6 Kasım 2010 Cumartesi

Fenerbahçe : 4 - 2 : Eskişehirspor


Dün maç önü yazısını yazarken üzerinde durduğum en temel konu takımın bu maça çıktığı zaman ne kadar istekli olacağı ne kadar baskı kurmaya çalışacağı üzerineydi..Evet fazlaca puanlar kaybedilmişti fakat camia ümitsiz değildi..Takımda geçtiğimiz yıllara oranla ciddi farklılıklar görüyor ve gelişimi umut ediyorlardı..

Bu takımın şanssızlığı sezon öncesi kampa 14 kişiyle başlaması , takımın ağırlığını kaldıracak oyuncuların bu süreçte çalışmalara katılamamaları ve fiziken hazır olmayan+yeni bir oyun anlayışına geçen bir takımın çekebileceği en zor ilk 5 hafta fikstürü..Geciken transferler şanssızlık değil yönetim yanlışıdır ve bu halkaya eklenebilir..

Yukarıda bahsettiğim durumdan ötürü takım hem bolca puan kaybetti hem de beklenen oyunsal gelişimi yakalayamadı..İlk 5 haftaya ait maç yazılarını hatırlıyorsanız oralarda ben sürekli 'ne değişti ki' diyordum..Ben de sabırsız davranmışım sizin anlayacağınız..Fenerbahçe'de nelerin değiştiğini son haftalarda (Galatasaray maçı hariç) çok net görüyoruz..

Cristian'ın bugün oynaması bana göre sürpriz oldu..Zorunluluktan ötürü oyunun ilerleyen dakikalarında oluşan dizilişi ben maçın başında beklerdim..Ama anladığım kadarıyla Aykut Kocaman Stoch-Kazım kanadını tercih etmeyecek..Yani haftaya Stoch-Dia olarak takımı çıkartır ama bu ikiliden biri olmayınca Mehmet'i sağa çekmeyi tercih ediyor hoca..

Neyse maça Fenerbahçe baskılı başladı ve penaltıyla kaptanın golü geldi..2 haftadır Alex muhteşem oynuyor..2.gol öncesi Gökhan'a önce koşmasını işaret etti sonra sağ ayağıyla enfes bir pas attı..Televizyondan ne kadar görüldü bilmiyorum ama gol olur olmaz Alex Gökhan'a koştu ve tebrik etti..O an düşündüm Alex gibi bir adamla aynı takımda olmak sizi nasıl üst düzeylere taşıyabilir diye..Belki orada Alex olmayıp başka bir adam olsa Gökhan ne oraya koşacaktı ne de koşsa bile o pası alacaktı..Alex farkı işte budur..Alex sahadaki diğer 21 adamdan çok çok daha farklı bir oyun zekasına ve yeteneğine sahip..

1-0'ın ardından yenen golden sonra Fenerbahçe'nin yukarıda anlattığım organizasyonla golü bulması çok önemliydi..Eskiden bu zor olurdu..Fenerbahçe zaten bu kadar tempolu maça başlamazdı da hani rakibinin golüne bu kadar net cevap veremezdi..Cevap sadece atılan gol değil oyun anlayışında gizlidir..Cristian dışında o an sahadaki her oyuncu inanılmaz agresifti..

Mehmet Topuz'u Aykut hoca milli takıma sokacak..Mükemmel oynuyor..Özellikle Emre sahadayken arkayı da pek düşünmemesi gereken sürede muhteşemdi..Alex'in ona da çok şey kattığına inanıyorum..İkiye birleri ve pas zekasının geliştiğini çok net görüyoruz..

Savunmada Fenerbahçe pek sıkıntı yaşamadı..Eskişehir çok formsuz ve ön alanda beceriksizdi..Batuhan 2 sene sonra Bank Asya'da oynar..Doğa gibi bir oyuncuyu neden kullanmadı bilmiyorum..Yine Adem Sarı ile maça başlamak sanki Kadıköy'de daha mantıklı bir karar olurdu..

Bugün harika oynayan Gökhan'ın attığı golde çok iyiydi..Dikkat edin Gökhan'ın bu vuruşları çok başarılı..Aklıma hemen Sami Yen'de Galatasaray'a attığı gol geldi..Bugün sakatlıktan çıkmasına rağmen 2asist 1gol ile yıldızlaştı..

Ortasaha rotasyonu resmen iki oyuncuya kaldı bugünün ardından..Emre çok iyi oynarken talihsiz bir pozisyonda sakatlandı..Orada önümüzdeki süreçte Mehmet-Cristian ikilisine kaldı iş..Gökay'ı kullanabilir hoca..

Fenerbahçe'de en büyük fark dediğim gibi hızlı ve dikine oyun..Hücumda da sık sık kalabalıklaşmayı biliyor artık takım..

En gereksiz olaya gelelim..Lugano..Ne gerek vardı..?Atıldığın yetmezmiş gibi takımın tüm ahengi kaçtı..3-1 ile girilen devrenin ardından özellikle Stoch ile 2.yarı farkı açabilicekken mecburen Stoch oyundan çıktı..Lugano gereksiz yere kaç kere sarı veya kırmızı kart gördü oturup araştırmak gerek..

İkinci yarı tüm bunların sonucunda durgun başladı..Emre'nin sakatlanması ve Stoch'un oyundan çıkmasıyla orta üçlüsü Cristian-Mehmet-Kazım olan takımın ahengi bozulunca tempoyu düşürüp yan paslarla oyunu bitireyim düşüncesi kafaya yerleşti..Özellikle Doğa'yı da ortasahaya süren rakip karşısında ortasahayı ele geçirmek her geçen dakika zorlaşıyordu..Neyse ki Eskişehir'in tehdit olabilecek bir hali yoktu..

Ta ki Bilica'nın hatasına kadar..Fenerbahçe tribünleri kolay adam harcıyor buna ende katılıyorum fakat Bilica'ya haksız da olsa verilen tepkinin çok mazisi var..Sürekli gereksiz işler kovalayan ve tribünleri sürekli strese sokan Bilica'nın bu tepkiyi asıl köşelerde çıkan topu sektirip rövaşata kovalarken görmesi gerekirdi..Oyuna tutunacak hali olmayan Eskişehir'i ancak böyle bir hata oyuna ortak edebilirdi..

Ve bundan sonra geçtiğimiz senelerden farklı olan birşey yine göze çarptı..Fenerbahçe yine hemen cevap verdi..Bu reaksiyonu takım bir şekilde gösteriyor..Fenerbahçe'nin değişimine olan inançları arttıran bir özellik bu..Gökhan Gönül'ün yine orada bitmesi ve Semih'in klasikleşen gollerinden biri..

Semih önemli katkılar veriyor ancak zayıf olduğu konularda hiç kendini geliştirmiyor..Yıllarca ona sırtı dönük iyi , pas dağıtırken iyi falan diye diye adamın oyun mantığını bu iki konuya hapsettik sanırım..Hani eyvallah her sıkıştığımız anda yardıma koşuyor fakat Semih'in gol atmadığı anlarda iyi oynadığı bölümler azaldı artık..Oyuna biraz daha aktif katılması takıma daha faydalı olabilir..

Güzel bir maçtı kısacası..Değişime ve gelişime olan inançların arttığı bir maçtı..Emre'nin sakatlığı ve Lugano'nun gereksiz kartı can sıktı..Yazıda üzerinde duramadıklarımdan Volkan iyi bir sezon geçiriyor,Caner bu oyun mantığı ile yerinde saymaya devam eder..20 metre sağında Gökhan Gönül fırtınalar estirirken ondan biraz ilham almaması soru işareti bırakıyor..Yobo güzel tempoda devam ediyor..Stoch bana kalsa ikinci yarıda oynayabilse çok iş yapabilirdi..Cristian ise bildiğiniz gibi..Olmuyor yahu..Bu futbol kafasıyla da ilgili birşey..Bu adam böyle bakıyor futbola ve bu yüzden bu takımın oyuncusu olmamalı bana kalırsa..Ancak şu dönemde sakatlıklardan dolayı ona da ihtiyaç var..

Fenerbahçe için bana göre bir sınav maçıydı..Bu sınavı sadece 3 puanla değil , ileriye dönük olumlu sinyallerle kapattı takım..Ortadaki eksikler artsada Dia-Niang gibi oyuncuların dönüşü de heyecanlandırıyor..

Maçın adamı : 1-Gökhan 2-Mehmet 3-Alex

Maça Doğru , Fenerbahçe - Eskişehirspor


Geride kalan zorlu maçların ardından Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan düzlüğe çıkmak için önünde bir maraton olduğundan bahsetmiştik..Önünde büyük maç kalmayan takımın artık tek ihtiyacı yüksek bir motivasyonla sahaya çıkıp toplaması gereken 3 puanları toplamaya başlamak..

Fenerbahçe'nin artık bu ligi şöyle görmesi gerekiyor..Eskişehirspor ile mi oynayacak , tamam sanki bu ligde sadece Fenerbahçe ve Eskişehirspor varmış gibi düşünmeli futbolcular..Her maçı ayrı ayrı ele alarak yola devam etmeliler..Camianın genel olarak farkında olduğu bir durum var şuan Fenerbahçe'de..Ki şunu da söylemek lazım benzer durumu uzun zamandır görmemiştik..

Takım şuana kadar ki ciddi puan kayıpları yaşadı fakat camia takımından memnun değil diyemeyiz..Takıma olan bu inancın karşılığını futbolcular işlerini ciddiye alarak yanıtlamalıdır..

Eskişehirspor lige çok kötü bir başlangıç yaptı ve süreç Rıza Çalımbay'ın yerine Bülent Uygun'un gelmesiyle son buldu..Bülent Uygun ile çıkılan 3 maçta 7 puan toplayan Eskişehir ligin dibinden kurtuldu..Aslında kadroya baktığımız zaman geçen seneye göre büyük farklar yok..Geçen sene bu takımı üst sıralara taşıyan iskelet hala yerinde..Sezer-Doğa ikilisi Anadolu takımları arasındaki en kaliteli ortasahalardan biri..

Forvette Batuhan biraz ritim buldu..Adem Sarı'da her zaman dikkat edilmesi gereken bir isim..Bana göre defans hatları da vasatın üzerinde olmakla birlikte sert savunmayı başarılı uygulayan ve basit hatalara pek düşmeyen oyuncular..

Eskişehir'in kontraya çok uygun bir takım olduğunu düşünmüyorum..Yarın olabildiğince 0-0'a yatacaklardır..

Fenerbahçe'de son çalışmaya Gökhan ve Dia katılmış..Gökhan oynar ama Dia'nın oynayacağını sanmıyorum..Geçen haftaya farklı olarak bu sefer bence Cristian'ın yerine Kazım sahaya çıkacak..Yani Emre-Mehmet ortada olur , Kazım sağa geçer..Defans dörtlüsü de bu senenin idealine döner..

Bursa maçındaki tempo ve isteği Fenerbahçe iç sahada oynadığı maçlarda sahaya koyarsa mutlaka büyük bir fark ortaya çıkacaktır..Fenerbahçe taraftarının sahaya katılımı gün geçtikçe azalsa bile Bursa maçındakine benzer bir tempoyu sahadaki takım ortaya koyarsa tribünlerde galeyana gelecektir..

Benim maçla ilgili tek merak ettiğim konu Fenerbahçe'nin geçen hafta çok iyi yapabildiğini gösterdiği tempo ve isteği bu maçta da ortaya koyup koymayacağı..Aykut Kocaman'a en çok inandığım konuların başında bu 'isteği ve mücadeleyi standartlaştırma' konusu var..Kadro olarak zaten rakibinden daha kaliteli , kendi sahasında oynayan , kazanarak bir seriye başlamak isteyen ve neler yapabileceğini zaman zaman gösterebilen Fenerbahçe için bu maçın en önemli unsuru istek ve tempo..

Ben geçen hafta Bursa'da oynanan oyunun benzerini istiyorum..Fenerbahçe'nin değişmesi için ihtiyacı olan en önemli şey de bu zaten..Bir öyle bir böyle oynayarak başarılı olamazsınız..Aykut hoca bunu takımın kafasına dank ettirmeye başlamıştır umarım..Bunun da testi bu tip maçlardır..

5 Kasım 2010 Cuma

Gerrard Ayarı Verirken..


1-0 gerideydi takımı..İkinci yarı başlarken oyuna girdi..Hat-trick ile maçı getirdi..70 dakika Anfield'de şovlarını yapan , attıkları golden sonra adeta kuduran Napoli curvasına da ayarı verdi..Büyüksün Gerrard..

4 Kasım 2010 Perşembe

Barcelona : 61 - 69 : Fenerbahçe


Rüya gibi..Şimdi burada oturup maç analizi yapacak değilim..Her boku bilen adam moduna girmek istemiyorum..Ama alınan sonuç gerçekten hakkında birşeyler yazmaya itiyor insanı..Son Avrupa Şampiyonunu maçın başından sonuna kadar kontrol altında tutup , deplasmanda yenmek çok büyük bir iş..

Fenerbahçe'nin bu yapılanması yılların planlamasının ardından gelen bir sonuçtur..Aydın Hoca ile başlayıp 100.yılda şampiyonluğu getiren yapıya gelen Bogdan Tanjevic ve devamında tekrar Aydın hocanın tepe görevde olduğu , koç olarak da çok önemli bir isim olan Neven Spahija'nın getirilmesi ve kaliteli bir kadronun kurulmasıyla takımın geçen senelere göre en büyük farkı ortaya çıktı..

Bu farkın adı ' kendine güven ' Barcelona gibi bir deplasmanda bile bir an bile olsa kendinden şüphe etmedi oyuncular..Saçmalamadılar , savunma disiplininden vazgeçmediler..Bunu Barcelona gibi bir rakip karşısında deplasmanda maç boyu yapmak çok büyük bir iş..Ki zaten ancak böyle kazanabilirsiniz bu maçları..

Basketbolda oyunu savunmanın kazandırdığının bir örneğini daha izledik bu akşam..Geçen seneye göre güven farkının en önemli göstergesi Kinsey - Greer ve Vidmar gibi oyuncuların performans farkıdır..Üstelik şuana kadar takımın en iyisi olarak görülen Lavrinovic'in hücumda hiçbirşey ortaya koyamadığı bir maçı kazanıyorsunuz..

Maçtan önce gelip Lavrinovic 3 sayıda kalıcak deseniz , kaç sayı fark yedik acaba diye düşünürdüm..Fenerbahçe bugün 8 sayı farkla kazanan taraf oldu..Mirsad - Ömer gibi kurt yerliler sürekli katkı veriyolar..

Ve maçın süper ikilisi Roko Ukic ve Marko Tomas..O salonu çok iyi bilen bu ikilinin en büyük artıları sorumluluktan hiç kaçmamaları ve kritik anlarda attıkları sayılar..

Fenerbahçe'yi izlerken çok oturmuş , düzenli ve komple bir takım havasını alıyorsunuz..Bu takıma destek şart..Birşeylerin değiştiği , olgunlaştığı , oturmaya başladığı çok açık..Euroleague'ye 3'te 3 ile başlamak çok büyük bir iş..

Haftaya çarşamba gününe program yapmayın..Herkes Sinan Erdem'e..Rakip bir başka dev Siena..Alınacak bir başka rövanş bizi bekler..

Geyikle bitirelim keyifler yerindeyken..3 hafta önce bu Barcelona Lakers'ı yendi..

Lakers değiliz sizi öperiz gençlik..

Milan : 2 - 2 : Real Madrid


Bay Arıza..Stada daha gelirken bu kafayla geliyor zaten..Önceki gece İtalya'da ona olan özlemlerini pankartlarla gösteren Inter'li taraftarlara o da bu hareketiyle selam göndermiş olsa gerek..Madrid San Siro'ya gelirken civardaki Milan taraftarına geçtiğimiz yıl yaptığı 'üçlü'yü hatırlatıyor burada Jose..

Haftasonu Milan'ın Juve'yi yeneceğini düşünüyordum..Arada laf İtalya ligine geldikçe bu sene ne olursa olsun lig favorimin Milan olduğunu yazmıştım..Juventus gibi önemli bir maçta kendi evlerinde yenilmeleri , Jose etkisi , formunun zirvesindeki Real Madrid gibi etmenler birleştikçe bu maçı da Real'in rahat kazanabileceği düşünülüyordu..Futbol hangi seviyede olursa olsun kağıt üzerinde sonuçlandırılan bir oyun değil tabii ki..

İlk yarı karşılıklı ataklarla geçti..Di Maria-Higuain ikilisi etkiliydiler..Ronaldo-Mesut ikilisini Gattuso liderliğinde sindirmeyi başardı Milan..Maç 0-0 iken iki takıma da gidip geldi..Di Maria ve Higuain'in kaçırdıklarına İbra'nn kaçırdıkları eklenince oyun 0-0 devam etti..Derken klasik bir Higuain golüyle Real devreye önde girdi..

Jose'nin oyun olarak istediği belki sahada yoktu fakat skor gelmişti..Moralsiz Milan'ı devirmek artık çok daha kolay olacaktı..

Ancak Jose'de başına ne gelebileceğini biliyordu..Maçtan önce en korktuğum adam dediği Inzaghi imzası olan iki golle oyunu bir anda Milan'a döndürdü..Pippo'nun bu golleri dünya futbol literatürüne onun ismiyle yazılacaktır..Golcü güdüleri , nerede duracağını bilme , golü koklama vb. ne kavram geliyorsa aklınıza onların hepsi Flippo Inzaghi'de doğuştan varolan yetenekler..Bu adam yukarıda resmini gördüğünüz , futbolla çok alakalı olmasanız bile en az bir 20-30 kere sizin de şahit olduğunuz sevinci yaşamak için doğmuş..

2-1'den sonra oyun Madrid'in kontrolüne girdi..Mesut'un şutları dışında tehlike yaratamayan Real son dakikada duran top devamında bulduğu golle 1 puanı kaptı..Açıkçası İtalya'da Milan'ı destekleyen ama aynı zamanda Mourinho'yu da seven biri olarak şu maçın berabere bitmesine üzüldüm..Milan bu tip tramvaları yaşamaya çok alıştı çünkü..Real Madrid'i pardon Jose'li Real Madrid'i yenselerdi onlara çok büyük moral olurdu..

Jose'de böyle devam ederse son dakikada yırttığı maçlardan bir kitap çıkartıcak malzeme olucak elimizde..
Son olarak..Gattuso'ya olan saygım biraz daha arttı..Ronaldo'yu iyi dövdü maçın başlarında..Ronaldo'da o siniri gitti Abate'den çıkartmaya çalıştı..Bir de yalandan tokat yedim triplerine girdi..Yiyorsa Gattuso'ya yapsaydın babayiğit..Kendini küçük düşürme..

Gareth Bale / Sol Bekteki Messi


FM tayfasının yakından tanıdığı , şans bulmasına rağmen ' ula bu adam neden kendini göstermiyor ' diye 1,1.5 senedir düşündüren Gareth Bale bugün başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa'da rüzgar gibi esiyor..

Rüzgar dediysek mecazi anlamda da demedik , yanlış anlaşılma olmasın..Bale bildiğin esiyor..Gelip size dünyanın en iyi sağ beki kim desem ofansif gücünden dolayı Daniel Alves mi yoksa Maicon mu diye düşünürsünüz..Ancak ortada bir gerçek var ki savunma açısından baktığımız zaman Maicon , Alves'in de önünde bir oyuncu..Yani dünyanın en komple sağ bekinin Maicon olduğundan şüphemiz olmaz sanırım..

Gareth Bale 2 haftadır Maicon'u doğduğuna doğacağına pişman etti..Milano'daki hat-trick'den sonra White Hart Lane'de de Bale , Maicon'u darmadağın etti..Hani her türlü çalımı attı..Sağından attı solundan geçti , belini kırdı , çalımlayarak geçti..Bir sol bekin bu kadar üst düzey bir turnuvada bu kadar üst düzey bir savunma takımının bu kadar üst düzey bir sağ bekini iki maçta ezmesi çok enteresan oldu..

Gareth Bale tabii şuan İngiltere'de her gazetede manşetlerde..Tottenham'da mutlu olduğunu , burayı sevdiğini falan söylüyor şu sıralarda..Kontrat bitim tarihi olan 2014'e kadar Tottenham'da kalacağını söyleyerek biraz erken konuşmuş Bale..

Barcelona'nın aksayan sol bekine bir Messi etkisi daha fena olmaz..Dünyada sol bek izlemeye hasret kalmışken bu bölgeye böylesine bir adam gelmesi bizleri mutlu etti..

2 Kasım 2010 Salı

Bir O Yana Bir Bu Yana


Madrid antrenmanları da takımın başarı grafiğine paralel gidiyor..Jose ve Sergio Ramos'un antrenmandaki eğlenceli anlarından bir kare..

31 Ekim 2010 Pazar

Günün Fotoğrafı


Başarabilirsin Joe..