken pası vermedi..
Fenerbahçe sinyali aldı ve Cristian-Emre'yi biraz daha kontrollü kullanmaya başladı..Bu sırada soldan Stoch'un zorladığı pozisyonun devamında gelen kornerden Yobo'nun golü geldi..
Fenerbahçe bu sezon duran toplarda dominant oyuncuya sahip olmadığından farklı organizasyonlar deniyordu..Gökhan'ın ön direkten topa dokunması ilk değildi , ilk olan devamında golü getirmesiydi..
Ortasahasından gerisi yeterince iyi olmayan Beşiktaş'a karşı erken skor avantajını ele geçirmek önemliydi..Böylece Alex-Stoch-Sow'un tehdit katsayısı kendiliğinden artıyordu..
Ancak bu sezon alıştığımız üzere golden sonra durulan Fenerbahçe bir kez daha kendisini gösterdi..İlk yarı 1-0 biterken oyun kontrolü genelde Fenerbahçe tarafındaydı.. Stoch'un oyunun başında kaçırdığı , yine Stoch'un yaratıp Alex'in bitiremediği , Cenk'in kurtardığı Cristian'ın şutu akılda kalan pozisyonlardı..
İkinci yarı Emre'nin de artık fizik olarak bitmesiyle iyice düşen ortasaha ile Beşiktaş ilk yarıda olmadığı şekilde oyunun kontrolünü aldı..Ernst ile kaçan fırsat oyunun dönüm noktasıydı..
Şunu söyleyebiliriz ki Fenerbahçe oynadığı futbol ile Beşiktaş maçı 1-1'e gelseydi zor kazanırdı..Bunu umarız ki takım aşacaktır bundan sonra..Takım çok düşüyor oyundan..Bunun dediğimiz gibi mazereteleri var..
Beşiktaş'ta eksik oyuncuları nedeniyle gol noktalarında gerek pozisyon bulma gerekse son vuruşu yapma konusunda çok kısır kaldı..Volkan'ın top çıkartmadığı bir derbi oldu..
Sow'un golü tam bir Barcelona golüydü..Caner'in sol ön yerine sağ önde denenmesi açıkçası benim için doğru tercih..Caner dağıtıcı bir oyuncu..Klasik bir kanattan ziyade Robben tarzı haldır huldur içeri girerek rakibin dengesini bozabilecek bir oyuncu..Stoch zaten aynı şekilde..Atılan gol tam bir ders..
Caner ortasahadan Stoch'a 30 metre top atıyor , ortada bir pozisyon yok , Stoch içeri bindirmeye başlıyor ve sağda Caner'in müthiş bindirmesi görülüyor..Stoch'tan Caner'e Xavi pası , Caner'den Sow'a Alves tek topu ve hoşgeldin Moussa Sow..
Fenerbahçe iyi oynamadan çok önemli bir derbi galibiyeti aldı..Takımın içinde bulunduğumuz 1 haftalık boşluğu bile bireysel performansları olumlu anlamda ciddi etkileyebilir..Şuan takımın en büyük ihtiyacı fizik gücü..Bunu depoladıkları ve dinlenebildikleri hergün kardır..
Maçın adamıyla bitirelim..
Yabooo Yaboo Yabo !
2 Şubat 2012 Perşembe
Samsunspor : 3 - 1 : Fenerbahçe / Yılgınlar
Geçen Mersin maçının ana fikri 'anlamak zor' olmuştu.. Bu ana fikire gitme nedenlerimiz barizdi..Zaten geçen seneyi çıkartırsak son 4-5 senenin hastalıklı ruh hali oldu bu Fenerbahçe için..Elbette Barcelona değilsiniz oyunun minimum 60 dakikasında rakibe hükmedin..Fakat yapabileceklerinizi gösterip , daha sonra neden rezalete döndürüyorsunuz işi diye uzun zamandır merakla izliyoruz takımımızı..
Samsun gibi gelenin geçenin en az 4-5 pozisyon bulduğu bir rakibe karşı 90 dakika attığın gol dışında pozisyonun yok..
Eyvallah Alex dinlensin ama bu takım öyle bir durumda ki Alex'in değil bir devre , 10 dakika kenarda dinlenmesi bile sakıncalı..Takımda Stoch dışında dikkat çekici hiçbirşey yok..
Erkenden golü atıyorsun..En formda oyuncun golü atıyor , en morale ihtiyacı olan oyuncun harika bir asist yapıyor , rakibinin pamuk ipliğine bağlı olan direncini de erkenden kırma fırsatını eline geçiriyorsun..
Ama bunu yapmıyorsun..Mersin maçında evinde 2-0 öne geçmene rağmen yapamadın , şimdi Samsun deplasmanında yapamıyorsun..
Fenerbahçe'nin gol yiyeceği hep bağıra bağıra kendini belli ediyor..Samsun'un biraz topa sahip olması yetiyor..Saçma da olsa bir penaltı ve o golü yediğinde maçı kaybettin aslında..
Ziegler - Düz Adam..Eyvallah karakterin falan bizler için çok anlamlı ve bundan sonra da öyle olacak ama biraz hücum yap be kardeşim..Hakan Balta'ya bağladın iyice..Bu gözler çok değil 8-9 ay önce Andre Santos'u izliyordu orda..
Yobo bugün ciddi hatalar yapsa da takımın bel kemiklerinden..Serdar'da durgun ve dalgındı ama kredisi bol..
Orhan desen sınırlının önde gideni zaten..Nerde Gökhan'ın ters kademeleri diyorsun izlerken..
Mehmet-Cristian i-na-nıl-maz kötüler..Daha kötü daha umarsız oynayamazlar..Acilen Emre şart..Mersin maçında dediğim gibi Emre bir karakter olarak da şart oraya zaten..
Stoch için birşey demiyeceğim..Gözbebeği..
Bienvenu'de ne yazık ki bu kadar..Bienvenu baskı kurduğun iç saha maçlarında ikinci forvet olarak katkı verebilir..
Oyuncu oyuncu da gitmek istemiyordum gerçi ama az biraz birşeyler demeseydim içimde kalırdı..
Beni en çok rahatsız eden ne mağlubiyetler ne durgun futbol..Beni rahatsız eden tek şey;2.golü yediği an oyunu bıraktı takım..Ben bunu kabullenemiyorum işte..Herkesin başı yere bakıyor , savruk ve tembel paslaşmalar , yalandan baskılar başlıyor..
Fenerbahçe taraftarı herşeyi kaldırır bunu kaldırmaz..Ben maçı izlerken 'ah be Tuncay' diyorsam hala bir yerlerde ciddi sıkıntı var demektir..Fenerbahçe için bu tip nedenlerden dolayı oyuncu karakteri yetenekten daha ön plana çıkıyor çoğu zaman..Emre oynasın , Gökhan oynasın diyoruz..
Mesela Lugano bu konuda çok önemli bir karakterdi..Tekmeyi yediği zaman sinmeyen Niang'da çok önemli bir faktördü..
Sow'un bu açıdan çok merak ediyorum..Patlayıcı özelliği olmalı ve sinmemeli..
Aykut Kocaman 543141 sene Fenerbahçe teknik direktörü olarak kalsın ama hocam golü yemişin Bienvenu çıkıyor..Kalsın yani neden çıkıyor..? 4-3-1-2 oyna veya 4-2-2-2 oyna..Hatta sistem bile çizme , hücumda çoğalmaya bakın de..Ne değişiyor ki..? Semih tek başına 2 stoperi mi dağıtacak..?
Ki Fenerbahçe Samsun'un üzerine gitse bir şekilde golü bulacak..Al işte maç başında bir pres,iki pas ve gol..Rakibini kırmak o kadar zor değildi ki..
Neyse moraller bozuk..Az önce basketbolcularda geceyi iyice bok ettiler..Onlar ayrı konu da o konuları da daha iyi bilenler yazsın..
Beşiktaş maçı skordan çok verilecek mesaj açısından çok daha önemli benim için..Bugün çok sinirlendim , çok daha sert birşeyler yazabilirdim ama kısa kesiyorum yazıyı..Üzerine düşündükçe daha kötü hissettiriyor..Pazar günü umarım gerekli mesajı verecektir takım..
30 Ocak 2012 Pazartesi
Fenerbahçe : 2 - 1 : Mersin / Anlamak Zor

Çok geniş bir yazı yazmayacağım..Fenerbahçe'yi anlamak zor..Takıma kızdığımdan falan böyle demiyorum yanlış anlaşılmasın..Sen ilk yarı müthiş bir oyunla rakibini darmadağın etmişsin , 2 farklı skoru yakalamışsın , pozisyonlara girmişsin , rakibine pozisyon vermemişsin ve büyük bir moral + kendine güven ile soyunma odasına gitmişsin..
O takım ikinci yarıda santrayla beraber dökülüyor..Bu nasıl mümkün oluyor bunu anlamak çok zor işte..Kendine aşırı güven ve bu maç bitti düşüncesi mi yoksa rakibin çok zayıf olduğuna kanaat getirip vitesi 1'e almak mı nedir bu bilemedim..
Bunlar böyle olsa dahi oyuncular arasındaki kalite farkı bir şekilde belli noktalarda sahaya yansımalı..
İlk yarı her noktası iyi işleyen bir takım..Yine önde basarak oyunu rakip sahaya yığan , kanatlardan olmasa da ortadan bindirmelerle rakibi dağıtan ve birbirinden güzel iki gol atarak soyunma odasına giden bir takım..
Emre'nin yokluğundan sıkça söz ediyoruz çünkü sıkça söz edilecek farklılıklar yaratıyor takımda..Cristian çok özel bir sezon geçirse de , Mehmet nerede oynarsa oynarsın müthiş bir mücadele ortaya koysa da Emre'nin takıma kattıkları çok farklı noktalar..Geyik gibi gelmesin ama Emre'nin varlığı takımda bir karakter varlığına neden oluyor..Sahada en formsuz anlarda bile Emre'nin oradaki varlığı çok farklı etkiler yaratabiliyor..
Emre'nin yokluğunda orada Mehmet ve Cristian bile oynasa Fenerbahçe ortasahası çabuk geçilebilen bir ortasaha oluyor..İkinci yarı bu çok daha net göründü..Selçuk Şahin'in bu açıdan rolü önemli..Selçuk hücumda veya oyun kurmada başarılı bir oyuncu olmasa bile bu konuda daha etkili bir oyuncu..
Alex dün geldiğinden beri en bonkör maçını oynadı..Kaptan'ın bu kadar gol yapabileceği pozisyonları harcadığı bir maç daha hatırlamıyorum..
Bienvenu'nün ilk 45 dakikada oynadığı oyun geldiği günden beri en iyisiydi..Attığı gol de her forvetin atabileceği bir gol değil..Tam İbrahimovic golüdür kendisi..Bienvenu'yü çok eleştirdik ancak Sow'un arkasında bekleyebilecek bir oyuncu..Ligde attığı 6 gol oynadığı süre ile karşılaştırırsak iyi bir istatistik..
Miroslav Stoch için ne desek az..Takımın gözbebeği..Bir oyuncunun kendine güveninin gelişiyle performansının nasıl değişeceğinin bir numaralı örneği..O topa vurduğunda , topu ağlarda görene kadar gol olacağına ihtimal dahi vermedim ama kendine güveni yerine gelmiş bir oyuncudan herşey beklenir..
Stoch bu oyunu belli aralıklarla deplasmandaki maçlarda da gösterirse takımı çok rahatlatır..
Özer dün oyundan çıkarken ıslıklandı..Dün Fenerbahçe'nin en istekli en ayağa oynayan en çok mücadele eden oyuncularından biriydi..Bu çocuk süper yetenek değil ama kendine güveni çok fazla..Bu nedenle çok şey yapmak istiyor..Bu düşünce tarzı yüzünden bugünlere geldi ancak dün oynadığı oyun aldığı eleştiriyi haketmiyordu..
Takımın şuan en büyük sorunu iniş-çıkışları ve Emre-Gökhan gibi çok kilit noktaların çok kilit oyuncularının bir türlü standart tempolarına erişememeleri..Ve elbette forvet sorunu..Moussa Sow dün oynanan maç gibi maçlarda ciddi farklılıklar yaratacaktır..Bu tip maçlarda bir şekilde gole ulaşacak bir oyuncuya Fenerbahçe'nin sezon başından beri çok ihtiyacı var..
Artık bir seri yakalama zamanı..Önce Samsun ardından da Sow'un gelişiyle Beşiktaş maçları kazanılırsa Miroslav Stoch'ta yaşanan kendine güven unsuru tüm takıma işleyecektir..Şu aşamada takımın en çok ihtiyacı olduğu şey de bu kendine güven zaten..
İlk hedef Samsun o halde..
22 Ocak 2012 Pazar
Fenerbahçe : 4 - 0 : Kayserispor / 9 & 10

Kadrolar açıklandığında Aykut Kocaman'ın forvete Alex'i koyacağı tahmini ve Bilica'nın kadroda olduğunu görmemle hem kadroyu beğenmedim hem de maça olan inancım azaldı..Fakat Aykut Kocaman benim tahmin etmediğim bir iş yapmış..Barcelona'nın 4-6-0'ını 4-4-2-0 olarak evirmiş ve Stoch ve Alex'i dönüşümlü olarak ileri atmıştı..
Kayserispor Amrabat ve yine Hollanda'dan getirdiği ama dün oynamayan genç yıldızlarının yokluğunda ileride çoğalmakta ve top tutmakta sıkıntı yaşayan bir takım..Böyle olacağı onların kadrosuna baktığımızda belliydi..Fenerbahçe'de buna karşılık olarak ilk 20 dakika müthiş bir baskı ile rakibini boğdu..
Bu sene alışık olmadığımız derece hücumda kalabalık ve etkin bir Fenerbahçe izledik..Mehmet-Emre-Cristian müthiş bir pres yapıyor ve pres devamında hemen hücuma katılıyorlardı..
Gol kalecinin hediyesi ve Alex'in zekası kombinasyonu ile geldi belki ancak Bilica'nın kafası,topa dokunmadan asist yapabilen adam Alex'in bıraktığı topta Cristian'ın şutu ilk yarı Fenerbahçe'nin en etkili iki pozisyonuydu..
20'den sonra tempoyu düşüren ve kontrollü oyuna dönen Fenerbahçe kalesinde pozisyon vermedi..İkinci yarıya ise Kayseri'nin oyunun kontrolünü eline aldığı soldan Hasan Ali ortadan ise Sefa ile hücum kurmaya çalıştığı bir dönem izledik..Bu dönemde Fenerbahçe savunması kalesinde pozisyon vermedi..Tek pozisyon Caner'in kaybettiği topta Abdullah'ın şutuydu..
Caner-Bilica hatta Yobo bu tip pozisyonlarda inatla topu taca atmıyorlar..Bunun mantığını anlayamıyorum..Taca atsa düz futbolcu mu olacaklarını düşünüyorlar acaba..?Serdar Kesimal oynadığı dönemde bu tip topları hep taca attı..
60'tan sonra önce Gökhan'ın pozisyonu ardından Cristian'a ulaşmayan Stoch'un ince pasıyla Fenerbahçe yavaştan hücumda kendini toparladı..
Alex'in ince ara pasında Stoch'un ortasının devamında gelen penaltıyla oyun çözüldü..
Savunmadan kaptığı topu çok çabuk rakip sahaya getiren Cristian ile başlayan Alex ile devam edip Stoch'ta biten o enfes gol..
Şimdi maç yazısı burda bitiyor zaten..Henri'nin gol bulması falan da moraldir , güzeldir de şimdi iki oyuncuya paragraf açalım..
İlk oyuncu Miroslav Stoch..Bu sene takımda adından en çok bahsettiren oyuncu zaten..Bir oyuncunun özgüveni yerine geldiği zaman ne kadar performansının farkettiğinin en önemli örneği..
Herşeyi yapıyor..Çalım atıyor , son çizgiye iniyor , içeri katediyor , katederken şut çıkartıyor, çok ince paslar atıyor,oyunu dağıtıyor,rakip savunmanın dengesini bozuyor..Ve artık kendini ispat etmek zorunda hissettiği dönemlerde ki her topa vurmuyor..Sezon başında Alex'den yediği ayarı hatırlayın..Bir de dünkü maçı izleyin..Stoch , Fenerbahçe'nin Alex'in ardından en büyük silahı..Tribünlerin yeni sevgilisi..
Dün attığı golü Kadıköy'de en son hangi futbolcudan izlediniz bir düşünün..Yıllardır beklediğimiz,istediğimiz adam..
Gelelim ikinci oyuncuya..Cristian Baroni bu senenin en büyük sürprizlerinden biri..Cristian bu seneki karakteriyle şunu çok net gösterdi ki Cristian savunmayı bekleyen bir ön libero değil..Cristian oyunun hücum bölgesinde çok çok daha yetenekli bir oyuncu..Şunu demeye getiriyorum..Bizler 4-4-1-1 sisteminin defans önü çift önliberosunda her zaman hücuma katılan oyuncuyu Emre olarak değerlendiriyor ve Cristian'ın savunmaya gömülü olduğunda çok iyi oynamadığından yakınıyorduk..
Bu sezon attığı gol sayısını geç , Cristian kaç tane gol pozisyonuna girmiş cidden araştırmak lazım..Dün çok rahat 1 gol atabilirdi..Cristian'ı hücuma yardımcı olan ön libero olarak değerlendirmek çok daha faydalı olacaktır artık..
Böyle bir galibiyete takımın ihtiyacı vardı..Çarşamba günü Belediye engeli de aşılırsa takımın geçen senekine benzer bir kendine güveni ve galibiyet serisi olabilir..
Ufak ufak bir iki not geçelim yazı bitmeden..Gökhan'ın sürekliliği ve isteği geçen seneye çok yaklaştı..Caner bir iyi bir kötü oyuna devam ediyor..
Ve son adama gelelim..Saha içinden değil..Fenerbahçe doktoru Ertuğrul Karanlık çok enteresan işler yapıyor..Bir antrenmana çıkan Alex De Souza dün en az 5 kere depara kalkabilecek durumdaydı..Alex'de golden sonra ona koşmuş..Saha içindeki doktor ile kenardaki doktorun bu fotoğrafı da maçın fotoğraflarından biri olsun..
17 Ocak 2012 Salı
16 Ocak 2012 Pazartesi
Manisaspor : 1 - 2 : Fenerbahçe / Pes Etmek Yok
Maç öncesi yazısında yazdıklarımın çoğunun sahaya yansıdığı bir maç oldu.. Savunma ve ortasaha kurgusu zayıf bir Manisa'nın tek planı topu ileri şişirdikten sonra oluşturabileceği tehlikelerdi..
İlk yarıda buna bir kez bile olsun vakıf olamadılar ve oyun tamamen Fenerbahçe'nin kontrolünde geçti..
Ancak bu kadar baskı ve pozisyona rağmen gol atamamanın bir nedeni vardı..Takımda gol atacak , o son gol vuruşunu yapabilecek bir oyuncunun olmaması..Basit mantıklarla gidelim..Bugün oynayan takımın en uç noktasına Niang'ı koyun ve maçı başa sarın..Hatta sadece ilk yarıyı oynayın..Golsüz biter miydi..? Çok zor..
Fenerbahçe'de Alex , Ordu ve Manisa gibi oynasa çok rahat maçı kopartabileceği iki maçta oynamayınca takım bu durumdan ciddi etkilendi..
Şu maçta sahada olan bir Alex şu Bienvenu'ye bile zorla gol attırırdı..Zaten olası Nobre transferinde Nobre'den çok Alex faktöründen dolayı verim alabileceğimizi düşünüyorum..
Caner ve Stoch müthiş top oynuyorlar..Miroslav Stoch'un bu sene katettiği yolun en büyük mimarı şüphesiz Aykut Kocaman..
Stoch belki de hep buydu fakat en önemli eksikliğini giderdi hoca..Stoch'a ihtiyacı olduğu özgüveni verdi..Stoch'a her halükarda güvendiğini gösterdi..Alex'in olmadığı maçta sistemden vazgeçmeyip o bölgeye Stoch'u koymak en başta Stoch'a çok önemli bir mesajdır..
Stoch'un da maçtan sonra ' Daha önce 10 numara oynadım fakat o bölgenin gerçek sahibinin bir an önce aramıza dönmesini istiyorum ' demeci de Stoch için söylenen ' Ne güzel adamsın Stoch ' tezahuratının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gösteriyor..Aynen devam Miro !
Caner Erkin şu özveriyle , şu delicilikle ve bu motivasyonla devam etse sol kanadı kimseye kaptırmaz..Beşiktaş maçında olduğu gibi süper bir oyun ve süper bir devamlılık sergiledi..Çok güzel iki şutunu kaleci kurtardı , müthiş bir al-ver ile golü buldu , kendi kalesinde %100 golü çıkardı , 90+5'te 3 kişinin arasına girip kazandırdığı faulün devamı ile takım galibiyet golünü buldu..
Bienvenu çok zayıf..Hoca bile tahammül edemeyip forvet olmayan Recep'i sahaya sürdü..Recep için de unutulmaz bir an olsa gerek..İnşallah çok şişirilmeden yavaş yavaş atlar basamakları..Ağabeyleri de gördüğümüz kadarıyla sonuna kadar destek veriyorlar..Özellikle 90+3'te yaptığı pas hatasının ardından Aykut hoca ve Caner'in hemen onu alkışlamaları çok çok çok önemliydi..
Gökhan-Mehmet ikilisi mücadele olarak değil ama verimlilik olarak geçen seneden çok uzaktalar..Biraz daha ofansif katkıyı arttırmaları şart..
Savunma bildiğimiz gibi..Oturaklı..Yobo ve Serdar dönüşümlü olarak ortasahaya kadar baskı uyguladılar ve top sürerek ileri çıktılar bolca..
Son dakikalarda yalandan yerde yatıp zamana oynayan hangi takımdan hangi futbolcu olursa olsun iticidir..Yiğit yattığı ve kenara çıkar çıkmaz oyuna girmek istediği sürenin devamında topu köşeye gönderdi..Adalet arada sırada kendini gösteriyor..
Normal şartlarda çok rahat kazanılabilecek bir maçı kadroda yaşanan zafiyet nedeniyle bu raddeye gelmesi yine bize zor anlar yaşattı..3 puan önemliydi..Maçın fotoğrafı kesinlikle kapanışta göreceğeniz karedir..
Sana kurban oluruz Aykut Kocaman.
15 Ocak 2012 Pazar
Milan : 0 - 1 : Inter / Dikkat Bidon Çıkabilir..

İspanya'da şampiyon olmak için kazanmak zorundasınızdır..
İngiltere'de yine aynı şekilde belli aralıklarla 4-5 haftalık üst üste alacağınız galibiyet serilerinin devamı ile şampiyon olabilirsiniz..
İtalya'da ise yenilmemek şampiyonluğa oynamanız için yeterlidir..Juventus 18 maçta tam 8 kere berabere kaldı fakat lider..
Ligin startında tel tel dökülen Inter 6'da 6 yaptığı ve sadece 1 gol yediği sürecin ardından lider Juventus'un 6 puan gerisinde..
Öyle bir derbi oynandı ki topla oynama oranı %67 - %33 Milan , kornerlerde yine 10-2 Milan üstünlüğü var..Fakat İtalya'nın yenilmeme düsturuna dayalı futbol anlayışı ve Inter'in son 5 senedir en iyi yaptığı savunma futbolu birleşince skora yansıyan sonuç ortaya çıkabiliyor..
Milan'ın burada darbeyi indirip kendini toparlamaya başlayan rakibini yarışın dışına atması gerekirken bunu yapamayıp elindeki liderliği de puan kaybetmiş Juventus'a vermesi onlar için iyi olmadı..
Emanuelsson tercihi bana pek mantıklı gelmiyor..PSG'yi reddeden Pato sahanın Milan adına Van Bommel ile birlikte en istekli isimleri..Zlatan bu sefer kişisel showunu yapamadı..Boateng bir var bir yok..
Oyun hep aynı mantıkta geçti..Milan zorladı , Milan bir delik aradı ancak ya bulamadı ya da bulduklarında yapmaları gerekeni yapamadılar..10. dakikada karambolün devamında Pato'nun kaçırdığı ve devre sonu Van Bommel'in direkten dönen topu ilk yarının hatırda kalan anlarıydı..
Sneijder ve Forlan gibi iki çok önemli ismini yedekte tutarak Pazzini-Milito ile kontra arama mantığına giren Inter'in planı Abate'nin hatasıyla dolaylı olarak yerine oturdu..
Diego Milito tam bir santrafor..Bu adamı nasıl yılın bidonu seçtiler anlamak zor..Böyle bidon her takıma lazım..Klasik Milito golüydü..Sol çaprazdan , direk dibine , yerden..
İtalya'da derbiler genelde gol atana kadar..Inter gibi maçın başından beri kapanan bir takım bir de golü bulunca iyice gömüldü..Robinho'ya ciddi bir pozisyon verdiler sadece sonlarda ama onda da Robinho golü bulamadı..
İtalya'da kalitesiz ama çekişmeli bir şampiyonluk yarışı olacak..Herşeyin yolunda göründüğü Juventus kendi evinde Cagliari'ye takılıyor , kesin kazanır denen Milan , Inter'e yeniliyor , Udinese,Lazio,Roma,Napoli,Palermo her maç bir arıza zaten..
Yenilmeyen işi götürür..İtalya zaten yukarıda saydığım takımlardan dolayı 4-5 maçlık galibiyet serilerinin pek mümkün olduğu bir lig değil..Inter bakalım daha ne kadar götürecek seriyi..
Maça Doğru; Manisaspor-Fenerbahçe

Fenerbahçe için zor bir maç olacak Manisa maçı..
Camianın en önemli efsanesini son yolculuğuna uğurladık..
Camianın yaşayan efsanesi sakatlığından dolayı oynayamıyor..
Fenerbahçe'nin forveti olamayacak Bienvenu'nün ardında yedekte bekleyen bir forvetin dahi yok..
Rakiplerin 3-4-5'er tane sallayıp geçmiş..
Bu şartlarda bu maçı almak kolay olmayacaktır..Manisa standart bir savunma ve orta alana sahip ancak hücum kısmında standartın üstünde oyuncuları olan bir takım..Buna rağmen son 4 süper lig maçında sadece 1 gol atabilmişler..
Bazen Simpson-Kahe-Promise üçlüsünü ilk 11'de kullanıyorlar bazen ise bu üçlüden iki tanesini tercih ederek kalanı ve Makakula'yı yedekte bekletiyor..Takımda Murat Erdoğan gibi yine hücum kısmında daha ön plana çıkan bir oyuncunun da varlığını göz önüne alırsak Manisa'nın hücum tarafında etkili bir takım olduğunu görebiliriz..
Bu durum Fenerbahçe'nin yarın ki olası kadrosuna baktığımız zaman kağıt üzerindeki Manisa hücum gücünün Fenerbahçe'ye daha uygun olabileceğini gösteriyor..
Neden derseniz , Fenerbahçe'nin olası kadrosuna bakalım önce.. Volkan-Gökhan-Serdar-Yobo-Ziegler klasikleşen 5'linin önünde Mehmet-Cristian-Emre-Caner orta alanı ve Stoch-Bienvenu ile çıkmaya yakın..
Burda değişik formül ne olabilir ; Caner yerine Stoch'u koyup forvet arkasına Emre'yi koyabilir ve ortasahaya Özer veya Gökay'ı koyabilir hoca ancak ben buna pek ihtimal vermiyorum..
Fenerbahçe'nin şu kadrosuna baktığımızda şunu bile diyebiliriz ; Kim gol atacak bu takımda..? Evet bu ciddi bir soru işareti..Gol atacak birileri illa ki çıkabilir ancak burada sıkıntı şu ; takımı kim öne taşıyacak..? Takımı kim önde tutacak..? Hangi varyasyonlarla Fenerbahçe,Manisa sahasına yerleşecek..?
Bunlar yarın olması zor ve çaba isteyen işler olacaktır..Fenerbahçe , Manisa'nın hücum gücünü yerleşik savunma ve ortasahasıyla karşılamada sıkıntı yaşamayabilir fakat takımın gol yollarında nasıl çözüm bulabileceği ciddi bir soru işareti..
Burada Miroslav Stoch ve Emre'nin alacağı insiyatif önemli rol oynayacaktır..Adam eksilterek , katederek gidebilen bu iki oyuncu Manisa'nın dengesini bozarak kendileri veya arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilirler..Fenerbahçe'nin atabileceği olası golün hayata geçişi bu şekilde olabilecektir bana göre..
Rakiplerin kazandığı , ciddi eksiklerinin olduğu böyle bir deplasman zor geçecektir..Fenerbahçe biraz üretken olup,hızlı oynarsa maçı kazanabilir..Umarım genç Recep Niyaz maç ne şekilde giderse gitsin forma şansı bulur..
Mayıs Olduğunda , Tekrar Adada..

Duygu yoğunluğunun en tepelerde olduğu günler yaşıyoruz..3 gündür gözlerimizi dolduran,bizleri ağlamaklı yapan pek çok şeye tanıklık ediyoruz..Bunların hepsini yaşarken de Fenerbahçeliliğin bizlere verdiği büyük gurur neden oluyor gözyaşlarımıza..
Bugün Fenerbahçe tarihinin en büyük ismini son yolculuğuna uğurladık..Şahit olduğum ve hakkında yazabileceğim onlarca minik detay var..Şimdi bunlara değinmek istemiyorum..Kafayı toparladığımda yazarım onları..
Bu takımın eksikleri,sıkıntıları ve belli kapasitesi var belki ancak bu ülkede bu takımın karakteri inanın başka hiçbir takımda yok ve ne daha önce oldu ne bundan sonra olacak..Çelenk taşıyan Mert ve Serkan'dan tabuta en önde omuz veren Ziegler'e , küme düşmesi olasıyken Everton'dan kendini ait hissettiği Fenerbahçe'ye gelen Yobo'ya , tabutu taşıma işini arkadaşlarına bırakan ama tabutun içindeki efsaneden sonra Fenerbahçe tarihinin en önemli ikinci adamı olan Alex De Souza'ya , cezaevindeki başkanının Lefter'e yazdığı mektup okunurken gözlerindeki yaşları silen Selçuk Şahin'e , futbolu bıraktığında bir Lefter olmasa bile sonsuza kadar kalbimize adını yazan Gökhan'a , Volkan'a , Emre'ye kadar bu takımdan buram buram Fenerbahçelilik akıyor..
3 Temmuz'dan sonra en hassas olduğumuz nokta 'Fenerbahçelilik Ruhu' ve ' Çubukluya Aidiyet' idi..
Bu oyuncular belki şuana kadar oynadıkları futbol ile istediğimiz noktalarda olamadılar ancak 3 Temmuz'dan beri gösterdikleri karakter ve irade ile bu kulübün en önemli takımı oldular..Şimdi bu adamların çok büyük bir görevi kaldı..Mayıs ayında yine arkalarında onlarca vapurla ve motorla bizleri de peşlerine takarak Fenerbahçe'nin 19. şampiyonluk kupasını Lefter'in mezarına götürmek..
Son günlerinde efsaneyi çok üzmüşler..Mayıs ayında efsaneyi mutlu etmeniz gerekiyor..Sizlerde bunun farkındasınız , biliyoruz..
9 Ocak 2012 Pazartesi
Kupa Müzede , Gelin Alın !

Biz dinlemekten , yazmaktan yorulduk , onlar konuşmaktan yorulmadı..
Genelde Fenerbahçe'nin maç günlerinde sahne almaktan ekstra haz alıyorlar..
Bugün Erdoğan Bayraktar sahne aldı..Çevre Bakanı olan Erdoğan Bayraktar boynuna Trabzonspor atkısını geçiriyor ve Trabzon'a şampiyonluk kupasını getirmek için ince ince çalışıyoruz diyor..
Aynı Erdoğan Bayraktar , Nevzat Şakar ve Sadri Şener'in bir tapesinde ; ' Trabzon şampiyon olmazsa 20.000 reyimiz gider ' diyor..
Aynı Erdoğan Bayraktar 5 Mayıs 2011 tarihli Sabah Gazetesine verdiği röportajda kendisine sorulan ; Siz hangi takımı tutuyorsunuz? Galatasaraylı mısınız?
Trabzonsporluyum ama Trabzon'dan sonra tuttuğum takım Galatasaray'dır. Özhan Bey çok yakın arkadaşımdı, kendi bana getirdi kongre delege kartını. Ben 1972 yılından beri Trabzonluyum. Zaten Trabzonlular'ın neredeyse yüzde doksanı ikinci takım olarak Galatasaray'ı tutar.
Diye cevap veriyor.
Bir de dün Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın şöyle bir açıklaması var :
''Bugün de Eskişehirspor'dan 2 puan alarak Trabzonspor'u Eskişehirspor'a yaklaştırmış olduk."
Geldiğimiz noktada sporla siyaset hiç olmadığı kadar entegre olmuş durumda..Türkiye Cumhuriyeti'nin iktidar partisi şampiyonluk kupasını Saracoğlu'ndan alıp Trabzon'a götürmeyi milli bir meseleymiş gibi görüyor adeta..
Devletin milletvekili LİGTV'de yorumculuk yapıyor..Beni mi temsil ediyor şimdi onun yaptığı maç yorumları..?
Bu iğrenç düzen 3 Temmuz'un ardındaki 1-2 ayda herkesin gözüne bu kadar batmıyordu belki..Sadece biz Fenerbahçeliler bunları yüksek sesle konuşabiliyorduk ancak geldiğimiz noktada artık Devletin Bakanı'ndan tutun en sıradan vatandaş bile bu olayın asıl amacının ne olduğunu beyan edebiliyor..
Fenerbahçe yönetimi ise susuyor..Aykut Kocaman'ın sırtına binmiş bir yük..Sadece o konuşma cesaretini gösterebiliyor..Ve cezaevinden gelen o güçlü ses bize moral veriyor..14 Şubat'ta Türkiye'yi sallayacağım diyor Aziz Yıldırım..Salla başkan..
Geçen yılın lig kupası uzakta değil..İstanbul'un en güzel semti Kadıköy'de..Türkiye'nin alın teriyle yapılan tek stadyumunun muhteşem müzesinde..Diğer onlarca alın teriyle kazanılmış onlarca branşa ait kupa ve madalyalarla yanyana gururla duruyor..
Cesareti olan gider müzeden kupayı alır..Önce mecliste kucaktan kucağa dolaştırır oradan da Trabzon'a indirir..Tıpkı hastane koridorlarında gezdirilen Türkiye Kupaları gibi..
Cesareti olanı , hak iddia edeni bekliyoruz.









