18 Ağustos 2013 Pazar

Nasıl Olacak ?


Fenerbahçe taraftarı temmuz ayında ''şu ligler başlasın artık be abi'' , ağustos ayında ise ''nereden başladı bu lig kafamız rahattı en azından'' der. Yıllardır bu böyle geldi böyle de gidiyor.

Biz alıştık.

Neye mi?

Ruhsuzluğa,
Gamsızlığa,
İsteksizliğe,
Mücadele etmeyen topçuya,
Oyuna müdehale etmekten korkan hocaya,
Müdehale ettiği zaman ise herşeyi daha da kötü bir hale sokan hocadır aynı zamanda kendisi,
Takımını hazırlayamayan yönetime,
Daha takımdaki arkadaşlarının isimlerini ezberleyemeden maça çıkan yeni transferlere..

Bize bunları alıştıranlar sürekli farklı yönlere çektiler kusurları.

Hakem kötüydü, herkes bize karşıydı, federasyon yanlı, medya zaten kaypak.

Yahu peki soruyorum nasıl olacak?

Fenerbahçe demek yüreksizlik demek oldu. Fenerbahçe demek mücadelesizlik oldu. Fenerbahçeli futbolcular taşıdıkları formanın anlamını bilmiyor olamaz. Ama bu oyuncularda karakter sorunu var.

Bir oyuncu rakibi topu alacak dönecek vuracak derken kılını kıpırdatmıyorsa,
Bir oyuncu yanından geçip giden adama yalandan bir omuz koyamıyorsa,
Bir oyuncu kaleciyle karşı karşıya kaldığı zaman laubali bir şekilde hareket edebiliyorsa,

Bu oyunculardan kurulu takımdan bir bok olmaz arkadaşlar.

Geçen yazıda da yazdım.

Bu takımın bir tane bile yaratıcı oyuncusu yok.
Bir tane bile duran top kullanabilecek oyuncusu yok.
Bir tane Tuncay Şanlı'sı yok.
Bir tane lideri yok.
Bir tane kendine güveneni de yok.

Nasıl olacak peki?

Maçla ilgili teknik şeyler yazmak istemiyorum. O kadar büyük teknik hatalar var ki twitter ve bloglarda herkes yazmış zaten.
İşin acısı, futbolu bilen herkesin gördüğünü kenar yönetimi göremiyor;gördüğünü doğru yorumlayamıyor.

Dünden beri mutsuzum. Gece uyuyamadım. Sabah kalktığımda yatağımdan kalkarken küfürle kalktım.

Ben temmuz ayında ''ligler artık başlasın be abi'' diye başına iş alan gerizekalılardan biriyim.

 Ben gerizekalıyım ama ben gerizekalı olmayı sizin gibi gamsız,isteksiz,korkak olmaya yeğlerim.

Arsenal'e 5 atsan (ki 5 yeriz diye düşünüyorum) gider arkasından Eskişehir'e yenilirsiniz. Çünkü sizin için futbol veya Fenerbahçe bizler için olduğunun 10'da 1'i kadar önemli değil.

Bizlere bir kahır senesi daha yaşatmaya çok iyi hazırlanmışsınız yaz boyu.

Takın o büyük kulaklıklarınızı, açın müziğinizi, çıkın staddan. Biz de aynı stadlardan çıkarken bu herifler ne zaman adam olacak diye kendi aramızda birbirimizi kırmaya devam edelim.

Çünkü biz gerizekalıyız.

Ama siz yarın bir gol atarsınız, armayı öpersiniz; o anın fotoğrafı İnstagram'a 3125 kere konur, twitter'da hesabınız varsa ''ADAMSIN,CANSIN'' diye dilenilir.

Siz büyük futbolcularsınız, biz gerizekalı taraftarlarız.

Dün gece ben uyuyamadım.

Dün gece yastığa kafasını koyduğunda uyuyan Fenerbahçeli futbolcuların yedikleri ekmek haram zıkkım olsun.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Sezon Öncesi Fenerbahçe Hikayeleri



Sanırım işler boka sardığında yazasım geliyor buraya.

Fenerbahçe'nin sezon açılışı bu skandallara alışkın bizler için sürpriz olmuyor.

Takımın en flaş transferi olarak gözüken Emenike'nin süper kupada sahaya çıkamıyor oluşu, kadro yapılanmasındaki plansızlıklar (yedek sağ bek yok, yaratıcı oyuncu yok), transfer ettiğin Holmen'in lisansının bile çıkartılamaması gibi yönetimsel felaketlerle oturmuş ve iyi bir takım olan Galatasaray karşısında pek şansımız yoktu.

Ayrıca Gökhan-Egemen-Raul gibi 3 kritik eksikte mutlaka takım için önemli bir handikaptı.

Ama.

Şimdi 'ama' demeye başlayınca insan çok şey söylemek istiyor.

Yukarıda saydığım tüm yönetimsel hataların yanısıra teknik olarak hiç umut vaadetmeyen bir kenar yönetimi izlemek insanın çok canını sıkıyor.

Ersun Yanal'dan futbol anlamında beklentiler çok.Futbol anlamında özellikle diyorum çünkü Aykut Kocaman'ın üstlendiği camia liderliği görevini kimse Ersun Yanal'dan beklemiyor.

Fenerbahçe'nin Salzburg'u elemesi bir futbol mucizesi. İlk maçı bir şekilde anlayabiliyorum. Tedbirli çıkabilirsin, eksiklerin var, rakibin hazır ve çok hızlı vs. öyle veya böyle 1-1 ile gelmişsin sonuçta.

Ancak Kadıköy'de futbolun normal şartlarında 6 gol yemen gereken bir maç çıkartamazsın. 4 tane çizgiden çıkartılan top (Raul-Topal-Kadlec-Topuz) ve maçın adamı Volkan Demirel.

Hızlı oyun ve hücum futbolu parolasıyla çıktığın yolda en ufak bir hücum planın yok. Alves ve yanındaki stoper kimse 60 metre top şişiriyor ve öndeki 3 oyuncun ile rakibi başbaşa bırakıyorsun. Bu mu total futbolun ilk adımları?

Galatasaray maçı yine aynı şekilde. En ufak bir hücum planı yok. Şapkadan tavşan çıkartması için Cristian Baroni'nin ayaklarına bakan koca bir camia.

Alves atılıyor, Topal'ı stopere çekiyor ama ileri üçlüden birini çıkartıp Kadlec'i alıp Topal'ı öne atmıyor hoca. Hem defans düşüyor hem ortasaha..Ve bizim alışkın olduğumuz gibi o da İZLEMEYE bayılıyor. Takım bayıldı 60'tan sonra. Müdehale etsene? Yok.
Ben Cardozo transferini istiyordum ama Emenike'ye de hayır diyemem. Zaten Cardozo'nun iş yapacağı bir oyun anlayışından eser yok takımda.

Ancak şu var ki zaten bu takımın sorunu uçta oynattığı 3 oyuncu değil;

Fenerbahçe topu öne SÜREMİYOR.
Topu ön alanda TUTAMIYOR.
Fenerbahçe takımında kaleye dikine gidebilecek bir oyuncu YOK.
Fenerbahçe takımında duran top kullanabilen bir oyuncu YOK.
Fenerbahçe'de o son noktada o ince pası verebilecek bir oyuncu YOK.

Bir takımın hızlı oynaması için gerekli olan hiçbir faktör yok. Ersun Yanal'ın en ufak bir hücum planı yok. Ne çalışıyorlar bunlar anlamıyorum.

Galatasaray bekleri çıkartıyor, ortadan Selçuk ve Melo ile baskı kuruyor, Sneijder ince işleri deniyor. Bu saydıklarıma Hamit eklenip uzaktan şut çekiyor, stoperleri santraya çıkartıyor. Uçta zaten Drogba var. Soldan Amrabat heran tehdit.

Şimdi bu yukarıda saydıklarımı bizim takımdan birileriyle eşlemeye çalışın. Allah aşkına hangisini adam akıllı yapabiliyoruz biz?

Hızlı oynama hayallerini umarım bir an evvel bir kenara bırakırız. Şu oyuncu kadrosuyla temposuz oynayan, topa olabildiğince sahip olup etkili bek katkılarıyla ilerideki 3 oyuncusunu besleyen bir Fenerbahçe yaratmak gerekiyor. Alper Potuk en kritik oyunculardan biri.

Durum gerçekten bombok. Bu saatten sonra gidip Manuel Fernandes'i de alamayacağına göre yaratıcı oyuncunu Alper ile yaratmayı deneyeceksin.

Kötü yönetim,kötü kenar yönetimi, kötü kadro planlanması ve olası Arsenal faciası ile sezona başlıyoruz.

Fenerbahçe'nin olduğu yerde umut vardır diyenlerden değilim. Son 2 senede Galatasaray ile giriştiğimiz 4 kupa savaşının hepsini kaybettik. Polyanna dağdan insin. Ne tedbir alınması gerekiyorsa alınsın. Sıkıldık artık.

7 Mayıs 2013 Salı

Kabullenmeyin


Özellikle twitter başta olmak üzere çoğu yerde sezon özeti yazanları görünce ben de birşeyler yazayım istedim. Ancak bana göre bu sezon daha öncekilerde olduğu gibi 'kaçan bir şampiyonluğun' hikayesi olmadığından bu sezon özetini maçlar üzerine yapmanın mantıklı olmadığını düşünüyorum.

Sonuçta her ne kadar 15 gün öncesine kadar çoğumuz 'Fenerbahçe tarihinin en başarılı senesi' dese bile şuan Avrupa'dan elenme kısmını saymadan sadece lig tablosuna bakarak hepimizin ne kadar saçmaladığı gerçeğini görüyorum.

32 maçın 15'ini kazanamayan bir takım. Haydi 2 hafta önceki modumuza dönelim, 30 maçın 13'ünü kazanamayan bir takımdan bahsediyorduk. İçeride Anadolu'ya puan saçan, Galatasaray-Beşiktaş-Kasımpaşa-Belediye'den oluşan 4 İstanbul deplasmanından 0 (sıfır) puan alan bir takımdan bahsediyoruz.

Burada en baştan birşeyleri ele almak gerekiyorsa bu ne kapasitesiz futbolcularımız ne de sezona formda başlamayan Aykut Hoca olmalı. 3 Temmuz denen illetin ardından Aziz Yıldırım serbest kalınca hepimiz başkanın çok iyi bir kadro ve yönetim yapılanmasıyla bu olaylardan en büyük intikamı alacağı yönündeydi.

Fenerbahçe Yönetimi tarihin en kötü yönetimlerinden biri. İş bitirici, taraftarı arkasına alabilecek veya  karizmasını kullanarak topluma etki edebilecek bir tane adam yok. Senelerdir yapılamayan sezon öncesi transferlerini bir kez daha izlemiştik geçen yaz. Hatta devre arasını da yapılan transferlerin geç kalması ve yapılamayanlar olarak ele alırsak bu konuya dahil edebiliriz.

İyi yönetemediğin herhangi birşeyden başarı gelmesi tesadüf olur. En başta yönetim işini yapmadı. Hala da yapamıyor. Son iki gün izlediğim ve okuduğum iki örnek, gelecek adına beni son derece endişelendirdi.

Bunlardan ilki bayan basket maçı sonrası izlediğim Abdullah Kığılı oldu. Tamam elbette ezeli rakibini zor şartlar altında yenerek kazanılan kupa kutlanmalıydı ama salonda 'çalgıcı karısı binnaz' eşliğinde göbek atarak uzatılan mikrofona 'Galatasaray'ı yenmek dünyanın en güzel şeyi' diyerek kendinden geçmek neyin nesi? Bunu deme hakkı o gün bence hiçbirimizde yoktu. 2 saat sonra adamlar şampiyonluğu ilan ediyor, twitter'da bizimkiler 'şampiyon fenerbahçe' yazıp dalga geçiyorlar.

Bu yaşanan bence yeterince küçük düşürücüydü.

İkinci örnek dün yayınlanan Aziz Yıldırım'ın dergi yazısı. Tam yaratılmak istenen 'her koşulda destek' taraftarlarını tatmine dayalı klasikleşen 'biz tekiz, ne kadar büyük olduğumuzu daha iyi anladık' masalları.

Bakın bunlar bu yazıyı okuyan bazılarına çok sert eleştiri gibi gelebilir ancak şunu artık herkesin görmesi gerekiyor. Bu yazıyı okuyan en polyanna insan bile şuna benzer bir cümle mutlaka kurmuştur: ' Abi bize müstehak, belediye'yi gençler'i yensek son hafta karabük'te kaybederdik'

Fenerbahçe taraftarının üzerinde kesinlikle bir psikolojik yenilgi var. Galatasaray ile alakası olmayan bir konu bu.

Fenerbahçe 'winner' bir takım ve daha da kötüsü camia olmaktan çok uzaklaştı. 3 Temmuz'dan önce de bu vardı ama 3 Temmuz'dan sonra bu iyice ortaya çıktı. Bu ölü toprağı ve kabulleniş taraftarda zaten var bi de inanılmaz gamsız ve yüreksiz futbolculara sahip olduğumuzdan dolayı sahada da buna bir isyan doğmuyor.

Fenerbahçe'de başkan önderliğinde herşeyi kabullenen ve sürekli destek olması beklenen bir taraftar profili yaratılmak isteniyor. Herşeyin Fenerbahçe'ye karşı olduğu, sürekli tek yumruk olmamız gerektiği dikte ediliyor. Ama bunu yapanlar asıl yapmaları gereken şeyleri yapmadıklarından mı böyle diyor acaba diye kimse düşünmüyor.

Yeni sezona gireceğiz. Bu gamsızlar ordusu yeteneksiz futbolculardan kaç tanesi gönderilecek? Kaç tane adam akıllı transfer yapılacak kamptan önce? Bugün mal mal hayallerle şu gelmeli bu gitmeli diyoruz hepimiz. Bunu yapabilecek bir yönetim ve kararlılık görüyor musunuz tepede? Görüyor olduğunuzu düşünebilirsiniz ama Aziz Yıldırım ve yönetimin tüm demeç ve adımları aynı senaryoların, boş vaatlerin devamının geleceği yönünde.

Başkan ne de olsa gitmeyecek, en azından güzel ve güçlü bir yönetim kurup kararlı adımları şimdiden atmaya başlamalı ki önce bizler, daha sonra da oluşacak yeni takım bu yenilgiyi kabulleniş psikolojisinden bir an evvel çıkalım.

Bu psikolojiyi yenmemiz de çok güçlü bir kadro kurulmasından geçiyor. Rakibine psikolojik üstünlük kuracak, kendi taraftarına ise psikolojik güç verecek isimler almaktan geçiyor.

Aslında yazacak çok şey var ama dediğim gibi bence Fenerbahçeliler olarak bizlerin ve dolayısıyla yönetimden futbolcusuna herkesin bu 'kabullenme' modundan çıkması ve daha kararlı olması gerekiyor.

At gözlüğü takmayın. 3 metreye pas atamayan futbolcuları baş tacı ede ede bu noktaya getirdiniz. Hepimiz düşünmeli kimlere ne değer verdiğini. O formayı aynı numarayla Colin Kazım'da giydi, Rıdvan Dilmen de. 'Kutsal çubukluyu giyene ağzımdan kötü söz çıkamaz' vb. saçmalıklardan çıkın.

Fenerbahçe futbolcusu taraftardan korkmalı. Korkmadığında kafamıza sıçıyor çünkü sağolsun.