30 Haziran 2010 Çarşamba

Geleceği Yazanlar


Nike'ın son reklam filminin sloganı ' Write the future ' idi..Reklam filmi hiç şüphesiz şu ana kadar çekilenlerin en iyisiydi..Sadece futbolculardan ibaret olmayıp Kobe , Federer gibi Nike'in diğer sponsoru olduğu dünya yıldızlarını da güzel bir şekilde harmanlayan reklam filmini hepimiz çok beğenmiştik..

Fakat reklamın başrollerindeki oyuncular için reklam filminin pek şans getirdiğini söyleyemeyiz..

Didier Drogba reklam filminde atamadığı golü turnuvada da atamadı ve takımının elenmesine engel olacak performansı sergileyemedi..

Drogba'nın topunu çizgiden çıkartarak İtalya'da ulusal kahraman ilan edilen son şampiyonun kaptanı Cannavaro ise hüsranların en büyüğünü yaşayarak grupta sonuncu olup ülkesine döndü..

Kraliçe'nin gazabından son anda kurtularak Federer'i masa tenisinde perişan eden Rooney , İngiltere ile birlikte kupanın en büyük hayal kırıklıklarınadan biriydi..Rooney ile rolü aynı sahada paylaşan Ribery'de golsüz ve sonuncu olarak ayrılan Fransa'da hüsran yaşadı..

Ve reklamın ana kahramanı Cristiano Ronaldo..Tıpkı reklamda olduğu gibi her frikiğe mesafe tanımaksızın vurdu , onlarca top ezdi..Tribünlere oynayayım derken az olan sempatisini de kaybetti sanırım..Heykel başka bahara kaldı Cristiano..O heykelin biraz daha kısa boylusunu Leo dikecek umarım..

Reklamda oynayıp kadroya bile alınmayan Ronaldinho'da ayrı bir konu..

28 Haziran 2010 Pazartesi

Kleberson - Gilberto Silva - Melo..2010 Afrika'dayız..


Tamam ülke takımlarından bir Barcelona çıkmasını beklemiyoruz..Aynı şekilde Avrupa ülkelerinin ciddi bir gerileme süreçlerinde olduğunu ve İngiltere - İtalya - Fransa gibi takımların yeni jenerasyonu sağlam kuramadığını hatta İspanya'nın bile iki senenin ardından ortaya koyduğu futbol olarak gerilediğini görüyoruz ve bir şekilde kabulleniyoruz..

Avrupa futbolunda yaşanan bu gerilemenin aksine 2010 Afrika'ya damga vuran şey Güney Amerika ülkelerinin pozitif futbollarıydı..Uruguay ve Meksika gruptan çıkmış , Arjantin ve Brezilya beklenen sonuçları vermiş , Şili ve Paraguay gibi iki tane fişek gibi takımda rakiplerini korkutmayı başarmıştı..

Peki kağıt üzerinde bunlar olurken bu takımlar neden bir türlü istenilen ve beklenen tempolu oyunu oynayamıyor..?Brezilya , Dunga ile hiç alışmadığımız ve sevmediğimiz bir oyun ortaya koyuyor..Tamam bu belki futbolda başarının gerçeği ve gereği fakat Dunga'nın amacı milli takımdan bir İnter yaratmak yerine bir Barcelona yaratmak olamaz mıydı..?

Yazıda bahsettiğim diğer takımları es geçerek direk Brezilya'ya geçiyorum daha sonra genelleme bir yazı yazarız zaten..Dediğim gibi Dunga neden Inter olmaya gitti..?Inter derken Cesar-Lucio-Maicon hattından etkilenerek demiyorum yani tarz olarak neden bu takıma gitti..?Çok formsuz bir Kaka , süreklilik gösteremeyen bir Robinho , mevkiisinde oynamayan ve etkili olamayan bir Dani Alves , ülkemizde attığı gollerle göklere çıkartılan fakat bana göre ortaya pozitif hiçbirşey koyamayan Elano , 34 yaşındaki amca Gilberto Silva , İtalya'da yılın bidonu Melo vs...

Brezilya ve Hollanda'yı bir kabuk değiştirme merakı almış götürüyor..Şu ana kadar istediklerini çok rahat aldılar fakat bundan sonra bu iki takımın yola devam etmesini istemiyorum ben..Duran topa Juan çıkar vurur , Robben alır götürür vurur , Kaka araya oynar Fabiano golü atar..Eee..?Nerede organize ataklarınız nerede göze hoş gelen futbolunuz..?

Bana göre Brezilya - Hollanda - İngiltere - İtalya - Fransa beşlisi Uruguay-Gana kadar güzel futbol ortaya koymadılar..Bu yukarıdaki beş takımın da şu felsefeleriyle dünya şampiyonluğunu gibi bir ünvana ulaşmalarını istemem açıkçası..O yüzden bu takımlardan biraz daha birşeyleri isteyen , biraz daha güzel futbol için uğraşan , beklentilerin hala altında olmalarına rağmen oyunun belli bölümlerinde izleyenlerine zevk veren Arjantin'in bu kupayı kaldırmasını istiyorum artık..

Ben bu sistem futbollarından feci şekilde sıkılmış durumdayım artık..Brezilya-Hollanda ikilisi de artık sadece başarıya yönelik bu iğrenç futbollarını oynayacaklarsa yaşasın Arjantin yaşasın Almanya..

Maç yazısı yazıcaktım fakat artık bir parlama beklediğim Brezilya'nın bu ' Futbolun Gerçekleri ' senaryosu beni çok sıktı..Dunga'ya Gilberto Silva - Felipe Melo - Kleberson - Elano'lu takımıyla mutluluklar dilerim..

Hollanda : 2 - 1 : Slovakya / Sende mi Brütüs..?


Her turnuvadan önce kamuoyunda bir Hollanda dalgası başlar..Hollanda'yı futbolu seven hemen hemen herkes sever..Tarihten bugüne yetiştirdiği ve dünyaya sunduğu futbolcular , efsane kadroları , futbol sözlüklerine getirdikleri yeni kavramlarla Hollanda her zaman izlemesi keyif veren bir takım olmuştur..

Hollanda'da son yıllardaki ve turnuvalardaki başarısızlıklar farklı bir felsefenin hakim olmasına neden olmuş..Artık Hollanda'nın derdi ne o meşhur Total Futbol kavramı ne de bol paslı ve Barcelona'nın yıllardır etkisini yaşadığı hızlı ve organize hücum futbolu..Hollanda'da artık yoğurdu üfleyerek yiyenlerden yani sisteme ayak uyduranlardan biri olmuş..

Haksız sayılmazlar..Ülke veya kulüp futbolunda Barcelona dışında herkesin hem hayranlığını kazanan hem de aynı ölçüde hakettiği övgüleri kupalara döndüren bir takım yok uzun zamandır..Yunanistan'ın Avrupa Şampiyonluğu , İtalya'nın Dünya Şampiyonluğu , Mourinho ile Inter'in yaşadığı zaferler akla gelenlerden bazıları..Bu takımların 10 maçını mı yoksa Barcelona'nın 1 tek maçını mı canlı izlemek istersiniz diye sorsanız herhalde %70 Barcelona'nın tek maçını izlemeyi tercih eder..

Hollanda'nın yaşadığı bu dönüşüm onları şu ana kadar oynadıkları 4 maçta 4 galibiyetle çeyrek finale taşıdı..Oynadıkları futbol beklentilerin çok altında..Özellikle böylesine zengin bir hücum formasyonu olan bir takımın organize hiç pozisyon bulamaması çok enteresan..

Maça kısaca bakalım..ilk 10 dakikada Hollanda'dan 3 , Slovaklardan ise 2 şut girişimi oldu ve iki takım birbirlerine mesajlarını verdiler..İki takımın da amacı biran önce öne geçmekti..Oyunun ilk bölümünde Slovakya'nın bana göre en büyük yanlışı oyunu geniş alana yayamamasıydı..3-4 oyuncu paslaşırken anormal şekilde birbirlerine yakın kaldılar bu da Hollanda'nın işini çok kolaylaştırdı..

Futbol hatalar oyunu derler fakat De Jong gibi bir adam çıkıyor ve futbolun hatalar oyunu olmadığını aksine herşeyin zeka ve yetenekte olduğunu herkese gösteriyor..Robben'e attığı enfes pasa Robben yetiştiğinde izleyen çoğu kişi bu işin sonunun gol olacağını tahmin etmiştir..Robben'in imzası olan golle Hollanda istediğini aldı..Yeni model Hollanda'nın istediği şey 1-0'ı yakalamaktı..

Yeni Hollanda eskiye nazaran 1-0'ı yakaladıktan sonra orta saha ve defansta çevirdiği toplarla işi geçiştirmeye başladı..Robben - Sneijder - Van Persie ve Kuyt gibi dört tane adam sahadayken bu bölümde Hollanda'nın bir tane bile organize atak bulamaması ve kontra yakalayamaması çok enteresandı..Burada Hollanda'nın işini kolaylaştıran şey Slovakya orta sahasının çok zayıf olması ve De Jong - Van Bommel ikilisine üstünlük sağlayamamasıydı..

Hollanda'nın bu maçta Slovakya'ya aldığı en önemli tedbir Weiss ve Stoch kanatlarını tıkamaktı..Özellikle Stoch'u çok iyi tanıyan Hollanda savunma tedbirlerini Slovakya kanatlarına ağırlık vererek yaptı..


İkinci yarı ilk yarıdan daha tempolu geçti..50 ve 51'de başrolünü Robben'in üstlendiği ataklar sonucu Hollanda maçı kopartabilirdi..Bu pozisyonların golle sonuçlanmaması Hollanda için çok ağır bir faturaya neden olabilirdi çünkü 65 ve 66. dakikalarda önce Stoch sonra Vittek ile Slovakya gole çok yaklaştı..Bu seferde Slovakya bu fırsatları değerlendiremeyince savunmanın bir anlık dalgınlığında Kuyt'ın asistinde Sneijder baltayı inderen golü attı..

Vittek'in maçında sonunda attığı penaltı golü de onun adına çok özel..

Slovakya sadece İtalya'yı yenerek buraya kadar geldi ve bugün sahaya baktığımızda Hollanda'dan çok da farklı bir takım gibi görünmüyorlar..Arada tek göze batan fark Robben..Bu turnuvada Messi ve Robben dışında hiçbir oyuncu bireysel olarak takımını bu kadar çok etkileyemez..

Hollanda bu hiç alışık olmadığımız fakat onlara göre onların özlediği başarıyı getirecek sistemleriyle hiç iyi bir takım görüntüsü vermiyor..Akşam rakipleri belli olacak fakat şu halleriyle hem Brezilya hem de Şili Hollanda karşısında bir adım önde görünüyorlar..