20 Mayıs 2010 Perşembe

Valdes ve Pedro Yazın Afrika'da


Sezon sonu Barcelona'yı yazdığım yazıda da söylemiştim : Pedro zaten tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekti ve çok üst düzey işlere imza attı fakat bu sene Barcelona'da dikkatlerden kaçmaması gereken bir diğer adam kaleci Victor Valdes'dir..

Valdes 4-5 sene önce Rüştü'den formayı alırken hepimiz nasıl oluyorda bu kazma Rüştü'den formayı alabiliyor diye düşünüyorduk..Hatta PES serilerinde Barcelona'yı seçenler Valdes'in yediği birbirinden saçma gollerle çok kafayı yemiştir oyunun karşısında..Hele PES 6'da Valdes'in kontrol edebildiği şut yoktu neredeyse..

Neyse biz sanaldan gerçeğe dönelim..Bir kere geçen senenin 6 kupayla kapatılıp , futbol tarihinin en başarılı takımı olarak tescillendikten sonra bu formayı giyen , giymeyen her oyuncunun bir özgüven patlaması yaşamasından normal birşey daha olamaz elbette..

Pedro'nun 6 kupalı sezonun sonlarına doğru başlayan sıçraması , Henry ve Zlatan'ın formsuz geçen senesiyle birlikte yükselişe devam edince sürekli göz önünde kaldı fakat dediğim gibi Valdes'de belki bu sene Barcelona takımınıda en fazla gelişme gösteren oyuncuların başındaydı..Yaptığı saçma sapan hataları çok az maçta gördük bunlara ilaveten hiç alışık olmadığımız şekilde inanılmaz kritik noktalarda takımını ayakta tutan önemli kurtarışların altına imza attı..

Tüm bunların yanında bu iki oyuncu bana göre de hakettikleri şekilde İspanya Milli Takımı ile yazın Afrika'da olacaklar..İkisinin de yedek oturacağı kesin gibi fakat ilk Dünya Kupası tecrübesi bir oyuncu için muhakkak muhteşemdir..

Böylece Barcelona'dan tam 8 oyuncu (Valdes , Pique , Puyol , Busquets , Xavi , Iniesta , Pedro ve yeni transfer Villa ) yazın Afrika'da olacaklar.

Guiza'nın çıkartıldığı kadroda bana göre Negredo olabilirmiş..

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Türkiye'de Fenerbahçeli Olmak


Resimde Bursaspor'un şampiyonluk otobüsünde elden ele dolaşan tenekenin üzerinde 'Size bu kupa bile çok Fenerbahçe' yazıyor..

Fenerbahçe'li olmak artık biz Fenerbahçe taraftarlarının omuzlarına bir sorumluluk , bir yük bindirir hale geldi..Bu bahsettiğim şey bu seneye veya geçen seneye özgü birşey de değil..Açıkçası 2000'li yıllardan itibaren yani özellikle Aziz Yıldırım döneminin bu camia ve elbette taraftarına yüklediği en güçlü hislerden biri 'yalnızlık' hissi oldu..

Bunun çeşitli nedenleri var elbette..Bir kere son 10 yıllık süreçte alınan kupa sayılarına yansımasa bile Fenerbahçe diğer takımlardan çok ayrı bir yere konumlandı..Gerek hepimizin ezberlediği tesisler gerekse sadece futbol değil her spor dalında bayan/erkek ayırt etmeksizin yapılan çok büyük transferler tüm gözlerin Fenerbahçe'ye çevrilmesine neden oldu..

Bu bir kulüp için muhakkak harika bir aşamadır..Hayali kurulan ' Spor Kulübü ' kavramının yerine oturmaya başlaması , o takımın taraftarına müthiş bir haz duygusu verir..Ama yukarıda bahsettiğim bu omuzlara binen sorumluluk / yalnızlık hissi aslında tüm bunların bir sonucuydu..

Bir kulüp düşünün , futbol sahalarında oynadığı her maçta rakibi için sezonun en önemli maçına çıkıyor olsun..Galatasaray , Beşiktaş ve Trabzonspor'un sezon içerisindeki en önemli maçları Fenerbahçe maçlarıdır..Hatta Galatasaraylılar bu durumu kabul etmez ; ' Bizim için bir lig maçı ' demeye kalkarlar fakat elbette durumun böyle olmadığı barizdir..Bu 3 büyük takımın yanında her Anadolu takımının da hedef maçı Fenerbahçe maçlarıdır..Çünkü Fenerbahçe bu ülkede olumlu da olumsuz da farklı bir yerdedir..

Zaten yıllardır çoğu Anadolu takımı futbolcusunun Fenerbahçe maçlarından sonra yaptıkları çeşitli açıklamalar bu maçlara ne kadar ' farklı ' bir motivasyonla hazırladıklarını ortaya çıkartır..

Sen de Fenerbahçe olarak bu ülkenin en büyüğü benim diyorsan , elbette bundan şikayetçi olma hakkın yoktur..

Şimdi devam edelim..Futbolda durum böyleyken , yani ligde oynadığın 34 maçta da karşındaki takım senin önünde herşeyini ortaya koyarken , sen öyle bir atılım yapmışsın ki benzer durumlar bayan / erkek diğer spor branşlarına da yansımış..

Şimdi bakıyorum Vakıfbank Güneş Sigorta dört elle transferlere sarılmış durumda , Efes ile yeni bir final serisi önümüzde ve geçtiğimiz sene yaşanan kavgalar hala akıllarda , voleybol erkekte rakiplerin atılımları ve ayırdıkları bütçeler artıyor..Daha nice spor dalında bu böyle..Yüzmesinden , masa tenisine , küreğinden , boksuna..Sen bütün bu dallarda varsın Fenerbahçe ve bu dallarda hep en öndesin..Böyle olunca senin maçını izlemeye gelen Güneş Sigorta çalışanı da sana küfür ediyor , Efes fabrikası işçiside..

Sen Kadıköy'de Trabzon'dan gol yerken , Trabzon seyircisi kendi takımına değil de Bursaspor'a tezahurat yapmaya başlıyor..Bursaspor'un şampiyonluğunun ardından sokaklar yeşil-beyazla sınırlı kalmıyor , sarı-kırmızı / siyah-beyaz yine çoğu karede varlar..Hatta şampiyonluk kutlamalarında Bursa Atatürk Stadı'nda nice bordo-mavi bayrak ve forma kendisini gösteriyor..

Fenerbahçeliler ile dalga geçmek için sadece bu takımlar değil , benim çıplak gözle formalarını bile göremediğim takımların taraftarları kendilerince videolar çekiyor , makara yapıyorlar..

Benim yalnız Fenerbahçem ise tüm bunlar etrafını sarmışken hala kendi içinde hesaplaşmasını çözmeye çalışıyor..Başkan ne yapacak , Daum ne yapacak , Aykut ne yapacak vs. vs...

Büyük olmak zor..Ben pazar akşamı staddan çıkarken telefonla beni arayanlar arasında Bursaspor taraftarı hariç 3-4 takım taraftarı vardı..Bu Fenerbahçe nefretini aşmanın yollarını ben bilmiyorum..Ama benim yukarıda anlatmak istediğim bunun nedeni olarak Fenerbahçe'nin kendini çok farklı bir yerde konumlandırması ve her branşta diğer camilara en büyük tokatları indiren takım olması yatıyor..

Ben bir taraftar olarak Denizli'de de pazar akşamı da kulübüme çok kızdım..Bu benim en doğal hakkımdı..Küskünlükle , kırgınlıkla ve elbette kızgınlıkla çıkmıştım mabedimden..Yok demiştim , seneye ben yokum bir sene ara vereyim tahammülüm kalmadı diyordum..

Şimdi işin merkezinden çıkıp biraz olan bitene baktığımda görüyorum ki ' Benim Yalnız Fenerbahçemin ' bana ihtiyacı var..Zaten bir biz varız onun için..Bukelamun gibi renk değiştirip kimse sarı-lacivert olmuyor..

Bu ülkede bu kadar Galatasaraylı Beşiktaşlılar , Beşiktaşlı Galatasaraylılar , Bursalı Ankaragücülüler , Trabzonlu Galatasaraylılar , Beşiktaşlı Trabzonlular vs vs varken , son hafta sırf biz şampiyon olamadık diye yıllardır süren Bursa - Beşiktaş düşmanlığı dostluğa , Bursa - Trabzon ise kardeşliğe dönerken , Galatasaray ise zaten tüm bunların abisi iken ben sırtımı mabede , sarı laciverte dönemem..

Dönersem namerdim , siz dönerseniz siz de namertsiniz haberiniz olsun.

18 Mayıs 2010 Salı

Hadi Toplantıya Kadar Kafa Karıştıralım


Profesyonel Futbol Takımımızın yardımcı antrenörlerinden Ayhan Tumani, FBTV eski çalışanlarından Zeynep Tandoğan ile Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılan nikah töreninin ardından dünya evine girdi.

Çiftin nikah şahitliğini Mehmet Dayıoğlu, teknik direktörümüz Christoph Daum ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç yaptı. Yeni evli çifte mutluluklar dileriz.

Yarın öğlene kadar bize ızdırap olsun konulan bu haber..Bu arada Daum'la devam edilirse şaşırmam kesinlikle..

Bu arada çifte mutluluklar..

David Villa Barcelona'da


Sezonun ilk transfer bombası çok erken geldi..Laporta çok ufak bir iki pürüzün ardından cuma günü Nou Camp'ta töreninin olması bekleniyor..Ücret için çeşitli söylentiler var ancak 40-42 milyon € gibi bir rakamın Valencia'ya ödeneceği konuşuluyor..

Daha önce bloga bu dedikoduyu yazdığımda bu fiyatın üzerine Hleb ve Bojan'ı da Valencia'ya vereceğini yazıyordu gazeteler ama şu an güncel gelişmelere baktığımızda takaslarla ilgili medyaya yansıyan birşey yok..

Villa elbette kusursuza yakın bir transfer Barça için..Daha önce dediğim gibi Villa'nın transferi Eto'o'dan bile daha yüksek bir forvet performansı yaratabilir Barcelona için..Şimdi asıl merak edilen konu Zlatan'ın kulüpte kalıp kalmayacağı..Henry'nin Amerika'ya gitmesi kesin gibi fakat Zlatan'ın durumu hala belirsizliğini koruyor..

Villa - Messi - Pedro üçgeni yeterince öldürücü oldu şimdiden..Barcelona ortaya Fabregas'ı da çekerse fenalara sahne olur La Liga..

2009 / 2010 La Liga Şampiyonu Barça


Fenerbahçe'nin bizlere yaşattığının ardından futbolla ilgili ne düşünmek ne de yazı yazmak kolay değil..Hele Fenerbahçe ile ilgili sanki söyleyecek milyonlarca cümlem yarıda kalmış gibi hissediyorum..Hakikaten içimizde kaldı yazılacak , söylenecek onlarca güzel söz ve hikaye..Ama yine de gündemin diğer başlıklarına da yavaş yavaş kaymak gerek..Fenerbahçe'den sonra desteklediğim diğer takım olan Barcelona en azından küçük bir tebessüm yaratabildi bugün yüzümde..

Barcelona'nın başarısı gerçekten olağanüstü..Sene başında birileri gelip herhangi bir insan evladına deseydi ki : ' Abi Real Madrid 98 puanla ligi bitirecek haberin olsun ' o zaman herkes vay be Real'e bak uzak ara işi götürmüş diye düşünürdü..Fakat gelin görün ki Barcelona ezeli rakibinin bu insanüstü performansının bile onları geçmeye yetmeyeceğini tüm dünyaya kanıtladı..99 puanla şampiyon olmak nasıl bir tatmindir acaba..Biz bunları asla kendi takımlarımız için hissedemeyeceğiz elbette..Hani bizim lig için 90 puan olarak belirlesek bu limiti yine mümkün değil..

Barcelona'nın sadece La Liga performansına değineceğim için diğer kulvarları pas geçiyorum..Zaten onları sene içerisinde yazıp çizmiştik..

38 haftalık bir lig maratonunda sadece Atletico Madrid deplasmanında mağlubiyet yüzü görüyorsun ve Real Madrid'e puan bile vermiyorsun..Bu gerçekten müthiş bir başarı..Üstelik ilginçtir ki geçen seneye göre takımın işleyişinde ciddi farklılık var..Geçen seneye göre biraz daha yavaş bir oyun var..Çünkü ileride topu daha çok ayağında tutan ve Eto'o'dan farklı olarak topları önüne değil de sırtını rakibe dayanmış bir şekilde isteyen İbra'nın varlığı sözkonusu..Ayrıca sene içerisinde ciddi sakatlıklar yaşandı..3-4 haftalık eksik periodlar olmasa Barcelona 99puandan daha yüksek seviyelere ulaşabilirdi bile..

Takımda İbra'nın ahengi bozduğu çok konuşuldu ama bu sırada takıma yeni bir silah katıldı..Hoş geçen sene de kendini gösteriyodu fakat bu seneki performansı ile resmen parladı..Ligde 12 gole imza attı Pedro ve pek çok önemli maçta sorumluluk alarak parladı..

Takımda bu sene bana göre en büyük gelişimi gösteren oyunculardan biri de kaleci Valdes idi..Geçen senelere göre kendine olan güveni inanılmaz artmış ve konsantrasyon sorunu ortadan kalkmış göründü sene boyunca..Bariz hatalarından uzak , temiz maçlar çıkarttı..

Önündeki Pique - Puyol ikisili zaten söylenecek söz bırakmıyor insanlara..Tıpkı yıllar sonra anlatılacak olan Xavi - Iniesta ikilisi gibi..Görünen kahramanlar hemen hemen her maçta Messi - Pedro - İbra olsa bile bu iki oyuncu dünya futbolunun gördüğü en iyi ortasaha ikililerinden biri olarak şimdiden tarihe geçti..

Dani Alves ile birlikte özellikle sezonun sonlarında Abidal'in bitmeyen sakatlığında görev alan Maxwell iyi işler çıkarttılar..Alves zaten tren gibi gidip geliyor sağdan fakat Maxwell'in Inter yıllarına göre çok daha fazla geliştiğini söylemek mümkün..Sol beki olmayan Brezilya milli takımına hem Maxwell'in hem Andre Santos'un seçilmemiş olması gerçekten inanılmaz..

Ve elbette esas oğlan..Messi benim bunca yıldır izlediğim en dominant bireysel performansı ortaya koydu..Bunu yaparken sürekli bir istikrar içinde olması ve her maçta kendini tamamen ortaya koyması gerçekten müthiş derecede takdir edilmesi gereken noktalar..Sezonu ligde tam 34 golle tamamladı ve fenomen Ronaldo'nun rekoruna ortak oldu..Sadece La Liga'nın gol kralı olmadı aynı zamanda Altın Ayakkabı'nın da sahibi oldu..

Resimdeki ikilinin akıbeti merakla bekleniyor..Titi'nin ayrılmasına kesin gözüyle bakılırken , İbra'nın durumu belirsiz..Peki Barcelona'nın transfer hamleleri ne olmalı..?Bana göre kesinlikle ortasahaya üçüncü bir oyuncu gelmeli..Keita bir var bir yok , Busquets'in ise yeni bir Xavi veya Iniesta olmasına belli ki daha çok var..Barcelona çok yazılıp çizilen Fabregas transferini yapabilirse muhteşem bir ortahasa oluşacak..

Ve şu şartlarda İbra kalsa da gitse de alınması gereken bir forvet var..Ne gariptir ki ligde 98 gol atmış bir takım için ' forvet lazım ' yazıyorum..Enteresan valla..Ama Barcelona'da Eto'o gibi daha hızlı ve çevik bir forvete ihtiyaç olduğu belli..David Villa hamlesi belki Eto'o'dan bile daha faydalı bir performans doğurabilir..

Son 6 yılda 4. şampiyonluk..Son iki senesi üstüste..Real Madrid'in tonla para harcayıp 102 gol atıp , 98 puan topladığı yılda bile kupanın verilmemesi rakibe verilen bir mesajdır..Real'in dışarıdan yapacağı bir oyuncu transferi bu işi yine değiştirmeyecektir..Ancak iki tarafında artık yüksek sesle söylediği ve bence kesin olan Mourinho hamlesi İspanya'da değişikliğe yol açabilir ancak bana kalırsa yine tüm ipler Barça'da..

Real Madrid'in Mourinho'yu getirdiği sene Barcelona'nın yeni bir şampiyonluk kazanması ve Jose'yi bu sefer üzülürken görmek renkli olacaktır..

Visca el Barça !

17 Mayıs 2010 Pazartesi

İnandığım Masallar


Dün eğer herşey yolunda gitseydi buraya küçük küçük anektodlarla gelen şampiyonluğun şifrelerini maddeleyecektim..Bunlar küçük hikayelerdi ve şampiyonluğun anahtarları olacaklardı..

Ama bugün o hikayelerin birer masaldan ibaret olduğu ortaya çıktı..

Daum'un macerası bittiği yerden , Denizli'den başlamış ve Fenerbahçe 0-2 ile engeli aşmıştı..Daha o gün bunun bir işaret olabileceğini , Fenerbahçe'nin sırf şu galibiyetinin bile değişik anlamlara gelebileceğini düşünmüştüm..

Hem sonra Denizli'nin küme düştüğü sene Daum'un Fenerbahçesi'nin şampiyon olması daha anlamlı olmaz mıydı..?

Sami Yen'de Volkan'ın inanılmaz kurtarışı bir işaret değil miydi..?

Ya Kadıköy'de kurtardığı penaltı..?Bunun bir anlamı olamaz mıydı..?Bunlar şampiyonluk hikayelerini oluşturan küçük parçalar değil miydi..?

Seyircisiz Ankaragücü maçında Özer'in uzatmalarda çıkarttığı top..?Manisa deplasmanında Gökhan Ünal'ın son saniye golü..?Bunlar takım ikinci olsun diye mi vardı..?

Kasımpaşa maçında Bekir'in o kafa golü , aslında gelecek şampiyonluğun bir diğer önemli adamını Bekir yapmayacak mıydı..?O golün yıllarca unutulmayacak bir hikayesi olmayacak mıydı..?

Ama dün öyle şeyler yaşandı ki Kadıköy'de , tüm bu olanlara rağmen gerçekten Tanrı'nın istemediğini gösterdiği bir gündü..Fenerbahçe 5 maçta kaçırdığı gol pozisyonun tek bir 90 dakikaya sığdırdı ve 90dakika şampiyonluğun gittiği maça denk geldi..

Futbol tanrıları derler ya , ben dün akşam öyle birşeyler olduğuna gerçekten inandım..İstemediler..Belki çekilen bir iki şutta direkleri bile küçültüp topun ağlara gitmesine engel olmuşlardır kim bilir..Çünkü dünün başka bir açıklaması yok benim gözümde..

Bu yukarıda yazdığım küçük hikayeler ise benim inandığım masallar olarak bu senenin sonu oldu..

Susma , Bir Şey Söyle..

Ne yönetimden ses var , ne FBTV'den..Biz kendimizi ancak şarkılarla avuturuz..

Nev'den gelsin o zaman..

Susma bir şey söyle biraz olsun yardım et
Gelemiyorum üstesinden ben bu aşkın tek başıma
Susma sen sustun ya yalnızlık çöktü üstüme
Anladım bu bir rüya,anladım bu son veda

Her gece hayalimde çiziyorum resmini,her halini
Fikrine sürgün sesine hasret
Sabah olup uyanınca silinip de gidiyorsun ya,tek başıma
Zaten hiç benim olmadın ki

Yine de insan soruyor kendine,
Bu yazık hikayenin neresindeyim? yeter ki…

Susma bir şey söyle biraz olsun yardım et
Gelemiyorum üstesinden ben bu aşkın tek başıma
Susma sen sustun ya yalnızlık çöktü üstüme
Anladım bu bir rüya,anladım bu son veda

Ne kadar kırılsam da ah etmem hakkım yok buna
Hem zaten davetsiz bir misafirdim ben aşkımla
Ne bir aptalın gölgesiyim,ne bir sevda kölesi
Sadece hesapsız bir gönül bahçesi

Yine de insan soruyor kendine,
Bu yazık hikayenin neresindeyim? yeter ki susma..

Susma bir şey söyle biraz olsun yardım et
Gelemiyorum üstesinden ben bu aşkın tek başıma
Susma sen sustun ya yalnızlık çöktü üstüme
Anladım bu bir rüya,anladım bu son veda

' Lan Bi Kaza Çıkacak '

Enteresandır maçtan önce stresi çok yoğun hissetmiyordum..Hatta stada girdiğim zaman bile normal şartların aksine adrenalin çok yüksek seviyelere ulaşmadı bende..Sorun bende herhalde diyordum , bu kadar rahat olmamam lazımdı ama öyleydim yani ne yapayım..Denizli faciasını yaşayan bir camianın kendi seyircisi önünde işi şansa bırakmayacağını düşünüyordum..Mantığımın haklı çıkacağını düşünüyordum..

Derken maç başladı , onu da geç gol oldu falan filan herşey ne kadar güzeldi hakikaten..

Zaten rahattım bir de 1-0 olunca tamam ya dedim çalsın sazlar oynasın kızlar..

Ondan sonra bana bişeyler olmaya başladı..Sahada olan herşeyden anlamlar çıkartmaya başladım..Mesela çok basit atakları bitiremiyorduk , ulan diyorum birşeyler ters gidiyor..Bursa'da öne geçmiş bi de , lan diyorum şimdi bi kaza çıkacak..

Selçuğun faulünden sonra Selçuk - Gökhan ve sanırım Mehmet Topuz hakeme itiraz ederken ' lan koşun adam kaçıyo ' diye bağırdığımı hatırlıyorum..Sonrasında Burak tam benim hizamda orta yapmaya çalıştığı topu ağlara gönderdi..

Birşeyler ters mi gidicekti hakikaten..?Bir daha mı yaşanacaktı o travma..?

Sonra inanılmaz şeyler olmaya başladı..Alex gözü kapalı atacağı golleri atamıyor , en basit son pas bir türlü hedefe ulaşmıyordu..Bu arada o da ne ' tık ' Bursa 2-0..İş bitti o tarafta yani..Saldır Fener'e döndük tabi biz..

Trabzon kalecisi Onur'un ilk yarıda çıkardıklarından sonra devreye 1-1 girerken ya tamam diyordu herkes bir şekilde takım ikinci yarı toparlanır..Zaten biz Migros tarafı kaleye daha iyi saldırıyoruz..Yüklen moruk yüklen şampiyonluk geliyor..

İkinci yarı başlar , takım rakibini kendi yarısahasına gömer..Normal şartlarda 50 kere gol olacak toplar ya auta gider , ya Onur panter kesilmeye devam eder..Yahu diyorum bi boklar ters gidiyo anlamıyorum..

Geçen hafta Cristian'ın gol sevinci flashback gibi gözümde çakıyor..Lan bu akşam biz ağlamayalım sakın..

İlk yarıda çizgiden çıkanlara , direkten dönenlere ikinci yarıda Cristian'ın şutu da ekleniyor..Yok abi diyorum allah istemiyor herhalde..

Daum çıkıyor Guiza'yı yanına çekiyor..Takım şampiyonluk dakikalarında yine tek forvet..Gökhan geliyor bi hareketlenme dalgası daha..Karamboller , şutlar falan hepsi Onur'da..Aklıma 1996 geliyor..O günün Fenerbahçe kalecisi Rüştü geliyor aklıma..Neler çıkarmıştı sahi öyle..?Hami'yi herhalde deli etmişti 90'da çıkardıklarıyla..Tarih mi tekerrür ediyor diyorum , tarih intikamını mı alıyor Onur formasıyla bizlerden diyorum..Bi boklar ters gidiyor diyorum , maç bitiyor diyorum , şampiyonluk gidiyor diyorum..

Aklıma Bursa maçı geliyor bu sefer..Lan diyorum o maç 2-2 bitse şimdi samanyolu yapıyorduk stadda..Bu sırada Alex çok net golü üstten auta atıyor..O sırada Emre yere yığılıyor , savunmada Lugano kendini yere bırakıyor..Bunlar belki televizyondan görülmemiştir..

O an işte hazırlıyorum kendimi kaçacak olan şampiyonluğa..Bu da gol olmadıysa bu iş olmayacak belli oldu diyorum..

Saçma bi anans geliyor , galeyana geliyor insanlar..Cep telefonundan bakıyorum , Bursaspor : 2 - 1 : Beşiktaş yazıyor..Yanında da FT yazıyor..İş bitmiş yani..Dönüp sahaya bakıyorum bizimkiler geri pas yapıyor , bir an sonra binlerce insan sahaya iniyor..

Bense o sırada yavaş yavaş tribünün merdivenlerinde , başım önde yollanıyorum..Ağlamıyorum , kimseye küfür etmiyorum , birşey hissetmiyorum bile belki..Şok mu o da değil..Biz zaten bunu daha önce de yaşadık..Belki bu daha bile dramatik ancak Denizli'yi yaşayan biri olarak o zaman çok daha fazla kahrolduğumu hatırlıyorum..

Neyse işte , 90 dakika boyunca bu işin sonunda bizim gülmeyeceğimizi kader , tarih , tanrı veya kaleci Onur ne derseniz deyin bize gösterdi..En azından ben maç boyunda ne bir tezahurata katılabildim , ne ağzımı doğru düzgün açabildim..Beni böyle bir ruh hali kapladı maçın özellikle 20.dakikasından sonra..

Staddan çıkarken içimden ' bu sefer kombineyi yenilemeyeceğim ' diyordum..Şimdi baktım , önümde 3 gün var karar vermek için..Çarşamba son günmüş..Allah kahretsin diyorum şimdi , beni bu kadar üzüp , bu kadar ona muhtaç hissettiren başka bir şey var mı bu dünyada diye..

Önümde hiç başlamadığım ve bir hafta sonra vermem gereken bir tez var..Şu ruh haliyle o da yalan..

Fenerbahçe ömrümü yedin..

16 Mayıs 2010 Pazar

DJ Kopar Bizi / Şampiyon Bursaspor

Maçın aslında çok fazla hikayesi var..Guiza'nın attığı gole rağmen kaçan goller , girmeyen toplar , Trabzonspor kalecisi Onur'un inanılmaz performansı maç içinde sürekli Fenerbahçe'nin bir şekilde şampiyon olamayacağını düşündürdü..

Rezaletleri , skandalları falan geçiyorum artık..Ben konuşmak istemiyorum..Denizli faciasından sonra Trabzon faciası bünyeyi ilki kadar sarsmadı..

Bursaspor'u tebrik ediyorum..