11 Eylül 2010 Cumartesi

Kayserispor : 2 - 0 : Fenerbahçe


Maç sonrasında birşeyler yazmak için izlediğimiz şeyin bir futbol maçı izlemiş olmamız lazım..Bu izlediğimiz de tek taraflı birşey olmamalı..Hani bir maç hakkında birşeyler yazıcaksak iki rakibin birbiri karşısında yaptıkları artıları ve eksileri de yazıp ortaya bir neden-sonuç ilişkisi koymamız gerekiyor..

Fenerbahçe gibi bir takım yıllardır bu oyun tarzını üzerinden atamıyor..Bazen bu oyunu maçın sadece ilk yarısına dayandırarak 45 dakika uyuyup sonra işi kurtarmaya çalışıyor bazen ise bugün olduğu gibi 90 dakika boyunca hiçbirşey yapmıyor..

Hiçbirşey yapmıyor yahu..Muhasebe defteri gibi maçı izlerken bir sayfaya artıları bir sayfaya eksileri yazayım desem 90 dakika sonunda artı bölümüne inanın bana hiçbirşey yazamam..Bunu cidden abartı anlamında demiyorum..İzleyenler hak verecekler zaten..Hani en ufak bir pozitif şey yazmak için kendimi yırtsam şimdi yine birşey çıkartamam sizlerin önüne..

İki deplasman iki yenilgi..Takım 4 maçta 7 gol yedi..Kayseri'de herhangi bir pozisyonda heyecanlanmadım bile..Korner yok yahu..Maçın genelinde Niang-Emre-Alex-Mehmet-Stoch ve Dia gibi ofansif oyuncularla oynuyorsun ama kornerin bile yok..Kayseri kalecisi tüm ligde bir daha bu kadar rahat bir maç oynayamaz..

Alex şimdi çıkıp dese ki hocam ben varken 0-0'dı ben çıktıktan sonra 2-0 oldu bu işin olayı nedir diye sorsa ne diyebilirsiniz..?Forumlarda falan insanlar herşeyi Alex'e bağlayıp duruyorlar..Bu takımın problemi Alex falan değil..

Oyunculardan sorumluluk alayım diyen , mücadeleyi bırakmamam gerek diye düşünen bir tek oyuncun yok..

Kayseri deplasmanına gidiyorsun yedek kulübende stoper yok..Selçuk bir girdi stopere 2 dakikada 2 gol..Futbol aslında bu kadar basit bir oyun işte..Oyuncuları tek tek eleştirmek istemiyorum çünkü o işe girersem altından kalkamam..

İnanın düşünmek de istemiyorum yazmak da istemiyorum..Hiçbirşey içimden gelmiyor..Bunun nedeni de inanın bana Fenerbahçeli olup alınan yenilgiyi hazmedememem değil..Futbola bakışımı zedeliyor Fenerbahçe takımı..Barcelona'da Hercules'e yenilmiş 0-2..Ama son anda zap yaparken yakaladığımda Ercan Taner diyor ki , Hercules kalecisi yıldızlaştı..Tahmin edebiliyorum maçın nasıl aktığını..Orada durum böyleyken Kayserispor kalecisi yere yatmadı..

İşte insan bunu kaldıramıyor , kabullenemiyor..

Fenerbahçe kadrosunun oyunuları hariç kimse bunu kabullenemiyor demek daha doğrusu olur..

Maça Doğru , Kayserispor - Fenerbahçe


Fenerbahçe'nin artık toparlanma yoluna girmesi gereken maçlar zinciri başlıyor..Bu toparlanma çok aşamalı bir durum olmalı..Mesela 3 lig maçında kalesinde 5 gol gören Fenerbahçe Lugano-Yobo ikilisiyle iyi bir başlangıç yapmalı..Takım yine özellikle deplasmanlarda kendini belli eden maça uyuklayarak başlama modundan çıkmalı..

Fenerbahçe kadrosuna baktığımda bu kadronun oyuncu kalitesi bana göre Appiah-Tuncay-Anelka döneminin kadrosundan bile daha zengin bir hale gelmiş durumda..Aykut Kocaman'ın kurmaya çalıştığı kanatlardan bindiren ve oyunu rakip sahaya yıkmaya çalışan sisteme çok uygun oyuncuları var elinde..Stoch-Dia-Özer gibi deliciler , Emre-Mehmet gibi mücadeleciler , Alex gibi bir prof. , Niang ve Semih gibi bitiricilerin olduğu bir ofans gücü var..Savunmadan şikayetçiydik bakalım yeni ikili nasıl bir izlenim verecek bizlere..

Kayserispor Şota ile birlikte savunma ağırlıklı bir takım olacağını gösteriyor..Kendi sahasında dirençli bir şekilde kapanıp az pozisyon vermeye özen göstereceklerdir..Bu durumda Fenerbahçe'nin delici ve denge bozucu oyuncularına büyük iş düşüyor..Ben Aykut hocanın yerinde olsam Cristian'ı ve Santos'u kesip bir kanada Dia'yı diğer kanada Stoch'u koyarak başlarım maça..Çünkü bu tip bir deliciliğe ihtiyacı var Fenerbahçe'nin bu tip rakiplere karşı..

Oyunun kilit noktası kapanan Kayseri'ye karşı oyun üstünlüğünü bol pasla eline alıp özellikle kanatlardan bindirmeler yapacak olan bir Fenerbahçe'nin varlığı olacaktır..Özellikle Stoch'lu ve Dia'lı bir ilk 11'in bu tip zor deplasmanlarda Fenerbahçe'nin oyun karakterini nasıl etkileyeceğini merak ediyorum..

9 Eylül 2010 Perşembe

Günün Fotoğrafı


Hadi geçin bu ikiliyi..

6 Eylül 2010 Pazartesi

Yapma İşte Bunu Yapma..

Haydi Bakalım


Hani bu kalemde bir yazı yazarken başlık ne koysam diye düşünmedim değil..Hani klasik şeyler olur ya gazete manşetlerinde ' Yürüyün Çocuklar ' , ' Milli Sevda ' , ' Yürüyelim Arkadaşlar ' vs..Hani klişe gibi görünseler insanın aklına ilk bu tip başlıklar geliyor nedense..O yüzden şu satırları yazarken ne devamında yazacaklarımı ne de en son atacağım başlığı bilmeden yoluma devam ediyorum sayın okur..

Milli takım dalgası bizi kattı ardına sürüklüyor..Basketbolda bir haftadır her maçımızda ayrı bir mutluluk ve gurur yaşıyoruz..Futbol takımının oluşturamadığı istikrar ve ekolü basketbol milli takımımız yıllara yaymış ve olgunlaştırmış durumda..Onları izlerken önde veya geride olsun farketmeksizin dikkati çeken şey bilinçli oynadıkları..Sadece basketbol veya futbolda değil hatta herşey kendine güven ile başlar..Sonucunda istediğiniz olur veya olmaz ama sizin kendinize veya bir takım oyunuysa oynadığınız , takım arkadaşlarınıza güveniniz varsa başarıya ulaşma imkanınız çok daha fazladır..

Basketbol takımında bu güven var..Kaptan Hido'dan Barış Ermiş'e kadar yayılmış bu güven..Çünkü takımın başarısı bireysel yeteneklerden ziyade birlikte oynamaya dayanıyor..Dün Fransa'yı devirirken de bu böyleydi..Biri çıkıp maçtan önce size bu maç Ersan 9 sayıda kalacak dese maçın gidişatından şüphe duyardınız belki..Ama bu takım ne yapıyor..?Gidiyor Hido 20 atıyor , Sinan 17 atıyor , Ender-Semih-Oğuz ekstra katkılar yapıyor , savunma kendinden hemen hemen hiç taviz vermiyor ve Ersan-Ömer Onan-Kerem Tunçeri-Kerem Gönlüm dörtlüsünün toplamda 18 sayı attığı maçta 95 sayıyı buluyorsunuz..

Basketbol takımımıza diyecek birşey yok..Dün futbolcuların da onları ziyaret etmesiyle güzel görüntüler oluştu elbette bizler için..O dayanışma ve mutluluk hepimize ayrı bir keyif yaşatmıştır..

Futbol takımı için de iki laf edelim..Kazakistan maçını bireysel yeteneklerle kazandık ve averaj açısından da doyurucu bir sonuç aldık..Ancak şunu söylemek gerekir ki gerek takımın dizilişinde gerekse oyun anlayışında sorunlar var..Bir kere Hiddink'in tek forvet Tuncay'ı oynatması pek verim alabileceğimiz bir durum değil..Tuncay-Nihat-Arda üçlüsünü tehlikeli bölgede döndürerek oynatayım bile dese bu oyuncular genel olarak hem fiziki hem de oyun anlayışı açısından benzer oyuncular..Hani sırtını dayadımı topu tutacak , kafayla gol atabilecek bir forvetin koskoca milli takımının yedeklerinde bile olmaması çok enteresan bir durum bizler için..

Almanya'nın Belçika'yı yenmesi bana göre çok iyi olmadı..Hem Almanya puan kaybedebileceği iki deplasmandan birini geçmiş oldu hem de Belçika daha şimdiden yarın ki maça kazanmak için çıkacak..Belçika takımına baktığımız zaman çok potansiyelli bir takım görüyoruz..Van Buyten-Kompany-Vermaelen gibi üç savunma adamı bahsettiğim Tuncay-Arda-Nihat üçlüsüne üstün gelebilir..Dembele ve Fellaini gibi iki delici adama kanatta Avrupa futbolunun yeni wonderkid'i Eden Hazard ve ileride yeni nesil Drogba , Lukaku eşlik ediyor..Yani o eski Belçika takımlarına oranla çok güçlü bir takım..

Yarın akşam eğer Belçika engelini aşarsak bana göre bu grupta ilk ikiyi garantilemiş olup işi Almanya maçlarına bırakırız..Bende herhalde gidicem maça..Şu Hazard'ı bir kez daha izliyeyim bi de Lukaku var tabii..