19 Aralık 2011 Pazartesi

İz Bırakanlar Unutulmaz


Bu bir maç yazısı değildir..Başından uyarayım..

Dün akşam Cüneyt Çakır son düdüğü çaldığında , stad hoparlörlerinde 'Hayde Gidelum' çalmaya başladığında Fenerbahçe camiası 3 Temmuz'dan bu yana en mutlu , en huzurlu anlarını yaşadı..

5 aydır atılan çamurlar,gaspedilen haklar,ağlayan yalancıların dün boyunları büküktü..Sarı laciyi kuşananlar 5 aydır olduğu gibi yine dimdikti..

Bu takım geçen seneden bu yana bir destana imza atıyor..Bu destanı yakmak için ellerinden geleni yapıyorlar..Belki de en sonunda döktükleri benzine kibriti de ulaştıracaklar ancak bilmiyolar ki 3 Temmuz'dan beri yaptıkları herşey bizleri birbirimize daha çok bağladı..

Dün zemine bakmak için Burak Yılmaz elleri cepte Migros tribününe kadar yavşak yavşak yürürken stadın verdiği tepki 3 Temmuz'un eseridir..

Fenerbahçe takımı ısınmaya çıkarken Alex başta tüm oyuncuların tribünleri alkışlayarak , ayağa kalkın işareti yaparak , yumruklarını havalarda tutarak verdikleri mesaj 3 Temmuz'un eseridir..

Santradan önce orta yuvarlakta toplanan Trabzonspor takımına verilen tepki sadece ıslık ve yuhalamadan ibaret değildi..O saniyelerde insanlar duygularını da haykırdılar , kustular bordo-maviye..

Fenerbahçe santrada toplandığında 'oley' demedi kimse..Herkes alkışladı..Sakin bir şekilde herkesin yüzünde bir gülümseme belirdi..Orada ki 11 tane yiğidin tribündeki 55.000 taraftardan farklı bir şey konuşmadığını , farklı bir şey düşünmediğini bilmekti bu gülümsemenin eseri..

Ve elbette bu da 3 Temmuz'un bir eseriydi..

1-0 oldu , 1-1'de olurdu , 1-2'de olurdu , 4-0'da olurdu..

Trabzon'a kurulduğu günden beri en büyük acıları yaşatan takımız zaten..Tıpkı 100 yıldır diğer iki şampiyonun,boğazın öteki yakasındakilere çektirdiğimiz acılar gibi..

3 Temmuz'un neticesi sizlerin en başından beri yarattığınız pisliğin etkisiyle istediğiniz gibi sonuçlansada ;

Fenerbahçe Yenilmez..
Fenerbahçe Yıkılmaz..
Fenerbahçe mümkün değil bölünmez..
Fenerbahçe taraftarı mümkün değil adamını satmaz..
Fenerbahçe taraftarı kıyamet günü maç olsa eşini dostunu evde bırakır yine o maça gelir..

Fenerbahçe'yi en çok kendi çamurlu deryalarınıza çekersiniz..Oradan biz onu alır yine kara deryaların feneri yaparız..

Dün dediğimiz gibi , 'Tarihinde Kocaman Bir İz Var'

Bu iz bazılarınız için dün olduğu gibi Aykut Kocaman..

Bu iz bazılarınız için Samuel Johnson..

Bu iz bazılarınız için Aziz Yıldırım..

Bu iz bazılarınız için Rıdvan Dilmen..

Bu iz bazılarınız için Volkan Demirel..

Bu iz bazılarınız için Alex De Souza..

Ne diyordum..Dün boyunlarınız yere baka baka girdiniz ya soyunma odasına..İşte aynı anda Fenerbahçeli futbolcular tıpkı sahaya çıkarken olduğu gibi yumrukları havadaydı ya..İşte o an en mutlu andı..

12 Aralık 2011 Pazartesi

Bursaspor : 0 - 2 : Fenerbahçe / Toparlanın Gidiyoruz

Maçtan önce yazımda Bursaspor'un gol yollarındaki etkisizliği ve durağan futbolundan bahsetmiştim..Beklendiği gibi Bursaspor'un hücum sıkıntısı maçın başından kendini belli etti..Takım tamamen 1000 kilo N'Diaye ve Bangura'nın omuzlarına bırakılmış..Belki birşeyler yapar diye Ozan İpek var..

Fenerbahçe ideal 11'inin 2 oyuncusu dışında sahadaydı..Orta dörtlüde Cristian ve Mehmet'i yerleştirdik mi Fenerbahçe'nin temposunun ve gol yollarındaki durağanlığının azalmasını tahmin ediyorduk..Ancak bu akşam oynanan futbolu beklemiyordum doğrusu..

Neyse adım adım gidelim..Gökhan-Serdar-Yobo-Ziegler defans hattını bu oyuncular beraber antrenmana çıktığı günden beri seslendiriyoruz..Elbette bu oyuncuların farklı zamanlardaki sakatlıkları beraber oynayamamalarında ciddi bir etken oldu ancak bu saatten sonra sakatlık/ceza olmadığı zaman bu dörtlü değişmemeli..

Serdar Kesimal'dan mutlaka söz etmek gerek..Serdar'ın kademe anlayışı ve hamle zamanlamaları gayet yerinde..Hava toplarında hem ofansta hem de defansta takıma katkı verebilecek bir yapıda..Ve bana göre en önemlisi hırslı bir oyuncu..Kendini ispat etmek istiyor ve varını yoğunu ortaya koyuyor..Savruk bir halde onu izlemek pek olası değil şu görüntüye baktığımızda..

Serdar'ın savunmaya alışması ve oturması sene başından beri çekilen sıkıntıyı ciddi anlamda azaltacaktır..

Orta sahadaki Selçuk tercihi bana göre hatalıydı..Geri kalan üçlü beklediğim gibiydi..Aynı şekilde Alex-Semih ikilisi de..

Fenerbahçe maça alışık olmadığımız şekilde önde basarak ve bol pasla ön alanda başladı..Emre'nin şutunda Semih'ten dönen top , Alex'in ayağının kaydığı pozisyon erken gelen atakların sonucunda gol olabilecek pozisyonlardı..

Miroslav Stoch kötü oynasa bile 90 dakika sahada tutarım diyordum..Stoch'un kendine güveni geldi artık..Maçta kopukluk yaşamıyor..1.dakika ile 90.dakikada aynı mentalite ile oynuyor..Maç 0-0 iken çok güzel koşular yaptı ancak geriden gerekli destek gelmediğinde iş Stoch'tan çıkacak bir füzeye kalmıştı..İlk yarıda gelmedi o füze..Stoch'un Alex'in muhteşem paslarıyla buluştuğu toplarda orada hücumda birden bitebilecek bir Mamadou Niang'ın olmayışı insanın canını acıtıyor..

İlk yarı Fenerbahçe'nin geçtiğimiz maçlara oranla en önemli farklılığı hücumlara olan kalabalık katılımdı..Gökhan-Özer-Ziegler-Emre-Stoch-Alex-Semih..Bu 7 oyuncudan en az 4 tanesi yapılan hücumlarda etkin rol oynadı..

Atılan gol evveli Ziegler-Stoch al-ver'i futbolun en basit ancak uygulamaya gelince nadir yapılan varyasyonlarından biriydi..Alex'in tekte Emre'yi bulması ve Emre'nin Semih'e yaptığı muhteşem pasıyla gelen gol..

Formda Semih , Bienvenu'dan çok daha etkili bir forvet..Tek ihtiyacı olan bir gol atmaktı..Ona da bu gece kavuştu..Böyle bir dönemde ona çok ihtiyacı var takımın..Aykut Kocaman'ın Semih tercihini takdir ediyorum..O da , Semih'in ihtiyacı olan golü atmasını çok istiyordu..Bundan sonrası Semih'e bağlı..Önünde bu performansı taçlandırabileceği çok kritik bir maç var mesela..

Bu sırada Bursaspor'un en önemli atağı Ozan'ın şutu ve Gökhan'ın çizgiden çıkarttığı toptu..Bunun dışında Fenerbahçe kalesinde çok etkili bir atak yapamadı Bursa..

İlk yarıda işi kopartabilecek pozisyonda Özer'in şutu direkten döndü..Ben Özer'i sağ önde kesinlikle oynatmam fakat Mehmet'in yokluğunda takımı dinamikleştirmek ve hücumu karıştırabilen bir oyuncunun sahada olması için Aykut Kocaman , Özer'i tercih ediyor..

Özer kesinlikle yeteneksiz bir oyuncu değil..Deli dana gibi koşuyor , mücadele ediyor , oyunu açmaya çaba gösteriyor , oyun zekası çok üst düzey ancak düşündüklerini ne yazık ki çoğu kez ayaklarıyla gerçeğe dönüştüremiyor..Direkten dönen pozisyondaki koşusu , topu çekişi , vuruş yeteneği ve topu atmak istediği yer çok üst düzey bir oyuncunun yapabileceği kombinasyon..

İlk yarı bu kadar mücadele ve üstün oynuyorsun ancak skoru kopartamıyorsun..Bu hala takımın yaşadığı sıkıntıların en önemlilerinden..

Böyle olunca ne oluyor , Bursa cesaretleniyor , üstüne geliyor , sen kapanıyorsun , ve rakibin pozisyonlar bulmaya başlıyor..Ömer'in muhteşem kafa vuruşunda Volkan'ın harika kurtarışı ile gelen gol sinyalleri , Bursa'nın Fenerbahçe yarısahasına yerleştiği 45-70 arası dönemde arttı..Ancak kapalı Fenerbahçe savunması arasında sağdan kaçan Batalla'nın pozisyonu dışında kalede önemli bir tehlike olmadı..

Aykut hoca bana göre yine yanlış değişikliğe gitti..Bienvenu'yü sağa koymak , Emre-Cristian-Selçuk üçlüsünü birlikte oynatmak ve Alex'i en uçta oynatmak bana göre 3 yanlış..Ancak bu 3 yanlış bile 1 doğruyu götürmedi bu akşam..Maçın başından beri çok iyi oynayan Stoch yine jeneriklik bir golle maçı kopartıyordu..
Bu gol sadece galibiyet ve Stoch'un kendine gelen güvenini arttıran bir gol değil aynı zamanda Gökhan Gönül'e de büyük moral olan bir gol oldu..

Geri kalan 5 dakikada doktor 2 gol birden atabilirdi ancak olmadı..

Bursa deplasmanından alınan bu kemiksiz skor ve düzelen futbol umut verici..Mehmet ve Cristian'ın takıma katılımıyla daha tempolu ve geçen seneki çizgiye yakın bir Fenerbahçe izleyeceğimizi düşünüyorum..

Maçın adamı Stoch ve Emre..

11 Aralık 2011 Pazar

Maça Doğru , Bursaspor-Fenerbahçe


Galatasaray maçından önce maç önü , sonucunda da maç sonu yazısı yazmadım..Maç önünü haftaiçi yoğunluğundan yetiştiremedim..Maç sonu da keyfim kaçtığından yazmadım..O maçla ilgili şimdi birşey yazacak değilim , takımla ilgili genel değerlendirme yaptığım bir yazıda o maça dönerim..

Zorlu bir fikstürün ilk maçı hem puan hem de kafa olarak yoran,üzen bir maç olarak geçti..Galatasaray mağlubiyetinin ardından gidilen Bursa deplasmanı bu nedenle hem fiziken hem ruhen hem de puan olarak toparlanma maçı olarak görülmeli..

Bursaspor sıkıntılı bir süreçten geçiyor..Son 6 maçta 2 gol atabildiler..Camiada bir karışıklık var..Ertuğrul Sağlam'a olan güven azaldı..Tribünlerin bakış açısı çok çabuk değişti..Sene başında yapılan N'Diaye-Bangura-Tagoe gibi transferler istenen performansları sergileyemediler..Takımın yerli oyuncu kalitesi de düşünce Bursaspor'u iki senedir belli noktalara getiren oyun artık oynanmıyor..

Fenerbahçe'de sıkıntılar fazlaca..Saha dışını blogda konuşmak istemiyorum o yüzden malum şeyleri tekrarlamadan saha içine geçelim..

Aykut Kocaman yanlış tercihleri arttırdı..Üst üste 3-4 maçtır hatalı başlangıçlar ve kötü oyuncu değişiklikleri yapıyor hoca..Özellikle Galatasaray maçında denediği 4-3-3 tam bir faciaydı..Ama ben her zaman hocayı desteklemiş ve yaptığı hatalardan ders alan biri olduğunu görmüşümdür..

Bu nedenle benzer sistem değişikliğine gidileceğini sanmıyorum bundan sonra..Fakat şöyle bir durum var ki , sistem değişikliği olmadan oynanan 4-4-1-1'de oyuncu yetersizliğinden ötürü takımı bir noktaya taşımıyor..En uçta oynayan Bienvenu , beni de yanılttı..Geldiğince açıkçası çok ümitliydim fakat devre arası gitse mutlu olurum..

Hadi Bienvenu'yü geçelim ama Semih'in durumu hepimizi Bienvenu'ye mahkum ediyor..Geçen sene ki Mamadou Niang'dan ve transfer edilen Emenike'nin ardından şu satırları yazmak bile insanın canını sıkıyor ya neyse..

Yarından itibaren Serdar Kesimal'ı ilk 11'de görmek istiyorum..Gökhan-Yobo-Serdar-Ziegler dörtlü savunması sene başından beri beklediğimiz ama bir türlü izleyemediğimiz takım..Mehmet'in yarın oynamasından yanayım çünkü Mehmet'in oynaması sadece Mehmet'in yeteneklerini değil,Gökhan'ın performansını da doğrudan etkiliyor..

Sol önde Stoch ile başlamak gerek..Hep dedim , Stoch dökülse bile oynatırım..Hele bir de şimdi Dia geldikten sonra gözünün yaşına bakmam oynatırım..Emre-Cristian ortada , Alex-Semih önde

Semih bir gol atana kadar oynamalı artık..Çünkü Bienvenu'den birşey olmayacağı belli..Semih yine bildiğimiz , formda olduğu zaman çok gol atabilen bir oyuncu..Gol krallığı olan Semih'e golü ittire kaktıra attırmak zorundayız artık..Bienvenu ile ne yabancı sınırı zorlamaya ne de sinir hastası olmaya gerek yok..

Bursa sert ve mücadeleci başlayacaktır..Onlar da bu maçı kendilerine hedef koymuş olabilirler..Ancak Bursaspor'un Fenerbahçe'nin bildiğimiz,alıştığımız 4-4-1-1 oyununa karşı çok etkili olmasını zannetmiyorum..

Emre-Cristian ikilisinin takımı öne taşıması çok önemli..Onlar orada önemli bir baskıyla karşılacaklar Svennson ve N'Diaye karşısında..Orada Emre ve Cristian üstünlüğü ele geçirirse takımı rahatlatırlar..

Burada soru işareti Fenerbahçe , iyi kapanan rakibini nasıl aşacak..?Serdar oynarsa , duran toptan bu sezon ilk kez bir Fenerbahçe golü izleyebiliriz..

Açıkçası zor ve sıkışık bir maç olacaktır..İki takımın da gol yollarında ciddi bir 'etkinsizlikleri' var..Fenerbahçe gol bulabilen ancak pozisyon üretme konusunda ciddi fakirlik yaşayan bir takım..Bunu kırmayı başardığında herşey daha rahat olacak zaten..

Real Madrid:1-3:Barcelona / Bir Yeni Mesaj Alındı

Maçtan önce benim öngördüğüm tek gerçek vardı..Pek fazla dillendirilmeyen bu durumun oyuncu performansları,saha içi dağılımları,teknik direktör hamleleri vs. ile pek ilgisi yoktu..

O gerçekte şu idi; Barcelona puan farkının 9 olmasına izin ver-mez.

Barcelona'nın geçtiğimiz senelere oranla performans düşüklüğü yaşadığı doğru..Fabregas ve Alexis ile şişen kadroda Pep her zaman doğru tercihleri yapamıyor..Villa-Pedro gibi iki as oyuncunun kulübeye geçişi , çok uzun süre boyunca dün gece izlediğimiz ideal Barcelona savunmasının bir arada oynayamıyor oluşu ve bana göre kimi zaman gereksiz şekilde zorlanan La Masia gençlerinin inişli çıkışlı performansı ile takım bir ritim tutturamadı..

Real Madrid ise tam tersi fırtına gibi girdi sezona..Her kulvarda hemen hemen sabit ilk 11'i ile birbirini tamamlayan müthiş bir yetenek ve güç takımı oldular..Ve kendi adlarına en büyük artıları da bu sefer Barcelona'nın önünde sezonu bitirebileceklerine olan inançlarının gelmesiydi..

Bana göre dün oynanan maçın ardından , Real eksik maçı kazandığında bile 3 puan önde olacak belki ancak yukarıda söylediğim özgüven yine dağıldı,gitti..

Barcelona şunu bir kez daha gösterdi ki , kazanması gereken maçı zaten kazanıyor ancak bir de işin ucunda rakibe verilecek bir mesaj varsa bunu çok daha net veriyorlar..

Maç 3-1 olduktan sonra bile Real Madrid'li oyunculara bir fazla gol daha atmadan nasıl güç gösterisi yapılacağını gösterdiler..Sakin pas oyunu , istediğinde atılan çalımlar,istediğinde girilen kademeler..

Maçla ilgili ise ; Mourinho daha iyi bir başlangıç senaryosu yazamazdı..23.saniye 1-0..Ve devamındaki 20 dakikalık sürede de Barcelona'yı oynatmayan , yakalarsam 2'yi atar işi bitiririm diyen bir Real Madrid..

Burada tüm yukarıda yazdıklarımı geri dönüşüm kutusuna attıracak fırsatı Ronaldo değerlendiremedi ve maç döndü..

20'den 90'a kadar Barcelona kontrolü aldı..Messi'nin slalomu Alexis'i 'gerçek katalan' yaptı..Xavi/Iniesta oyunu domine etti..Onların bu oyununu izlerken maçın Barcelona'ya döneceği çok net belli olmaya başlıyordu zaten..
Şansın yardımıyla gelen 2.gol ve Cesc Fabregas'ın belki de yıllardır hayal ettiği Bernabeu golü..3-1 bitti ancak 5-1'de bitebilirdi..Barcelona'nın durdurulması çok zor bir 'istersem oynarım' mentalitesi var..Bu mentalitenin dizginleri Messi'nin durdurulmazlığında değil..Xavi-Iniesta ikilisinde..

Real Madrid'de Nuri-Mesut-Hamit üçlüsünün bu takımın ilk 11'inde oynaması çok zor..Sağ bek tercih edilen Coentrao tercihi bana göre sorgulanır..Geleni geçeni kaçırdı..Di Maria Türkiye'de oynasa Culio muamelesi görür..Lass Diarra her Barcelona maçında aynı rolde oynuyor ; çaresizlik.

Real Madrid bu Barcelona kültürünü yenmek istiyorsa Bernabeu'dan, Nou Camp'tan önce La Masia'da kazanması lazım..Barcelona kendini sürekli aynı kalitede yenileyen,zamanla sürekli güçlenen bir kulüp..
Dediğim gibi Barcelona için bir mesaj maçıydı ve en azından benim düşündüğüm gibi Barcelona elini kolunu sallaya sallaya bir kez daha Bernabeu'de vurdu geçti..

3 Aralık 2011 Cumartesi

Fenerbahçe: 4-2 :Ankaragücü / Miroslav Kanatlandırır

Fenerbahçe'nin kendine olan güveninin gelmesi için rahat bir galibiyete ihtiyacı vardı..Ankaragücü maçı bu açıdan hedeflenen sonuca gitmede önemliydi..Güzel ve baskılı futbol ve alınacak bol gollü bir galibiyet sadece saha içini düşünmemizin imkansız olduğu şu günlerde saha içi adına önemliydi..

Beklenen kadro sahadaydı..Emre ve Mehmet'in yokluğunda Selçuk ve Özer'in oynaması normal..Ankaragücü karşısına Stoch'u ilk 11'de başlatmanın doğruluğu da ortada..

Aykut hoca Dia yedeğe girdiği ilk maç Stoch'a ilk 11'de şans verdi..Daha önce eleştiriyorduk oynatmadığı için ve kafasındaki hesabın oyunun devamında hamle kozunu elinde tutması olduğunu belirtiyorduk..Bunun doğruluğunu yedeğe de olsa Dia takıma dönünce görmüş olduk..

Fenerbahçe oyuna temposuz ama baskılı başladı..Ziegler-Stoch kanadı ileri çıkmaya çalışıyor,Cristian arkadan destek vermek için kendini öne atmaya çalışıyor,Alex ve Bienvenu ise topu rakip yarı sahada tutmaya gayret ediyordu..

Ziegler-Stoch işbirliği ile gelen oyunun başındaki ilk sol kanat bindirmesinde cezasahasında çoğalan bir takım görünce oyuncuların maça bakışları hakkında daha net bir fikir sahibi oldum diyebilirim..

Fenerbahçe'nin bu sene en büyük eksikliği forvet bölgesinde..Bienvenu çok silik ve 'santrafor' kesinlikle değil..Böyle olunca tek forvet oynayan Guiza'dan çok ekstrem farklar yaratamıyor ve o da kendisini tıpkı Guiza gibi sağa sola atıyor..Böyle olup kanatlar yeteri kadar bindirme yapamayıp , Alex'de kalabalık rakip arasında kaybolunca oyunu açmanın tek yolu uzaktan şutlar ve duran toplara kalıyor..

Duran toplarda etkisiz giden takımı Miroslav'ın muhteşem golü rahatlattı..Erken gelen bu gol oyunu ve Fenerbahçe'yi açar ve keyifli bir maç izleriz derken tempo dakikadan dakikaya düştü..

Özer Hurmacı için benim kadar umutlu ve pozitif biri daha yoktur transferinden beri yaşanan süreçte..Çok istediğim,çok beklediğim bir oyuncuydu Özer..Karakter olarak da efendi ve bu kulübe uygun bir profildi Özer..Üstelik 2 senedir arkasında onu Özer Hurmacı yapan Aykut Kocaman ile çalışan Özer..

Özer'in bu takımda oynayabileceği tek yer var o da Alex'in pozisyonu..İyisini kötüsünü bilmem..Ama sabit oynaması gereken bir bölgede görev verildiğinde Özer kendini de , takımını da dağıtıyor..Çok gezgin bir oyuncu Özer..Böyle oynadığı zaman hem görev bölgesindeki diğer oyuncuyu aksatıyor hem de oyun tarzından dolayı inanılmaz top eziyor..

Sadece Özer yüzünden ilk yarı Alex De Souza resmen sağ ön oynadı takım hücumdayken..Özer'den ümidi kestim ben artık..Oynadığı zaman takımın dengesini bozmasın yeter..Çok iyi niyetli ve oyun zekası üstün bir oyuncu ancak aklın düşündüğünü ayak yapamıyor ne yazık ki..

Fenerbahçe ilk yarıda Alex-Özer ve Stoch ile 2-0'ı yakalayabilecekken atağa çıkarken kaptırdığı topun dönüşünde devreye 1-1 gitmesine neden olan golü yedi..

İkinci yarıya girerken yapılan Semih hamlesi teoride doğruydu fakat çok üzülerek yazdığım üzere 'Bitik Semih' ne yazık ki takıma hiçbirşey katamadan bir 45 dakikayı daha devirmek üzere oyuna girdi..Bunun üzerine Ankaragücü de etkili iki hücumla oyuna başlayınca işler iyice sıkıntıya giriyordu..

Ta ki Cristian'ın müthiş şutuna kadar..Tıpkı Stoch'un ilk golü gibi..Kilitlenen oyunun kapısını tekrardan kıran bir uzun menzil daha..Cristian'ın kendine olan güveniyle de alakalı bu sene attığı goller..İnanarak topa vurmak çok farklı..
2-1'in ardından Stoch'un yetenek ve zekayı buluşturan müthiş golüyle oyun açılır ve özlenen farklı galibiyet gelir diye düşünmeye başlamıştık ki , Aykut hocanın hatalı değişiklikleri geldi..

Alex bu maç Hürriyet faktörü ile çok darbe aldı ve biraz da sinirlendi..Galatasaray maçından önce Alex'i dinlenmeye almak çok saçma gelmeyebilir kulağa ancak oyunun kontrolü elindeyken Alex gibi takımı hem ileri taşıyan hem ileride tutan hem de topsuz alanda bile takımı yöneten bir oyuncuyu çıkartıp Stoch-Semih-Bienvenu ile oynadığın takıma Dia'yı eklersen , 3-1'den 4-2'ye kadar olan süreci yaşarsın..

Aykut Kocaman'ın kafasındaki 4-4-2 ne yazık ki 4-2-4'e döndü..Üstelik o ortadaki ikilide ciddi biçimde yorulmuş ve artık ön alana çıkamayan Cristian-Selçuk ikilisiydi..Stoch'ta artık oyundan düşmeye başlamıştı ve Fenerbahçe ortasahası ile hücumu arasında bir bağlantısı olmayan , 4 oyuncusu ileride bekleyen bir takım haline dönmüştü..

İş böyle olunca rakibiniz her ne kadar kötü ve organizasyondan eksik bir takım olursa olsun gelip tekrardan sizi strese sokabilecek golü atabiliyor..
Oyun ya 3-3 olacaktı ya da 4-2'ye geçecekti..Dia'nın sola geçer geçmez attığı gol ile maçın skoru belli oldu..

Takım çok iyi oynamıyor..Forvetler çok etkisiz..Bu iş böyle ne kadar daha devam eder bilemiyorum..Gökhan bugün daha iyiydi..Yobo diyorum başka birşey demiyorum..Reto nerede ne yapacağını biliyor..Bekir canını dişine takmış mücadeleden asla kaçmıyor..

Derbi öncesi iyi oynamadan atılan 4 gol , Stoch-Dia ikilisi , Gökhan'ın artan performansı , Emre'nin çarşamba sahada olacak olması ve Alex'in artık gol saatinin gelmesi güzel gelişmeler..

Şimdi en sevdiğimiz maç geldi..Uzun zamandır bekliyorduk..

2 Aralık 2011 Cuma

3 Temmuz 2011 - 3 Aralık 2011


Tam 5 ay..Düz hesap 150 gün..

150 gündür kulübümüze , dolayısıyla bizlere atılan her türlü pislikle , her türlü iftirayla , her türlü kahpe saldırıya karşı dimdik duruyoruz..

Ne Bağdat Caddesi kaldı , ne Taksim'i ne de Boğaz Köprüsü..Fenerbahçe ordusu , 150 gündür dimdik ayakta..

Sağolsun 'Fenerli Basın' boş durmuyor..İlk günlerden bugünlere kadar onlarca yalan haberle , ciğeri beş para etmez 'yeni yüzleri' ile Fenerbahçe'ye vurmaya çalışıyor , el uzatıyor..

Bu 'yeni yüzler' gerek çalıştıkları basın kuruluşları , gerek hayat görüşleri , gerekse tuttukları takımların karakterlerini benimsemeleriyle ne tarz insanlar olduklarını cümle aleme gösteriyor..

Bu süreçte ortaya atılan her habere inanan , google'a 'emenike para sayma videosu' bile yazabilen kendini zeki zanneden bir kitleyle birlikte yollarına devam ettiler..

Fenerbahçe çok kan kaybetti..Shaktar maçında basın mensuplarını kovalarken de kaybetti , İnönü'yü basarken de kaybetti , Lugano Paris uçağına binerken de kaybetti , Emenike Moskova'da 35 metreden füzeyi yollarken de kaybetti..

Bizim 3 Temmuz'dan beri söylediklerimiz,uyarılarımız ve bazılarına 'senaryo' gelen tüm yorumlarımız bir bir gerçekleşti..Geride bıraktığımız haftada yaşanan Fenerbahçe-TFF-UEFA üçgeninde ortaya çıkan Türk futbolunun yüz karası durumla birlikte insanlar bazı gerçekleri biraz daha görür diye düşündük..

Bunun ardından Trabzonspor'un tapeleri ortaya çıktı..Sıfır tölerans kapsamında Şampiyonlar Ligi'ne dahil edilen Trabzonspor kulübü başkanının tapeleri gerçekten Trabzonspor'un süreçteki temizliğini biz Fenerbahçelilere bir kez daha gösterdi..

Bu sırada öyle bir kahpelik , öyle bir şerefsizlik yapıldı ki..Basın ortaya çıkan bu tapeleri YAYINLAMADI..Gizlilik sadece Fenerbahçe için delinebilir bir maddeymiş meğer..

Fenerbahçeliler artık bunlara şaşırmıyor zaten..Yoruldum ben şahsen..Bu kahpelikleri , bu ikiyüzlülükleri , bu şerefsizlikleri bunları kabullenmemekte ısrar edenlere , Rasim Ozan'ı kendi ağzı bilenlere , Baransu'ya twitter'da gaz verenlere , Erman Toroğlu ne diyecek diye Telegol izleyenlere bu köpeklikler anlatılamıyor..Anlatsak bile anlayamıyorlar..

Çünkü Fenerbahçe bu insanların en büyük kompleksi..Fenerbahçe kulübü bu insanların asla yaşayamayacakları bir aidiyet..Asla hissedemeyecekleri bir aşk..Bunu biz biliyoruz..

Şimdi Abdullah Gül , 4 partiden geçen yasa değişikliğini onaylamadı ve bekledi..Bu sırada yarın iddianame çıkıyor..Cumhurbaşkanı artık yasayla değil , iddianeme ile ilgilenecek ve onayı buna verecek..

3 Temmuz'dan beri yaşanan sürece ve geldiğimiz noktada ki ince detaylara bakar mısınız..?Lütfen biraz elinizi vicdanınıza koyun..Bilmiyorum bu yazıyı Fenerbahçeli olmayan kaç kişi okuyor ancak lütfen biraz akıl/mantık süzgecinizi kullanın ve sürecin başından beri Fenerbahçe'yi bitirmeye çalışan basın/parti/adalet sistemini biraz kurcalayın..

Fenerbahçe kulübü tam UEFA ve TFF'ye karşı çıkması mümkün olmayan bir gol attı ki , iddianameyi çıkartmayı akıl ettiler..

Hani Aziz Yıldırım'ın , Olgun Peker'in yardımcısı ilan edilmeye çalışılacak iddianame.. :)

Günler torbaya girmiş gibi Fenerbahçe'nin KADIKÖY'DE maçının olduğu bir CUMARTESİ günü tercih edildi..

Ne de olsa Trabzon maçı için Fenerbahçe'ye bir ceza vermek gerekiyor..Sahamızı kapattırmayacağız..

O Trabzon takımı da Şükrü Saracoğlu'nda maç öncesi ısınmaya bile sahaya çıkamayacak.

Bu arada Elmander'in rakibinin tendonlarını kopartabileceği hareketine 1 ( BİR ) maç ceza uygun görüldü..

İddianame sayesinde Fenerbahçe'yi , Türk Telekom Arena'ya 'şikeci' gönderecek..Aziz Yıldırım'a 90 dakika küfür ettirecekler..


Ben yoruldum falan dedim ama şimdi bir bakıyorum da , galiba bizim rolümüz bugün başladı artık..En çok bugün ihtiyacı var sanırım kulübün bizlere..O zaman yarın başlıyor ilk omuz omuza..Herşey bitip , haklı davamızı kazanana kadar saflar sık,omuzlar dik..

Fenerbahçe Yenilmez..Ne bizler ne de tarih ellerini Fenerbahçemize uzatan bu pislikleri unutmayacak..

Ve o kahpe elleri Fenerbahçe yine lavaboya sokacak.

25 Kasım 2011 Cuma

Gençlerbirliği Maçından Sonra..


Takımın düşüşü konusunda birşeyler yazmak için biraz geç kaldık sanki..Takımın hem fizik hem de oyun kalitesi açısından düşüşe geçmesi 4 maç öncesine kadar dayanıyor..Bu düşüş için 4 maç önce de,şimdi de bir çok haklı mazeret üretebiliriz..

Kulübün yaşadığı zor süreç , sakatlıklar , sakatlıktan geri dönenlerin fiziksel olarak kendilerini toparlayamamaları ve düşen oyuncu kalitesi vs..

Ancak bu nedenler bir kenara , artık sonuçlar ve çözümler üretmemiz gerekiyor..Yani Aykut Kocaman'ın bu sorunların çözümü için hamleler yapması bekleniyordu..Hoca da kan değişikliğine gitmek nedeniyle Özer-Uğur-Sezer gibi oyunculardan performans bekledi..Caner'in yaptığına benzer bir patlamayı veya katkıyı bu oyunculardan bekledik fakat ne Aykut hocamız ne de bizler bu oyunculardan beklentilerimize bir türlü cevap alamadık..

Emenike-Niang ikilisinden Bienvenu-Semih'in olabilecek en formsuz dönemine denk geldik..Bienvenu için çok ümitliydim fakat inanılmaz kötü..Bir oyuncu attığı gollerde kalitesini belli eder..Geçen hafta Eskişehir maçında ilk vuruşta yapamadığı gol bile benim için çok belirleyici bir an olmuştu..Bugün ve genelde böyle izlediğimiz Bienvenu'de ne yazık ki gayretli ancak kısıtlı yeteneklere sahip ve zeki bir oyuncu değil..

Bienvenu bu durumdayken , mevzuu Alex'e kalıyor ancak Alex'in arkasında ki dörtlü , hatta sekizli de hücum konusunda çok zayıf olunca üretkenlik sıfırın altına iniyor..Alex'in arkasındaki sekizli dedim çünkü geçen sene ki Lugano-Santos-Gökhan-Mehmet-Emre-Dia/Stoch hücum istatistiklerini düşünün..

Ligin henüz başlarında Sami Yen'de oynanan bir Kasımpaşa maçı vardı 6-2 biten..Dia-Emre ikilisi domine etmişti maçı..Ki takım olarak Fenerbahçe o zaman da iyi değildi..Ancak Alex'e biraz ayak uyduran 2-3 oyuncunun varlığı takımın hücum gücüne yeterli olabiliyordu..

Şimdi takımda bir yılgınlık var..Savunma oyuncularının savunma görevlerini yapmaları ve Volkan'ın bireysel performansı dışında herşey olması gerekenden çok uzak..

Aykut Kocaman'ın ne yapıp bu olayı tersine çevirmesi gerekiyor derseniz..Bence Stoch berbat oynasa bile 90 dakika sahada kalmalı..Sırf temposu ve adam eksiltme özelliğinden dolayı Miroslav Stoch şuan Fenerbahçe'de Alex'in ardından en eşsiz oyuncu..

Gökhan-Mehmet ikilisine nasıl bir fiziksel güç depolandırılacaksa bir an önce yapılmalı ve bu iki oyuncu 2 senedir alıştığımız tempolarına dönmeli..Solda Caner'e kızmıyorum..En azından özverili..Ama rakiplerin içinden geçmeye çalışmaktan vazgeçmiyor..

Emre çok yoğun bir baskı dönemi geçiriyor ve bunu üzerinden atması gerek..Oyununu da etkiliyor..İnişli çıkışlı oynamaması lazım Emre'nin..10 dakika çok iyi ve hücuma destek , sonra 20 dakika rakip yarı sahada yok..

Takımın hücum varyasyonları zayıf olup,tempo çok düşük olunca her oyuncunun defosu daha da göze batar oluyor..

Özer Hurmacı , Fenerbahçe'de yaşadığım en büyük hayal kırıklıklarından biri..Çok şey yazmak istemiyorum bunun üzerine..Üç aşağı beş yukarı bu cümleyi çoğunuz söylüyor zaten ve evet ben de sizlerle aynı tepkileri veriyor , aynı şekilde sinirleniyorum Özer'i izledikçe..

Bugün devre arasında %100 Futbol'da Rıdvan hoca Özer kötü gibi görünüyor ama çok geziyor tarzı bir şey dedi..Hocam geziyor eyvallah ama gezdiği için Gökhan hem 2'ye 1 yakalanıyor hem de hücumda yalnız kalıyor..Bunu görememek için kör olmak lazım..

Uğur Boral tercihi neden..?Hem de sağa atılan bir Uğur Boral..?Aykut hocam inanın yakışmıyor size..Gaziantep maçında da aynı şeyi denemişti hoca ve Uğur oyuna sonradan girdiği maçta oyundan çıkmıştı..Neden ki..?

Takım hücum yapamıyor , oyuncular tıkanmış..Ne kanat atağı ne ortadan delicilik var..O zaman sistemi de değiştir hocam..Ben Daum'u çok eleştirirdim ama bazen bu oyun içi sistem değişikliklerini çok iyi yapardı Daum..Aykut hocam sistemi değiştirme yoluna hiç gitmiyor..

Maçın 10.dakikasında Fenerbahçe'nin bu maçta gol pozisyonuna girmekte çok zorlanacağını sanırım sizde gördünüz..Çok fazla beklemenin bir anlamı var mı..?

Ben olsam en azından ikinci yarıya 4-3-1-2'ye dönerdim..

---------------- Volkan -----------------
---Gökhan---Bilica----Yobo---Ziegler---
-------Cristian------Selçuk------Emre------
-----------------Alex-------------------
----------Semih-----Bienvenu-----------

Bu şekile döner , stokta da Stoch'u tutar , 65-70 gibi o hamleyi yapardım..Az önce dediğim ile çelişmeyeyim , Stoch ile ilk 11 başlarım fakat bugün olduğu gibi 45 dakikayı boşa harcadıktan ve hücum yapamadıktan sonra çift forvete dönmek tek çare..

Son 10 dakika maç izlediğimizi anladık..Şunu araştırmak lazım aslında..Son 10 yılda ilk yarım saatte en az gol atan İstanbul takımı Fenerbahçe olabilir..Boşa harcanan ilk yarıların bedelini ödemeye devam ediyoruz..

Bundan sonra eldeki bu malzeme ile Aykut hocamız nasıl bir yemek çıkartabilir bilemiyorum..Oyuncular kafalarında da bazı kararları alıp , yaz boyu bizleri gururlandıran motivasyonlarına dönemezlerse ilk devrenin finaline kadar işimiz zor..

Yazdan beri diyoruz , bu sene bizim için saha içi sonuçlar,alınan iki galibiyet,bi beraberlik çok önemli değil diye fakat son haftalarda izlediğimiz 'huzursuz ve isteksiz Fenerbahçe' bizlerin bu hayatta tahammül edemeyeceği şeylerin ilk sıralarında gelir..

Fenerbahçe formasını giymek bir oyuncunun ihtiyacı olan bütün özgüveni verebilecek güçtedir..Bunun idrakında olduklarına şüphe yok oyuncularımızın fakat artık biraz bunu gösterme zamanı..

Yenilin,9 kişi kalın,Karabük maçında olduğu gibi yorgunlıktan bayılın ancak bizi son haftalarda olduğu gibi üzmeyin..Öylesine demiyoruz , inanın aldığınız 1 puan , 3 puan falan değil bizi ilgilendiren..Ama şu halinizle aldığınız 3 puan da bizleri mutlu etmekten çok uzak..

Aykut Kocaman'a çok iş düşüyor..Umarım hoca doğru kararları verebilir..

20 Kasım 2011 Pazar

Fenerbahçe :1-0: Eskişehirspor / Ne Oluyor ?

Eskişehir maçının üzerinden 2 gün geçtikten sonra maç analizi yapmayacağım..Genel ve kısa bir değerlendirme olsun bu..

Milli maç arasının sakatlara iyi geleceği , fiziki açıdan düşmüş diğer oyunculara bir nefes aldıracağı ve takımın temposunun biraz daha artacağını düşündüğüm bir maçtı Eskişehirspor maçı..Fakat ideal savunması dörtlüsü diye düşünüp bir türlü izleyemediğimiz Gökhan-Serdar-Yobo-Ziegler dörtlüsünün üç tanesinden yoksun çıkıyordu takım sahaya..

Orta dörtlüde Mehmet-Cristian-Emre-Caner önlerinde Alex ve Bienvenu..Savunma dörtlüsü dışında olması gereken kadroyu izliyoruz ancak oyuna döndüğümüzde neresinden tutsak elimizde kalır oldu..

Fenerbahçe'nin en büyük tempo ve mücadele gücü olan sağ kulvarı çok formsuz..Gökhan konusunda çok derine inmek istemiyorum açıkçası..Tek istediğim kendini toparlaması..Ve kendini sahaya vermesi..

Mehmet Topuz'un formu da Gökhan'ın formu ile paralel aslında..Biri çok iyiyken diğerinin döküldüğünü zaten hiç görmedim..Bu ikilinin çok acil olarak birbirlerini destekleyerek performanslarını arttırmaları gerek..

Takımın temposuzluk probleminin nedenini anlayamıyorum..Emre ve Cristian dahil hepsi dökülüyor..Alex'in çok istekli olduğu ve tek başına çoğu zaman takımı öne taşıdığı halde takımın bu isteğe , bu iştaha cevap vermemesi çok enteresan bir durum..

Bienvenu normal şartlarda Fenerbahçe'de yedeğin yedeği forvet olur..Niang-Emenike-Semih-Bienvenu olurdu benim sıralamam..Böyle olunca Alex dahil olmak üzere tüm hücumcuların işi bir kademe daha zorlaşıyor..

Caner'in çok üst düzey performansından sonra bu tip maç çıkartma kredisi var..Ayrıca takımın 'çok kötü' lerinden biri değildi Caner..

14. dakikada öne geçtiğin , 70 dakika 11'e 10 oynadığın rakibini zar zor 1-0 yenip , pozisyona bile giremiyorsan , tribünler seni deliler gibi özleyip sana gelmiş ama onlara en ufak bir kıpırtı vermiyorsun , taraftarın en sevdiği oyuncuların saha içinde birbirinin üstüne yürüyor , uzun zamandır oynamayan adam oyundan alınıp Aykut Kocaman gibi bir adama tavır koyuyorsa ortada düzeltilmesi gereken saha içi ve saha dışı şeyler var demektir..

Yazdan beri hem Aykut Kocaman'ın hem de takımın tahammül güçleri azalmış olabilir..Taraftarın sonsuz desteğine rağmen yaşanan bu felaket durumların etkileri bu insanların üzerinde kalmış olabilir..Bunları anlarım fakat dediğim gibi birilerinin kafaları temizlemesi , kim için ve neden bu sene mücadele edilmesi gerektiğini bu futbolculara tekrar hatırlatması gerekiyor..

Saha içinde birbirine laf eden , mücadele etmeyen , 1-0 iken 2'yi 3'ü kovalamayan oyuncuları izlemek benim hoşuma gitmiyor..Umarım Gençlerbirliği maçında bambaşka bir Fenerbahçe izleriz..

11 Kasım 2011 Cuma

Görüşeceğiz.


Önce şurdan girelim..Bu stadda bu takım neden oynuyor..? Bu stadda milli takımın kaptanı penaltı atarken ıslıklandı..Bunun eşi benzeri yok..Bunun herhangi bir açıklaması yok..Bunun herhangi bir affı da olamaz..Bu kara lekeyi bu ülkeye yaşatan stadın önünden bile geçmemesi gerekiyor milli takımın..

Futbolla ilgili birşey yazmayacağım..Kader maçında kaleyi bulan şutu olmayan milli takımın neyini yazayım zaten..

3 Temmuz'dan bu yana ülke futbolunun içine sıçtılar..Fenerbahçe kompleksi yüzünden ülkenin 4'te 3'ü herşeyi bir kenara bırakarak - kendi takımları da buna dahildir - Fenerbahçe üzerine çullandılar..Tek amaç Fenerbahçe'yi küme düşürmek , şampiyonluğunu elinden almak , futbolcularının farklı takımlara gitmesini sağlamaktı..

Fenerbahçe odaklı bu operasyon ülke futbolunu resmen uyuşturdu..Herşey gözardı edildi ve sadece Fenerbahçe yargılandı..Ortaya yüzlerce yalan haber atıldı , dayanaksız yorumlar %100 ispatmış gibi kamuoyuna sunuldu , medyaya 2 sene öncesine kadar yüzünü bile görmediğimiz iktidar yandaşları salındı..

Biz 3 Temmuz'dan beri şunları dedik ; ' hatalıysak , suçluysak küme düşelim ' - ' bizi bu duruma düşürdülerse en ağır cezaya en sevdiğimiz insanlara biz verelim' dedik..Ama hep bekledik ve yargısız infaz yapmayın , ortaya atılan her habere inanmayın dedik..

Bu süre zarfında Türkiye'nin 4'te 3'ünün beklediği olmadı..Fenerbahçe taraftarı takımını yalnız bırakmadı..Aksine eşi benzeri görülmeyecek şekilde takıma destek olmuş , Türkiye'nin her yerinde sevdasını savunmuş ve her geçen gün takımına daha çok bağlanmıştı..Takımın iskeletini oluşturan futbolcular medya önüne çıkıp 'amatöre düşsek bile burdayız' demiş , Kocaman yürekli liderleri 'sonuna kadar burdayım' demiş , Aziz Yıldırım'dan sonra ki başkanları da çıkıp ' bizi düşürsünler biz oynamak istemiyoruz ' demişti..

Fenerbahçe'nin bu duruşu , bu birlik-beraberliği en başından beri bu operasyonu yapanların ve destekleyenlerin daha da sinirlerini bozdu..Milli takımda oyuncuları ıslıklandı , deplasmanlarda küfürler yendi..

Bugün ilk golde Gökhan Gönül bir hata yapıyor ve tüm Türkiye Gökhan'ı neredeyse vatan haini ilan ediyor..Çünkü artık nereden , nasıl vuracaklarını şaşırmış durumdalar..İkinci gol geliyor , al Gökhan'ı vur Volkan'a operasyonu artarak devam ediyor..

Bu sırada takım santrayı geçemiyor , Sabri'nin türlü tuhaflıkları dışında milli takımda hiçbirşey dikkat çekmiyordu..

3-0 ve sonrasında Volkan'a yapılanlar..Fenerbahçe düşmanlığının son noktası , nefretin net kareleri..Küfür edenlere hem Volkan hem Emre hem de bizler gerekli sözleri söyledik o sıralarda..Ancak son noktada mevzu şudur ki ;

Ben milli forma altında ter döken Fenerbahçeli bir sporcu görmek istemiyorum..Bakın sadece futbolcu demiyorum..Bu ülkede bu insanlardan bu kadar nefret edilirken , bu insanların en ufak hatası gözetilirken , bu insanlara her zaman küfür edilirken ben bu sporcuların , bu insanlar uğruna ter dökmesini içime sindiremiyorum..

Fenerbahçe'yi küme düşürün , milli takıma Fenerbahçeli oyuncuları almayın , kendi liginizde , kendi kucak kucağa ilişkilerinizle birbirinize yatın ve hepimiz mutlu bir hayat yaşayalım artık..Volkan'a küfür edenden de , bu kafayı destekleyenden de , bunu normal ve hakedilmiş bir davranış olarak görenden de , Fenerbahçe düşmanlarından da tiksiniyorum..

26 gün sonra Volkan Demirel o stada yine gelecek , ama o zaman onunla birlikte 10 tane çubuklu , 3 bin tane de manyak gelecek..O gün geldiğinde tekrar görüşürüz , bugün açtığınız hesabı da o zaman kapatırız..

2 Kasım 2011 Çarşamba

Mutlu Yıllar Başkanım


Yüz küsür gündür aramızda değilsin..Sana olan sevgimiz , inancımız , güvenimiz ve bağlılığımız her geçen gün biraz daha artıyor ve senin oradan gülümseyerek aramıza , koltuğuna döndüğün günleri sabırla bekliyor ve sizler için dua ediyoruz..

Dışarıdakiler emanetine çok iyi bakıyor başkanım..Kimsenin elini uzattırmıyoruz Fenerbahçemize..Futbolcuların başta olmak üzere sporcuların , senin deyiminle evlatların , sarı-lacivert için terlerinin son damlasına kadar savaşıyorlar..

Biz taraftarlar da herşeyin farkındayız ve gerek sizlerin gerekse kulübümüz üzerine oynanan her oyuna karşı kendimizi siper ederek savaşıyoruz..

Orada bu ne kadar mümkün bilemiyorum ama çıkacağın güne dek rahat uyu başkanım..Fenerbahçe'ye laf ettirmiyoruz..Fenerbahçe Yenilmez..En büyük Fenerbahçeli hiç yenilmemeli..

İyi ki doğdun aksi adam..İyi ki doğdun Aziz baba..

1 Kasım 2011 Salı

Fenerbahçe : 1-0 : Karabükspor / 3 Puandan Çok Fazlası

Maç öncesi çok pozitif bir yazı yazmış ve takımın bu maçı geçen seneyi andıran bir oyunla rahat bir şekilde kazanacağından bahsetmiştim..

Düşüncelerim maçın 5.dakikasına kadar bu şekilde devam ediyordu..Aytekin Durmaz'ın malum kararına kadar..Alex'in oyundan atılmasından sonra ki süreç Fenerbahçe'nin geldiği durum hakkında bazı önemli noktaları hem Fenerbahçelilere hem de maçı izleyen herkese göstermiş oldu..

Bunlar nelerdi..? Öncelikle Fenerbahçe takımı kendisine atılan çamuru hala unutmadı..Haksızlıklara karşı direnişleri artarak devam ediyor ve giydikleri formayı inanılmaz sahiplenmiş durumdalar..

Bu koyduğum resim benim normal şartlar altında hoşuma gidecek bir resim değildir..Bu tip kareleri 2000 ruhu başlığı altında çok fazla görmüşüzdür sarı kırmızılılardan..Bu da bizim için her zaman antipatik olmuştur..Ancak bu camianın da , bu futbolcuların da bunu görmeye ve yaşamaya ihtiyacı var şuan..Kendini bu camiaya ait hisseden herkesin bu yapılanlarla savaşan çubukluları izlemeye ihtiyacı var..

Kaptanın atılması tüm futbolcularda inanılmaz bir reaksiyon yarattı..Başkanını , kaptanını elinden alsanız da bu oyuncular sahada 7 kişi kalsa da bu mücadeleden vazgeçmeyecek bu dün akşam çok net belli oldu..

Oyuncuların reaksiyonlarının ne kadarı televizyona yansıdı bilmiyorum ancak toplu veya topsuz alanda yapılan her faulde , her hatalı pasta , her duran topta , her ikili mücadelede o pozisyonun içerisindeki Fenerbahçeli futbolcular sürekli bir reaksiyon verdiler..

Bu sahiplenme duygusu , bu mücadele ve bu istek Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapan en büyük itici güç durumuna gelmiştir..

Hakemin skandal kararları maçın 20.dakikasından sonra dolan tribünleri de inanılmaz ateşledi..Tribün baskısı maçı yönetir oldu..Hakemin Alex'e gösterdiği kartın ardından o sahada Fenerbahçeli futbolculara bir kırmızı kart daha çıkartılamayacağı belliydi..Bu tribünler açısından bir başarıdır elbette ancak hakem otoritesi ve hakem yeteneği açısından bir skandaldır..

Oyunla ilgili çok şey yazmayacağım..10 Fenerbahçeli futbolcuda müthiş mücadele etti ve savaştı..Mehmet Topuz-Caner-Yobo-Emre müthiş bir oyun ortaya koydular..Cristian yetenekli Appiah moduna iyiden iyiye girdi..Ziegler her açığı kapatıyor..Gökhan toparlanıyor , Bekir ilk müdehalelerde başarılı , Bienvenu ise bu takımın forveti olmamasına rağmen müthiş bir özveri ile savaşıyor..

Bu maçta Alex oynasa Fenerbahçe aynı maçtan önce beklediğim bir oyun oynar ve Karabük'ü rahat bir skorla geçerdi..Oyunun bu haliyle geçen süreci de , Karabükspor'un genel görüntüsü de bu tahminimi doğrulardı..

Biz Fenerbahçe taraftarları yıllarca şundan şikayet ettik.. ' Savaşın , mücadele edin , maç seçmeyin' vs.. Bu takım iki sezondur yıllardır istediğimiz,beklediğimiz,görmek için sabırsızlandığımız şeyleri bizlere yaşatıyor..Fenerbahçe taraftarı da , hocası da , oyuncusu da inanılmaz motive durumda..

Bienvenu'nun golünden sonra tribünler her zaman ki gibi ' Çünkü Fenerbahçeliyiz ' diye anonsu bitirmiyor da , 'Fenerle kimse başa çıkamaz' diye inletiyor stadı..Bu durum artık değişen bakış açısı ve hem kendi takımına hem de rakiplere verilen bir mesajdır..

Caner şu oyunla milli takıma seçilip ilk 11 başlamazsa yazık..Gökhan - Mehmet maçtan önce dediğim gibi toparlıyorlar..Emre-Cristian toplamda 4 kişilik mücadele veriyorlar..Bienvenu sınırlı yeteneği ile herşeyini ortaya koyuyor..Savunma lideri Yobo herşeyi organize ediyor ve takımı yönlendiriyor..Ziegler tam bir takım oyuncusu..Bekir yeteneksiz ama yürekli..Demirel zaten kalede..

Bu kadar karakterli ve istekli oyuncuların arkasına sizlere çok inanan ve sonuna kadar yanınızda olan taraftarınız da olduğu zaman kaptanınızı 5. dakikada oyundan da 'çalsalar' sizin bileğiniz yine bükülmüyor..

Fenerbahçe onu boka saplamaya çalışanların ellerini yine lavaboya sokuyor ve olabilecek en kötü senesinde sevenlerine unutulmaz hikayeler sunarak müthiş bir onur mücadelesi veriyor..

Maç bittiğinde oyundaki 10 tane çubuklu forma da oldukları yere yığıldılar..Soyunma odasına yürüyecek hali kalmayan bu takımı torunlarımıza anlatacağız..

30 Ekim 2011 Pazar

Maça Doğru , Fenerbahçe - Karabükspor


Futbol olarak yükselişe geçmek için uygun bir maç..Fenerbahçe ligin bu sürecine kadar iyi mücadele etti ve bazı maçların bazı bölümlerinde yaptığı tempolarla gereken darbeleri rakiplerine indirdi..Fakat takımın geçen sene oynadığı futbol gözönüne alınırsa ciddi bir tempo probleminin varlığı gözler önünde..

Bunun en büyük nedeni elbette takımdan ayrılan oyuncular olduğu kadar , takımın iskeletinin çok önemli parçaları olan Gökhan-Emre-Mehmet gibi isimlerin fiziki kalitelerinin alışılmış seviyeden uzak olması..Ve şunu da atlamamak gerekir ki , forvetteki oyuncunuz takımı ileride tutan , takıma nefes aldıran bir yapıda olsa bu bahsettiğim fiziksel eksikler biraz daha az göz önünde olabilirdi..

Ben bu süreçten sonra artık takımın geçen seneki kadar olmasa dahi , şimdiye kadar oynadığından daha tempolu ve iştahlı oynayacağını düşünüyorum..Gerek fiziksel eksiklerin giderek azalması gerek takımın artık hemen hemen ideal 11'e döneceğini düşünürsek Fenerbahçe'nin patlayıcı gücünün artacağını düşünüyorum..

Karabük maçı bunun başlangıcı için ideal bir hedef..Volkan'ın önünde Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler dörtlüsü oynayacaktır..Serdar her ne kadar takımla antrenmanlara başlasa dahi önemli bir sakatlık sürecinin ardından bir haftalık antrenman ile hocanın onu riske edeceğini sanmıyorum..Fakat bir an önce takıma dönmesi Fenerbahçe için çok önemli..

Burada bir paragraf açmam gerekiyor..Serdar'ın takıma dönmesi çok önemli çünkü hem geriden oyunun kurulmasında önemli bir oyuncu hem de takımın hava hakimiyeti açısından çok önemli bir isim..Farkında mısınız bilmiyorum ama Alex gibi bir duran top silahına rağmen Fenerbahçe'nin bu sene duran toplarda bir kafa golü yok..Serdar'ın gelişinden bu açıdan çok ümitliyim..

Ortasahada Mehmet-Cristian-Emre-Caner dörtlüsünü hocanın bozmasını beklemiyorum..Özellikle Caner'in bu maç en az İnönü kadar iyi bir oyun ortaya koymasını hem bekliyor hem de istiyorum..Caner çok önemli bir potansiyel ve devamlılığı artık yakalaması gerekiyor..Stoch konusunda ne düşündüğümü blogu takip edenler biliyorlardır..Stoch'u çok tutuyor ve destekliyorum fakat Ziegler-Caner uyumu ve yardımlaşması , Ziegler-Stoch'dan daha sağlam..

Ön alanda ben bu maçta da Alex-Bienvenu ikilisini tercih ediyorum..Semih'in oynayıp şöyle bir 2 gol atıp hem kendi rahatlaması hem de bizleri rahatlatması gerekiyor fakat bunu yapması için de çok zorlamamak gerekiyor sanki..Hoca içerideki maçlarda her ne kadar Semih'i bir adım önde tutsa dahi bana göre Bienvenu bu maç için daha uygun bir isim olabilir..

Karabük biraz düz bir takım..Sert savunmacılardan kurulu olup , ortasahada tüm organizasyonu Cernat'a bırakmış bir takım..Hücumda İsmail ve Ali ile yıpratıcı oyunculara sahipler fakat işi o noktaya getirene kadar işleri çok kolay değil..

Hoca belki Shelton gibi savunma arkasına sarkıtabileceği bir oyuncuyu da tercih edebilir Kadıköy deplasmanında..

Ortasahalarındaki Hakan ve Birol'dan birini Alex'e markaja verebileceğini gözönünde tutarsak Fenerbahçe ortasahasından gelecek bir Cristian ve Emre desteğinin Fenerbahçe'ye merkezden gol kazandırabileceğini düşünüyorum..

Fenerbahçe boşa geçen bir ilk yarı oynamadan , erken baskı ve oyun kontrolünü sağlayıp ilk 20 dakikada öne geçerse maç çok rahat geçebilir ve şu zamana kadar hissedilemeyen forvet kısırlığı bu maç tam terse dönebilir..Dediğim gibi takım erken öne geçerse , forvette Bienvenu'de oynasa , Semih'te oynasa bu oyuncuların 1-2 gol atacağı bir maç olabilir..

Bu arada Tomic..Kornerlerde ileri çıkacak mısın..?

28 Ekim 2011 Cuma

Beşiktaş :2-2: Fenerbahçe / Topu Alıp Santraya Götüren Takım

Maça girmeden şunu belirtmek lazım..Fenerbahçe taraftarı İnönü'yü , İnönü Fenerbahçe taraftarını seviyor..Baskın , Truva 2 , Büyük Taaruz vs. her benzetme bir yana , maçın hemen başında yaşanan enstantane Fenerbahçe taraftarının durdurulamaz olduğunu bir kez daha kanıtladı herkese..Gerçekten muhteşem ve unutulmaz anlardı..

Dün maç önü yazımda beklediğim kadrolarla çıktı takımlar sahaya..Ben Stoch'u oynatırdım ancak hoca Caner ile başlar demiştim..Ben bunu derken Caner'in hücuma bu akşam yaptığı kadar katkı verip veremeyeceğinden emin olamadığım için Stoch'u tercih etmiştim çünkü Fenerbahçe'de Bienvenu bekleneni veremiyor ve hücum gücü sadece Alex'e kalıyordu..Solda Stoch ile başlayıp hücumu diri tutabilir hoca diye düşünüyordum..

Ama bu gece şu ortaya çıktı ki Ziegler-Caner kanadı hem savunma hem de hücum için Fenerbahçe'nin ideal ikilisidir..Neyse tekrar maç başına dönelim..Beklendiği gibi Beşiktaş baskılı başlamak istedi ve bunu başardı..Queresma ve Simao'nun çapraz koşularına Veli ortadan destek vermeye çalışıyor , Ernst ise hücum presleri ile oyunu Fenerbahçe yarısahasında tutmaya çaba sarfediyordu..

Ancak son yılların derbi klasiği olarak Fenerbahçe oyunun kontrolünü benim beklediğimden de erken ele almaya başladı..Emre ve Cristian'ın kurduğu oyunlara soldan Caner'in yardımları da gelmeye başlıyordu..

Beşiktaş'ın oyun planı bu şekilde hücumlara mı dayalıydı bilemiyorum ancak Beşiktaş gibi zengin bir kadronun hücum organizasyonlarını 'ileri yolla , kanattaki Portekizlilere topu ver ve onlardan birşeyler yapmasını bekle' şeklinde olması çok kısır bir fikir..
Fenerbahçe savunmasında Bekir'in olması Fenerbahçe için bir risk diyordum..Bekir kendine olması gerekenden fazla güvenen ve savruk bir oyuncu..Topu oyuna sokması da çok başarılı değil..İlk gol öncesi yaşanan karambolde 3 Fenerbahçeli futbolcu o topa dan diye vuramadı ve top Simao'nun önüne kadar geldi..

O topun önüne 3 tane Gökhan yatsa , kalede 4 tane Volkan olsa yine o şutun kaderi gol olmaktı..

Ortaya futbol namına birşey koymamasına rağmen öne geçmek Beşiktaş'ı daha da morallendirip , olumlu yönde iter diye düşünürken oyun golden önceki 5 dakika da olduğu gibi Fenerbahçe'ye dönmeye başladı..

Emre-Cristian geriden topu çıkartıyor , Gökhan sağdan hiç durmadan bindiriyor , Ziegler-Caner ikilisi İnönü'de sapsarı bir ışık saçıyordu solda..Alex yeri geldiğinde geriye kadar gelip , yeri geldiğinde ön alanda topu alıp hem pas dağıtıyordu hem de birebirlerle rakiplerini eksilterek pozisyon yaratıyordu..

Ancak buraya kadar işte..Bir takım düşünün ki topu son bölgeye kadar getirirken yapması gereken herşeyi yapıyor fakat bir türlü bu takım son noktada işi bitiremiyor..İşte burada ne diyoruz..Ah Niang vah Emenike..Şu takımda şu isimlerden biri bu sene forma giyiyor olsaydı emin olun takım şuan 8'de 8 ile tepede açık araydı..

İlk yarıyı Beşiktaş'ın 1-0 önde bitirmesi mucizeydi..Caner'in şutu , Alex'in muhteşem pasında vuramayan Bienvenu , devre sonunda Alex'in kaçırdığı top , Caner'in getirip Gökhan'ın kafasının çizgiden çıkması.. Ve oyunun kontrolü tamamen Fenerbahçe'nin elinde bunlar olurken..

Mehmet Topuz'un maç eksiğinin olmasını zaten bekliyorduk..Mehmet hücuma bir zenginlik katamadı ancak onun oradaki varlığı Gökhan'ın ileri çıkışlarını cesaretlendiriyor..Sonuçta Mehmet birebirlerde Queresma'ya geçit vermedi..

Beşiktaş'ın bekleri çok az hücuma katkı vermesine rağmen hem sağdan hem soldan Fenerbahçe kanatlarından dayak yedi Beşiktaş..

Ortasahada oyunun kontrolünü ele geçirip,sağdan ve soldan bu kadar yüklendiğin , üstüne üstlük Alex'in bu kadar iştahlı oynadığı bir 45 dakikada soyunma odasına geride girmek çok moral bozucu olmalıydı aslında..

Ancak Fenerbahçe o kadar kendine güvenen o kadar soğukkanlı bir takım haline geldi ki , 1-0 veya 2-0 olması oyuncuların oyun stilini değiştirmiyor ve panik tuşuna basılmıyor..

İkinci yarıya Beşiktaş yine bir silkinip çıktı..Simao'nun şutu , Queresma'nın bindirmeleri derken Mustafa'nın şutu direkten dönüyordu..Buradan sonra Fenerbahçe tekrar oyun karakterini ortaya çıkartmaya başladı..Sol kanatta Ziegler ve Caner müthiş yardımlaşırken Emre bu ikiliye sürekli yardıma geliyor ve oyunu açma konusunda yardımcı oluyordu..

Pas oyunu Fenerbahçe'nin en önemli karakteri..Sabırla pas-pas-pas..Oyunu zorlamak , olmayacak dualara amin demek pek olmuyor..Gelen beraberlik golünden önceki paslaşma Aragones döneminde Ali Bilgin-Uğur-Semih üçgeniyle yine İnönü'de atılan golü hatırlattı..

Caner o ne şuttu be birader..? İp gibi vurdu topa..Doktor zaten cezasahasında cezayı kesmek için her zaman oralardadır..1-1'in gelmesiyle oyun Fenerbahçe lehine dönecek gibi bekliyorduk çünkü takım çok iyi oynuyordu..

Ancak oyun bu sefer pozisyonsuz geçen ortasaha mücadelesine döndü..

Bir de bu oyuna hocanın Caner-Stoch değişikliği eklenince oyunun kontrolü Beşiktaş'ın eline geçmeye başladı..Caner hem ortasahaya hem de Ziegler'e kanat boyu yardım edebilen bir oyuncu..Stoch'un yardım özelliği elbette Caner kadar değil fakat onun da bildiğimiz kendine has özellikleri var..Hoca ne olursa olsun Caner'i çıkartmamlıydı ki bunun en çok o farkında zaten..Ancak maç öncesi kafasında yaptığı plan buydu..Belli bir süre Caner ile rakibin sağını iyice yorup , Stoch ile öldürücü darbeyi indirmek..

Beşiktaş'ın attığı 2.golden önce Bekir'in , Gökhan'a sen içeri geç ben aldım Queresma'yı diyen el hareketi beni benden aldı..Yahu Bekir , sen ağır adamsın , birebirde iyi değilsin ki karşındaki adam ne kadar kötü oynasa bile Ricardo Queresma..Birebirde yenen çalım , güzel orta , dengesiz yakalanan savunma ve maçın başından beri bu kadar iyi oynadığın oyunda 2-1 geridesin..

Futbol acımasız ama sana her zaman bir şans tanıyor..Golü yedikten sonra Semih hamlesi , Semih-Alex organizasyonu ile hemen kendini hissettirecekti ancak şans Alex'in yanında değildi..

Maç tam gitti derken Cristian'ın hayat öpücüğü geldi..Cristian golü attıktan sonra Semih'in topu kaleden alıp santraya taşıması hem takımın kendine olan güveni hem de maçı kazanmaya olan isteğini gösteriyor ve bana göre bu çok çok önemli bir olaydır..İnönü'de 2-0'dan 2-1'e getiren gol değil o..88'de deplasmanda beraberliği yakalıyorsun ve topu çizgiden çıkartıp santraya taşıyorsun..

Semih'in topu santraya taşımasının nedenini 2 dakika sonra çok daha net anlayacaktı herkes belki..Özer o şutu gole çevirebilseydi..Bu arada Caner-Stoch değişikliği elbette yanlıştı fakat Özer o golü atsa bu sefer herkes Stoch'un yaptığı olağanüstü güzel koşu ve asisti konuşuyor olabilirdi..

Takımda eksikler çok..Stopere sağlam bir Serdar'ın gelişi hem defansın toparlanması hem de hava topları açısından takım için önemli..Bu sezon bir tane bile korner golü yok..Ah Lugano ah..Gökhan-Mehmet-Emre gibi takımın iskeletinin üç oyuncusunun fizik kalitelerinin 1-2 maç sonra istenilen seviyeye ulaşacağını düşünebiliriz..

Ve en büyük sıkıntı en uçta..Alex bu kadar çabalarken , en öndeki iki oyuncunun da bu kadar formsuz olması şuan takımın en büyük handikapı..Ve yukarıda dediğim gibi Lugano hatta Santos gibi savunmacıların da gol bulamaması takımı tıkıyor bazen..Mesela içeride puan kaybedilen Manisa ve Samsun maçlarında Niang/Emenike değil , Lugano/Santos olsaydı bu maçlardan biri kazanılabilirdi en azından..

Kaybetmemek güzel..Ortaya konan oyun da çok güzel..Moraller yüksek..Sakatlıktan çıkanlar fizik kalitelerini bir tık ileri attıklarında ve forvetler biraz toparlandıklarında takım daha rahat ve farklı maçlar kazanacaktır..

Günün Fotoğrafı

Çıkarım senle her yola..

26 Ekim 2011 Çarşamba

Maça Doğru , Beşiktaş - Fenerbahçe


Sezonun ilk derbisi öncesi yine bir son dakika gelişmesiyle iki takım açısından da işin tadını kaçırdılar..Denilene göre yöneticilerin isteğiymiş bu deplasmana taraftar götürmeme olayı ancak Ali Koç'tan gelen taze bilgiye göre yöneticilerin böyle bir tasarrufu olmamış..Sonuçta tepeden inme ve son dakika gelen bir haber daha oldu bu..

Türk Futbolu zaten yeterince kötü yönetilirken ve işin seyir zevki çoktan kaçmışken şimdi bir de gelen bu yasak yeni ve sağlam bir darbe daha attı Türk Futboluna..Bana kalırsa bu kararı almanın tek nedeni işin içinde Fenerbahçe taraftarı olmasındandır..Yarın öbürgün Kadıköy'e Trabzon ve Galatasaray taraftarının gelmemesi için alınan bir karardır bu..

Neyse böyle bir maçtan önce çok fazla bu konulara girmek istemiyorum , twitter'da yeterince içimi döktüm zaten..

Maça gelirsek..

Beşiktaş tarafından başlayalım..Beşiktaş'ın son yıllarda en büyük problemi haline gelen kadro istikrarsızlığı konusu bu sene de devam ediyor..Kişisel olarak önemli yeteneklerin bulunduğu takımın liderinin olmaması , bir iskelete sahip olmaması nedeniyle takım bir türlü istediği ritimde devam edemiyor..Bu yüzden Beşiktaş bir iyi bir kötü görünüm veriyor..

Beşiktaş'ın muhtemel 11'ini açıkçası pek kuramıyorum..Guti-Fernandes ve Edu'nun maç kadrosunda olmadığını öğrendik..Beşiktaş'ın savunma gücünün en önemli ismi İbrahim Toraman'da yine eksikler arasında.. Hilbert-Egemen-Sivok-İsmail muhtemel savunma dörtlüleri olacaktır..Orta sahada Ernst ve Aurelio ile topa sahip olmak isteyebilir..Simao-Queresma-Almeida'da hücum silahları olacaktır..

Fenerbahçe ise Beşiktaş'ın tam zıttı bir şekilde istikrarlı kadro yapısıyla daha bir takım görüntüsünde..Volkan'ın önünde Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler dörtlüsünü göreceğiz büyük olasılıkla..Bekir'in yerine Bilica denenir mi diye sorarsanız , evet denenebilir ancak Bekir'in oynadığı zaman ki risk unsuru yine Bilica için de var..Bekir , Bilica kadar yıldırıcı ve sert değil ancak Bilica'nın inanılmaz dalgınlıkları ve gereksiz riskleri var..Yani evet bu bölgede bir sıkıntı var ve iki tercihte de sıkıntı tamamen çözülmüş olmuyor..

Orta'da Mehmet-Cristian-Emre ve Stoch dörtlüsü bana göre kullanılması gereken dörtlüdür..Gökhan-Mehmet ikilisi Mehmet'in gücü 90 dakikayı kaldıramayacak durumda olsa dahi denenmelidir..Hem savunma hem de hücum açısından..Solda ise bana kalırsa bu maçın adamı Dia olabilirdi..Geçen sene İnönü'de oynadığı oyun unutulmazdı..Ancak zaten hücuma çok hızlı çıkamayan bir Fenerbahçe'de Stoch gibi bir oyuncu böyle bir maçta önemli bir tehdit oluşturur karşı takım için..Bu yüzden hoca bence Stoch'u tercih etmeli ancak Caner ile başlayıp hem biraz skoru ve oyunu tutmayı hem de Stoch gibi bir patlayıcı kuvveti taze bir şekilde sonradan oyuna dahil etmeyi tercih edebilir hoca..

Alex'in önünde kesinlikle Bienvenu oynamalı..Tamam Bienvenu bence de yeterli gibi durmuyor ancak çok ağır bir Semih'in böyle bir deplasmanda ileri uca tek başına atılması üretkenliği inanılmaz zedeler..

Beşiktaş maça istekli ve sert başlayacaktır..İlk baskıyı atlatıp , topa sahip olmak Fenerbahçe için çok önemli..Pozisyon üretmese bile topa sahip olması Beşiktaş'ın oyun planından sapmasına neden olacaktır..Burada bence Fenerbahçe için maçın en kritik isimleri Emre ve sol önde kim oynayacaksa o olacaktır..Beşiktaş'ın sağ savunması orada kim oynarsa oynasın aksıyor..Oraya yüklenmek gerekiyor..

Ortasahaya baktığımız zaman burada kıran kırana bir mücadele izleyeceğimiz belli..Beşiktaş'ın en büyük silahı Simao ve Queresma'nın bireysel yetenekleri ve denge bozan oyunları..Burada Ziegler ve Gökhan gibi iki savunma bekine sahip olmanın avantajını en çok bu maçta yaşayabilir Fenerbahçe..Konsantrasyonları yüksek , ters kademelere giren ve birebir de kolay kolay çalım yemeyen , yeseler dahi rakibinin peşini bırakmayan bu iki savunma oyuncusu Fenerbahçe'nin savunmada en büyük kozları..

Beşiktaş'ın savunma merkezi kağıt üzerinde güçlü görünse dahi dengeleri çabuk kaybolabilen ve gereksiz fauller yapabilen oyuncular Egemen ve Sivok..Buraları Bienvenu ne kadar zorlayabilir , ne kadar birebire girip başarılı çıkabilir kestiremiyorum..

Alex'in İnönü performansı belirleyici faktörlerin en büyüklerinden biri olacak..Emre ve Cristian'ın dönüşümlü desteklerine sağ kulvar desteği de eklenirse Alex , Beşiktaş savunmasını hazırlıksız yakalayıp , Cenk'i avlayabilir..

Çok zor bir maç olacak..Fenerbahçe kontrolü kaybetmeden soğukkanlı bir oyun sergilerse istediğini alıp boğazın diğer yakasına dönecektir..Keşke sonuç ne olursa olsun taraftarı da onlarla birlikte boğazın diğer yakasına geçebilselerdi..

23 Ekim 2011 Pazar

Fenerbahçe :0-0: Samsunspor


Geride bıraktığımız haftanın ardından futbol izleyesim de yok yazasım da yok..Daha sonra toparlarız..Blogdan birşey yazamamıştım yaşananlarla ilgili..Tekrardan milletimizin başı sağolsun..

17 Ekim 2011 Pazartesi

Mersin İ.Y :1-2: Fenerbahçe / Gerilim Olmazsa Tadı Olmuyor


Tam bir ritim tutturduk diyoruz , takım yine sahaya en kilit oyuncularından üç tanesinden yoksun çıkıyor..Hatta ben Volkan-Gökhan-Mehmet üçlüsüne Serdar'ı da eklemek istiyorum..Çünkü Serdar'ın yokluğunda formayı Bekir giyiyor ve hakem eğer gerekeni yapsaydı Bekir yüzünden oyun 1-1'e gelecekti..

Neyse sahaya dönelim..Dizilişe baktığımız zaman Orhan-Özer ikilisinin sağ kulvarı iyi kullanamayacağı , Bekir'li savunma merkezinin aksayabileceği , olası gol pozisyonlarının soldan ve merkezden gelebileceğini düşünüyordum..

Ama Özer 4. dakikada sahneye çıktı ve uzun yıllar ekranlarda dönecek bir gol atarak hem Fenerbahçe'nin hemde Mersin'in tüm oyun planlarını alt üst etti..Özer'in ne yazık ki bir 'overrated' oyuncu olduğuna katılıyorum artık bende..Çok yetenekli idi..Çok seri ve kendine güvenli idi..İdi diyorum..Şimdi çok çalışkan ve iyi niyetli oynuyor fakat Ankaraspor'da oynadığı oyunlardan çok daha düşük seviyede..

Böyle bir golün onun kendine güveni açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum..Tamam çok ciddi sakatlıklar yaşadı , ama Aykut Kocaman gibi onu çok iyi tanıyan bir hocayla olması ve hocanın da bugün olduğu gibi Özer'e güvenmesiyle Özer bu sene son kozlarını oynuyor..
Attığı gol ve çizgiden çıkarttığı topla maçın skorunu etkileyen 1 numaralı oyuncu oldu fakat oynadığı oyunun çizgisini yukarıya taşımak zorunda..

Golün ardından Fenerbahçe geçen seneden devam eden deplasmanda öne geçtikten sonra döndüğü oyun moduna döndü..Mersin baskı kurdu kurmasına fakat kapanan Fenerbahçe savunmasının arasından pozisyon üretemediler..

Fenerbahçe bu süreçte bu sene yaşadığı en büyük sıkıntıyı yaşadı..Takım hücumda çoğalamıyor ve en uçta bir Niang yok ne yazık ki..Maç 0-1 devam ederken Cristian'ın kafası ve Caner'in az farkla auta giden toplarında bile takım hücuma kalabalık çıkamıyor..Bunun nedenleri iyi araştırılmalı..

Oyuncularda farkında ki takım geçen seneki yetenek çizgisinde değil..Elbette deplasmanda olmak ilk faktör hücumda çoğalamayan takım için..Ancak hücuma destek verebilecek bir Gökhan-Mehmet yok..Dediğim gibi uçta bir Niang yok..Soldan sürekli bindiren bir Santos yok..Takım da bu durumda napıyor , tedbiri elden bırakmamaya çalışıyor..

Bakın Cristian bugün maçın en iyilerinden..Zaten bu sene hep belli bir çizgide ve iyi oynuyor..Cristian bugün de gole çok yaklaştı..Atsa , 6 maçta 3 gole ulaşacaktı..Cristian'ın değişimi kadar takıma ortasahadan gelmesi gereken yardımı da zaman zaman Cristian'ın üstlenmek zorunda kalması bunun bir göstergesi..

Emre bugün çok fit değildi ama sahada olması bile takım için çok önemli..Yobo yine gerekeni yaptı..Orhan'dan beklediğimin çok altı bir performans izliyorum..Hakan Balta gibi oynuyor..Sıfır katkı hücumda..

Reto Ziegler , transferinden sonra yazdığım yazıyı doğrular bir oyun oynuyor..Müthiş disiplin , müthiş kademe , dengeli oyun ve yeri geldiğinde soldan sürpriz çıkışlar..İhtiyacı fazlasıyla görüyor şuan..Ve ligin şuan en iyi sol beki..Nduka karşısında darmadağın olabilir bu ligdeki çoğu sol bek..Fakat Ziegler en ufak bir tehlikeye izin vermediği gibi çok önemli ters kademelere girdi..Takım savunmasında bunca eksiğe rağmen bir problem yok..Ancak hücum dediğim gibi sıkıntı..Bienvenu hücumdaki bir Niang veya Emenike'nin yedeği olursa tadından yenmez bir oyuncu..

Yedekten geldiğinde o dar alandaki inceleri , savunmayı zorlayan presleri falan o zaman bizim için daha güzel görünür ama şu oyunuyla tam bir golcü olmadığı gibi asıl sıkıntı şu ; Alex'in beyin kıvrımlarından geçen dahiyane fikirlere ayak uyduramıyor..Kaptan'ın son dakikalarda Stoch ve Bienvenu'ya delirmesi çok normal..Şu maçta Bienvenu yerine Niang olsa Alex 2 asistle bitirirdi son 10 dakikayı..

Ama dediğimiz gibi zaman diyor ve bekliyoruz yapıcak birşey yok bu konuda..Stoch son vuruşlara kadar çok iyi oynadı..Ben çok fazla kızmıyorum..Sadece çok laubali davrandı son vuruşlarda..Stoch tarzı oyuncuların bugün girdiği pozisyonlarda topu tavana asmaları gerekiyor..Stoch çok yerden plase deniyor..

Mersin iyi takım ama çok üretken değil..Nduka ve Moritz'i durdurduğunuz zaman Beto-Nobre olması farketmez..Çok beğenmedim ben Mersin'i..İçerde kendi kategorisindeki takımları avlayabilir , deplasmanda sürpriz yapabilecek bir takım gibi görünmüyorlar..

6 maçta 16 puan ile yola devam çok önemli..Stoch ile 3 , Cristian ile 2 , Caner ve Alex ile çok önemli gol pozisyonlarından yararlanamadık..Çok rahat geçebilecek bir maçın son 2 dakikasını yine korku filmi gibi izledik..Maçı izlerken de dedim ' Golü yemeden rahatlamayacağız ' diye..Bu cümleyi benimle birlikte çok fazla Fenerbahçeli söylemiştir eminim..Bu durumu biz yıllardır çok iyi biliriz..

Dediğim gibi sonuçta zor hava şartlarında , iştahlı bir rakibe karşı alınan 3 puan ve devam eden seri çok önemliydi..Takım geçen sene eksik oyuncuyu bir şekilde kamufle ediyordu fakat bu sene Gökhan-Mehmet-Emre gibi oyuncuların eksiği çok bariz belli oluyor..İç sahada taraftar gazıyla bir şekilde bunun etkisi azalabiliyor fakat deplasmanlarda bu durum işleri zorlaştırıyor..

Takımın yine de ligde benzeri olmayan bir patlama ve tempolu oynama gücü var..Bunu da gözardı edemeyiz..

3 Ekim 2011 Pazartesi

Gökhan'ın Gönlü


''Başkanımız ve yöneticilerimiz orada çok zor günler geçiriyor , belki her gün onlara zehir oluyor ancak bizler sahaya çıktığımızda bir gün bile olsa onları mutlu etmek istiyoruz.. Ben bu sene kendim için oynamıyorum , takımımızda kimse kendi için oynamıyor..Bu sene bizim için bir gurur meselesi oldu artık..''

2 Ekim 2011 Pazar

Fenerbahçe : 4-2 : İBB / Aklın Yolu 4


4 haftalık sıkışık periodun ardından ligin zirvesindeki iki namağlup takımın karşılaşması,biz Fenerbahçeliler için bambaşka anlamlar içeriyordu..Çok uzun bir aradan sonra , sonucunda 3 puanın olduğu bir maçta takım taraftarına kavuşacaktı..Staddaki atmosfer gerçekten muazzamdı..Bundan sonra da Kadıköy'de oynanacak her maçın böyle atmosferlerde geçeceğini düşünüyorum..

İstanbul Belediye ligin belki de rakibini en çok bozan , pres yapan ve hem hücumda hem de savunmada en kısa sürede kalabalıklaşan takımı..Müthiş bir disipline sahipler..Aykut Kocaman'ın çıkarttığı kadro bu rakibe karşı oyunu erken kopartmaya ve oyunu rakip kaleye yığmaya yönelik bir düşüncenin ürünüydü..Fakat bu düşünce tutmadı..

Neden mi..?

1-Gökhan Gönül , Avrupa'nın en iyi 5 bekinden bir tanesi ve çok kere söylendiği üzere sağ ön oynadığı zaman o bölgenin özelliklerini iyi üstlenemiyor..Sırtı dönük oynamak ile bekten sürekli bindirme yapması arasındaki farkı maçın ilk iki devresinde gördük..

2-Ortasahada topla birlikte takımı öne yerleştirebilecek,top sürerek rakip yarısahaya geçecek bir oyuncu olmadığı için takım bir türlü ileride kalabalıklaşamıyordu..Mehmet Topuz-Emre oynatabilirsiniz mesela..Mehmet dün Cristian'ın yaptıklarını yapmaya çalışır , Emre'de oyunu öne iterdi..Ancak Cristian-Mehmet ikilisiyle oyunu öne itmek , defansı geriden çıkartmak pek mümkün olmuyordu..

3-Takım halinde hücum yapamayıp , hücum bölgelerinde kalabalıklaşamayınca Semih'de takımı bir kişi eksik bırakıyor..

İlk yarı bu şartlar altında daha önceki Manisa/Kayseri ve Gaziantep ilk yarısında olduğundan farklı bir oyun ortaya konmadı..Orhan-Gökhan'ın işlemeyen düzeni , Mehmet ve Cristian'ın çok geriye yaslanması , Semih ve Alex'in top kayıpları eklenince Fenerbahçe Stoch'un kişisel gayreti dışında hücumda hiç etkili olamadı..

Belediye'nin istediği bir tempo ve sakinlikte geçen ilk yarıda Bekir'in çok büyük hatası ile gelen Holmen hücumu da golle sonuçlanmayınca ilk yarının 0-0 bitmesi oynanan oyunun karşılığıydı..Fenerbahçe'nin Stoch ve Cristian ile attığı iki şut dışında hiçbir etkinliği yoktu ilk yarıda..

Fenerbahçe savunmasında Yobo daha önce de bir iki yazıda bahsettiğim gibi Lugano'nun gidişinden sonra savunmanın tartışmasız lideri olmuş durumda..Çok kritik müdehaleler yapıyor ve arkadaşlarına gerekli uyarıları yapıyor..Geçtiğimiz yıldan çok daha etkili bir rolde bu sene..

İlk yarı bitti ve takımlar soyunma odalarına gitti..Bizler stadda şu çıkmalı bu girmeli diye muhabbetlere başlarken birdenbire soyunma odasından iki tane çubuklu formalı sahaya fırladı..Bienvenu ve Sezer'in ısınmaya başlaması ile ikinci yarının farklı geçeceği henüz orada belli olmuştu..

Neden mi..?

1- Gökhan Gönül - Mehmet Topuz sağ kanadına kavuştu Fenerbahçe..

2- Sezer'in ortaya geçmesiyle ortasahayı hem katederek hem de paslarıyla açarak Fenerbahçe'yi takım halinde öne taşıyabilecek bir oyuncu takviyesi oldu..

3- Bienvenu gibi gezen ve mücadele eden bir forvetin girmesiyle arkadan gelebilecek oyunculara koşu alanları açıldı..

Bunlar olmadan önce de 4 haftadır forma yüzü göremeyen , takımdan ayrılacak dedikoduları zirve yapan Miroslav Stoch , imzası olan koşu,çalım ve şutu ile golü buluyor ve maçı kırıyordu..Stoch için çok zor geçen bir süreçti belki bu..Ama ben daha önceki yazılarımda da hep yazdım..Fenerbahçe'nin bu kadar eksiği olduğu bir süreçte Stoch tarzı oyunu zorlayan,içeri doğru delici özelliği bulunan ve şut çekebilen bir oyuncuya ihtiyaç vardı..

1-0'ın ardından hem Fenerbahçe'nin güveni yerine geldi , hem taraftar biraz daha ateşi verdi hem de Belediye'nin direnci kırıldı..Gerçi Belediye'nin 47.dakikada yediği golle direncinin kırılması da bir soru işareti..

Fenerbahçe golün ardından yüklenmeye devam etti..Gökhan-Mehmet ikilisi geçen sene kaldıkları yerden devam etmeye,Bienvenu rakip savunmanın dengesini bozmaya,Stoch ve Sezer oyunu açmaya başladılar..

Ve güzel bir pas alışverişi sonrasında Alex'in müthiş golü geldi..Cristian topu Bienvenu'ye verip , Henri o muhteşem topuk pasını Alex'e çıkarttığı anda yanımdaki arkadaşıma dönüp 'Gol bu hiç izleme bile' dedim..Alex'in ordan gol yapamadığı kaç kere görüldü..?

Alex 34 yaşında..11 günde 4 maç oynadı ve inanılmaz efor sarfetti..Bu maçta çok etkili değildi belki ama fişi çeken golü müthiş bir şekilde rakip kaleye gönderdi..Şimdi gelen milli maç arası en çok kaptana yarayacaktır..

Ardından 3.gol geldi..Belediye ikinci yarının başından beri hiç top yapamıyordu ve Fenerbahçe devre başladığından beri rakibi dövüyordu..Nakavt için bir kere daha vurmak gerekiyordu ve Stoch'un yarattığı pozisyonu arka direkte Gökhan Gönül golle bitirdi..İşte Gökhan Gönül farkı bu..

'' Bir Emre ile Gökhan mı bu takımı bu kadar etkiliyor , kötüsünüz işte ' diye eleştiri yapanlara sadece Gökhan Gönül'ün sağ bekte oynadığı 45 dakikalık süreç 100 kere izletilmeli..Gökhan'ın ne kadar önemli ve etkili bir güç olduğunu tekrar gösterdi sanırım..

Sonra Fenerbahçe vitesi biraz küçülttü..Taraftarlarda kendi showlarına başladılar..Bu sırada Webo ile oyun 3-1'e geldi..Burada Fenerbahçe hemen yine bir reaksiyon verdi..Stoch'u alkışlatıp yerine son haftaların en formda ismi Caner'i alan hocanın hamlesi hemen kendini gösterdi ve Caner ile çok net bir pozisyon yakaladı Fenerbahçe..

Ardından Sezer'in çıkarken kaybettiği topun ardından , Volkan'dan seken topta gelen Webo'nun 2.golü ile herkes bir ne oluyor dedi..Ancak dediğim gibi takım bu paniği izleyenler kadar yaşamıyor..Kontrolü anında ele alıyor..Yine Caner ile gelen kontranın sonucunda gelen pozisyonun getirdiği frikikte Cristian maçı bitiren golü atıyordu..

Bu maç tekrar bazı gerçekleri göstermesi açısından çok önemliydi..Saha içinden değil dışarıdan başlayalım..Fenerbahçe taraftarı müthiş kenetlenmiş ve takıma tamamen omuz vermiş durumda..Hiçbir şekilde homurdanma çıkmıyor Kadıköy'de..Bunu takım tamamen benimsemiş durumda..

Gökhan Gönül beke geçince takımın nasıl çehresinin değiştiği belli..Cristian'ın yanına yarın Emre geldiğinde takımın yine nasıl pozitif etkileneceği de belli..Bienvenu'nun Gökhan'lı ve Emre'li bir takımda bugünlerde olduğundan çok daha etkili olacağı belli..Alex'in dinlendikten sonra yine sazı eline alacağı belli..Stoch'tan mutlaka daha fazla yararlanmak gerekliliği belli..Caner ve Sezer'in bu sene çok önemli rotasyon oyuncuları olacağı belli..

Belediye'yi 45 dakikada oynanan çok güzel futbolla yenmek Fenerbahçe'yi 5 haftada 13 puanla liderliğe taşıdı..Bu kadar zor şartlar altında , bu kadar dişli ekiplerle oynayıp 5 haftayı lider kapatmak gelecek açısından çok önemli..

Aynı şekilde zorlu geçen maçlarda Galatasaray ve Trabzon bu şekilde Belediye'ye mağlup olmuşken , Fenerbahçe bir anda rakibini 4leyebiliyor..Bu da diğerlerine en büyük mesajlardan biri olmalı bana kalırsa..

23 Eylül 2011 Cuma

Kayserispor :0-1: Fenerbahçe / Viraj Dönüldü

11.gününde 4.maçına çıkıyorsun..Takımında geçen senenin ilk 11 oyuncularından sadece 4 tanesi (Volkan-Yobo-Cris-Alex) sahada.. Sakatlardan belini doğrultamamışsın ve Kayseri deplasmanındasın..

Tüm bunlara rağmen 6.dakikada son maçların en iyi oyuncusu Caner ile gelip golü buluyorsun..Hemen detaya inelim burda , ben hep şunu yazıyorum orta ikilide 2 tane savunma ağırlıklı oyuncuyla çıkmamak gerekiyor maça..Atılan gole bakın , Alex tüm maç boyu tekrarını yapamadığı şekilde oraya desteğe gelen Cristian'a topu atıyor , Cristian güzel bir pasla topu sola açıyor ve Caner golü atıyor..Burada en kilit rol oraya koşuyu yapan Cristian'ın..

Cristian-Selçuk , Cristian-Gökay tarzı ikililerle bu varyasyonları böyle ayda yılda bir yapabiliyorsunuz işte..

Fenerbahçe ortasahasından gelen 2 Cristian desteği ile 4 haftada 2 maç kazandı..İlk hafta Ordu , şimdi Kayseri..Her zaman bahsettiğim olayın ne kadar önemli olduğu belki şimdi daha iyi anlaşılır..

Yarın Emre geldiğinde bunları söylememize zaten gerek kalmayacak ancak Aykut hoca bana göre bu süreçte Cristian'ın yanına o bölgeye Sezer'i koymalıydı..

Neyse 6.dakikada öne geçiyorsun ve sonrası ızdırap dolu bir 90 dakika uzatmalarla birlikte..Ordu-Manisa ve Kayseri maçları..Hep aynı sorun..Topu ön alanda tutamamak , ortasahayı öne taşıyamamak,kanatlardan bindirememek..

Futbolun ofansif anlamda gerektirdiği hiçbirşeyi yapamıyorken 4 maç sonrasında 10 puan ile lider olmayı sağlayan tek şey yılların getirdiği bir gelenek olan , kapandığında iyi oynayan Fenerbahçe savunması..

Aslında savunma oyuncuları açısından maçlar iyi geçiyor ancak rakipler çok rahat uzaktan şut çekiyorlar..4 hafta boyunca böyleydi..

Kayseri golü yedikten sonra hemen bir baskı koyamadı..İlk yarı tek denemeleri soldan Amrabat ile geldi..Santana ve Ömer kayboldu gitti..Beklerini hücuma çıkartamadılar..Özer ve Caner çok koştu ve alan vermemeye çalıştılar ancak özellikle Özer'in maç boyu boş işlerden başka bir iş yapmadığını söyleyemeyiz..

Fenerbahçe'de bir tedirginlik ve korkaklık var yazının başında yazdığım nedenlerden ötürü..Futbolcuların kafasında 'şu 4 maçı bir şekilde atlatalım' mantığı var belli..

İkinci yarı Kayseri iyice oyunun kontrolünü ele geçirdi ama maçtan önce yazdığım gibi hücum hatları güçlü olmadığından ötürü Fenerbahçe kalesinde etkili pozisyonlar yakalayamadılar..Sadece Amrabat delmeye çalıştı ancak Orhan ve Yobo onu kademeli olarak iyi savundular..
Yobo ve Cristian maçın yıldızları..Yobo bir numara..Ordu maçında da yaptığı hataya rağmen sahanın en iyilerindendi..Lugano'nun gidişinin ardından savunma lideri Yobo oldu ve o da bu rolün farkında..Yobo'nun bu performansı takım için çok önemli..

Ziegler-Caner ve Orhan-Özer kanatları hiç ama hiçbirşey yapamadılar..Daha önceleri de bu konularda konuştuğumuz gibi bu halleriyle bu kanatlar sadece savunma ağırlıklı olabilir..Sağ taraf Gökhan-Mehmet , sol taraf ise Ziegler-Stoch/Dia olunca işler değişir..

Alex - Bienvenu ikilisi çok etkisiz kaldı..11 günde 4 maça çıkan kaptanın dinamik olması hayalcilik olurdu..Yine de hücum hazırlıklarında top mutlaka Alex'in ayağına değmeli bunu tekrar gördük..Bienvenu ise hiç top alamadı , aldığı zamanlarda Guiza'yı andıran çaresiz pozisyonlarda topla buluştu..

Fenerbahçe geçen senenin ikinci yarısında ortaya koyduğu tempolu,baskılı ve hücumda çoğalan futbolundan çok uzak ancak dediğim gibi takımın yarısı eksik durumda ve bu futbol mutlaka pozitife doğru evrilecektir..Özellikle Emre'nin ve yabancı sınırı açısından Serdar'ın takıma katılması çok önemli..

Girdikten sonra gösterdi ki , Sezer bu takımda daha çok süre alabilir..Gökay için Twitter'da çok uçuk yorumlar yapılmış..Bana göre sahanın en kötülerindendi Özer ile birlikte..Bir kere pozisyon bilgisi neredeyse sıfır..Neredeyse yürüyerek çalım yiyecek..Ayrıca çok daha baskılı ve mücadeleci oynaması gerekir bana kalırsa..Yine de çok yüklenmeyelim , umarım daha iyi olur..

Kayseri sezona iyi başlamasa bile zor bir deplasmandır..Fenerbahçe çok zor bir dönemde yakalandığı Gaziantep ve Kayseri deplasmanlarını defterden sildi..Tüm rakipleri buralara gelecekler ve karşılarında daha iyi rakipler bulacaklar..

Şimdi oyuncuların çok iyi dinlenmesi gerekiyor..Gelecek hafta Belediye karşısında kadro olarak da , hava olarak da çok başka bir takım olacaktır..52.000 azgın Fenerbahçeli önünde Emre ve Mehmet-Selçuk üçlüsünün en az iki tanesinin dahil olacağı bir kadro ile Fenerbahçe futbol olarak bir üst seviyeye çıkacaktır..

Bahsettiğim tüm bu zor dönemi Kayseri'den gelen 3 puan ile kapatmak çok iyi oldu..Dönüp bakıldığında bu tip kötü futbol oynanıp kazanılan maçların değeri daha iyi anlaşılacaktır..

22 Eylül 2011 Perşembe

Maça Doğru , Kayserispor - Fenerbahçe


11 güne sıkıştırılan 4 maçlık programın son halkasına gelmiş bulunmaktayız..Fenerbahçe bu noktaya gelene kadar Gökhan'ı , Emre'yi , Serdar'ı , Mehmet'i ve Selçuk'u kaybetti..Saydığım isimlerin hepsi ilk 11 oyuncusu..

Bu kadar zor bir dönemden geçip , yukarıdaki oyunculardan mahrum bir takım bir de sahaya henüz takıma tam olarak adapte olamamış yeni oyuncularla çıkıyor..Elbette iyi futbol beklemek pek mümkün olmuyor hal böyle olunca..

Rakip Kayseri lige iyi başlayamadı..Antalya ve Bursa yenilgilerinin ardından deplasmanda Gaziantep'i devirdiler ve şimdi kendi sahalarına çıkarken daha moralli ve iştahlı olacaklardır..Geçen seneye göre ciddi bir revizyon yapmadılar takımda..Cangele'nin talihsiz sakatlığı hücumdaki alternatiflerini zayıflattı ve bana göre Amrabat etkisiz oynarsa ligin en zor rakip kaleye giden takımlarından biri Kayserispor..Riveros ve Santana ikilisinin dikine oyununa karşı aradaki bağlantıyı kırmak Fenerbahçe için çok önemli bir nokta..

Savunmada sıkıntılar yaşayan Fenerbahçe için bu bir avantaj olarak görünse de , Kayseri'nin ağır bastığı ortasahayı Fenerbahçe nasıl ele geçirebilir bu da bir soru işareti..

Çünkü büyük ihtimalle Fenerbahçe yarın da oyunu rakip yarısahaya yıkamayacak ve topu o bölgede tutamayacak..Bunun nedeni kadrodaki büyük eksikler ve formsuz Semih / Dia..

Volkan'ın önüne Orhan-Bilica-Yobo-Ziegler dörtlüsünü koyup onların önüne de Dia-Gökay-Cristian-Caner dörtlüsünü koyacaktır hoca..Alex-Semih'de ileride..Ancak bana göre kadro böyle kurulmamalı..

Defansa diyecek bir durum yok , orada 3 yabancıyı kullanacaksın zaten..Ama sol öne Dia yerine Stoch'u koymak gerekiyor bana göre..Dia hazırlık kampının yıldızıydı ancak lige çok kötü başladı..Stoch'un oynaması gerektiğini diğer maç yazılarında da yazdım hep..Stoch ve Dia farklı özelliklere sahip oyuncular ve şuan Stoch'un özelliklerine daha çok ihtiyaç duyuyorsun..

Ayrıca her ne kadar bu konuda çoğunuz bana katılmasa bile ben Cristian-Gökay ile başlayıp oyunu geride kabullenme taraftarı değilim..Koy Sezer'i Cristian'ın yanına..İki tane defansifle oynamanın bir anlamı yok ki..Topu rakip kaleye yığamadıktan sonra Semih'i yoksay zaten..Ki çok formsuz bi de ona uygun top oynamıyorsun..

Eksikler o kadar can sıkıcı ki şu tip maçlarda en çok ihtiyaç duyabileceğin Bienvenu'ye yer açamıyorsun..Hani belki Bekir-Bilica yapabilirsin ama Ömer Şişmanoğlu ve Amrabat gibi adamları Bilica gibi bir oyuncunun sertlikle sindirmesi ile Bekir'in gölge markajı arasında fark olabilir..

Ziegler'i kes , Caner'i beke at , sol öne Uğur'u koy , Bienvenu ilerde oynasın formülü var ama Caner son 2 maçın bana göre en iyilerinden biri ve beke kayınca performansı düşüyor..O da bir risk..Bu nedenle hoca ve Alex , Semih'e son bir şans daha verecek gibi gözüküyor..

Hasan Ali - Pekarik - Eren ve Khizanishvili savunma dörtlüsü , forvet hattı için söylediğimizin tam tersi ligin en başarılı defans hatlarından biri bana göre..Bu dörtlüyü kırabilecek en büyük silah yine Alex olacaktır..Adam eksilterek yakalayacağı pozisyonlar , duran toplar ve uzaktan şutlar için yine kaptanın ayaklarına bakacağız..

Çok zor bir maç olacaktır..Takımın resmen yarısı yok ve oynayacak kadronun çoğu oyuncusu formda değil..Aykut Kocaman'ın tercihlerine ve rakibini iyi etüd ettiğine inanıyorum..Bakalım takım yarın nasıl bir reaksiyon ortaya koyacak..

20 Eylül 2011 Salı

Cumhuriyetin Kadınları / Fenerbahçe :1-1: Manisaspor


Pek maç yazısı yazacak kafada değilim açıkçası..

Beraberlik sonucu giden 1 puan umrumda değil inanın..Hele Play Off sisteminden sonra sevinç ve üzüntü artık daha az yaşanıyor sezon içerisinde..

104 yıllık Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerinden biri , en altın sayfalarından biri yaşandı bugün..Tam 50.000 tane ablamız,kardeşimiz,arkadaşımız,annemiz,teyzemiz,ninemiz bugün bizlerin yerine tribünlerde yerini aldılar..

İçerde 50.000 , dışarda kalan 4-5 bin ve yine kaldırımda hem takımına destek veren hem de içerideki ablasını,kardeşini,sevgilisini,annesini bekleyen binler..

Fenerbahçe bugün bir kez daha Türkiye'nin en büyük camiası olduğunu cümle aleme gösterdi..Bir kez daha diğer kulüplerle arasındaki tarif edilemez uçurumu tüm ülkeye gösterdi..Bir kez daha sarı ve lacivertin ihtiyaç duyduğu takdirde onun yanında olacağını gösterdi..

Tıpkı Milli Mücadele döneminin Türk Kadını gibi..Erkeğin olmadığı gün memleketine sahip çıkan Türk Kadını bugün kulübü ihtiyaç duyduğu için kulübüne sahip çıktı..

Yaptıkları tezahüratlar , mohikanlar , anonslar , çığlıklar , ıslıklar..Maçtan önce , maç sırasında hep yüzümüzde tebessüm oluşturdular , bazen gözlerimizi doldurdular..

Fenerbahçeli olmak çok başka..Çok anlatılmaz..

Bugün bu insanlara dil uzatabilen hadsizler sezonun kendi sahalarındaki ilk maçında 30.000'i zor görmüş , 4000 kombine bile satamamış , Inter zaferinden sonra kendi sahalarını dolduramamış takımın taraftarları..

Yaptıkları ve yapabilecekleri tek şey bel altı vurmaya çalışmak ve yüzsüzlük..


Fenerbahçe taraftarı ise bambaşka..Fenerbahçe sevgisi tarif edilemez..

Maça gelelim..Ordu maçının aynısı..Önde basamayan , topu tutamayan Fenerbahçe..Bir de Selçuk sakatlanınca hamle şansı azaldı..Semih-Dia-Bekir inanılmaz kötü..Caner ve Alex dışında topu tutabilen , 2 pası dağıtabilen bir oyuncu yok..Manisa daha diri , daha canlı ve daha coşkulu..İlk yarıda Caner'in kişisel becerisi , Alex'in zekasıyla birleşince Dia golü buldu , 2.yarının başında rakip 10 kişi kaldı ancak Fenerbahçe o kadar eksik ve yorgun ki ne oyunu öne yığabildi ne de 2.golü bulabildi..

Aykut Kocaman Semih-Ziegler değişikliği ile oyuna Sezer-Bienvenu ikilisini soksa iddiam şudur ki maçı Fenerbahçe kazanırdı..Caner'i beke çekerdi , Sezer'i sol öne atardın..Olsun hocaya kızmanın anlamı yok..Bu tip maçlar olacaktır..Kadro dediğim gibi çok eksik..Bir de artık pil bitti oyuncularda..

Bu takım yarın rejenerasyon yapacak ertesi gün Kayseri'ye uçacak ve cuma akşamı maça çıkacak..Gerçekten inanılmaz bir kıyım gerçekleşiyor tüm Türkiye'nin gözleri önünde..
1-1 olduktan sonra oyunu biraz ileri yığdı takım..Soldan gelmeye çalıştı ancak o son vuruş ne yazık ki gelmedi..Semih'in çok ciddi toparlanması şart..Dia inanılmaz kötü oynuyor..Emre'nin bir an evvel takıma dönmesi şart..

Savunmada Bilica yine bildiğimiz saçmalamalara dönmeye başladı..Ziegler böyle bir iyi bir kötü oynamamalı..Ne olursa olsun oynadığı yer hata kabul etmeyen bir yer..Şekil 1-A bu gece yediğimiz gol..Bekir'e kızmak istemiyorum çok iyi niyetli..Hepsi bu ama..

Gökay ilk yarı çok kötüydü..Devrede nasıl bir fırça yediyse ikinci yarı canavar gibi oynadı..Takımda göze çarpan tek isim Gökay'dı..Cristian'da fena değildi..Bu sene beğeniyorum Cristian'ı..Şu Dia'nın yerine Stoch'u 50 kere tercih ederim..Elbette antrenman performansını bilemeyiz ancak en azından oyun tarzı olarak Fenerbahçe'nin şu an daha çok ihtiyacı olan adam top tutabilen Stoch..

Dediğim gibi can sıkmaya gerek yok..Kayseri maçı çok çok daha zor geçecek..Mehmet-Gökhan-Selçuk-Serdar yok.. Olmayan oyuncular hep Türk..Sonra gidip Bienvenu ile de başlayamıyor hoca..

Takılmamak lazım , bugün çok mutlu bir günümüzdü bizim..Eşi benzerine bir daha rastlanmayacağı bir günümüzdü..Ne kadar büyük olduğumuzun başka bir nedeninin ortaya çıktığı bir günümüzdü..Kaçan 2 puan için hiç üzülmeyin..

Sevinmek için , gurur duymak için , herkesten farklı olduğunuzu bilmek için çok fazla nedeniniz var..

Fenerbahçeli olmak gibi..