17 Haziran 2010 Perşembe

Daum İle Devam


Fenerbahçe yönetimini çoğu zaman anlayamazsınız..Yani yaptıkları transferlere , verilen radikal kararlara genelde akıl mantık yürütüp cevaplar bulamazsınız..Son hafta kaçan şampiyonluğun ardından yönetimin Daum ile kesin olarak yolları ayırması ve son yıllarda alışık olduğumuz bir şekilde yine yeniden bir revizyona gidilmesi bekleniyordu..

Biz bu revizyon lafını çok iyi biliyoruz ama ben bu revizyonun Fenerbahçe'ye uygulanmış şekline daha hiç şahit olmadım..Revizyon Aragones zamanında dendi , takıma ne kadar gereksiz yabancı varsa alındı..Revizyon geçen sene olacak dendi takım yine vasat Brezilyalı oyuncularla dolduruldu..

Neyse biz teknik direktör muhabbetinden devam edelim..Daum ile yola devam edilmesi bana göre mantıklı..Camiada şimdiden bir huzursuzluk ve kaos ortamı var ve çoğu kişi bu durumdan şikayetçi fakat ne olmasını bekliyordunuz ki..?Bir kere şu bir gerçek ki Daum'a Aykut Kocaman'ın ondan daha üst bir seviyede olduğu ve onu artık kabullenmesi gerektiği anlatılmış olsa gerek..

Dün havalanında Daum'un konuştuğu söylenen sözler büyük sıkıntı..Basın mensuplarına başkanı ve Aykut'u suçlamıştı Daum..Belki o bile tahmin etmiyordu yönetimin onunla devam edeceğini..Yarın öbürgün geniş bir basın toplantısıyla Daum herşeyi cevaplayacaktır..

Benim teknik direktörden ziyade üzerinde durduğum bir durum var..Fenerbahçe'nin şampiyon olması için çok iyi bir teknik direktöre ihtiyacı yok..Fenerbahçe'nin çok sağlam bir kadroya ihtiyacı var..Fenerbahçe'nin bana göre geçen sene kadrosu çok iyi değildi ve Daum neredeyse şampiyon yapacaktı o takımı..Yine 2 sene üst üste şampiyon olduğu dönemin ilk senesinde kimse şampiyonluk beklemiyorken takımı şampiyon yapmış , ertesi sene güçlenen kadroyla bir şampiyonluk daha elde etmiş , Denizli faciasının yaşandığı sene ise muhteşem kadroyla muhteşem bir puan elde etmiş fakat Galatasaray'a diğer kulüplerin yol vermesiyle son hafta yaşanan katakullilerle şampiyonluğu vermişti..

Yani bana göre burada kilit nokta iyi kadro..Sen gidip Stoch - Hazard - Forlan üçlüsünü al , Bilica'nın yerine doğru düzgün bir defans al bu takımı Daum yine şampiyon yapar..Aykut Kocaman'ın bundan sonra takınacağı tavrı merak ediyorum..Sportif direktör olarak Daum ile devam kararı alınmasında mutlaka fikri alınmıştır ve şuana kadar ne yaşandıysa artık yeni bir sayfanın açılması gerektiği ona söylenmiştir..

Gidip Aykut hoca sadece Daum ile devam kararı alındı diye görevine devam etmeyecekse çok yazık olur..

Yeni bir hoca getirmek çok büyük riskti..Gazı alınmış bir Daum ile devam etmek bence çok mantıklı bir karar..Dünya Kupası senesinde hoca bulmak çok büyük sıkıntı..Anca yeni bir Zico getirebilirdiniz ki o bile çok büyük bir risk olacağı için bana göre en mantıklı karar verildi..Daum-Aykut Kocaman işleyişi sağlıklı olur ve Fenerbahçe Stoch ile başlayan doğru transferlere devam ederse lig başlarken rakiplerinin bir adım önünde olur..

16 Haziran 2010 Çarşamba

İlk Maçlar Biterken ; Diiifens


Az önce sona eren ve İsviçre'nin İspanya'yı büyük bir sürpriz ile 1-0 geçtiği maçtan sonra oynanan 16 maçın sadece 2 tanesinde 3gol ve üzeri izleyebildik..Bu 'üst' biten maçlardan biri Almanya'nın Avustralya'yı 4-0 ile bozguna uğrattığı maç ve dün akşam son dakikada Kore'nin attığı gol sonucu 2-1 biten Brezilya - Kuzey Kore maçı..

Maçlar genel anlamda neden bu kadar sıkıcı ve golsüz geçiyor sorusuna verilebilecek bazı cevaplar var..Afrika'nın yüksek rakımı bir etken..Takımların gruplardaki ilk maçlarına birbirini tartarak ve kontrol ederek başlaması da bir faktör..Bir de şöyle bir gerçek var ki artık takımlar - özellikle kısıtlı yeteneklere sahip takımlar - oynamayı asla düşünmüyorlar..Ortaya pozitif hiçbir özellik koymuyorlar mücadele ve direnç dışında..Hani böyle bir turnuvada oynuyorsun ve milyonlarca hatta milyarlarca insanın gözü önündesiniz..Biraz kendinizi gösterin , biraz ortaya futbol adına güzel şeyler koyun..

Ama yok , 0-0'a kitleyelim , kapanalım , yakalarsak atarız bir tane..İyice Turkcell Super Lig Anadolu takımı moduna bürünmüş ülkeler artık..

Günün ilk maçı olan ve Şili'nin 1-0 kazandığı Honduras maçı zevkli ve tempoluydu..O maçta en çok takıldığım nokta Şili takımının son noktaya geldiklerinde inanılmaz bencilleşmeleriydi..O maçın 1-0 bitmesinin en önemli noktası Şili'li bencil oyunculardır..Honduras'ın çok kısıtlı bir takım olduğunu daha önce bizle oynadıkları hazırlık maçında da görmüştük..Büyük ihtimalle grubu puansız bitirecekler..

Ve turnuvanın başından beri beklenen takım İspanya..Çoğu kişiye göre turnuvanın favorisilerdi..Ben İspanya'yı çok eleştirmeyeceğim..En azından İngiltere - İtalya - Hollanda - Brezilya ve Arjantin'den çok daha isteklilerdi..Oyun tarzlarını ortaya koydular..Gerek topla oynama yüzdesi gerek rakip kaleyi bunaltmalarıyla İspanya'da gol bulmak dışında herşey kağıt üzerinde konuşulan ve tahmin edilen gibiydi..

İsviçre hem güçlü bir takım hem de ileride iş yapabilecek önemli oyunculara sahipler..Eren ve Gökhan'ın takıma etkisi muhteşem..Mesut'tan sonra Eren'i de farklı bir milli forma altında izlemek üzüyor tabii insanı..

İspanya bana göre bir futbol talihsizliği yaşadı..Yani normal şartlarda 24 şut çektikleri ve oyunun genelinde verdikleri 1-2 kontra atak dışında istedikleri herşeyi sahaya yansıttılar..Tabii böyle bir gruba puansız başlamak İspanya için iyi olmadı fakat Şili maçında rakibini darmadağın ederek bu mağlubiyeti telafi edebilecek durumdalar..

Aslına bakarsanız kaybetmekten öte bu maç sonucu İspanya bu grupta lider olamayıp , ikinci olursa G grubunu büyük ihtimalle lider biterecek olan Brezilya ile henüz ikinci turda eşleşecek..

Benim İspanya için kafama takılan tek şey Villa - Torres ikilisinin fırsatları kolay harcamaları ve İspanya'nın yenik duruma düştükten hemen sonra savunma disiplininden biraz erken kopması..Eren'in kontra atakta Capdevilla - Pique ve Puyol'u 5 saniye içinde çalımlayıp direğe takılması da tıpkı İspanya'nın mağlubiyeti gibi bir futbol talihsizliği idi..

İsviçre'de tecrübeli oyuncular var..Önemli kulüplerde oynayan bu oyuncular İspanya'nın bunaltıcı baskısı karşısında soğukkanlı bir şekilde direnmeyi başardılar..İsviçre'yi orta sınıf takımlardan bir basamak üzeri taşıyacak en önemli özellikleri bu olsa gerek..

Dünya Kupası'nda ilk maçları geride bırakırken çok kısır bir turnuva , beklentilerin çok altında oynayan devler , futbollarıyla ilgiyi üzerine çeken orta sınıf veya zayıf takımlardan mahrum kaldık..Dediğim gibi bu umarım ilk maçların psikolojisinden kaynaklanan bir sıkıntı olmuştur..

15 Haziran 2010 Salı

Helal Olsun Sana Ji Yun Nam / Brezilya : 2 - 1 : Kuzey Kore


Dunga'nın yanlışları giydiği o ceket / mont karışımı şeyle başlamıştı..Kadro seçimleri açıklandığından beri tartışılıyor zaten..Şimdi kadroya baktığımız zaman enteresan isimlerin varlığını görüyoruz..

Kaleci ve savunma hattı üzerinde pek tartışılmayacak gibi dursa da yarın öbür gün Portekiz ve Fildişi gibi hücum yapan takımlara karşı solda oynayan ve bek özellikleri zayıf olan Bastos'un performansı merak konusu..Lyon'da neredeyse forvet arkasında oynayan Bastos için sol bekte zor maçlar olabilir..

Takımın en güçlü yönü Cesar-Maicon-Lucio-Juan hattı..İşte bundan sonra sayacağımız hemen hemen her futbolcu üzerinde tartışılabilecek isimler..Örneğin Gilberto Silva - Melo ikilisi nedir yahu..?Gilberto Silva'sız bir Brezilya düşünülemiyor sanırım..İtalya'da yılın bidonu seçilen Melo'nun da pek farkı yok..Bu ikili ne defansif ne ofansif olarak Brezilya takımının ikilisi olmayı haketmiyor bence..

E sağ öne zaman zaman Maicon'u bile bozan Elano'yu sol öne dengesiz Robinho'yu koyup takımın liderliğinide çok kötü bir sezon geçiren formsuz Kaka'ya bırakmak , Brezilya'yı izlediğimiz etkisiz takım haline sokmuş..

Şu takımda Ronaldinho - Pato ikilisi ilaç olabilirdi mesela..Daha çok isim sayarız ama geçelim..

Kuzey Kore'nin kapalı bir kutu olduğu konuşuluyordu ama bu ' kapalı kutu ' dediğiniz her takım aslında bellidir herşeyiyle..Defans takımı işte..Herşeyiyle defans bu adamlar..Yetenekleri , kapasiteleri atmaya değil ellerinden geldiğince attırmamaya müsait..Brezilya bu rakibine karşı ikinci yarıda ortaya koyduğu futbolun yarısını bile ilk yarıda ortaya koyamadı..

İlk yarıda hemen hemen hiç etkili bir atak izlemedik..Brezilya'da işler sıkışınca takımın lideri olabilecek bir oyuncu olmaması çok enteresan..Kağıt üzerinde belki bu isim Kaka fakat şu temposu ve performansıyla bunun gerçekleşmesi mümkün görünmüyor..Mesela Ronaldinho olsaydı bu noktada Brezilya bambaşka bir hale bürünebilirdi..

İkinci yarı başında Brezilya oyunu iyice rakibe kabullendirdi ve ilk yarıdaki lidersizlik Maicon'un enfes bindirmeleri arkasında gelen golle sona erdi..Maicon şu maçta Brezilya'nın gerçek lideri gibiydi..Düşünün bu adam sağ bek..

Daha sonra yine bana göre çok çok kötü bir oyun ortaya koyan Elano'nun kötü oyunuyla orantılı derecedeki güzel golüyle Brezilya rahatladı..

Dunga'nın kadro kurarken yaptığı hatalardan dönme şansı yok..Eldeki kadroyu en iyi şekilde oynatmaya bakması lazım..Fakat dediğim gibi özellikle Gilberto Silva - Melo ikilisinin doğru düzgün takımlara karşı ne yapacağı merak konusu..

Kuzey Kore ise en azından beklendiği gibi ezilmedi..Portekiz ve Fildişi maçlarında da bu tarz bir oyuna gideceklerdir fakat bence o maçlarda bu maça göre daha çabuk dağılacaklar çünkü bahsettiğimiz diğer iki takımında çok önemli liderleri var ve kalan iki takım için de hedef maçı Kuzey Kore maçı olacağı için o maçların birinde veya ikisinde de fark yiyebilirler..

Ama şu maçta en azından gol atmaları bile nedense beni çok mutlu etti..Biliyorsunuz yayın haklarının Güney Kore televizyonunda olmasından dolayı maçların yayını maçlardan 2 gün sonra Kuzey Kore'ye aktarılıyormuş..Hatta Brezilya'ya yenilirlerse maçın Kuzey Kore'ye yayınlanmaması bile gündemdeymiş..Ben bile adamların golüne bu kadar sevinirken umarım orada da izleme şansı bulurlar maçlarını..

Terminatör


10 gün önce kolu kırıldı , dün A takımı ile idmana çıkmış..Benzer bir performansı NBA'de Portland'lı Brandon Roy elde etmiş ve menisküs ameliyatından yanlış hatırlamıyorsam 8 gün sonra playofflarda oynamıştı..

Yarın Fildişi için konumunu şekillendirecekleri Portekiz maçında Didier en azından yedek kulübesinde olacak..İnşallah ilk 11'de oynar , Ronaldo'yu tokatlar..İnsan azmanı..

14 Haziran 2010 Pazartesi

Hollanda : 2 - 0 : Danimarka


Hollanda hemen hemen her turnuvada olduğu gibi bu turnuvada da merakla bekleniyordu..Takımın özellikle ön alandaki oyuncularının yetenekleri ve geçirdikleri iyi sezonlar Hollanda'nın göz kamaştıran bir takım olmasına neden oluyordu..Rakip Danimarka ise biraz tatsız tuzsuz bir takım görünümündeydi..Yeni jenarasyon Nicklas Bendtner dışında çok dikkat çekici bir oyuncuları da yok..

Danimarka'nın mevcut yapısıyla yapması gereken şeyin sağlam bir takım savunması ve etklili kontra ataklar olduğunu daha önce söylemiştim..Turnuvaya da bu felsefe ile başladılar..Aslında maçın özellikle ilk yarısında bu fikir doğru temeller üzerinde yükseldi..Robin Var Persie'nin tehlikeli şutu dışında ilk yarıda o göz kamaştıran Hollandalılara boş alan tanımadı Danimarka..

İlk yarıda Danimarka için söyleyebileceğimiz en olumsuz şey , yakalayabilecekleri tehlikeli kontraları pozisyona çevirememeleriydi..Son paslarda biraz olsun kaliteli bir takım olsalar Hollanda'nın ağır savunmasının arkasında çok önemli pozisyonlar yakalayabilirlerdi..

İkinci yarının henüz başında Poulsen'in kendi kalesine attığı gol oyunun şeklini değiştirdi..Artık roller değişmek zorundaydı..Danimarka daha fazla geride bekleyemezdi..Burada kötü bir gün geçirmesine rağmen Bendtner'in çıkmasını mantıklı bulmadım..Rommedahl ve Jorgensen gibi kurt oyunculara hücumu bırakmak belki organizasyon açısından mantıklıydı ama işi bitirecek birileri gerekiyordu sahada..

Hollanda ise tehlikeli kontraları aslında az yakaladı..Sneijder'in düşük performansına Van Der Vaart ve Van Persie'nin etkisiz oyunları da etklenince Hollanda'da etkili olması gereken zamanları boş geçti..Buna rağmen oyunun ağırlığı Hollanda'da idi..

İşte burada Hollanda rotasyonunun gücü ortaya çıktı..Sonradan oyuna giren Elia - Affelay ikilisi takıma müthiş bir direnç kazandırdı..Özellikle Elia çok önemli bir performans ortaya koydu..Kuyt'ın golü yerine o toğun Elia'nın ayağından gol olması daha güzel olabilirdi..

Hollanda'da bu maçta oyuna girmeyen Huntelaar ve Babel gibi iki yeteneğin yanı sıra sakatlığını tam olarak atlattığında turnuvanın bile gidişatını etkileyebilecek bir Arjen Robben faktörü var..

Hollanda beklenen futbolu yansıtmasa bile rahat diyebileceğimiz bir galibiyetle başladı ve bu gruptan çıkacağını gösterdi..Danimarka'nın hücumda mutlaka ekstra bir formüle ihtiyacı var..Çünkü önündeki maçta artık arkada bekleyen değil , öne oynayan takım rolüne bürünmeleri gerekiyor..İşleri bu kadro yapısıyla zor..

Dikkat Panzer Çıkabilir / Almanya : 4 - 0 : Avustrulya


Nihayet adam gibi bir maç izleyebildik turnuvada..Maçın başından sonuna kadar tempo biran olsun azalmadı..Almanlar gerçekten her turnuvada saygıyı hakeden şeyler ortaya koyuyorlar..Löw'ün takımını gerçekten çok beğendim..Hazırlık maçlarında da fena işler yapmıyorlardı fakat ben turnuvada gol sıkıntısı çekebileceklerini düşünüyordum..Çünkü Podolski - Gomez - Klose hatta Kiessling düşüşte oyunculardı..

Burada Almanya için kilit oyuncunun Mesut Özil olacağını daha evvel de yazmıştım..Mesut gerçekten turnuvaya damga vurabileceğinin sinyallerini verdi..Topu hiç eveleyip gevelemiyor ve sürekli doğru tercihler yapıyor..Almanya'nın ilk golünde araya oynadığı top gerçekten enfesti..

Almanların yeni bir yıldız adayı da Müller..Bayern'li genç oyuncunun ilk dünya kupası maçında golle buluşması ve güzel oyunu gerçekten onun kariyer gelişimi açısından önemli bir moral kaynağı olacaktır..

Almanya'nın Schweinsteiger- Khedira ikilisi Avustralya'nın vasat orta sahasına çok geldi..İkili oyunu istedikleri gibi yönlendirdiler ve dönüşümlü olarak hücuma çıktılar..

Almanlar'ın bana göre ilk soru işareti bugün fazla iş düşmeyen genç kaleci Neuer ve Lahm'ın yarısı kadar bile hücum işlevi göremeyen Badstuber..

Avustralya beklediğimin çok altında bir performans sergiledi..Tim Cahill atılmasaydı da oyunun şeklinin çok değişeceğini düşünmüyorum çünkü ilk yarıda 11'e 11 iken de Almanlar eziyordu rakiplerini..Avustralya'nın kağıt üzerinde iyi bir kalecisi ve sağlam bir defans hattının olduğunu söylüyorduk ama pratikte hepsi döküldüler..Özellikle Neill - Moore ikilisi çok dağınıklardı..Avustralya ortasahası da üç pas yapamayınca Almanların Mesut'un önderliğinde savunma arkasına attıkları her top tehlike yarattı..

Anlaşılan Almanya gümbür gümbür çıkacak bu gruptan..Sırbistan'ı da Gana'yı da ezer geçer bu takım..Löw'ün sağlam bir rotasyon da var elinde..4.golü atan Cacau , sonradan oyuna giren Gomez , genç yetenekler Marin ve Kiessling ile Almanya rakiplerine çok ciddi bir mesaj gönderdi..

Biz de turnuvada ilk kez 2.5 üstü olan bir maç izleyebildik nihayet..Daha farklı da olabilirdi..Haydi artık açılsın şu turnuva..Yarın Hollanda'dan da güzel bir performans bekliyorum..

13 Haziran 2010 Pazar

Gana : 1 - 0 : Sırbistan


Sırbistan kadar potansiyelinin altında oynayan kaç takım vardır acaba..?Bu Sırbistan Karadağ döneminde de böyleydi..Kadroya baktığınızda ne kadar komple bir takım olduğunu düşünürsünüz ve alternatiflerin çokluğunu hesaba katarsınız..Sırbistan sahaya çıkar ve ortaya ondan beklenen futbolun %25'ini bile koyamaz..Sırpların derdi ne anlamadım gerçekten..

Gana aslında kısıtlı bir takım..Yani özellikle ofansif anlamda işi bitirecek oyuncu konusunda çok sıkıntı çekiyorlardı..Bunu yakın tarihte Afrika Uluslar Kupası'nda da görmüştük..Onların varolmasının tek yolu her zaman yaptıkları gibi mücadele ve dirençti..Seyirci desteğini de arkasına alan Gana , Sırbistan'a göre çok daha tempolu ve istekli başladı..

Gana'da birkaç oyuncunun performanslarını atlamak ayıp olur..Sarpei ve Pantsil şuana kadar ki maçlarda izlediğim en iyi iki savunma beki..Bir kere topa çok sertler ve yorulmak nedir bilmiyorlar..Krasic - Jovanovic ikilisine top göstermediler desek yeridir..

Sağ önde oynayan Tagoe'de dikkat çekici bir oyun ortaya koydu..Oyunun iki yönünde de takımına yardımcı oldu ve sürpriz hücum çıkışları ile dikkat çekti..

Ve bana göre maçın adamı seçilen Gyan'dan bile çok çok daha iyi bir oyuncu vardı sahada..Gana'nın sol ön oyuncusu Ayew..Tren gibi gitti geldi solda..Krasic'in yıkılışında onun da büyük rolü vardı..Tekniği gayet iyi ve sürekli dikine oynamayı düşünüyor..Gana'nın bu turnuvadaki en önemli oyuncusu olabilir..Aşağıda gördüğünüz resimde onun sahada en çok nerelerde dolaştığını görüyorsunuz..Buna yakın bir tablo kalan 21 oyuncunun hiçbirinde yok..

Sırbistan'ın sorunu her yerde..Turnuvanın yıldız adaylarından gösterilen Krasic'i çok yorgun ve isteksiz gördüm..Tamam Gana takımı ona sağlam bir savunma sergiledi ama bu kadar silik kalmaması gerekiyor..Sorumluluk almaktan kaçması hoşuma gitmedi pek..

Savunmada liderlik yapmasını beklediğim Vidic'de dağınık bir görüntü sergiledi..Zigic zaten bana göre ciddi bir kazma..Jovanovic bu takımın gizli lideri bana kalırsa..En azından elini taşın altına koymaya çekinmiyor..Stankovic Gana'nın dirençli ortasahası karşısında tamamen sindi..Pantelic'de hiç alan bulamadı..

Sırbistan'ın kalan 2 maçı Gana maçından daha da zor olacak..Almanya'nın bile önünde biterebilecekleri bir kadroları olduğunu düşünüyordum ama o düşünce kağıt üzerinde kaldı..Şu futbollarıyla ileriye gitmeleri çok zor..

Gana için herşey güzel..En azından kafalarındaki oyun düşüncesine sadık kaldılar ve benim sağlam bir potansiyeli olduğunu düşündüğüm Zdravko Kuzmanovic'in saçma hatasıyla gelen penaltıyla istedikleri 3 puanı aldılar..Bundan sonra amaçları kalan iki maçtan 1'er puan olacaktır..

Appiah'ı tekrar sahada görmek çok güzeldi bu arada..Bugün sorsan Cristian mı Appiah mı diye..Appiah be usta..

Cezayir : 0 - 1 : Slovenya


Dünya Kupası şu zamana kadar oynanan maçlarda vasatı geçemedi..Özellikle günün ilk bölümünde oynanan Cezayir - Slovenya maçı adeta bir ızdıraptı..Ben bu kadar vasat iki takım daha görmedim herhalde..Hani benim Ali Bilgin için söylediğim birşey vardı , bir oyuncu hiçbir şeyi mi iyi yapamaz diye..Hani bir özelliği olur dimi bir furbolcunun ya uzaktan iyi vurur ya hızlı koşar ya iyi orta yapar ya dayanıklıdır ya golcüdür ya iyi kafacıdır vs vs..Mesela Ali Bilgin taç atmayı bile iyi beceremeyen bir adamdır ve futbolla olan her bağı zayıftır..

Cezayir ve Slovenya'da 11'er Ali Bilgin ile sahadaymış gibilerdi..İki takımdan birinin gol atması mucizelere bağlıydı ve o mucizeyi Cezayir kalecisi Slovenlere sundu..Tıpkı dün gece İngiltere kalecisinin buyur edişi gibi..C Grubu hatalarla başladı ve ilk maçlar sonunda Slovenya gibi bu turnuvanın en kötü takımlarından biri lider oldu..

Az sonra başlayacak Sırbistan maçından umutluyum..Artık güzel bir maç izleyelim..