15 Nisan 2012 Pazar

Fenerbahçe : 2 - 0 : Trabzonspor / İşimize Bakalım


15 nisan günü Fenerbahçe için kendi içinde yeni bir diriliş günü oldu..

Cadde'den yayılan enerji,sinerji,mutluluk,hırs ve inanç akşam Saracoğlu'nda da ortaya çıkamış meğer..

Takımın mental olarak bambaşka bir diriliş ile sahaya çıkacağının sinyallerini hafta boyunca aldık..Stoch'un olmayıp, Caner ile başlamak Trabzon maçı özelinde doğru bir tercih..Trabzon'da da tercih bu yöndeydi ve Caner'in ahmakça sarı kartı olmasa belki oradan galibiyetle dönecekti takım..

Stoch'un kullanılmama nedeni, Alanzinho-Halil-Olcan gibi kendini kanada atıp, Ziegler'i 2'ye 1 yakalama tehditine karşı alınan bir önlemdir..

Maçı dakika dakika anlatmayayım..Maça çok istekli başladı Fenerbahçe.. Bu maçla ilgili tek sıkıntı defansın topla çıkarken yaptığı gereksiz hareketler.. Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler dörtlü savunmasının Barcelona tarzı top dolaştırmasına gerek yok.. Trabzon'da yenilen gol, Arena'da Bilica-Elmander muhabbeti, bugün Emre'nin 2.golün ardından yaptığı hata vb. bir çırpıda aklıma gelen bir çok örnek var bu konuyla ilgili..

Takımın en önemli isimleri Cristian-Gökhan ve Mehmet Topuz idi..

Cristian'a sonra gelelim, önce sağ kanada inelim..

Gökhan-Mehmet ikilisi geçen sene bıraktıkları noktaya nihayet bu maçta ulaştılar..Müthiş bir baskı,tempo ve devamlılık ile oynadılar..Hem Rıdvan Dilmen'in tabiriyle 'içeri sıktılar' hem de takımı ileri geri müthiş taşıdılar..

Gökhan ve Mehmet 90.dakika'da bile hala müthiş bir istek ve disiplinle hücuma yardımcı oluyorlardı..Onların bu ikili tempoları sadece sağ kanadı değil, takımın genel oyununu da müthiş etkiliyor..

Sol kanat yine tempolu ve güçlüydü fakat burada en önemli sorun üretkenlik..

Stoperde Yobo, Burak Yılmaz'ı sahadan sildi..Bekir'de birkaç tane önemli kademeye girdi..Bekir'in bazen kendine aşırı güveni sıkıntı yaratabiliyor..Onun dışında Bekir kalpten oynayan bir oyuncu,elinden geleni yapıyor..Bekir'e topla birlikte savunmadan çıkma görevi verilmese daha uygun olur..

Emre kendini biraz daha savunmaya çekti..Özellikle takımın hücum hazırlıklarında önemli top dağıtımı yaptı..

Alex'in en silik olduğu maçlardan biriydi..Buna rağmen Zokora'yı bağlarda bahçelerde gezdirmesi sayesinde ortasahanın üstünlüğünü ele aldık..

Gelelim maçın yıldızına..Cristian Baroni öncelikle önemli bir karakter..Ama dengesiz..Neden derseniz, bu adam hakikaten mental olarak maça çok iyi hazırlanmalı..Bazen 10.dakikada Baroni'den o maç hiçbir hayır gelmeyeceğini görebiliyorsunuz ve adam cidden o maçları çok kötü oynuyor.. Ama bazen maçın başından sonuna kadar öyle bir oynuyor ki, hayran hayran izliyorsunuz..

Bu sene 7.golü attı..Sow'a yaptığı asist'i bu takımda sadece Alex yapar normal şartlarda..Ama Cristian anormal şartları kendi kafasında bir şekilde yaratıyor..Armayı öpmesi, ağlamayın işareti yaptığı gol sevinçleri falan enteresan bir futbolcu Baroni..
Cristian'ın kalan maçlarda böyle bir oyun oynamasının bir garantisi yok..Haftaya Arena'da sinmiş bir Cristian izlersek şaşırmam..Zaten Cristian ile ilgili en önemli sıkıntı bu..

Hocanın Semih'e geri dönüş yapması çok sevindirici..Formu ne olursa olsun Semih bir Fenerbahçe simgesidir..Bunca yıllık emeğinin heba olmasını istemem..

Moussa Sow 12. maçında 8. golünü attı.. Sow bizleri, biz Sow'u çok sevdik.. Geleli 6 ay olmadan 3 büyük maçta gol attı.. İnşallah bu birliktelik uzun yıllar sürer..
İlk maçı kazanmak güzel, daha da önemlisi bu şekilde bir futbol ile kazanmak güzel.. Kimin ne yaptığına bakmadan, kalan maçlara konsantre olmak gerekiyor..

Saldır Fener.

Hiç yorum yok: