16 Ekim 2010 Cumartesi

Barcelona : 2 - 1 : Valencia / Baskı Futbolu


Futbol yorumcularının her zaman üzerinde durduğu birşey vardır..Hani olumlu veya olumsuz farketmez şu yorumu mutlaka yaparlar ; 'Rakibi öyle bir baskıya aldı ki o baskıya alınan süreçte işi bitirdi.'

Mesela ülkemizde üç büyükler için sıkça bahsedilir bu yorumdan..Hele bir de kendi sahalarında oynuyorlarsa..İşte 15 dakika baskıya aldı , maçı koparttı denir..Bu akşam oynanan Barcelona-Valencia maçının özeti burada gizli..Valencia uzun bir sürenin ardından sezona çok iyi bir başlangıç yaptı..2-3 senedir temelleri atılan takımın yerli yerine oturması , çok önemli bir teknik adama sahip olmaları ve motivasyonları ile bu sezon kolay kolay tepe ikiliyi başbaşa bırakmayacaklar gibi duruyor..

Maça gelirsek Valencia Barcelona'yı özellikle maçın ilk yarım saatlik bölümünde sürekli bozdu..Barcelona ideal ortasaha dizilişiyle oynamasına rağmen oyunun hücum alanındaki kontrolünü ele geçiremedi..Top genelde Alves-Pique-Puyol-Maxwell dörtlüsünde dolaştı..Valencia'nın planı bir şekilde öne geçip daha sonra kontralarla iki farka çıkmaktı..

Valencia çok kilit bir dakikada öne geçmeyi de başardı..Barcelona gibi bir takıma atabileceğiniz zor gollerden birini atmayı başardılar..Göstere göstere attılar demek istiyorum..Barcelona'da maç boyunca Messi'nin eşine az rastlanır formsuzluğu ve halsizliği Barcelona'nın hücum varyasyonlarının hızını ciddi şekilde azalttı..

İlk yarının sonlarında Valencia 2.golün kıyısından döndü..Valdes'in çıkarttığı top Ercan Taner'in de dediği gibi kırılma anlarından biriydi..İkinci yarı başlarken Barcelona'nın bir baskı kuracağını tahmin ediyordum fakat ilk yarı savunma arkasına atılan toplarda başarılı olan Valencia'nın da her an 2.golü bulup işi bitirme noktasına gelebileceği görünüyordu..

Ama işte Barcelona farkı burada ortaya çıkıyor..Takım henüz geçen sene ki formundan uzak olabilir , Messi izlediğim en kötü performansını ortaya koyuyor olabilir ancak o takımın yine de hem çok ciddi liderleri hem de çok ciddi bir oyun mentalitesi var..Pique ve Puyol ikinci yarının santrasında henüz kendilerini öne atmaya başladılar..Bu bile bir sinyaldi..

Ve elbette maçın kilit oyuncuları Xavi ve Iniesta..Hangisini biraz daha öne çıkartmak gerek bilemiyorum..Birbirlerini muhteşem tamamlayan iki oyuncu..Iniesta'nın inceleri , Xavi'nin zekası ve pas yeteneği ile birleşince ortaya bilgisayar oyunu seviyesinde paslaşmalar çıkıyor..Messi her ne kadar formsuz olursa olsun , Villa her ne kadar çok net golleri kaçırırsa kaçırsın bu iki adam oyuna ağırlığını koyuyorlarsa ya kendileri atıyor ya da o golü atıcak bir arkadaşlarıyla topu buluşturuyorlar..

Barcelona'nın ikinci yarının başında kurmaya başladığı ve yaklaşık 70.dakikaya kadar baskı bence bu maçta ayrıca incelenmesi gereken bir olaydı..Çok formda bir Valencia'da olsanız Nou Camp'da bu baskıyı kıramıyorsunuz..

Barça'nın kazanması mutluluk verici tabii ki..Visca El Barca..Yola devam..

Nuri Reis..


Akşam oynanan Köln - Dortmund maçında Nuri ile Podolski'nin yaşadığı ve uzun süre gündemde kalacak anlar Nuri'nin bir pozisyonda Podolski'ye yaptığı faulle başladı..Faul sonrası Podolski Nuri'ye Almanya-Türkiye maçına ithafen gereksiz yere ' nasıl koyduk ' muhabbeti yaptı ve eliyle 3-0'ı gösterdi..

Skor Podolski'nin golüyle 82.dakikada 1-1'e gelmişti..90+1'de Nuri cevabı verdi ve müthiş bir sevinç yaşadı..Videoyuda en altta izleyebilirsiniz..Podolski başkan sen Türkiye'ye de geleceksin yahu..Boşuna başına dert aldın..Bu akşam ki tokatlamanın darısı Türkiye'de ki maça artık..

Nuri Reis büyüksün..

14 Ekim 2010 Perşembe

Nou Camp'ın Çimleri


1hafta 10günlük bir sürede nasıl bu hale getirdiler hakikaten akıl mantık yetmez..

Aman Mamadou , Yandım Mamadou


Hangi takım olursa olsun o takımın forveti gol atınca taraftarları bir ayrı sevinir..Hani takımın en ilerisinde geldi mi affetmeyecek , taraftarların güvendiği ve inandığı bir ismin olması demek ayrı bir güven duygusu verir taraftara..Top o adama gelince ' Yürü evladım , yaldır koçum ' diyesi geliyorsa bir insanın bu iş olmuş demektir..

Stadda olanlar şahittir , olmayanlar için de buradan söyliyeyim..Kadıköy'de top Mamadou Niang'a geldiği zaman insanlar ayrı bir heyecan yaşar oldular..Niang topu orta sahada bile ayağına alsa eğer yüzü kaleye dönükse sağdan soldan sürekli 'yürü be' nidalarını duyarsınız..

Bu sesleri Anelka'dan sonra ilk kez duyuyoruz Kadıköy'de..Tabi işin deparı bir yana bitiriciliği,oyun tarzı,mücadele gücü falan hemen hemen hepsi bizlerin dikkatini çekmiş ve Mamadou Niang Fenerbahçe'nin yeni gözdesi olarak yerini almıştı..

Milli takımlarda yaşanan sakatlıkları Fenerbahçe'sinden Barcelona'sına kadar her takım yaşıyor ne yazık ki..Bu konuda alınabilecek bir tedbir yok..Niang'ın anladığım kadarıyla çok ciddi olmayan bir sakatlığı var..Konya'da büyük ihtimalle oynayamayacak..

Yıllardır basında söylenen bir söz vardır..Alex'in sırtına havlu koyun , üzerini iyi örtün , iyi bakın vs vs..Artık bu uygulamarı uygulayacağımız ikinci bir adamımız var o da Mamadou Niang..Niang sakatlandı manşetini okuduğumda bile içim bir kötü oldu..Şu aşamada işin ciddi olmaması rahatlatıcı elbette..

Bu arada Niang ve sakatlık demişken bir konuya daha değinmek gerekiyor bence..Fransa ligini nasıl bilirsiniz desem büyük ihtimalle az gollü ve mücadeleye dayalı bir lig olarak cevap verirsiniz bana..Özellikle Afrikalı oyuncuların çokluğunu göze alırsak oradaki mücadelenin ülkemizdeki mücadeleye göre daha fazla güce dayandığını söyleyebilirim..

Niang geldikten sonra çıktığı maçlarda şunu yaşadı hep ; Formasından yaka paça çekilip toptan uzaklaşıyor ve çaresizce hakeme bakıyordu..Türkiye'de bu tip pis çekmeler , kalitesiz sertliğin %80 olarak faul olmadığı gerçeğiyle yavaş yavaş tanıştı Niang'da..Fransa'da 2 metrelik dev Afrikalılar'dan yemediği muameleyi burada 1.70'lik 22-23 yaşında defanslardan çekti..

Mamadou'da artık bu oyun tarzına bir şekilde adapte olup aynı karşılıkları rakip savunmalara verecektir..Yeter ki dediğim gibi kendine dikkat etsin ve sakatlıklardan uzak dursun..Fenerbahçe bu sezon bir yerlere gelecekse bunda en önemli rollerden birini Mamadou Niang üstleniyor..

12 Ekim 2010 Salı

Azerbeycan : 1 - 0 : Türkiye / Millilerle Herşey Mümkün


Futbolun Kuralları

Kural 32145: Kendi sahanda oynuyorsan ; zemin kötü ve oynadığın rakibin senden güçlüyse sert oyna , kapan , disiplinden kopma , duran top ve kontra atak kovala..


Azeriler 32145.kuralı yemiş yutmuş bir şekilde maça başladılar..Disiplinden kopmadan agresif bir mücadele ile delici oyuncularımız olan Tuncay ve Özer'i de yıpratarak kabuklarına çekildiler..Özellikle ilk 15 dakikanın ardından sağlama aldığımız pas oyunuyla oyunu iyiden iyiye Azeri yarı sahasına yıktık..Bu bölümde Hamit ile iki gol bulabilirdik..Özellikle Selçuk ve Emre'nin organizasyonuyla başlayan ataklara bir de sağ kanattan Gökhan eklenince oyunu iyice domine etmeye başladık..Burada Tuncay ve Özer'in ortada çok yalnız kalan Semih'e destek koşularla ceza sahasını karıştırmaları gerekiyordu fakat bu konuda yeterli olamadılar..

Golü ha bulduk ha bulucaz derken hakikaten çok güzel bir gol yedik..Youtube'a 'freekick tricks' yazdığınızda bu tip çok gol var..Hatta derdim ulan neden bizde böyle goller olmuyor diye..Biz bunu keşke frikikten yeseydik gerçi..Çünkü böyle bir organizasyonu kornerden yemek biraz andavallık oldu..

Burada şunu da eklemeden geçmek istemiyorum..Sol bek sıkıntısı bir önceki blog postunda dediğim gibi dünya çapında yaşanan bir durum..Buna eyvallah..Ancak oyuncuların da biraz dönüp kendilerine bakmaları gerekmez mi..Hani hele bir de sağ kanat işleyince sol kanatın ne kadar aciz olduğu çok daha net ortaya çıkıyor..Hani Gökhan bu kadar oyunun içinde olmasa Hakan Balta'nın veya daha önce İsmail Köybaşı'nın sıfır katkılık oyunları bu kadar göze batmayacak belki..

İnanın Hakan Balta - İsmail Köybaşı falan 35-36 yaşına kadar şu tempoyla oynarlar..

İkinci yarıya Özer'in yerine Nihat'ı oyuna aldı Hiddink..İstekli ve tempolu bir şekilde oyuna başlarız diye düşünürken Nihat'ın klasikleşmiş bencillikleri ile bir 10 dakika daha kaybettik..Bu sırada yediğimiz kontradan Volkan'ın çıkarttığı top kırılma anlarından biriydi..

Defansın üç oyuncusu ; Servet - İbrahim ve Hakan Balta'nın 3 metreye veya onlara doğru gelen bir topa tekte başarılı bir şekilde pas atmaları tamamen şansa kalmış..Haftada 6 gün topla haşır neşir olan insanların futbolun temeli olan pası bile doğru düzgün yapamamaları ve bunun üstüne bu adamların milyon eurolar kazanmaları yorumsuz kalmamalı..

Bizler Belçika maçında yaşadığımız gibi özellikle ikinci yarı çok daha iyi ve tempolu oyunu beklerken milli takımımız yarı sahayı doğru düzgün geçemez oldu..Üretkenliğimiz sıfıra indi..İlk yarı yediğimiz gole rağmen oynanan oyun gitti , izlerken bile vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız ve ortaya hiçbir şey koyamadığımız bir oyun geldi..

Hiddink'in Nihat ve Sercan değişiklikleri maçtan arta kalan teknik hatalar oldu..Faturayı kimseye çıkarmamak gerekiyor..Şu bir gerçek ki Arda Turan olmayınca çok sıradan bir milli takım halini alıyoruz..Özellikle hücumda..Arda , milli takımda oynayınca Messi olmasın da kim olsun..

Almanya'nın 6 , Avusturya'nın 3 attığı Azerbeycan'a gol atamadan yenilmek koyuyor insana..

Bizim bu tip maçlarda yaptığımız kayıplar neticesinde Avrupa ve Dünya Kupası kaçırmışlığımız alışa gelmedik şey değil..Görünen o ki Azerbaycan yenilgisiyle 2012 için de aynı akıbeti yaşayacağız..Almanya karşısında alınan skor şaşırtıcı olsa da yenilgi çok şaşırtıcı değildi fakat Bakü'de yaşadığımız yenilginin faturasını 2012'nin sıcak yaz ayları dahil olmak üzere uzun süre çekeceğiz gibi duruyor..

İbrahim Üzülmez / Sabri / Eto'o


Teknik direktörlerin aldığı kararlar , yaptıkları diziliş ve oyuncu tercihleri her zaman eleştiri konusu olur..Ne yaparsa yapsın mutlaka daha iyi bir seçeneği vardır aslında kullanmadığı..Çünkü herkesin oyuncularla ve takımla ilgili genel bir kararı ve hükmü vardır..Burada bende bunu çok yazıyorum..Fenerbahçe maçlarını yazarken Aykut hoca yanlış diziliş yanlış oyuncu tercihleri ile maça çıktı falan diyorum..

Aykut Kocaman'dan daha mı iyi biliyorum futbolu ve teknik direktörlüğü..?Elbette hayır ama insan inandığı ve güvendiği takımı veya oyuncuları sahada görmeyince hemen suçu hocaya paslamaya alışık..

Teknik direktörlerin maça başlarken seçtikleri diziliş ve oyuncular kadar oyun sırasında yaptıkları hamleler de çok sorgulanır elbette..Aslına bakarsanız bu tamamen bir kumar..Yani Mourinho gidip Nou Camp'da Eto'o'yu sol kanada çekince 1 hafta dahi diye methiyeler düzülür , Hiddink Almanya maçına sol bekte Sabri'yi kullanayım deyince 1 hafta eleştirilir..

Kumar birinde tutuyor birinde tutmuyor..Teknik direktörler bunu yaşamaya mahkum..Nou Camp'da Dani Alves'in karşısına Eto'o'yu koymakla Berlin'de Lahm'ın karşısına Sabri'yi koymak arasındaki mantıksal farklılığı ben göremiyorum..En azından maç öncesi bu konuya kafa yorulmuş ve oraya Sabri bilinçli bir şekilde koyulmuş..

Ben ne olursa olsun bunu takdir ederim..Bana göre Kadıköy'de oynanan son Fenerbahçe-Beşiktaş maçında Ekrem'in sakatlanmasıyla sağ beke İbrahim Üzülmez'in koyan Schuster'de bu kumarı oynadı ve kazandı..Bazen oyuncuların sağ ayaklı veya sol ayaklı olmasından ziyade oyun tarzlarına bakarak oyuncu seçilir..

Türkiye'de Gökhan Gönül'ün dörtte biri seviyesinde bir sol bek oyuncusu yok..Sol bek sorunu aslında ayrı bir yazı konusu çünkü hemen hemen tüm dünyada sol bek yetişmez oldu..Brezilya milli takımının sol bekini burada yerden yere vururken çok haksız değiliz hani..Dediğim gibi o bölgede gözün kapalı oynatacağın bir sol bekin yoksa gidip orada Lahm'ı durdurmak adına Sabri'yi denemeni ben eleştirmem , eleştirine de Eto'o ve İbrahim Üzülmez örneğini veririm..

1 haftadır blogla ilgilenemedim , Almanya maçına ilişkin de çok kısa birşeyler söyliyeyim konu gelmişken..Hiddink'in Sabri kararını eleştirmedim dediğim gibi ancak Özer-Halil-Nuri üçlüsü Hiddink'in biraz hayal ettiği gibi oynasaydı çok farklı şeyler yaşayabilirdik..Unutulmasın ki Hiddink henüz bir sene önce Rusya ile Almanya'nın iki kez karşısına çıktı ve bu takımı bizlerden çok daha net inceleme ve analiz etme şansı buldu..

Aurelio oyundan çıktıktan sonra Tuncay'ı alması onun hatası olarak arkada kaldı..Herhalde Hiddink o zamana kadar ki oyunu baz alarak bu Almanya'da birşey yok ben kazanmaya oynayayım diye düşündü ancak özellikle defansımız bu tip bir maçta ayakta kalıcak seviyeden uzak olduğu için basit hatalarla golleri yedik..

Bana göre bu maç Hiddink'in takımı tanımasında çok ciddi bir katkı oldu..Bundan sonrası da bugünden başlamak üzere daha iyiye gidecektir diye düşünüyorum..