15 Mayıs 2010 Cumartesi

Maça Doğru , Fenerbahçe - Trabzonspor

Allah yardımcınız olsun.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Lioubov Chachkova Fenerbahçe Acıbadem'de


Basketbolda dünyanın en iyisi olarak kabul edilen Diana Taurasi'yi bayan basketbol takımına transfer eden Fenerbahçe , bayan voleybolda da dünyaca ünlü bir ismi kadrosuna kattı.. Lioubov Chachkova artık Fenerbahçe Acıbadem forması giyecek..Eğer Gamova kalmaya ikna edilebilirse Gamova ile muhteşem bir ikili olacaklarına hiç şüphe yok..Gamova'nın da kalması için yapılmış bir hamle olarak düşünülebilir tabii ki bu..Bu transferle birlikte bu sene kaçan Avrupa Şampiyonluğu önümüzdeki sene kaçamayacak gibi görünüyor..

Federasyonun çıkarttığı 3+1 yerine 3 yabancı kısıtlamasına da takılmayacak gibi duruyor..Eski voleybolcu Aytaç Kılıç ile evli olan ve Kılıç soyadını da taşıyan Chackova eğer bir engelle karşılaşmazsa Türk statüsünde oynayacak..

Tabii transferde en az kulüp kadar katkısı olan biri varsa o da resimdeki adam Mehmet Ali Aydınlar'dır..Kulübün böylesine güçlü ve karşılık beklemeden sadece veren isimlerle ne kadar farklı boyutlara ulaşabileceğinin bir numaralı örneğidir Mehmet Ali Aydınlar..

Dediğim gibi voleybola gelecek sene de hem Türkiye'de hem de Avrupa'da ambargo koymaya geliyor Fenerbahçe Acıbadem..

Bayan branşlarda yapılabilecek en muhteşem iki transfer yapıldı desek yeridir..

Brezilya'nın Solu


Dunga'nın Dünya Kupası kadrosu bana göre bizlerin izleyeceği en zayıf ve renksiz Brezilya'yı oluşturuyor..Seçilenlerden çok seçilmeyen oyuncuların damga vurduğu kadrodan anlayabileceğimiz şey Dunga'nın klasik Brezilya gibi değil daha savunmacı ve oyunu tutmaya yönelik bir takım oluşturmaya çalıştığı..Bunu gerçi eleme grubunda oynadıkları maçlarda görmüştük fakat sezon içerisinde vites büyülten bir Ronaldinho , gollerine devam eden bir Adriano veya Real Madrid'de harika bir sezon geçiren Marcelo gibi hücumu direk olarak etkileyebilecek oyuncuların kadroda olmasını bekliyordum..

Şimdi baktığım zaman Brezilya ortasahası olabilecek en zayıf tercihlerden oluşuyor..Elano-Melo-Baptista ve Kleberson dörtlüsüne milli formayı vermek gerçekten enteresan seçimler..Bu dört oyuncu arasında vasat bir sezon geçiren bile yok..Dunga bu isimler yerine Avrupa'dan bulamadıklarını Brezilya içinde bile bulabilirdi..Hernanes şimdi bu isimlerden daha mı kötü..?

Hele sol bek konusunda Dunga bir çığır açtı..Cruzerio'da oynayan Gilberto'yu sol bek olarak kadroya alan Dunga bölgenin ikinci adamı olarak Lyon'da sol önde oynayan Bastos'u seçti..Bastos'un bu arada takımı hakettiğini düşünüyorum ama gidip şimdi o da Gilberto'nun arkasında yedek beklerse komik olacak..

Sol bek için yelpazesinde Marcelo - Andre Santos - Maxwell gibi isimler varken yaptığı bu tercihleri anlamlandırmak gerçekten zor..

Stoperler arasında formaya layık görülmeyen Chelsea'li Alex'in de ciddi şekilde hakkının yendiğini düşünüyorum..

Forvetlerde tüm yük Luis Fabiano'ya binecek gibi duruyor..Robinho'nun forvet performansı bana göre hiçbir zaman yeterli değildir..Nilmar sağlam savunmalar karşısında ne kadar iş yapar bilemiyorum..Çok kötü bir sezon geçiren Grafite ise ne kadar şans bulacak merak konusu..

Dediğim gibi izleyebileceğimiz en zayıf Brezilya geliyor sanırım..Hadi en zayıf demeyelim ama en sıkıcı olmaya adaylar..Hele grupta onları bekleyen Fildişi Sahilleri ve Portekiz gibi iki rakipleri varken çok kritik kadro yanlışları yapıldı..

Arjantin'in de teknik yönetim açısından zayıflığını , Maradona'nın Zanetti ve Cambiasso gibi iki temel direği takıma çağırmadığını varsayarsak , Messi büyücülüğe soyunmadığı takdirde kupa Avrupa'ya gelecek gibi duruyor şuan..

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Şampiyon Chelsea

Artık özellikle Avrupa Futbolu'nda rekabet eden takımların sayısı azalmaya başladı..İspanya bunun bir numaralı örneği..Barcelona ve Real Madrid'in mevcut puanlarının toplamı arkalarındaki 3 takımın toplamından fazla..Fransa'da yıllarca Lyon'un üstünlüğü hala akıllarda..Almanya'da ise başında doğru düzgün bir hoca varsa bir şekilde Bayern işi alıp götürmesini biliyor..İtalya'da Inter-Roma dışında ilk ikiyle alakası olan takım yok..Bunu kırabilecek kaliteyi hep İngiltere'de aradık..Hani şu laf vardır ; ' abicim bi Wigan çıkıyo tıkır tıkır oynuyor '

Yok bu sene pek olmadı o iş..İngiltere'de başından beri Chelsea ve Manchester United'ın liderliğinde yürüdü iş..Şampiyonlar Ligi'nde kendini bitiren Arsenal'in nefesi yetmezken , Liverpool'un ise kötü kadrosu rekabete devam edemedi..

Premier'in bu sene en keyifli anları Tottenham - Aston Villa ve zaman zaman Manchester City'nin işin içine girdiği anlardı..Bu üç takım tüm dengeleri değiştirdiler..Özellikle Tottenham her takıma çarptı neredeyse..

Manchester United'ın 2-3 seneye göre eriyen kadrosuna rağmen işleyen sistemine karşı Ancelotti ilk zamanlar Scolari'nin yapamadığını denemiş ve 4-3-1-2 ile zaman zaman Deco'yu Chelsea'nin Alex'i yaparak kullanmaya çalışmıştı..İtalyan hocaların forvet arkası 10 numara tercihleri şaşırtıcı olmamıştır zaten çoğu zaman..

Chelsea bu sene çok dengeli bir takımdı..4-3-1-2 oynarken de böyle , 4-3-3'e döndüklerinde de böyleydi..Sadece 2009 Aralık ayı Chelsea için kabus gibiydi..Bu dönem dışında Chelsea çoğu zaman standartlarını sahaya yansıttı..Ancelotti takım tarafından kabul gördü ve sevildi..Afrikalı oyuncuların çok olduğu takımlarda teknik direktör/oyuncu ilişkisinin biraz daha hassas olduğu bilinir..Drogba-Kalou ikilisinin muhteşem formunun altında bu teknik direktör/oyuncu ilişkisinin iyi olması da muhakkak bir etkendi..

Bu işi Manchester'da aldıkları galibiyetle bitirmişlerdi aslında..Wigan karşısında bugün attıkları 8 golle Premier Lig gol rekorunu kırdılar..(103 gol) Didier Drogba'da Rooney'in takımını tek başına sırtladığı seneyi gol kralı olarak bitirdi..

9 Mayıs 2010 Pazar

Ankaragücü : 0 - 3 : Fenerbahçe

Bursa'dan kalkan otobüsler , olayı çirkinleştirmeye çalışan açıklamalarla olası Fenerbahçe galibiyetine gölge düşürmek isteyen isimler ve belki de Ankara tariihinin gördüğü ilk tribün kareografisi..Maçtan önce yedeğinden masörüne kadar toplanıp yeminler eden Ankaragücü..

Fenerbahçe çoğu zaman olduğu gibi sadece arkasında Fenerbahçelilerin desteği ile sahaya çıktı..Santos'un sakatlığından ötürü beklenen kadro sahadaydı..

Fenerbahçe kontrolü maçın başında eline almakta sıkıntı çekti..Ankaragücü özellikle kendi solundan oyunu akıtmaya çalıştı..Rothen üzerine oyunu yığmayı planlarken kendi sağ kanadından sıkıntı çekti Ankaragücü..

Oyunun akışı düşük temponun devam edeceği ve özellikle Fenerbahçe açısından maçın bir duran top veya Alex sihriyle açılabileceğini düşündürmeye başlamıştı bizlere..Pozisyon bulmakta sıkıntı çeken Fenerbahçe bir korner ile kilidi kırdı..

Lig de sezonun ilk golünü atan Mehmet Topuz son haftalarda Fenerbahçe'nin en enerjik ve en istekli oyuncularından biri..Daha önce ki yazılarda da Mehmet Topuz'un artık kanat oynamaya alışmaya başladığını ve fiziken çok güçlendiğini yazmıştım..Böyle kritik bir gol atması ayrıyetten sevindiriciydi..

Bu golün ardından Fenerbahçe kapanıp , kontra kovalamaya ve sürpriz isimleri savunma arkasına sarkıtmayı planladı..Özer ve Mehmet buralarda tehlike unsuruydu..Fenerbahçe'nin bu maçta oyunu genel olarak kontrol etmesinin en önemli nedeni Emre ve Selçuk'un geçtiğimiz haftalarda ki tempolarına ve dirençlerine dönmüş olmalarıydı..

İkinci yarıya girerken Alex'in yerine Cristian'ın girdiğini görünce şaşırdım..Alex'in hastalığı olduğunu ve maça ateşle başladığını biraz evvel öğrendim..Yani kısacası zorunlu bir değişiklik olmuştu..İkinci gol gelmeden önce düşündüğüm şey bu maç 0-1'e kitlenip devam ederse ileri çıkmakta ve topu tutmakta sıkıntı çekecek Fenerbahçe için maç çok zor olabilir idi..

Ama yine bir duran top ve yine bir sürpriz isim..Sürpriz dediğimize bakmayın Guiza'dan bahsediyoruz..Aslında vurduğu kafa pek temiz bir vuruş değildi ama şiddetinden ve kaleciyi orada hazırlıksız yakalamanın verdiği fırsat topun gol olmasını sağladı..Bizler de Alex'in yerine giren Cristian'ın oyun anlayışını kötü etkileeceği düşüncesinden kurtulmuş olduk ikinci golle..

Sonrası daha düşük tempo..Fenerbahçe kapanıp , çoğalan ortasahasının da etkisiyle rakip yarısahaya hızlı geçmeye başladı..Oyun artık iyice rahatlamıştı..Bir de Cristian'ın enfes golü gelince iş artık iyice keyfe döndü..

Fenerbahçeli oyuncuların oyunun özellikle son 10 dakikasında gol yememek için ortaya koydukları mücadele muhteşemdi..Savunma oyuncuları açısından genelde rahat bir maç oldu..Emre-Selçuk ve Cristian üçlüsü oyunu sürekli tuttu..

Fenerbahçe'de öne çıkan kim vardı deseniz hani çok net isim de söyleyemem..Mehmet Topuz ve Wederson biraz daha ön plandaydı sanki..

Herkes bu konu hakkında birşeyler yazacaktır ama ben kısa keseceğim..Derdin neydi Ümit Özat..?Bu taraftar bu forma altında seni gözyaşlarıyla ve omuzlarda uğurladı..Eyvallah profosyonelsin ve bir takımın antrenörüsün fakat bu kin,nefret neydi..?Neden kendi kendine koskoca bir camianın üzerinde ki tüm sevgini bitirdin..?Eden bulur Ümit Özat..

Ve şimdi finale geldik..Haftaya için söylenecek çok fazla şey var belki ama şimdi birşey söylemek istemiyorum gerçekten..

Günün Rakamı



Arjantin'in forvet dörtlüsü ; Messi 32 + Higuain 27 + Tevez 23 + Milito 20 = 102

Bu dört oyuncunun sadece lig maçlarında attıkları gol sayıları toplamı..

Henry'nin Mutluluğu


Bir futbolcu düşünün ki kariyerinde ulaşamadığı bir başarı hemen hemen yok..Arsenal forması altında tartışmasız dünyanın en iyilerinden biriydi..Premier Lig'in gol kralı oydu..Fransa ile Avrupa ve Dünya Kupaları kaldırdı..Arsenal'de yapamadığını Barcelona'ya gelince yaptı ve Şampiyonlar Ligi'ni kaldırdı..

Bu sezon hemen hemen hiç katkı veremedi..Sakatlıklar , formsuzluk ve milli maçta yaşadığı olaydan dolayı belki de yıprandı ve önümüzdeki sezonda Barcelona'da kalmayacağı kesin gibi..Ve bunlara rağmen Sevilla gerilimi ardından takımın saha içi sevinçlerinde o kadar mutlu ve içten davranıyordu ki..Televizyonda maçın ardından onu izledim , resim olarak bunu bulabildim sadece ama buradaki ifadesi bile herşeyi anlatıyor..

Hakikaten başka bir adamsın Henry..Umarım haftaya sol tepeden aşağı sokulurken sağ plase ile uzak kale direğine yollarsın topu..Sana böyle veda yakışır..