28 Ekim 2011 Cuma

Beşiktaş :2-2: Fenerbahçe / Topu Alıp Santraya Götüren Takım

Maça girmeden şunu belirtmek lazım..Fenerbahçe taraftarı İnönü'yü , İnönü Fenerbahçe taraftarını seviyor..Baskın , Truva 2 , Büyük Taaruz vs. her benzetme bir yana , maçın hemen başında yaşanan enstantane Fenerbahçe taraftarının durdurulamaz olduğunu bir kez daha kanıtladı herkese..Gerçekten muhteşem ve unutulmaz anlardı..

Dün maç önü yazımda beklediğim kadrolarla çıktı takımlar sahaya..Ben Stoch'u oynatırdım ancak hoca Caner ile başlar demiştim..Ben bunu derken Caner'in hücuma bu akşam yaptığı kadar katkı verip veremeyeceğinden emin olamadığım için Stoch'u tercih etmiştim çünkü Fenerbahçe'de Bienvenu bekleneni veremiyor ve hücum gücü sadece Alex'e kalıyordu..Solda Stoch ile başlayıp hücumu diri tutabilir hoca diye düşünüyordum..

Ama bu gece şu ortaya çıktı ki Ziegler-Caner kanadı hem savunma hem de hücum için Fenerbahçe'nin ideal ikilisidir..Neyse tekrar maç başına dönelim..Beklendiği gibi Beşiktaş baskılı başlamak istedi ve bunu başardı..Queresma ve Simao'nun çapraz koşularına Veli ortadan destek vermeye çalışıyor , Ernst ise hücum presleri ile oyunu Fenerbahçe yarısahasında tutmaya çaba sarfediyordu..

Ancak son yılların derbi klasiği olarak Fenerbahçe oyunun kontrolünü benim beklediğimden de erken ele almaya başladı..Emre ve Cristian'ın kurduğu oyunlara soldan Caner'in yardımları da gelmeye başlıyordu..

Beşiktaş'ın oyun planı bu şekilde hücumlara mı dayalıydı bilemiyorum ancak Beşiktaş gibi zengin bir kadronun hücum organizasyonlarını 'ileri yolla , kanattaki Portekizlilere topu ver ve onlardan birşeyler yapmasını bekle' şeklinde olması çok kısır bir fikir..
Fenerbahçe savunmasında Bekir'in olması Fenerbahçe için bir risk diyordum..Bekir kendine olması gerekenden fazla güvenen ve savruk bir oyuncu..Topu oyuna sokması da çok başarılı değil..İlk gol öncesi yaşanan karambolde 3 Fenerbahçeli futbolcu o topa dan diye vuramadı ve top Simao'nun önüne kadar geldi..

O topun önüne 3 tane Gökhan yatsa , kalede 4 tane Volkan olsa yine o şutun kaderi gol olmaktı..

Ortaya futbol namına birşey koymamasına rağmen öne geçmek Beşiktaş'ı daha da morallendirip , olumlu yönde iter diye düşünürken oyun golden önceki 5 dakika da olduğu gibi Fenerbahçe'ye dönmeye başladı..

Emre-Cristian geriden topu çıkartıyor , Gökhan sağdan hiç durmadan bindiriyor , Ziegler-Caner ikilisi İnönü'de sapsarı bir ışık saçıyordu solda..Alex yeri geldiğinde geriye kadar gelip , yeri geldiğinde ön alanda topu alıp hem pas dağıtıyordu hem de birebirlerle rakiplerini eksilterek pozisyon yaratıyordu..

Ancak buraya kadar işte..Bir takım düşünün ki topu son bölgeye kadar getirirken yapması gereken herşeyi yapıyor fakat bir türlü bu takım son noktada işi bitiremiyor..İşte burada ne diyoruz..Ah Niang vah Emenike..Şu takımda şu isimlerden biri bu sene forma giyiyor olsaydı emin olun takım şuan 8'de 8 ile tepede açık araydı..

İlk yarıyı Beşiktaş'ın 1-0 önde bitirmesi mucizeydi..Caner'in şutu , Alex'in muhteşem pasında vuramayan Bienvenu , devre sonunda Alex'in kaçırdığı top , Caner'in getirip Gökhan'ın kafasının çizgiden çıkması.. Ve oyunun kontrolü tamamen Fenerbahçe'nin elinde bunlar olurken..

Mehmet Topuz'un maç eksiğinin olmasını zaten bekliyorduk..Mehmet hücuma bir zenginlik katamadı ancak onun oradaki varlığı Gökhan'ın ileri çıkışlarını cesaretlendiriyor..Sonuçta Mehmet birebirlerde Queresma'ya geçit vermedi..

Beşiktaş'ın bekleri çok az hücuma katkı vermesine rağmen hem sağdan hem soldan Fenerbahçe kanatlarından dayak yedi Beşiktaş..

Ortasahada oyunun kontrolünü ele geçirip,sağdan ve soldan bu kadar yüklendiğin , üstüne üstlük Alex'in bu kadar iştahlı oynadığı bir 45 dakikada soyunma odasına geride girmek çok moral bozucu olmalıydı aslında..

Ancak Fenerbahçe o kadar kendine güvenen o kadar soğukkanlı bir takım haline geldi ki , 1-0 veya 2-0 olması oyuncuların oyun stilini değiştirmiyor ve panik tuşuna basılmıyor..

İkinci yarıya Beşiktaş yine bir silkinip çıktı..Simao'nun şutu , Queresma'nın bindirmeleri derken Mustafa'nın şutu direkten dönüyordu..Buradan sonra Fenerbahçe tekrar oyun karakterini ortaya çıkartmaya başladı..Sol kanatta Ziegler ve Caner müthiş yardımlaşırken Emre bu ikiliye sürekli yardıma geliyor ve oyunu açma konusunda yardımcı oluyordu..

Pas oyunu Fenerbahçe'nin en önemli karakteri..Sabırla pas-pas-pas..Oyunu zorlamak , olmayacak dualara amin demek pek olmuyor..Gelen beraberlik golünden önceki paslaşma Aragones döneminde Ali Bilgin-Uğur-Semih üçgeniyle yine İnönü'de atılan golü hatırlattı..

Caner o ne şuttu be birader..? İp gibi vurdu topa..Doktor zaten cezasahasında cezayı kesmek için her zaman oralardadır..1-1'in gelmesiyle oyun Fenerbahçe lehine dönecek gibi bekliyorduk çünkü takım çok iyi oynuyordu..

Ancak oyun bu sefer pozisyonsuz geçen ortasaha mücadelesine döndü..

Bir de bu oyuna hocanın Caner-Stoch değişikliği eklenince oyunun kontrolü Beşiktaş'ın eline geçmeye başladı..Caner hem ortasahaya hem de Ziegler'e kanat boyu yardım edebilen bir oyuncu..Stoch'un yardım özelliği elbette Caner kadar değil fakat onun da bildiğimiz kendine has özellikleri var..Hoca ne olursa olsun Caner'i çıkartmamlıydı ki bunun en çok o farkında zaten..Ancak maç öncesi kafasında yaptığı plan buydu..Belli bir süre Caner ile rakibin sağını iyice yorup , Stoch ile öldürücü darbeyi indirmek..

Beşiktaş'ın attığı 2.golden önce Bekir'in , Gökhan'a sen içeri geç ben aldım Queresma'yı diyen el hareketi beni benden aldı..Yahu Bekir , sen ağır adamsın , birebirde iyi değilsin ki karşındaki adam ne kadar kötü oynasa bile Ricardo Queresma..Birebirde yenen çalım , güzel orta , dengesiz yakalanan savunma ve maçın başından beri bu kadar iyi oynadığın oyunda 2-1 geridesin..

Futbol acımasız ama sana her zaman bir şans tanıyor..Golü yedikten sonra Semih hamlesi , Semih-Alex organizasyonu ile hemen kendini hissettirecekti ancak şans Alex'in yanında değildi..

Maç tam gitti derken Cristian'ın hayat öpücüğü geldi..Cristian golü attıktan sonra Semih'in topu kaleden alıp santraya taşıması hem takımın kendine olan güveni hem de maçı kazanmaya olan isteğini gösteriyor ve bana göre bu çok çok önemli bir olaydır..İnönü'de 2-0'dan 2-1'e getiren gol değil o..88'de deplasmanda beraberliği yakalıyorsun ve topu çizgiden çıkartıp santraya taşıyorsun..

Semih'in topu santraya taşımasının nedenini 2 dakika sonra çok daha net anlayacaktı herkes belki..Özer o şutu gole çevirebilseydi..Bu arada Caner-Stoch değişikliği elbette yanlıştı fakat Özer o golü atsa bu sefer herkes Stoch'un yaptığı olağanüstü güzel koşu ve asisti konuşuyor olabilirdi..

Takımda eksikler çok..Stopere sağlam bir Serdar'ın gelişi hem defansın toparlanması hem de hava topları açısından takım için önemli..Bu sezon bir tane bile korner golü yok..Ah Lugano ah..Gökhan-Mehmet-Emre gibi takımın iskeletinin üç oyuncusunun fizik kalitelerinin 1-2 maç sonra istenilen seviyeye ulaşacağını düşünebiliriz..

Ve en büyük sıkıntı en uçta..Alex bu kadar çabalarken , en öndeki iki oyuncunun da bu kadar formsuz olması şuan takımın en büyük handikapı..Ve yukarıda dediğim gibi Lugano hatta Santos gibi savunmacıların da gol bulamaması takımı tıkıyor bazen..Mesela içeride puan kaybedilen Manisa ve Samsun maçlarında Niang/Emenike değil , Lugano/Santos olsaydı bu maçlardan biri kazanılabilirdi en azından..

Kaybetmemek güzel..Ortaya konan oyun da çok güzel..Moraller yüksek..Sakatlıktan çıkanlar fizik kalitelerini bir tık ileri attıklarında ve forvetler biraz toparlandıklarında takım daha rahat ve farklı maçlar kazanacaktır..

Hiç yorum yok: