22 Mayıs 2012 Salı

Günün Fotoğrafı



Bizim duvarlarda da hala 'daçmin goş' yazsın anca..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Napoli - Juventus - Alessandro


Son birkaç sezon İtalya futboluna olan ilgi ve alaka hem oynadıkları futbol hem de naklen yayın olmaması nedeniyle gittikçe azalmış durumdaydı.. Jose'nin Inter ile yaşattığı destanın ardından gelen Milan şampiyonluğu bu sene yerini Juventus şampiyonluğuna bırakmıştı..

Juventus'u incelediğinizde bu takımın şampiyon olması mı daha şaşırtıcı yoksa ligi yenilgisiz bitirmesi mi derseniz, şu yapısında ligi şampiyon tamamlaması yenilmemesinden daha şaşırtıcı bence..2012 yılında İtalyan ekolü denen kavramın dibine vuran ve bunun meyvesini şampiyonlukla alan bir Juventus'u izledik..

Henüz hakettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm bir Walter Mazzarri gerçeği de İtalya'dan Avrupa Futboluna mesaj veriyor.. 2009'da devraldığı Napoli'yi her sene biraz daha ivme kazandırarak bu noktalara getirdi..

Üçlü savunmanın Avrupa'da işleyen en önemli takımlarından biri Napoli..Genç iskeletinin etrafına yerleştirdiği tecrübeli oyuncular ile ilk patlamayı 2010-2011 sezonunda yaptılar..Serie A'da 38 maçta 21 galibiyet-7beraberlik alarak şampiyonlar ligi biletlerini ceplerine koydular.. Juventus'un bu sene şampiyon olurken 23 maç kazandığını varsayarsak bu rakamın değeri biraz daha net anlaşılabilir..

Bu sene kurdukları kadro gerçekten flaş bir kadroydu.. Hamsik-Lavezzi-Dzemaili-Gökhan-Cavani gibi gençlerle Campagnaro-Cannavaro-Dossena-Pandev gibi tecrübeli oyuncularla müthiş bir takım oluşturdular.. Bu sefer ligde 16 galibiyette kaldılar fakat şampiyonlar ligi şampiyonu Chelsea'yi neredeyse eliyorlardı..



Bu takımın bir kupa kazanması gerekiyordu.. Napoli tarihinin en son kupasını 1990 yılında İtalya Süper Kupası'nı kaldırarak almıştı.. Hem Walter Mazzarri hem de kurulan bu dinamik takımın bir kupayla taçlanmasına ihtiyaç vardı..

O kupa dün akşam ligin namağlup şampiyonu karşısında alınan 2-0'lık galibiyetle geldi..Gollerde Edinson Cavani ve Marek Hamsik'in imzaları vardı.. Bu genç ve enerjik takım çok büyük olasılıkla seneye dağılacak, Walter Mazzarri yeni bir takım kurmaya çalışacaktır.. Ama kulüp tarihine 22 sene sonra kazandırdıkları kupayı Napoli taraftarı asla unutmayacaktır..


 Ve gelelim Napoli'den, kupadan hatta Juve'nin şampiyonluğundan bile daha önemli olan olaya..


Alessandro Del Piero dün son kez Juventus forması giydi..Kendimi bildim bileli Del Piero'yu izlemiş biri olarak bu tarz oyuncuların endüstriyel futbola da bir tepki olduğunu düşünmüşümdür her zaman.. Büyük kaptan, büyük oyuncu..Enfes frikikler, oyunun yönünü 1 saniyeden kısa bir sürede değiştiren enfes paslar, dil dışarda gol sevinçleri,bıraktığı enteresan favorileri,Serie B'de gemiyi terketmemesi ve 10 numaraya anlam katan en büyük oyunculardan bir tanesiydi..



Grazie Capitano !



20 Mayıs 2012 Pazar

Kaybede Kaybede Kazanmayı Öğrenenlere..



Bahsedeceğimiz kupa Avrupa'nın 1 numaralı kupası iken finale çıkan takımlar hakkında abartılı yorum yapmanın bir anlamı olmamalıydı..Fakat öyle bir ilk yarı izledik ki, 2 aydır dünya ile ilişkisini kesmiş bir adama gidip ; ' Bu takımlardan biri Barcelona'yı diğeri ise Real Madrid'i eleyerek finale geldi' deseniz, büyük ihtimalle size inanmayacaktır..

Ama futbol böyle bir oyun..Başarıya ulaşmak için rakibinizden daha iyi oynamak zorunda olmadığınız bir oyun..Temel kural şudur; En az rakibin kadar mücadele etmek zorundasın..

Chelsea ve Bayern Münih'in kendi içerisinde pek çok dramı ve hikayesi vardı maçtan önce..Chelsea farklı hocalarla ve iyi oynadığı sezonlarda bu kupanın dışında kalmıştı..Roman Abramovich'in ilk hayali olan Premier Lig Şampiyonluğu Jose'nin sihri sayesinde uzun süreli bir hasret olmamış fakat Avrupa'nın en büyüğü olma rüyası devam ediyordu..

Andre Villas-Boas tercihi sezon başında 'tamamlanmamış Portekiz sihri' ni gerçeğe dönüştürme adına yapılan bir hamleydi..Villas-Boas çok iyi bir taktisyen olabilir fakat elindeki malzemeyi iyi kullanamayan bir hocaydı.. Avrupa Futbolunun Boston Celtics'i diyebileceğimiz veteran Chelsea'den genç ve enerjik Porto performansı bekledi ve başarılı olamadı..

Villas Boas ile heba edilen Premier Lig sezonunda idareten göreve getirilen ve son yıllarda üstlendiği görevle Chelsea için ''içimizden biri'' olan Di Matteo ile sevabıyla günahıyla eritilen bir sene olması amaçlandı..

Gruptan çıktıktan sonra ilk maçta Napoli'ye İtalya'da 3-1 yenildikleri akşam bu takım neleri düşünüyordu acaba..? Chelsea Roman Abramovich ile birlikte kim ne dersin kolay pes etmeyen ve Avrupa'da her zaman iddialı bir takım oldu..Kaybedilen finaller, son anda elenilen yarı finaller takım için her zaman bir tecrübe ve birikim oldu.. Dediğim gibi bu takım veteran bir takımdı ve bu kurt oyuncuların her zaman bir iki numaraları olacaktı.. 3-1'in rövanşında Londra'da normal sürede alınan 3-1'lik galibiyet ve 105. dakikada Ivanovic ile gelen gol Avrupa'da Chelsea'nin yine en az bir çeyrek final görmesini sağlıyordu..

Çeyrek finalde Benfica'ya karşı Portekiz'de alınan 1-0'lık galibiyet aslında yarı final anlamına geliyordu..Bu veteran takıma karşı İngiltere'de bu skoru döndürmek zordu ve olmadı da..Chelsea'nin yarı final rakibi onlara en büyük darbeleri indiren Barcelona olmuştu..

O maçı hepiniz çok net hatırlıyorsunuz..Bana göre bir futbol mucizesiydi..O gece Barcelona'yı sevmese dahi futbolu seven her insan Didier Drogba'ya karşı antipati beslemişti belki..Ama finalde söyleyeceğimiz gibi..Bu takım kaybede kaybede kazanmaya giden yolları öğrenmişti..

Final öncesi Di Matteo yönetiminde Liverpool'a karşı alınan FA Cup zaferi Chelsea'yi büyük oranda tatmin etmişti ve kötü giden Premier Lig sezonunda teselli olmuştu..Chelsea'nin oynayacağı bir final vardı ancak o finalde ibre Bayern tarafındaydı..

Bayern Münih'in hocasından başlayalım.. Heynckes günümüzün kaybedenidir..

Kaybedenlik serüveni 22 Mayıs 2010'da başladı.. Madrid'de ki finalde Jose'nin Inter'ine 2-0 ile yenildiler ve kupa Inter'in oldu..

Belki bir final olarak algılayamayız fakat şu kadroyla şampiyonluğu Dortmund'a kaptırması da büyük bir kayıptır.. Enteresan notlardan birisi ligin kader maçında kazanılan penaltıyı yine Robben'e attırmış ve şampiyonluğu Dortmund'a vermişti..


Finaldeki rakibi Chelsea, Liverpool'u yenerek FA Cup'ı kaldırmışken, Bayern ve Heynckes Almanya Kupası finalinde Dortmund'dan 5-2'lik bir mağlubiyet alıyor ve yine bir final Heynckes liderliğinde elden kaçıyordu..

Heynckes ve takımı Real Madrid'i elemeyi iki maçta da oynadığı oyunla haketmişti..Final evleri Allianz Arena'da olacaktı ve bu kadar kaybeden bir takımın artık kazanma zamanı gelmiş olmalıydı..

Ama karşılarında da maçtan sonra Didier Drogba'nın dediği gibi kaybede kaybede kazanmayı öğrenen bir Chelsea vardı..

Uzun yazdık sadete gelelim..Maçın döndüğü 2 an var..Thomas Muller'in golünün ardından oyundan çıkartılıp yerine Van Buyten'in alınması 1. kırılma anı.. O an bunu twitter'da da yazmıştım..Sevmiyorum bu tarz işler yapan hocaları.. Ki Van Buyten'i oyuna alma amacın senin 20 korner attığın ama rakibinin ilk ve son attığı kornerde gelen 'kafa' golüyle yerlebir edildi..


Futbol bu yüzden dünyanın en güzel sporu işte..İçerisinde biriktirdiği hikayelere rağmen her zaman topun istediği oluyor..

Maçın bir diğer kırılma anı ise uzatmada Robben'in kaçırdığı penaltı.. Heynckes Hollandalı olmasa bu takımda asla Robben penaltı atmaz..Ama yine Arjen Robben yine bir kritik penaltı..Arjen Robben modern zamanların Roberto Baggio'su oldu..

Penaltılarla gelen Chelsea zaferi Avrupa Futbolunun unutulmazlarından biri oldu..Oynadıkları oyunla olmasa bile şu geçirdikleri 7-8 yıllık serüven ve değişim ile müzelerine bu kupayı götürmeyi haketmişlerdi.. Boston'un son şampiyonluk sonrası olduğu gibi bu veteran takım da bu şekilde devam ederse artık ne CL ne FA Cup alamaz.. Roman Abramovich bu kupadan alacağı destek ile yeni bir yapılanmaya gidecektir.. Di Matteo Chelsea taraftarı için her zaman 'içimizden biri' olarak kalacaktır fakat seneye devam edeceğini düşünmüyorum..



Ve Didier Drogba.. Barcelona maçından sonra çoğu kişiye antipatik gelen Didier sonunda çok istediği kupanın sahibi oldu.. Didier Drogba gibi büyük bir karakterin bu kupayı almadan Avrupa Futboluna veda etmesi yakışık almazdı..


                              Darısı tüm ''kaybede kaybede kazanmayı öğrenenlerin'' başına..