1 Aralık 2010 Çarşamba

Mou Busters


Dı dı dı dı dı dıt dı dı dı dı dıt..Mou Busters !

30 Kasım 2010 Salı

16-2


Son 5 El Classico sonucu

Barcelona : 16 - 2 : Real Madrid

Iker Casillas'da Real Madrid tarihinde Barcelona'dan en çok gol yiyen kaleci olarak tarihe geçti..Bu rekoru da önümüzdeki yıllarda bir daha kırılamayacak şekilde geliştirecek sanırım..

Barcelona : 5 - 0 : Real Madrid / Bize 8 Atamazlar !


Geçen hafta Barcelona Almeria deplasmanından 8 gollü galibiyetle ayrılırdıktan sonra Cristiano Ronaldo mikrofonların önüne çıkıp ' Atabiliyorlarsa bize de 8 atsınlar ' diyordu..Elbette o da hem seneye girişleri hem artan takım kalitesi hem de başlarında Jose Mourinho gibi bir adamın olmasından dolayı herşeyin son 2 seneden çok daha farklı olacağına inanıyordu..

İnanmasına inanıyordu fakat rakibin Barcelona olduğunu unutmuş olmalı..

İki teknik adamda maça beklenen kadrolarla maça çıktı..Jose Barcelona'yı Inter ile geçti ama nasıl..?3-1'in rövanşında Barcelona'yı 1-0 ile elediği maçta Barcelona tek kale maç yapmıştı ama 2.golü bulamamıştı..O zamanlar Barcelona'yı eleyen Inter'in bir devrim veya Barcelona'yı engelleyebilen tek takım olduğu ilan edilmişti..Belki kısmen doğruydu bu fakat , Inter'in başarısının sırrı Inter'in kurulduğu günden bu yana zaten bu felsefeyle sahaya çıkmasıydı..Jose Mourinho'nun elbette katkısı çok büyüktür fakat benzer futbolla Real Madrid'in başarılı olması mümkün değildi..

Jose'nin maçtan önce 'keşke bir eleme maçı olsaydı' feryadı da aslında onun çaresizliği baştan kabullendiğini gösteriyor..

Barcelona maça bildiğimiz gibi başladı..Müthiş bir paslaşma oranı ve topla oynama yüzdesi..Real Madrid santrayla birlikte aciz duruma düşmeye başladı..Barcelona takımı Real'li meslektaşlarını koşturmaya ve yormaya santra ile birlikte başladı..Barcelona ise yavaş yavaş oyunu rakip yarısahaya yıktı..

İlk gol sinyali kornerin devamında Messi'nin muhteşem plasesiydi..Direkten dönmesi büyük talihsizlikti..Barcelona tüm gücüyle oyunu rakip alana yığarak , savunmasını da santraya çıkartarak henüz 10 dakika geçtiğinde patronun kim olduğunu rakibine göstermeye başladı..Ve bu sırada Iniesta'nın incesinde Xavi'nin golü geldi..Jose'nin maçı kilitleyeceğine inananların düşüncesi 15 dakika geçmeden hem oyun hem de skor olarak yere çakıldı..Golden sonra henüz direnci kırılmamış Real Madrid uzun toplarına güvenerek kontra kovalamaya çalıştı..Di Maria ile yakaladıkları pozisyonda Real'in maç boyu yakaladığı tek pozisyon olarak bu maçın tarihine geçti..

Barcelona'nın Pedro ile attığı 2.golden önce kaç dakika paslaştığını merak ediyorum açıkçası..Maç henüz 1-0 iken bile yapılan paslaşmalar o kadar etkileyiciydi ki tribünlerde ne dakikaya ne da skora aldırmadan 'oley' çekmeye başladılar..Oleylerin sonucunda ise Pedro'nun golü geldi..

20.dakikada iş bitmişti..Hem oynanan oyun hem de skor olarak iş bitmişti..Kameraların çektiği Jose Mourinho kıpkırmızı olmuş ve kulübeye çökmüştü..

Burada bir soru işareti var..Barcelona gibi çizgi savunmayı dünyada en rahat delen takıma karşı Nou Camp'da savunmayı bu kadar önde ve çizgi halinde kurmanın mantığı neydi..?Barcelona karşısına böylesine bir maçta yapılan bu taktik çok enteresan geldi bana..Zaten maç boyunca Barcelona'nın paslaşmaktan sonra yaptığı en iyi şey savunma arkasına atılan toplardı..

2-0'dan sonra Ronaldo-Guardiola muhabbeti oldu..Barcelona hocasına bu hareketi yapmak biraz ahmakçaydı..Guardiola gibi bu oyuncuların çok sevdiği bir adama bunu yapmak olmazdı..Zaten neredeyse tüm Barça bu hareketten sonra Ronaldo'nun üzerine çullandı..Çoğu oyuncunun has ve has Barça üretiminden olduğunu ve bu oyuncuların Guardiola ile büyüdüğünü düşünürsek yapılan hareketin geri dönüşü az bile oldu bence..Devreye iki takım böyle girdi..Devrede ne yapılabilirdi..?Guardiola takımına hiçbirşey demeyip aynen devam çocuklar dese anormal olmazdı..Peki Mourinho neler yapmalıydı..?İlk yarı bir kontra atak dışında -ki o da aslında tehlikeli bile değildi- Real sahada bile yoktu..Oyun tamamen Barcelona'nın kontrolündeydi..Burada Mourinho'dan büyük bir farklılık yapmasını beklerdik ancak o gidip Mesut'u çıkartarak Lass'ı oyuna aldı..Bana göre bu korkak bir hamleydi ve yapılması gereken bu değildi..Mesut'u çıkartmaya eyvallah ancak Lass olmamalıydı oyuna girecek oyuncu..

Bu değişikliğin tercümesi 'çok tırsıyorum daha atmasınlar' dan başka birşey değildi bence..Ayrıca Barcelona ortasahasına karşı Khedira-Lass-Alonso ile 3'e 3 olmak sizin oyunu tutacağınız anlamına gelmiyor ki..Zaten herhangi bir sayısal eşitlik olduğunda bile bölgede Barcelona yine sizden çok daha üstün..

İkinci yarıya Barcelona ilk yarıdan bile daha iyi başladı..Gol sinyallerini vermeye başladı..Jose'nin Lass hamlesi oyunu daha da Real sahasına yığmaktan başka birşeye yaramadı..Önce Messi'nin getirip Villa ile kaçan gol , sonrasında yine Messi'nin muhteşem pasında Xavi'nin kaçırdığı gol ile Real kalesi 5 dakikada 2 gol yemekten kurtuldu..

İşin ilginci ortasahayı kalabalıklaştıran Real , ortadan daha çok atak yemeye başladı..Yukarıda söylediğim iki kaçan golden sonra yine Messi'nin bindirmesi ve Villa'ya pasıyla gelen gol artık Real'in gardını deviriyordu..Real savunmasının bağıra bağıra gelen bu uyarılara rağmen golü yemesi de saha içinde bir koordinasyonlarının olmadığının işareti idi..3.golün etkisi tazeyken yine Messi'nin muhteşem pasıyla gelen yeni bir Villa golü geldi ve skor 4-0 oldu..Barcelona muhteşem oynuyordu ve Jose'nin Real Madrid'ini kelimenin tam anlamıyla eziyordu..

Çoğu futbolsever gibi bende Barcelona'nın gelmiş geçmiş en iyi takım olduğunu ve bu şekilde oynayabilecek bir takımın bir daha oluşmayacağını düşünüyorum..Bu nasıl bir pas organizasyonu ve nasıl bir takım halinde hareket etmektir..

4-0'ın ardından Barcelona işi rölantiye aldı..Fakat bu öyle bir rölantiydi ki Real Madrid'e biraz top verip 2-3 gol daha atsaydı böyle incitici olmazdı sanırım Real için..Bütün Real takımı resmen aptal oldu Barça'nın pas trafiği karşısında..Oyunun bu bölümünde Barcelona çok ağır bir şekilde rakibiyle dalga geçti..Real Madrid'li oyuncular artık topa basmamaya başladılar çünkü topu kapmaya çalışan bir anda ortada sıçana dönüyordu..

Bu bölümde Bojan oyuna girdi ve iki gol pozisyonuda o buldu..Kendi atamadığı golü bir başka yeni yetme Jeffren'e attırdı..Real Madrid'in , Jose'nin dağılışının resmi oldu artık o gol ve arkasından hemen hemen tüm Barcelonalıların yaptıkları '5' işaretleri..

Tüm maç boyunca topa sahip olamayan , kendisiyle dalga geçilen Real sürekli sert müdehaleler yaptı maç boyu fakat en sonda Ramos'un yaptığı çok çirkindi..Messi'ye attığı tekme , arkasından Puyol'a yaptığından sonra umarım ciddi bir ceza alır..Orada aslında Pique geliyordu Ramos'u karşılamaya ancak araya girdiler..Orada birilerinin Ramos'a gerekli ayarı vermesini isterdim açıkçası..


Barcelona için muhteşem bir geceydi..Takımda görevini yapmayan , vasat oynayan bir oyuncu bile yoktu..Jose'nin büyüsü bozuldu..Jose kariyerinde ilk defa 5-0'lık mağlubiyeti tattı..Kaçan ciddi goller olmasa Jose'nin bu alanda rekoru daha da artabilirdi..Çok ciddi bir mesaj verdi Barcelona takımı..

Bir Barça'lı olarak çok büyük keyifle izledim maçı..Futbol budur evet ama bu kadar da tek taraflı olması haksızlık..Barcelona'yı desteklememe rağmen Real Madrid takımının düştüğü acizliğe üzüldüm..Barcelona bu işin nirvana noktası olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi..Jose bile hezimete engel olamadı ve havası söndü..


Visca El Barça..!

29 Kasım 2010 Pazartesi

Üşüyoruz Reis


Resimler cumartesi akşamı oynanan Sampdoria maçından..Brezilyalı futbolcuların bu üşüme olayının son noktasıdır Ronaldinho'nun şu resimleri..Tamam Avrupa'ya kış geldi biliyoruz da noluyo abicim bu kadar..?





28 Kasım 2010 Pazar

Hipnoz


Blogda ülke futbolundan Fenerbahçe dışında olabildiğince kaçınıyorum ve diğer takımlar hakkında yazmamaya çalışıyorum..Şimdi derbinin ardından bana çok enteresan gelen bir konuyu yazmadan edemeyeceğim ama..

Galatasaray'ın kadrosu çok kötü..Sene başında yapılan planlama ve transferler fiyasko..Fenerbahçe'de tukaka yaptığımız Selçuk-Guiza-Cristian-Bilica yarın Galatasaray'a gitse kurtarıcı olarak dört elle sarılırlar mesela..Neyse ben kadro zafiyetinden veya yönetim yanlışlarından bahsetmek istemiyorum zaten , mesele başka..

Hagi elbette Galatasaray'ın en büyük efsanelerinden biri..Hani bir Fenerbahçeli olarak en basit mantık Alex'i Hagi'nin yerine koyuyorum..Fenerbahçeli için Alex neyse Galatasaraylılar için Hagi'de odur..Fakat Galatasaray'ın Hagi'den sonra oynadığı maçlarda sürekli ama sürekli skandal oyun hamleleri yapılıyor..

Göreve geldikten sonra çıktığı Fenerbahçe maçında yaptığı her doğru veya yanlış bir kenara atılabilir..O maçın atmosferi zaten bambaşka..Fakat Fenerbahçe maçından sonraki Galatasaray maçlarının hepsinde Hagi o kadar kötü oyuncu değişiklikleri yaptı ki resmen takımı baltala diye emir alsan bu değişiklikleri yaparsın..Elano - Misimovic - Cana'yı çıkart Emre Çolak - Aydın ve Barış Özbek'i oyuna al..Bu formülün işlemediğini göre göre her maç 45-60 dakikaları arasında aynı değişikliklerde ısrar ederek takımı darmadağın etmekten başka hiçbirşey yapmıyor Hagi..

Değişiklikler bir yana maçlardan önce yaptığı dizilişler falanda tam bir skandal..Misimovic'i bitirdi sol önde oynatarak..Sabri'den sağ iç yaratmaya çalıştı..Ali Turan gibi Bank Asya oyuncularına forma verdi..İnsua gibi hücumcu beki oynatmayarak zengin olmayan hücum hattını iyice borca soktu..

Mesela Beşiktaş maçının kaybedilmesinin aslan payı kesinlikle Hagi'nin..İlk yarıyı 0-1 geride kapatmış olabilirsiniz fakat oyuna siz hakimdiniz ve zaman zaman rakibinizi zorluyorsunuz..Devrede Sabri'yi beke çekip , Ali Turan'ın yerine Mehmet Batdal'ı alarak oyunun kontrolünü tamamen Beşiktaş'a teslim etti Hagi..Beşiktaş çok kötü oynadığı bir günde bile güle oynaya top yapmaya başladı..Galatasaray zaten yeteneksiz bir ortasahaya sahipken bir teknik adamın şu yaptığı hamle tek kelimeyle skandaldı..

Galatasaray taraftarı şuan en son Hagi'yi suçlamak istiyor elbette..Şuan yönetim ve oyuncular hedefin odak noktası..Hagi gibi tribünlerin hayran olduğu bir adamın eleştirilerden nasibini almamasını anlayabiliyorum fakat Galatasaray tribünlerinin bu 'hipnoz' halleri Galatasaray'ın geleceği için de pek parlak değil..Devre arasında bu takıma Hagi kendi adamlarını almaya başlayacak fakat bana kalırsa sene sonunda da gönderilecek..Çünkü Hagi teknik adam olarak çok kötü..

Fenerbahçe : 74 - 68 : Galatasaray / Caferağa'dan Esen Rüzgar


Haftaiçinde çok zor bir maça çıkıp zaferle ülkeye dönmüştü Fenerbahçe..Caferağa'da rakip ligin namağlup takımı Galatasaray'dı ve maçta olabilecek en kötü şekilde başladı..Ne hücumda ne de savunmada takım tanınmayacak haldeydi..

3.periodun ortalarına kadar tanınmayacak halde olan takımımız 4.perioddan itibaren salondaki muhteşem taraftarın da inanılmaz desteği ile toparlandı..Birsel Vardarlı'nın direksiyona oturmasıyla rayına oturan hücumlar , savunmanın 6 kişiyle yaptığı baskı (Tribünler muhteşem) ile Fenerbahçe önce 10sayılarda dolaşan farkı indirdi daha sonrada öne geçti..Salonda öyle bir hava vardı ki Galatasaray resmen çaresizleri oynadı..Oluşan baskıya oyuncularında müthiş bir özveriyle dahil olmalarıyla ibre tamamen Fenerbahçe'ye döndü..

Birsel - Penny ve Taurasi ile takım hücumlardan boş dönmemeye ve öne geçerek farkı açmaya başladı..Birsel'in bayanların Jason Kidd'i moduna geçmesi ve yaptığı muhteşem asistlerine , Penny'nin kritik üçlükleri ve Taurasi'nin bir savunmada bir hücumda yaptığı liderlik eklenince ambele olan Galatasaray'ı eze eze yendi Fenerbahçe..

Maç sonu salonun atmosferi , takımın sevinç gösterisi çok güzeldi..Sonuna kadar hakedilen bir galibiyetti..Çok önemli bir mesajda verilmiş oldu..Helal olsun hepsine..Ayrıca salondaki taraftarada..

İBB : 0 - 1 : Fenerbahçe / Sakin Bir Limana Çek Kaptan

Valla ister bana İbrahim Akın o golü atsaydı ne olurdu deyin , ister Alex oyundan atılsaydı ne olurdu deyin..Ben büyük resme bakma taraftarıyım ve bu takımın yıllardır oynadığı futbol ile bugün oynadığı futbol arasındaki farkları çok net bir şekilde görebiliyorum..

Ve bana göre belirleyici olan bu farklar..Hatta şöyle diyeyim sadece sahanın içi değil , blogda çok sık bahsettiğim şekilde 'mental' farklılıklar benim çok dikkatimi çekiyor..Fenerbahçe'nin bu sezon büyük maçlarda yaşadığı sıkıntının farkındayız fakat bu takım hiç hazır olmadığı dönemde Trabzon deplasmanı ve içeride Beşiktaş maçına çıktı..Trabzon karşısında özellikle ilk yarı iyi oynadı ama çok ahmakça goller yiyerek yenilgiyi haketti..Beşiktaş maçında sadece Niang ve Dia ilk yarı çok ekstra şeyler yapmadan 4-0 yapabilirlerdi maçı..1-0'a kilitlenince orada da puan kaybı yaşandı..Galatasaray maçının bahanesi yok ama..

Maç önü yazısında Fenerbahçe'nin maça nasıl bir tempo ve istekte başlayacağının belirleyici olacağını söylemiştim..Fenerbahçe rakibine İbrahim Akın ile iki tehlikeli pozisyon verdi ve oyunun kontrolünü de ortasahada Belediye'ye bıraktı..Bu bölümdeki temposuzluk ve geri çekilme düşüncesi maçın çok sıkıntılı geçeceğine bir işaretti Fenerbahçe adına..

Burada oyun olarak beklemediğimiz bir hamle oldu takım içerisinde..Cristian ve Gökay'ın başrollerini üstlendiği ' ön alanda pres ' sahne almaya başladı..Rakibiniz İBB gibi oynamak isteyen ve hızlı çıkan bir takımken ve bu eksik ortasaha dizilişine rağmen ön alanda presi oturtmak , pas alışverişini ele geçirmek ve oyunun kontrolünü tamamen ele geçirmek çok önemli bir artıydı..

Atılan gol rakibin hatasına rağmen başka bir çok büyük artı..Cristian konusundaki fikirlerim bu maçtaki özverili ve iyi futboluna rağmen geçmişle sabit..Ancak atılan goldeki çabası harikaydı..İşte Fenerbahçe ortasahasına bu tarz oyuncular gerekiyor..Cristian'ın o pozisyondaki presi ve inatçılığı klasik bir Emre Belözoğlu oyunuydu..İşte Fenerbahçe'nin Emre'nin yanına bugün Cristian'ın yaptığını 5 maçın 4 tanesinde yapacak bir oyuncu koyması gerekiyor..

Gökay ve Okan , Aykut Kocaman'ın bu takıma kazandırdığı iki büyük değer olarak yerlerini alacaklar sanırım..Gökay'ı geçen maçta beğenmiştim fakat acaba Buca'nın zayıflığından ötürü mü böyle göründü diye düşünmüştüm..Bugün de yine çok istekli ve mücadeleci oynadı ve sürekli özveri gösterdi..Gelişime açık bu iki oyuncunun önünde de rol model alabileceği çok önemli iki isim var..Okan-Gökhan Gönül / Gökay-Emre..

Alex'in golünden sonra Fenerbahçe'nin geriye yaslanmaması , aksine vitesi bir derece daha yükseltmesi dikkat çekiciydi mesela..Bu bölümde kimin büyük takım olduğu , kimin bu maçı daha çok istediğine dair rakibi dahil herkese mesaj verdi takım..Fenerbahçe'nin yıllardır en büyük sorunlarından biridir mesela bu 'golü attıktan sonra geriye yaslanma' olayı..En son Antep deplasmanında takım ağzının payını almıştı zaten..Hatalardan ders alındığını görmek güzel..

İkinci yarı maç bir orada bir burada oynandı..Belediye riskleri aldı ve ilk yarıdakilerden daha net pozisyonlara girdi..Fenerbahçe'nin sol kanadı her tehlikeye açık ne yazık ki..Andre Santos sanırım artık düşünülmeyecek , Caner'in de yerli olmasından başka bir avantajı yok ne yazık ki..En azından orada saf bir savunma beki olsa bile yetecek takıma..Zaten önünde Stoch gibi saf bir hücumcu var , orada sağlam bir sol bekin olması yetecek takıma fakat bu bölgede eksiklik var..

Bekir bugün çok iyiydi bu arada söylemeden geçmeyelim..Mehmet Topuz bu takımın görülmeyen yıldızı durumunda..İhtiyacın olduğu bölgeye koy Mehmet'i..En azından sonuna kadar mücadele eder..Bu sezon genel itibariyle çok iyi oynuyor..Her maç üzerine düşeni yapıyor ve oyundan düşmüyor geçen sene olduğu gibi..Şuan bu takımda oynamayı sonuna kadar hakediyor gerçekten..Üstelik Gökhan Gönül ile birlikte birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar..Gökhan'ın da performansını çok arttırıyor..

Bu arada doğru düzgün idman yapmayan , sakatlıktan şikayetçi olan Gökhan'ın futboluna da akıl sır erdiremez insan..Türkiye'nin Daniel Alves'i modunda maçlar çıkartıyor şu sıralar..Nazar değmesin..

İkinci yarıda Alex oyunu 2-0 yaparak kopartabileceği pozisyonlara girdi fakat bu toplarda gol çıkmadı..Stoch zaman zaman zorladı fakat Hasagiç izin vermedi..Dia ve Selçuk hamlesi yerindeydi..Hatta bugün gününde olmadığı anlaşılan Niang bile bu ikiliyle birlikte çıkabilirdi fakat Aykut hoca Dia-Niang uyumundan faydalanmak istedi..Ki Niang penaltıyı atsaydı Dia-Niang ikilisi kısa sürede takıma gol kazandırmış olacaklardı..

Kaçan penaltının ardından verilen pozisyonu Aykut hoca 1000 kere izletip oyunculara gerekli uyarıları yapmalı..Penaltı kaçtıktan sonra hem yenen pozisyon hem de son 3 Belediye deplasmanından alınan 3 yenilginin psikolojisi ağır basmaya başladı ve Fenerbahçe geriye yaslanmaya başladı..Yine de bu bölümde en çok hoşuma giden şeylerden biri yine Gökay'ın oyun anlayışı ve sorumluluk alıp top alışverişini kolaylaştırmasıydı..

Alex ile bitirelim..Yine çok iyiydi..Attığı gol 'Alex Golü' olarak literatürde yerini alacak artık herhalde..O koşuları nice forvet yapmıyor..Bu iş biraz da hissetmek ile ilgili bana kalırsa..Çok kritik golün yanı sıra iki de güzel frikik attı..İkinci yarı yine iki kez gole yaklaştı..Takımda Niang gibi çok iyi bir golcü olmasına rağmen yine Alex'in kaptanlığında yolunu buluyor Fenerbahçe..

Trabzon'un kazandığı , Galatasaray-Beşiktaş ve Bursa-Kayseri'nin maç yapacağı haftada Belediye deplasmanından galibiyetle dönmek çok önemliydi..Derbide iki tarafta çok büyük stresle maça çıkacak Fenerbahçe ve Trabzon maçlarından sonra..Taraftarın en çekindiği deplasmanlardan biri kayıpsız geçildi , şimdi seriye bağlama zamanı..