26 Ağustos 2011 Cuma

Karşılıksız - 1 Milyon Üye


Türkiye'nin açık ara en varlıklı kulübü bugün çok büyük zararda ve zor durumda..

Öyle ki sırf maddi sıkıntılardan dolayı yarın öbürgün gurur duyduğumuz bazı oyuncularımız satılacak..

Bunu yazarken bile bir yandan inanmıyorum..

25 milyonuz diyoruz , karşılıksız ölesiye diyoruz ya hani..

İşte şimdi birşeyler yapmalıyız..

Aziz Yıldırım'ın hayali neydi..? ' Bir Milyon Üye ' .. Bunu şimdi gerçekleştirmenin tam sırası değil midir..?

Metris'te bulunan başkana hergün ' Başkan bugün de 10.000 kişi kulübe üye olmuş.. ' haberleri gitse orada nasıl mutlu olacağını düşünsenize bir..

Ki bunun dışında en çok ihtiyaç duyulduğu an kulübe de para akışı sağlamış oluruz..

Hiçbir karşılık beklemeden..Ayda 25-50 TL arası bir aidat ödenir ve karşılığında hiçbirşeyden yararlanılmaz..

'Fenerbahçe Kulübü Üyeliği' bir Fenerbahçeli için en büyük onurlardan biridir..En basit mantık 25 TL üyelik aidatından 20.000 üye ayda 500.000 TL gelir demek..

Bu çok zor günlerde bu onurlu davranışta bulunmak ve kazanılacak aidiyet hissi Fenerbahçe'den alacağımız yegane şeydir..

Hukuksal olarak bunun oluru , koşulları nedir bilmiyorum..Hukuksal olarak dedim de aklıma başka şeyler de geldi neyse..

Bu basit , çoğumuzunda aklına gelen bir fikirdir..Umarım daha iyi fikirlerde ortaya çıkar ve bu fikirler bir şekilde gündeme taşınır..

Sonsuza kadar Yaşa Fenerbahçe.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Ve Fenerbahçe Yeniden Doğar


3 Temmuz 2011 hayatımda en üzüldüğüm günlerden biriydi..Daha şampiyonluğun tadını doğru düzgün çıkartamadan yaşananlar beni çok hırpaladı..Sürecin devamında medyadaki leş kargaları,taraflı yayınlar,yalan haberler,hukuksuzluklar,belirsizlikler bizler için çok keyifli geçmesi gereken 2011 yazını tam bir ızdıraba çevirdi..

10 tane kötü haber , 1 tane iyi haber..Neredeyse 2 aydır böyle yaşıyoruz..3 Temmuz'dan beri allak bullak olduk..Fenerbahçe ile yattık , Fenerbahçe ile kalktık..Burada,twitter'da sürekli birbirimize omuz verdik , mücadeleden kaçmadık..

Muhteşem organizasyonlar yaptık ve Türkiye'ye bu ülkenin en büyük taraftarını bir daha tartışmamak üzere gösterdik..

3 Temmuz ile başlayan bu süreç benim için bugün , yani 25 Ağustos 2011 günü resmen bitmiştir..

Hayatımın en mutsuz günlerinden , hayatımın en mutlu günlerinden birine geçerek sona erdi bu süreç..

Kamuoyu önünde aklanmamamıza , spor toto süper ligde devam etmeyeceğimize , şampiyonlar liginde oynamayacağımıza rağmen hemde..Ali Koç gözleri ağlamaktan şişmiş , konuşurken bir sonra ki cümlesinde hıçkıra hıçkıra ağlayacakmış gibi ekran karşısına çıkıp , bu takım Bank Asya'da oynamak istiyor dediğinden beri çok mutluyum..

Fenerbahçeli olduğum için en çok gurur duyduğum , en mutlu olduğum gün bugün benim için..

25 Ağustos 2011 akşamı Fenerbahçe ayağa kalkmıştır..Üzerine atılmaya çalışılan bütün boku çamuru da bir kenara savurmuştur..

1907'de olduğu gibi yeniden doğmuştur bu kulüp..

Ali Koç bu kulübün yeni Ayetullah Bey'i olmuştur..

Bugün Ali Koç'un gözlerinden damlayan yaşların içerisinde çok kişiyi boğacağız yakın gelecekte..

Bu onurlu davranışı sergileyen teknik direktör ve bu takımda oynamaya devam edecek oyuncular Fenerbahçe tarihinin en onurlu ve saygın spor adamları olmuştur..

Ve bugünlerde bu takıma daha da fazla aşık olan , daha da fazla destek olan , elindeki avucundakini veren Fenerbahçe taraftarı da dünyanın en büyük , en asil taraftarı olmuştur..

Kim gitmek istiyorsa gidebilir..Giden gider , kalan sağlar bizimdir..Kalan sağlar başımızın tacıdır , öl deseler ölürüz onlar için..Bu da böyle bilinsin..

Türk futbol tarihinin en onurlu adımını attık..Gurur duyuyorum kulübümle..Yalandan kupayı iade edip , kupanın haklarından faydalansaydık farklı olurdu herhalde..Ama bize kaypaklık yakışmazdı..

Fenerbahçeli olmanın gururu bize yeter..Çok mutluyum bu gece Fenerbahçem..

Bundan sonra herşey çok farklı olacak..

Büyüktük , devleştik.

Kazandığınız Bonuslarla Arena'da Oynayabilirsiniz..!


Bugün Türk Futbol Tarihi'nin en kara günü..3 Temmuz'dan da kara günü bugün..Hatta 3 Temmuz günü Fenerbahçe anında küme düşürülmüş olsaydı bile bugün alınan karardan daha temiz bir karar olurdu o..

Konuyla ilişkili Papazın Çayırı veya Hayatım Fenerbahçe bloglarından daha doyurucu bir yazı yazacak durumda değilim..Eğer hala okumadıysanız bir an önce ziyaret edip o yazıları okuyun derim..Ben şuan çok daha ufak bir konuya değineceğim..Bunları yazmak da Erdal abinin bir tweetinden sonra beynimde çaktı..

Galatasaray ile Trabzonspor'un kapalı kapılar ardında neler yaptığına dair biraz komplo teorisi kuralım bence..

Selçuk İnan ile başladı muhabbet..Trabzon'un en önemli oyuncusu Avrupa yakasına geldi önce..Sonra gelecek için bel bağladıkları Ceyhun'da aynı yolun yolcusu oldu..Trabzonsporlu hiçbir taraftar da çıkıp bu oyuncuları ne hainlikle suçladı ne de eleştirdi..Ortalık süt liman..

Sonra Engin Baytar'ı 1.3 milyon sanırım şuan bunu google'a yazıp bakıcak halim bile yok her ne kadaraysa ama ucuz bir meblağ karşılığında aldılar..

Ha bundan önce Arena Bilboa maçı için kiralanırken Hasan Yener ve Nevzat Şakar tv'lere bağlanıp Galatasaray yönetimine 'çok teşekkürler' ediyorlardı..Bu iğrenç ilişkilerde olmamak yıllardır bizim hoşumuza gidiyor zaten..Kimsenin sırtımızı kaşımasına gerek yok ama işler bu noktadan sonra biraz garipleşiyor..

Hatırlayacak olursanız şike olayı patlak verdikten sonra Trabzonspor camiası derin bir sessizliğe bürünmüştü..Elbette kendilerinin de soruşturma içerisinde olduklarını bildiklerinden sessiz kalınmış olabilir fakat bugünlere gelinen senaryoyu en başından bildikleri de büyük olasılık..Sezon boyu her Fenerbahçe maçından sonra kameralara açıklama yapan yöneticileri ve başkanları bu süreçte hiç konuşmadı..Kupayı bize verin bile demedi..

Ama Türk Futbolu'nda Beşiktaş ve Trabzonspor'un bir ağabeyi vardı elbet..Onlar hep konuştu..Hep bir taraflarını yırttılar..Ve bunu yaparken hedefte sadece hep Fenerbahçe vardı..Soruşturmada adı geçen Trabzonspor'u ve Beşiktaş'ı asla şikayet etmediler..

Ağabey üzerine düşeni yapmalıydı..Kozmik odadan belgeleri araklayıp ingilizce ve fransızcaya Trabzon çevirecek değildi..Ağabeyliği yapma zamanıydı..Belgeler UEFA'ya gitti UEFA apar topar ülkeye geldi ve sonuçta bu karar çıktı..

Şimdi Galatasaray camiası kangrenin kola sıçramasını engellemek için , aydınlık pazartesiler için soruşturmada adı geçen Trabzonspor camiası için de bildiri yayınlayacak mı..?Demeyecek mi ki 'Bu adamlar CL şampiyonu olsa başkanları tv'den izleyecek böyle karar mı alınır..?' diye..?

Hayır şöyle de bir zarara uğradılar şimdi , Engin'i alırken transfer taksidinin bir kısmı Bilbao maçı için Arena'nın kiralanmasından verilecekti..Şimdi nakit çıkışı da olacak..Yazık size de..


23 Ağustos 2011 Salı

Özet


Basın toplantısında Galatasaray'ın UEFA'ya yaptığı şikayetin sorulması üzerine Aykut Kocaman'ın cevabı hem aslında yaşanan herşeyi özetler hem de önümüzdeki sezon boyunca takımın nasıl bir motivasyonla sahada olacağının göstergesiydi..

Aykut Kocaman : ' Fırsatçılığa gerek yok..Fenerbahçe sahada olmalı , rakipleri de güçleri yetiyorsa Fenerbahçe'yi sahada yenmeli'


22 Ağustos 2011 Pazartesi

4-3-3 / Ters Ayak Bize Ters..



Avrupa futbolunun son 3-4 yılda peşinden süreklendiği bir ekol oluştu..Bunun temeli olmasa bile en etkileyici örneğini 4 sene öncesinin Barcelona'sında görmeye başlamıştık..Sistem olarak 4-3-3'ü tercih eden Barcelona ileri üçlünün merkezine Eto'o yu yerleştirmiş sol forvetine sağ ayaklı Thierry Henry'i koymuş , sağ forvete ise sol ayaklı Messi'yi yerleştirmişti..

Avrupa'da 3 hücumculu ve kanatlardaki ters ayaklı oyuncular ekolü bu sistemin parlamasıyla başlamış oldu böylece..Bugün Real Madrid merkeze Benzema sol öne Ronaldo sağ öne ise Di Maria'yı koyarak yukarıda ki ekolü devam ettirirken , Bayern Münih'de merkeze Gomez'i koyup ters ayaklı Robben'i sağa , Ribery'i sola koyuyor..Atletico Madrid'de merkeze Falcao'yu koyup,sol öne Arda'yı sağ öne ise Reyes'i koyacaktır yüksek ihtimalle..

Barcelona'da hala bu sisteme devam ediyor..Merkeze Messi'yi koyduğu zaman Villa'yı sol öne , Pedro'yu sağ öne koyuyor Guardiola..
Avrupa futbolunun kafaya oynayan takımlarının bu sistemle başarılı olmasının çok çeşitli nedenleri var..Örneğin Ribery-Gomez-Robben üçlüsünü de Xavi-Iniesta-Busquets'in önüne koyarsan yaklaşık bir verimlilik sağlayabilir..Yani takımın sadece bu en uçtaki üçlüsü değil arkasındaki üçlü de çok önemli..

Barcelona bu bölgeye Fabregas'ı aldığında bile Xavi-Iniesta-Busquets'i bozmayıp Iniesta'yı sol öne atıp,Fabregas'ı yine mevkiisinde oynatmaya özen gösteriyor..Yine Real Madrid'in Nuri hamlesi de bu sistemde Xabi Alonso ve Mesut'un yanından Khedira gibi tek yönlü bir oyuncuyu çıkartıp yerine Nuri'yi monte etmekti..

Neyse yani Avrupa futbolunun en önde gelen takımlarının kullandığı sistem bu bildiğimiz üzere..Bunları neden anlattım peki..Aykut Kocaman hazırlık maçlarında bu sisteme doğru kaydı..Dörtlü savunmanın önünde Mehmet-Cristian-Emre üçlüsü ve ileride merkezde Alex sağda Dia solda Niang..

Burada bu sistemi baltalayan isim Alex..Barcelona'da asıl santraforu Villa'yı Niang gibi kenara atıp Messi'yi ortada kullanıyor fakat Alex dünya futbolunda eşi benzeri olmayan bir oyuncu olduğu için Alex'i bu sistemde ortada kullanmak veya bu sistemle Alex'in verimliliğini arttırmak çok güç..Çünkü Alex'in başarılı olması için oyunun merkezi olan ortasaha-forvet arasındaki merkez bölgede olması gerekiyor..Yeri gelir Alex savunmaya yardım eder , top dağıtır..

Alex'i bu sistemle takımın en önüne koymak bana göre mantıksız..Aykut hocanın kafasındaki şablona Fenerbahçe kadrosunun herhangi bir 10 oyuncusu uyum sağlar fakat bu sisteme uymayacak olan adam Fenerbahçe tarihinin en iyi oyuncusu..O yüzden Aragones'in yaptığına benzer bir yanlışı Aykut Kocaman'ın yapacağını düşünmüyorum..Zaten Palermo maçında 4-4-1-1'e döndüğünde takım top oynamaya başladı..

Fenerbahçe'yi geçen sene şampiyon yapan ve oyuncuların alışık olduğu sistemi değiştirmenin mantıklı olmayacağını düşünüyorum..Bu dizilişten verimi arttırmak bana göre yapılacak transferlere bağlı..Gökhan-Mehmet sağ kulvarı ve Andre-Dia/Stoch sol kulvarı bana göre takviyeye gerek duymuyor..

Emre'nin yanında bana göre Cristian yerine oyunun çift yönünü en az Emre kadar iyi oynayabilen bir oyuncu lazım..Ben bunu 2 senedir yazıyorum ancak bu yönde bir gelişme bu sene de olmayacak gibi gözüküyor..İşin entresan tarafı bu şike olaylarından önce basında her gün yeni bir çift yönlü ön liberorunun ismi geçerken şuan Aykut Kocaman bu transferden vazgeçmiş durumda..Cristian-Sezer-Özer üçlüsünün antrenman performansını bilemiyorum elbette ancak mantığım hala yarın şampiyonlar liginde bu takım sahaya çıktığı zaman Emre'nin yanında daha yere sağlam basan ve takımın savunmadan hücuma çıkışını hızlandıracak bir oyuncunun olması gerektiğine inanıyorum..

Öte yandan alınacak bir de stoper ve forvet var..Serdar çok iyi ancak Lugano-Yobo ikilisini bozmamak gerek..Hele ki böyle bir senede..Sercan dedikoduları çıktı bugün forvet için..Sercan gibi dayanıksız ve bitiricilikten uzak bir forvete ihtiyacımız yok..Emenike'nin çok ayrı özellikleri vardı..Sadece hızlı ve top sürüyor diye Sercan'ı almanın bana göre hiçbir mantığı yok..

Kısaca Aykut hocanın 4-4-1-1 sisteminde devam etmesi bence takım için en hayırlısı olacaktır..Ayrıca artık şu transferlerinde olması lazım..Bu takım 20 gün sonra şampiyonlar ligi maçına çıkacak..