1 Mayıs 2010 Cumartesi

Fenerbahçe : 2 - 0 : Eskişehirspor


Beklendiği gibi bir atmosfer , beklendiği gibi bir kadro vardı Kadıköy'de..Sahaya çıktığında bile inanmışlığını görebileceğiniz bir takımın varlığı maçın henüz başında bile taraftara gerekli güveni ve morali veriyor..Sahada henüz ısınırken bile hal ve hareketlerinden oyuncuların bu işi ne kadar istediğini görebiliyorsunuz..Fenerbahçe taraftarının en çok hoşuna giden şeyler bunlardır zaten..

Geçelim maça..Santra ile birlikte müthiş bir baskı ve pres..Takım bağıra bağıra ben bu maçı istiyorum ve alacağım mesajını hem rakibine hem taraftara veriyor..

Guiza dışında hücum hattına katılan herkes inanılmaz bir güçle oynadı..Ben geçen hafta içerisinde yazdığım ' Fenerbahçe'nin Yeni İskeleti ' isimli yazıda aslında çoğu kişinin farketmediği ancak Daum'un yarattığı yeni bir iskeletten bahsetmiş ve özellikle Mehmet - Özer - Emre üçlüsünün bu iskelette ki rolü ve yarattıkları etkilerden bahsetmiştim..

Dün maç öncesi yazısında Mehmet ve Özer'in Kasımpaşa maçında olduğu gibi yine çizgiye inmeyip , Alex ile girecekleri varyasonlarla içeri katetmeleri gerektiğini yazmıştım..Bugün ikisi de bana göre mükemmele yakın bir oyun ortaya koydular..Özer'in oyunu sürekli açma çabası ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisine , Mehmet'in inanılmaz fiziksel gücü ve sene sonunda bile olsa yavaş yavaş artık iyi bir sağ ön oyuncusuna dönüşmesi takdire şayan..

Bugün baktığımızda Fenerbahçe ortasahası 4 yerli oyuncudan oluşuyor ve son yıllarda olmadığı kadar verimli çalışıyor..Oyunun defansif kısmında içine Aurelio kaçmış Selçuğu izliyoruz..Kadıköy'de Selçuk artık alkışlanan , beğenilen adam..Müthiş özverili oynuyor..Artık işin sadece defansif yönünde değil hücumlara da katılıyor..Bugün çoğu pozisyonlarda dikkat ederseniz Selçuk kamerada..

Bugün uzun zaman sonra Alex'in harika frikiği ile öne geçti Fenerbahçe..Vuruş kusursuzdu , yapılacak hiçbirşey yoktu..Kaptan böyle istemişti..

Golden sonra tribünlerde takımın havasına iyice girdi..Takım müthiş istiyordu , riske edilecek bir durum yoktu..Yani 2.gol şarttı..Fenerbahçe bu sene hiç izlemediğimiz kadar hızlı ve özgüvenli oynuyordu..Alex - Mehmet - Özer üçlüsü başta olmak üzere müthiş varyasyonlar geliyordu..Tık tık tık , kusursuz paslar..

Uzun zamandır hakettiği golü arayan Özer attığı golde , gol vuruşu veya kalecinin hatası dışında o topu alışı ve Cristiano Ronaldo gibi çekişiyle tribünleri büyüledi..

2.golden bile sonra Fenerbahçe yüklenmeye devam etti..Mehmet'in kaçırdığı , Guiza'nın sayılmayan ama bence temiz golü derken tribünler de mest oluyordu..İşin savunma yanında ise Eskişehir santrayı bile zar zor geçiyordu..Atılan uzun toplar Lugano ve Bilica'dan dönüyor , Gökhan ve Santos ile şekilleniyordu..

Bugün özellikle Gökhan ondan beklenen oyunu oynadı..Yorulmadan 90 dakika boyunca bindirdi..Göze çarpan bir başka şey artık Mehmet ile oyun stillerini oturtmaları ve birbirlerini anlamaları..

Bugün takımda Guiza yerine sıradan bir forvet olsa Fenerbahçe 2-0 değil , 4-0 kazanırdı..Şuan durup düşünüyorum takımda kime hakettiği övgüyü yazamadım diye..Herkes mükemmel oynadı bana göre..Herkes güven verdi..Ve bizleri en çok mutlu eden herkes inanıyor ve herşeylerini ortaya koyuyor..

İkinci yarıda akıllarda kalan tempoyu biraz düşürüp çarşambayı yedekleyen Fenerbahçe'de akıllarda kalanlar ; Alex'in direkten dönen harika plasesi , Alex'in müthiş pasında Özer'in kaçırdığı gol , Gökhan'ın bindirmeleri..

Ve elbette taraftar..Maçtan önce hazırlanan anlamlı kareografi..Koordine bir tribün ve enfes bir show..Bu takım böyle oynadığı zaman tribünlerin onlara vereceği şeylerin haddi hesabı yok..Fenerbahçe'nin değişen bir özelliği de maçlara başlarken ki kafa yapısı..Eskiden 0-0'a dayanan ve rölanti oynayan hatta ilk yarıların çoğunu boş , pozisyonsuz geçen bir takım vardı..

Şimdi santra ile beraber topu taca yollayarak oyunu oynamak istediği bölgeyi rakibine gösteren , müthiş pres ve dirençle rakibini karşılayan ve topu yiyen oyuncular görüyoruz..

Şimdi çarşamba 27 yıllık özlemi sona erdirme zamanı..Eğer o da olursa haftaya Ankara'ya sadece Bursalılar gelmesin , Galatasaraylı ve Beşiktaşlılar da gelsin..Tüm Türkiye birleşebilir , bu inanç herkesi yener..

30 Nisan 2010 Cuma

Maça Doğru , Fenerbahçe - Eskişehirspor


Kritik haftalar geldi çattı..Yarın oynanacak iki maçın ardından lig belki de büyük oranda şekillenmiş olacak..Maçların aynı saatte oynanması da hem İstanbul'da hem de Bursa'da oyun stratejilerini etkileyecektir..

Mesela erken gelen bir Fenerbahçe golü haberi Bursa'da küçük çaplı bir panik yaratabilir..Tabii şu ana kadar dediklerimiz olasılıklardan ibaret..Biraz sahaya inelim o halde..

Eskişehir'in ne oynayacağı konusunda net bir fikrim yok..Rahat ve yapısı itibariyle hücumu seven bir takım..Zaten geçen hafta da Trabzon maçında özellikle rakibi 10 kişi kaldıktan sonra oyunu çok rahat bir şekilde rakip yarı alanda oynadı..Fenerbahçe ortasahası karşısında bu kadar rahat olamayacakları kesin..Ama ben Eskişehir'in sanki ligin başında oynuyormuş gibi savunmaya çekileceğini düşünüyorum..

Zaten maçta belirleyici rol Fenerbahçe'de..Son haftalarda uyguladığı oyun tarzını yine sahaya yansıtmak isteyecektir Fenerbahçe..Bilica'nın dönmesiyle yeniden ideale dönen savunmanın önünde , Daum'un artık klasikleşen diyebileceğimiz Mehmet Topuz - Selçuk - Emre - Özer ortasahası oynayacaktır..Alex - Guiza ikilisi de forvet ikilisi diyebileceğimiz şekilde ileride olacaklar..

Eskişehir'in hücum hattında oynayan Ümit ve Adem etkili bir ikili..Bir de arkalarında Sezer yine tehlikeli bir oyuncu..Fenerbahçe'nin son haflarda sahaya yansıttığı defansif ve oyunu tutan futboldan taviz vermemesi için yeterli sebepler var yani..Burada önemli olan ortasahada Fenerbahçe'nin kağıt üzerinde gözüktüğü kadar üstün olup olamayacağı..

Eskişehir'in önemli sıkıntısı ağır defans oyuncularına sahip olması ve savunma arkasına kaçırdığı adamlar..Burada bahsedebileceğimiz Guiza faktörü var ancak benim daha çok beklentim olan oyuncular , Kasımpaşa maçında olduğu gibi Özer ve Mehmet..Geçen maç oynadıkları gibi yine içeri katederek ve top isteyerek oynarlarsa ağır Eskişehir savunmasının dengesini bozabilirler..Bu bozulan dengeden en iyi faydalanabilecek oyuncu da Alex elbette..Birden nereden geldiğini anlamadan topu ağlara gönderebilir..

Kasımpaşa maçının ikinci yarısında oyuna üretkenliği getiren şey Mehmet ve Özer'den ziyade beklerin ve hatta Selçuğun oyuna katılmasıydı..Bu en kilit varyasyonlardan biri Fenerbahçe için..İlk yarıda olmasa da ikinci yarıda beklerin de hücuma katılımı oyunu zenginleştirebilir..

Fenerbahçe liderliği yakalamanın ve bir sonra ki haftanın öneminin bilincinde olarak maçta sürekli agresif ve isteyen taraf olmalı..Oyuncular üretken olamadıklarında bile arkalarına tribün desteğini alarak agresif oyuna devam etmeliler..Zaten Fenerbahçe bu noktaya geldiyse bunun bir numaralı nedeni oyuncuların mücadele etmeleridir..Eğer ligi istiyorlarsa bundan başka yol yok zaten..

Biletlerin tükendiği maçta müthiş bir tribün desteği olacaktır..Taraftarda son haftalardan en az takım kadar agresif ve istekli..Fenerbahçe bu havayı arkasına alırsa büyük avantaj yakalar..

Fenerbahçe'nin herşeyini ortaya koyması gerektiği bir maç daha var önünde..Kadıköy'de deplasmanlara oranla çok daha agresif olan takımın bu engeli aşması ve Bursa'dan gelecek güzel haberleri beklemesi gerekiyor..Ben Bursa'nın yarın puan kaybetmezse , Beşiktaş'ı da yenip 6 puanla Fenerbahçe'yi bekleyeceğini düşünüyorum..Ancak yarın nedense sanki Bursaspor takılacak gibi geliyor bana..

Yani aslında Fenerbahçe'nin fazla bir seçeneği yok..Oyna , kazan..

Saldır Fener..

Kupa Finali Saati : 15:45


Federasyonun aldığı karara göre 5 Mayıs Çarşamba günü oynanacak Türkiye Kupası Finali saat 15:45'te başlayacak..Bu kadar enteresan bir karar daha hatırlamıyorum..Milyonlarca insan çalıştıkları veya okula gittikleri için maçı canlı izleyemeyecekler..Hangi akla hizmet bu karar çıktı anlayamıyorum..

Acaba ışıklandırma ile ilgili bir sorun mu var..?Veya güvenlik tedbiri vs..?E o zaman da neden Urfa seçildi sorusu dan diye karşımıza çıkıyor..

Bu zihniyete sahip insanlar ülkeyi 2016'ya hazırladıklarını düşünüyorlar..

Çarşamba okulu asıcaz , yapıcak bişey yok..

David Villa Dedikodusu


Bazen Türkiye'de varolan transfer dedikoduları sistemini eleştiriyoruz fakat dünyanın her yerinde bu böyle arkadaş..Tabii Fotogol kadar değiller , o alanda hala açık ara önde olan gazetelerimiz var..

Barcelona Inter'e elendikten sonra Madrid'in bir numaralı gazetesi olan Marca'nın halının altındaki tozları ortaya çıkartma vakti geldi elbette..Şuan özellikle Barcelona temalı haberlerde sürekli bir dedikodu ve varolup olmadığını bilmediğimiz huzursuzluklardan bahsediliyor..Marca'nın son manşeti David Villa'nın Barça'ya transferi..

Laporta ve Guaridola'nın Villa'yı çok istediğini yazan Marca'ya göre Barcelona Villa için Valencia'ya 40 milyon € + Hleb + Krkic paketini veriyor..

Marca'nın şuan en önemli hedefi Katalanları La Liga'nın zirvesinden de defetmek..İspanya'da ki basın ayrımcılığı da ayrıyetten incelenmesi gereken bir konu..Marca ile El Mundo Deportivo'nun olaylara bakış açısı siyah ile beyaz gibi..

Bu arada dedikodunun da gerçeklik payı var..Geçen sene de Barcelona Villa için girişimler yapmıştı..Zlatan'dan beklediğini alamayan ve bana göre Pedro'nun yerine de Robben/Ribery tarzı bir oyuncuya ihtiyacı olan Barça için Villa müthiş bir transfer olurdu..

29 Nisan 2010 Perşembe

Günün Fotoğrafı



10-12 tane resim koyacaktım ama 2 tane ile yetinelim ve Barça-Inter konusunu bu iki resimle kapatalım istedim..

Moratti tam karikatürlük..Üstteki resimde ise Jose Pep'e Zlatan'ı nasıl kullanabileceğini anlatıyor belki de..

Kahramanlar İtalya'da



Başarıya açlık diye buna derim ben..

28 Nisan 2010 Çarşamba

Barcelona : 1 - 0 : Inter / Ayağıma Prangalar Vurdular


Barcelona , Madrid'i deplasmanda 0-2 geçtikten sonra özellikle Madrid medyası gelecek sezon için Madrid'in olası teknik direktörlerini tartışmaya açmıştı..Yapılan anketlerde dikkat çeken en önemli nokta Madrid taraftarının Jose Mourinho ismini kesinlikle takımın başında görmek istemedikleriydi..Bu akşam o anketleri bir daha koysa keşke Marca gazetesi..Çünkü şuan pek az Real Madrid taraftarı hala Jose'yi sevmiyor olabilir..

Barcelona'nın maçtan önce müthiş bir inancı ve motivasyonu vardı..Bloga koyduğum ve maçtan önce sürekli Barca TV'de dönen , Inter maçına ilişkin yapılan videolar tribünleri maça çağırıyodu..Maçtan önce oluşturulan kareografi tek kelimeyle harikaydı..

İki takımda maçtan önce beklenen ilk 11'ler ile sahadaydı..Barcelona'dan bizlerin beklediği müthiş bir tempo,pas trafiği ve sağlı sollu ataklarla Inter'i şaşkına çevirip araya bir gol sıkıştırmasıydı..Biz bunu bekliyorduk belki ama Barcelona'nın bize alıştırdığı bu oyunun gerçekliği kadar Inter'in de bir direnci , savunma performansı ve fiziksel dayanıklılığı vardı..Bir de işin ucunda ileride çakal gibi bekleyen üç tane adamları var ki şu takıma saldırırken bile sürekli birşeyleri riske etmiş oluyorsunuz..

Barcelona beklenen oyunu sahaya yayamadı..En büyük sıkıntı buydu..Belki Toure veya Busquets yerine sahada bir Iniesta olsaydı işler değişik olurdu..Barcelona'nın bu hücumdaki etkisizliğinin en önemli nedeni müthiş bir alan savunması yapan Inter'in etkisi tartışılmaz..Savunma dörtlüsü zaten en ufak bir tartışmaya açılamayacak kadar mükemmel..Bunların önüne müthiş bir Cambiasso'yu da koyduğunuz zaman karşınızda değil Barcelona , Jüpiter Karması olsa yine onları kitleyebilirsiniz..

Mourinho'nun kafasında maçın 1.dakikasından bitişine kadar hiç hücum yoktu..Kafasındaki en önemli hücum varyasyonu Milito Bank'a atılan topların değer kazanmasını beklemekti..

Barcelona oyunun ilk bölümünü ne de olsa bir tane atacağım diyerek oynadı..Panik yoktu..Bir de bunun üzerine Motta'nın saçma hareketiyle gelen kırmızı kart eklenince Barcelona oyuncuları sahip oldukları özgüvenin kurbanı olmaya başladılar belki de..Inter 10 kişi kaldıktan sonra Barcelona'da ne de olsa gol geliyor düşüncesi artık iyiden iyiye oturdu..

Barcelona ilk yarıda Messi'nin köşeye yolladığı şut dışında etkili bir organizasyondan yoksun ayrıldı..Ibra'nın inanılmaz formsuzluğu ikinci yarının başlarında Pep'i bile delirtmiş olmalı ki onu oyundan aldı..Ibra'nın sadece oyunu değil , genel duruşu da bazı sıkıntıların varlığını gösteriyor bizlere..


Mourinho'nun Eto'o dan sol açık yapma kumarı işe yaradı..Aslında bana büyük risk gibi gelmişti..Çünkü karşısında tren gibi bir sağ bek olan Alves vardı..Ama Barcelona bu maç bir türlü koordine olamadı..Inter'de sıfır hata , sıfır açık ile oynayınca bizlerin defalarca ' durdurulamaz / kilitlenemez ' dediğimiz Barcelona çaresizce kendi yarısahasının önünde yan pas yapan bir takım halini aldı..

Ha geldi ha gelecek denilen gol gelmek bilmedi..Guardiola'nın Ibra'yı çıkarması şu formatta bence de hataydı..He çıkardın mı o zaman gidip çelimsiz Bojan'ı ve bu maçlara hiç hazır olmayan Jeffren'i sahaya sürmek bence hatalıydı..En azından ne olursa olsun bu maçları kariyerinde sıkça oynamış ve geçen maç attığı golle yüzü gülen Henry tercihi daha yararlı olabilirdi..Üstelik ne olursa olsun ben Lucio yerinde olsam Henry yerine Bojan'ı savunmayı tercih ederim..

Mourinho'nun kafasındaki herşey tutmaya devam ediyordu..Barcelona umutsuzca kapıyı tırmalayan kedi gibiydi..Uzaktan atılan ve dağa taşa isabet eden şutlar dışında takımın o alıştığımız hiçbir organizasyonunu göremedik..

Guardiola'nın Pique'yi ileri atması oyuna hareket getirdi..Attığı gol enfes..Pique , Türkiye'de forvet oynasa 10 golden fazla atar , bunun için herkesle iddiaya da girerim..Zaten maçın başından sonuna Barcelona'da en çok ' isteyen ' Pique idi..

Bojan'ın attığı golden önce bence el yoktu ancak Inter'in bu mücadelesinin hakkı 2-0 ile son 10 dakikada elenmek değildi açıkçası..

Barcelona odaklı bir yazı oldu , sona günün kazananı Inter'i bıraktım..Bir savunma takımının nasıl oynaması gerektiğinin destanını yazdılar..Kaleci Cesar'dan en uçta Milito'ya kadar herşeylerini ortaya koydular..Üstelik maçın 60 dakikasında rakiplerinden bir kişi eksiklerdi..

Lucio - Samuel - Cambiasso üçlüsünü izleyip hayran kalmamak elde değil..Finalin en önemli mimarları bu isimlerdi..Özellikle Cambiasso , Messi'nin karşısında örümcek gibiydi..Yazın ben Messi yerinde olsam boş kale önünde bekleyen Cambiasso'ya pas vermem , o derece sinir bozdu..

Jose Mourinho yanına Luis Figo'yu da alıp seneye Madrid uçağına binse ben şaşırmam artık..

Maçın bitişinden sonrası zaten tamamen ' Show Man ' in ilgi alanı..Nou Camp'da açılan sular bile onu durduramadı..Bu hareketleri ile Real Madrid'lilerin gözdesi olmuştur..Finalde rakibi bir zamanlar onun da hocası olan Van Gaal..O maç çok zevkli geçecektir..Yaldır Arjen..

Barcelona İnanıyor #3 ( Mükemmel )



Bu gerçekten şahaser bir reklam olmuş..Türkiye'de kulüp televizyonları neden bu tarz şeyler yapmaz acaba..?

27 Nisan 2010 Salı

10 Yıl Öncesinin Hikayesi



İlk maç İngiltere'de Chelsea'ye 3-1 yenilen Barça , Camp Nou'da rövanş için sahada..Buyrun izleyin..

Barcelona İnanıyor #2




Müthiş bir reklam..İspanyolcam yok , anlamıyorum ama söylediklerini tahmin edebiliyorum..Yarın olsun , Barca İnter'i tokatlasın..

Panini 2010 Dünya Kupası Albümü Çıktı


Bir klasiğin aramıza yeni versiyonu ile çıkmasını kutluyoruz arkadaşlar..Panini 2010 Dünya Kupası Çıkartma Albümünü bayiilerde bulabilirsiniz..Bende şimdi çıkartmaları yapıştırmaya başlayacağım..Kafadan aynılar çıkmasa bari..

Albüm 2.5 TL , çıkartma paketi 1 TL ancak 6 paket 5 TL olarak da satılıyor , öyle alınması daha mantıklı tabii ki..

Alın alın , yarın öbürgün blogdan eksikleri paslaşır kargolarız..

Hiç büyümeyenlere duyrulur..

26 Nisan 2010 Pazartesi

Barcelona İnanıyor




Bundan 10 yıl önceydi..İngiltere'de Chelsea karşısına çıkan Barcelona sahadan 3-1 yenilgiyle ayrılıyor ve rövanş için zor duruma düşüyordu..Bugün takımın başındaki Guardiola o zamanlar takım kaptanı..İlginçtir , Jose Mourinho'da Barcelona'da çalışıyor..Sanırım yardımcı antrenörlerden biriydi emin değilim..

Rövanş öncesi Nou Camp'da yukarıdaki enfes kareografi oluyor..Takımına güveniyor taraftarları..Barcelona'da onların yüzünü kara çıkarmıyor..Normal süresi 3-1 biten maçı uzatmalarla 5-1 kazanıyor Van Gaal'in öğrencileri..

Çarşamba akşamı Nou Camp en sıradışı günlerinden birini yaşayacak..Xerez maçının ardından takımın giydikleri t-shirtlerde bu maçı tribünlerle birlikte kazanacağız yazıyordu..Kulüp 98.000 karton hazırladı ve taraftarların maçtan 45 dakika önce gelmelerini istiyorlar..

Inter'in 3-1'lik avantajından çok başında Jose Mourinho olması beni düşündürüyor..3-1'lik maçın ardından yazdığım yazıda söylemiştim , Barcelona için 2-0 çok anormal olmayan hatta ortalamasının altında bir skor..Ancak inatçı Inter savunmasını aşmak çok çok zor olabilir..

Son 2-3 maçtır pek etkili olamayan Messi'nin herşeyini ortaya koyacağı belki de tek başına finali getireceği maç olacaktır..Eto'o - İbrahimovic ikilisinden biri hatta ikisi de artık eski takımlarına gol atabilirler..3 maç oldu ses yok artık gol atamama yüzdeleri azaldı..

Maçı neyse ki Star veriyor..İnanılmaz bir mücadele olacak..Barcelona taraftarının sahaya nasıl bir etkisi olacak çok merak ediyorum..Bu takım her zaman soğuk kanlı oyununu oynayarak rakiplerini perişan etmişti..Şimdi çok ama çok istedikleri bir maça çıkacaklar..Belki de gerçekten oynayacakları futbol ile nirvanaya ulaşırlar..

Gönlümüz tabii ki Barcelona'dan yana..

Profesyonel Hakemlik


Galatasaraylı arkadaşların bloglarını dolaşıyorum son 1 saattir falan..Genel olarak skoru hakeme bağlama gibi bir durum söz konusu değil ancak Bünyamin Gezer'in genel yönetiminden memnun oldukları söylenemez..Eminim Bursaspor camiasıda pek memnun değildir hocanın yönetiminden..Özellikle Zapo'ya gösterilen ikinci sarı kartın sözlük karşılığı ' eyyamcılık ' idi..

Aslında ben Bünyamin Gezer'in hakemliğini genel olarak beğeniyorum..Bu akşam oynanan maçta da dediğim gibi bir iki karar dışında kötü yönetmedi maçı..

Benim asıl takıldığım ve üzerinde duracağım şey , hakemler için hakemliğin asli meslek olmaması..Örneğin Bünyamin Gezer aslında polis..Fırat Aydınus yanlış hatırlamıyorsam müteahhit..Erman Toroğlu kabzımal , Ahmet Çakar doktor vs..

Dünyada İngiltere'de tam profesyonel hakemler var..Yani bu adamların tek meslekleri hakem olmaları..Böyle olunca hem işlerine daha konsantre oluyorlar hem de tüm mesailerini ve enerjilerine hakemlik üzerine kurup kendilerini daha çok geliştireceklerdir..İtalya'da da yarı-profesyonel hakemlik uygulanıyor..

Burada asıl konu bence şu..Mesela Bünyamin Gezer polis..Bilmeyen bir adama maçı izletseniz ve hakem sence ne iş yapıyordur desen , polis der herhalde sana cevap olarak..Yani meslekler sahaya giriyor..Olayın rahatsız edici yönü bu..Bünyamin Gezer bazen kapkaç yapan bir insana bakar gibi bakıyor futbolculara..Sert mizaç falan farklı şeyler bu bahsettiğim şey farklı bir şey..

Aziz Yıldırım bu olayı gündeme getirmişti , Mahmut Özgener'de aslında fikre sıcak bakıyordu..Yeni sezona böyle bir uygulama gelebilir diye düşünüyorum..Gelmesi de daha sağlıklı olacaktır zaten..Gerekli ücretlendirme ayarlamaları , haftaiçi uygulanacak eğitimler falan hakemliği gözden çıkarılmayacak değerli bir meslek haline getirebilir..

Giampaolo Pazzini


Pazzini benim ve çoğu FM oyuncusunun eskiden beri tanıdığı,bildiği bir oyuncudur..FM'yi İtalya Ligi odaklı oynardım oynadığım zamanlarda..Genelde Atalanta-Parma tarzı takımlarla oynardım..Onunla ilk tanışıklığım 2005 yılında FM'yi Atalanta ile oynarken olmuştu..O zamandan beri Pazzini her FM'de gözümü diktiğim ilk santrafor olmuştur..

Geçen sene bu sene yapacaklarının sinyallerini vermişti..Fiorentina forması altında 21 lig maçında 12 gol ve 4 asist ile noktayı koymuş ve Sampdoria yolunu tutmuştu..Sampdoria forması altında İtalya Ligi'nin kurt golcülerinden biri olan Cassano ile birbirini tamamlayan bir forvet hattı oluşturdular..Takımın genel olarak dirençli yapısı da Pazzini'nin bu kadar parlamasında önemliydi elbette..

Konudan iki-üç satırlığına çıkıp genel olarak Sampdoria'ya bakalım bi..Kalede eski Milan yedeği Storari , savunmada genç ve yüksek potansiyelli Marco Rossi ( Başka bir potansiyel yıldız ) tecrübeli Zauri ve tarzıyla Riise'yi andıran Ziegler..Ortada oyunun iki yönünde de etkili olan Palombo , Semioli , Tissone..Ve ileride iki yetenekli forvet..

Dönelim Pazzini'ye..Blogun başlangıcında Sampdoria çok can yakar diye bir yazım vardı..Burada en büyük beklentim Pazzini'nin bu sene patlama yapacak olmasıydı ki bu da gerçekleşti..Pazzini aslında klasik İtalyan forvetlerinden biraz farklı bir adam..Hava toplarına hakimiyeti gayet iyi fakat Pazzini çabuk hızlanabilen , değişik bölgelere ani gol koşuları yapabilen ve son vuruşlarda neredeyse kusursuz bir oyuncu..

Geçen seneden bu yana düzenli olarak İtalya Milli Takımı'nda oynamaya da başladı..Dünya Kupası'na girerken blogda potansiyel yıldızlar diye bir yazı dizisi başlatmayı planlıyorum fakat Pazzini konusunda sabırlı davranamadım..Bu gece Roma'yı yaktı , yıktı..Yazın bana sorarsanız İtalya Milli Takımı'nın bir numaralı oyuncusu olmalı..

Bu sene 34 maçta 17 gole ulaştı , devamını bekliyoruz..

Lig TV Spikerleri


Şimdi ben NTV Spor ile Lig Tv'yi karşılaştırayım diyorum ama çok adaletsiz birşey yapacakmışım gibi geliyor..Normal şartlarda resmi yayın organı olarak çok sağlam bir spiker/yorumcu kadrosuna sahip olması gereken Lig Tv'nin bu konudaki zayıflığı ve iticiliği artık bezdirdi..

Spikerlerden önce genel olarak yorumcularından başlayalım..Geçen sene Oktay ile zirve yapmışlardı bu konuda , bu sene de yine çok çok zayıf yorumcular var..Bülent Korkmaz - Semih Yuvakuran - Bülent Tulun vs vs..Gerçekten dinlerken sizi resmen uyutan , dünya futbolundan bihaber ve izleyiciği ekran başında tutamayan isimler..

Belki de özellikle NTV grubunu asla geçemeyeceklerini bilmelerinden dolayı bu işi zaten elden bırakmış olabilirler fakat en azından maçları yayınlayan kuruluş olarak bu kadar kötü maç spikerlerine sahip olmak onları rahatsız etmiyor mu çok merak ediyorum..

Ercan Taner'den sonra iki Melih var maçlara ağırlıklı olarak verilen..Bugün Fenerbahçe maçında ikinci spiker Mustafa diye biri sanırım ( ruhsuz/heyecansız ) ve Galatasaray maçında yine soyadını hatırlayamadığım Onur diye bir spiker..

Fenerbahçe maçında pozisyonlara giriyor takım , sanıyorum ki herhalde hakem bayrak kaldırdı veya faul çaldı..Bu kadar heyecansız ve isteksiz bir maçı istesen anlatamazsın herhalde..Bunlar zaten gerek bloglarda gerekse taraftar sitelerinde sık sık gündeme gelen şeyler..Ancak benim değinmek istediğim bir başka konu daha var o da bu spikerlerin maç sırasında kendi fikirlerini ortaya koymaları hatta zaman zaman yorumculuğa girişmeleri..

Bunu bu adamlar neden yapmaya çalışıyorlar anlamıyorum..Artık işi abarttılar hakem kararları konusunda bile fikirlerini ortaya koyabiliyorlar..Hani bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi fakat Ertem Şener veya TRT spikerleri bile bu adamlardan çok daha iyiler..En azından bir şekilde o heyecanı veriyor , yorum sokmuyorlar işin içine..Ben bir Fenerbahçeli olarak değil , futbolsever olarak bu adamların bu kadar kafalarına göre yayını akıtmalarını sevmiyorum..

Seneye ciddi 1-2 spiker takviyesi yapması gerek Lig Tv'nin..Bunu yapacaklarını sanmıyorum gerçi ama , şu adamlarla artık iş cidden sıkıntı vermeye başladı..

25 Nisan 2010 Pazar

Kasımpaşa : 0 - 1 : Fenerbahçe / Siz İsteyin Yeter


Blogda son haftalarda Fenerbahçe içerikli yazıların hemen hemen hepsinde üzerinde durduğum bir şey var o da takımın sahaya yansıttığı mücadele , istek ve azim..Fenerbahçe taraftarının her zaman istediği bir şey vardır takımından..O formayı ıslatın , ne olursa olsun biz sizin arkanızdayız der..O yüzden bu taraftarın gönlünde Tuncay Şanlı'nın , Stephan Appiah'ın yeri her zaman ayrıdır..Gönülden mücadele veren Pierre , Luciano hatta Kezman tribünün genelinde sevilir..

İşte bu sene özellikle son haftalarda şu takımda ilk 11'de sahaya çıkan her oyuncunun içine yukarıdaki oyuncuların ruhu kaçmışçasına oynuyorlar..Takımın bu noktaya gelmesinin en büyük futbol dışı etkisi takımın bu isteği ve arzusudur..

Tabii herşeyin bittiğini söylediğimiz/yazdığımız maçların ertesi hafta bile Kadıköy'e gelen binlerce Fenerbahçe taraftarı da bu takıma olan sevgisini ve güvenini göstererek oyuncuların bu bilince ulaşmasında yardımcı oldu..

Maçtan önce kendimce yaptığım analiz hemen hemen tamamen sahaya yansıdı..Kasımpaşa'nın göbekten gelen ataklarda ve duran toplarda etkisiz bir takım olduğunu söylemiştim..Lugano'dan beklediğim gol , onun arkasına sinmiş olan Bekir'den geldi..

Maçın başından itibaren Fenerbahçe rahat ve kontrollü bir oyun oynadı..Oyunun ilk yarısında Mehmet ve Özer'in içeri katederek takıma ortadan sağladıkları destek pozisyonlar yarattı..Özer'in harika savunma arkasına pasları gözlerden kaçmasın..Selçuk ve Emre ikilisi ilk yarıda fazla hücuma destek vermedi ve kontrolü elde tutmaya özen gösterdi..

Bilica'nın yokluğunda savunmanın tek değişik ismi Bekir'in özellikle ilk yarıda girdiği iki tane önemli kademe var..Lugano bu maçta önde basan stoper olurken , Bekir arkada daha süpürücü bir rol aldı..Attığı kritik gol dışında oyunda hiç sırıtmaması çok güzeldi..

İlk yarıda Alex'in istediğini ve sorumluluk aldığını gördük..Atakların hemen hemen hepsi ortadan geldi..Mehmet ve Özer'in bu kadar içeri katetmesi kesinlikle daha önceden yapılmış bir analizin sonucuydu bence..Maçtan önce bahsettiğim Gökhan/Santos bindirmeleri özellikle ilk yarıda yoktu..

Kasımpaşa'nın rahat oyun tarzı oyunu hızlandırıyor ve rahatlatıyordu..Yani kilitlenecek bir maç olmayacağı maçın başından belli oldu..Paşa'nın bu rahat oyun tarzından ötürü aslında biraz Emre ve Selçuk çok öne çıkmadı..Zira Kasımpaşa 1-2 tehlikeli kontra yakaladı maç boyu ve doğru paslar yerine ulaşsa Fenerbahçe çok zor anlar yaşayabilirdi..

İkinci yarıya beklenildiği gibi baskıyla başladı Fenerbahçe..İlk yarının benzeri Mehmet ve Özer üzerinden oynamaya başladı takım..Emre ve Selçuk dönüşümlü olarak hücumlara çıkarken sağdan özellikle Gökhan'ın da kendini öne atmasıyla 50-75 dakikaları arasında Fenerbahçe rakibinin yarısahasına oyunu yıktı..

Selçuk için bir satırda olsa birşey yazacağım yine..Yine çok çok iyiydi..Gerçekten helal olsun..

Golün geliyorum dediği anlarda Alex'e kanatlardan müthiş destekler geldi..Yapılan varyasyonlar sonucu çok sayıda duran top kazanıldı..Guiza'nın iki tane kaçırdığı pozisyonda oyun bitebilirdi bile ama olmadı..

Duran toplar demiştik , sürpriz olmadı..Murat Şahin'in tereddütü Bekir'in altın kafasıyla birleşince Fenerbahçe maçı aldı , götürdü..Daum'un ısrarla ikinci forveti oyuna almaması takımın aslında iyi oynadığının bir göstergesiydi..Ortasahadan bir oyuncu çıkartıp , Guiza'nın yanına ikinci forveti almış olsaydı Fenerbahçe belki maçı kaybedebilirdi..

Golden sonra Fenerbahçe en iyi yaptığı işi yaptı..Arkaya yaslanıp , oyunu soğuttu..Bu bölümde Deivid gibi topu akıllı kullanabilen bir oyuncunun da sahada olması Fenerbahçe için bir avantaj oldu..Fenerbahçe'nin defansif duvarı gün geçtikçe sağlamlaşıyor..Bu maçta pozisyon dahi vermediler rakiplerine..

Takımın maç boyu , özellikle de 50.dakikadan gole kadar ki bölümde açlığı,isteği ve savaşı görülmeye değerdi..Bizler 2-3 senedir bu kadar isteyen bir takım görmemiştik..Zico döneminin Avrupa maçları'ndan beri diyelim ya da daha anlaşılır olsun..

Bu istek , mücadele ve azim meyvelerini vermeye devam ediyor..Sizler böyle savaştıktan sonra bu iş olur..