13 Mart 2010 Cumartesi

Boşuna Kasmayalım , Siz İstemiyorsunuz..


Ligin bitimine 8 maçımız kaldı..En basit dönemlerimizde bizleri beklenmedik skorlarla şok ettiniz..İlk yarıda 5 puan önde olan takım 5 puan geriye püskürtüldü..Sakatlıklar dedik cezalar dedik..Antalya maçıyla gelen 3 puanın arkasından Galatasaray'ın da Eskişehir'de kaybetmesiyle puan farkı tekrar makul bir seviyeye inmişti..

Alex dışında eksik veya cezalının olmadığı takımın artık yapması gereken tek şey Ankara deplasmanından galibiyetle dönmekti..

Daum kadroda şaşırttı..Gökhan Ünal'ı önde tek tutarak , Emre ve Mehmet'i dönüşümlü olarak ileriye yollamak istedi..Fenerbahçe kadrosuna baktığınzda bu iş olur bir şekilde diyorsunuz..Hani Mehmet veya Emre birşeyler yaparlar , olmadı Semih - Özer ikilisinden biri gelip işi bitirir belki falan diye diye uyuduk maç boyu..

Sonda söyleyeceğimizi şimdi söyleyelim..Fenerbahçe bu sene bu kadroyla daha doğrusu bu ruhla şampiyon olamaz..Bu sezon puan durumunu ' iyi oynayan ' takıma göre sıralasak Fenerbahçe ilk 4'e giremez..Zaten şaka maka puan olarakta artık ilk 3'den çıkıyor takım..Camianın yepyeni bir sayfa ile ve kulüp rekoru ile başladığı sene takım ilk 3'ten kopuyor , rakiplerle puan farkı açılıyor..

Gençlerbirliği ligin en rahat maçlarından birine çıktı..Fenerbahçe'de oyuncuların bireysel performanslarından bahsetmeyeceğim bir yazı olucak..Çünkü rakibini zorlayan , bozan , galibiyeti isteyen ve kovalayan bir oyuncu bile yoktu bugün sahada..

Abartmıyorum Bursaspor'un oynadığı futbolu Fenerbahçe oynasa , Türk futbol tarihinin en hızlı takımı diye göklere çıkartılırdı..Fenerbahçe'nin bu slow motion oyun anlayışı artık bezdirdi..Bu kadar mı yavaş oynar bir takım..?Bu kadar mı oyunu sıkıştırır bu kadar mı yan pas yapar..?

Fenerbahçe herşeyi halının altına atacağı maçı elinin tersiyle gitti..Tozlar ancak halının altına gidebilirdi çünkü bu tozlar sene sonu gelmeden ortadan kalkacak gibi değil..Maç yazısı falan yazmak istemiyorum zaten..Artık klasik Fenerbahçe bu takım..Yavaş yavaş yavaş..Yan yan yan..Fenerbahçe bu sene biraz Daum'un ligi tanıması biraz taraftarın iteklemesi biraz yeni transferlerin patlama yapması ' umuduna ' bağlanarak girdi seneye..Umuttu bunlar..Gerçeklik payı yoktu hiçbirinin..Bir plan , program yoktu..

Daum'un yavaş oynayan sistemi 2 şampiyonluk ve 1 son dakikada kaçan şampiyonluk geçirdi..Yerine Zico'nun yavaş oynayan sistemi 1 şampiyonluk ve CL'de çeyrek final gördü 2 senede..Aragones'in hızlandırmaya çalışırken Anadolu takımı seviyesine geldi , yavaş oynamaya başlayınca UEFA biletini zor aldı..Tekrar Daum'un yavaş oynayan takımı geldi ve bu senede şampiyonluk yolundan kopmaya az kaldı..

Bu takımın şampiyonluğu istemediği belli..Hani bu artık herkesin ağzında belki ama bende bundan sonra Fenerbahçe'nin transfer için okyanusu aşmaması gerektiğini düşünüyorum..Bu oyuncu yapısıyla , bu olmayan takım ruhuyla Fenerbahçe'nin bu sene veya herhangi bir başka sene başarılı olabileceğini sanmıyorum..

Bu sezon inanılmaz bir destek verdi taraftar..En kötü günde tekrar geldiler stada..Ama bu takım bir haftasonunu daha taraftarına zehir etti..Sezonun tümünde arkada kaç puanı olduğunu takip bile etmediğimiz Beşiktaş pazartesi akşamı takımımız sağolsun bizleri geride bırakıcak..

Ne yazık ki Fenerbahçe'yi ligin 2.yarısında izledikçe futboldan uzaklaşasım , başka ilgi alanlarıma yoğunlaşıp , yogaya gitmek falan istiyorum..Bir çuval inciri berbat ettiniz , üzerinde tepinmeyin bari artık..Çok sıkıldık o çubuklu formayı bu kadar karaktersizce ordan oraya koşturduğunuz için..

Futbol dendiğinde artık Barcelona'nın futbolunu , Real Madrid'in Sevilla karşısındaki hırsını ve azmini , İtalya'da Inter'în ezilmezliğini , İngiltere'de hemen hemen her takımın hızlı ve dağıtan oyununu düşünmek istiyorum..Fenerbahçe'nin izleyicisine ' esneme jimnastiği ' yaptırdığı ve Lig Tv ekranlarında futbol olduğu iddia edilen şeyi düşünmek istemiyorum bir süre..

Turkcell Süper Lig , bitiver..

12 Mart 2010 Cuma

Emre'yi Yormayın..


Fenerbahçe Gazetesi'nde ve resmi sitede son zamanlarda Emre üzerinden yapılan haberler taraftarı ne yazık ki ikiye bölmüş durumda..Şuan sizce takımın yaşayan bir efsaneye mi ihtiyacı var..?Zaten Alex bunu sonuna kadar haketmiş ve herkese bu sıfatı kabullendirmiş durumda değil mi..?Emre doğuştan Fenerbahçeli , eyvallah..Yerli oyuncu olmasından dolayı sembol yapılmak isteniyor olabilir , eyvallah..Eskiden Galatasaray forması giydiği için ona böyle bir sorumluluk yüklemek takımda sezonun geri kalanında ' En çok sana güveniyoruz Emre ' mesajı da vermektir eyvallah..

Hepsine eyvallah ama niye böyle bir çaba içerisine girdik ki..?Neden Emre'yi bir Fenerbahçe efsanesi yapmaya çalışıyoruz ki..?Bunu bu forma altında hakeden adamlardan hiçbiri yönetim tarafından bu yola saptırılmak istenmedi..Hatta bazı efsaneler var ki Oğuz ve Aykut gibi taraftarın ciğerini yaka yaka ayrıldı bu takımdan..Alex günün birinde buradan giderken Saraçoğlu'nda kaç bin kişinin gözlerinden yaşlar akıtıcak kimbilir..

Emre bu sezon , özellikle son 2 ayda , Fenerbahçe'nin en mücadeleci , en isteyen , en hırslı ve tribünden onu izlerken sanki orada fanatik bir Fenerbahçeli varmış gibi hissetmemize neden olan adam..Bursa'dan son dakika 3'ü yediğimizde tribünlerde bizlerin kabullenmediği gibi sahada o kabul etmedi..Belki hırsından ağlamaklı oldu..Herşey bir yana geldikten sonra bugüne baktığımızda onu seven /sevmeyen herkesin saygısını kazanmış durumda..

Ama son zamanlarda resmi organlardan aşılanan Emre gazına gerek var mıydı ki..?Efsaneleri taraftarlar yaratır..Emre belki günün birinde gerçekten Fenerbahçe efsanesi olacaktır ama bunun bu kadar hızlı oldurulmaya çalışmasına gerek var mıdır..?Bence yoktur..

Herkes neyin ne olduğuna kendince karar veriyor..Sahada kimin o forma için canını dişine taktığını , kimin herşeyini sonuna kadar sahaya koyduğunu görüyor..Daha önce Tuncay'da gördüğü gibi..O yüzden Tuncay Premier Lig hayaline yürüdüğü zaman Fenerbahçe taraftarı ona küstü..Sen bizim efsanemiz olacaktın , Can gibi Lefter gibi olacaktın diyordu..Bugün Fenerbahçe yerli bir sembol oyuncu yaratmak konusunda Emre'ye sırtını dayadı..Emre'nin bir yanlışı var mı , yok..O şuan sadece işine konsantre olmuş durumda ve dediğim gibi onu sevmeyen Fenerbahçelilerin bile saygısını sonuna kadar kazanmış durumda..

Emre adına herşey bu kadar iyi giderken onu bu polemiklere sokmanın bir manası yok..Eğer günün birinde gerçekten o formayı taşımış efsanelerden biri olucaksa bunu ne kendi anlar ne yönetim anlar..O stad bir gün öyle bir patlar ki Emre diye , işte o zaman o iş çoktan olmuş demektir..

Gol Atmak İçin Doğan Adam


Bugün bloga 2000'lerin bir forvet efsanesi Thierry Henry hakkında bir yazı geçmişken diğer bir ultra süper golcüden bahsetmezsek ayıp olurdu..

Uzun süreli sakatlıklarından kurtulup eski takım arkadaşı Robben gibi Almanya yolunu tutan Ruud Van Nistelrooy şuana kadar Hamburg forması ile toplamda 171 dakika sahada kalıp , 3 gol attı..

En son dün Anderlecht karşısında 1 gol atan Ruud böyle giderse Hollanda veya İngiltere günleri kadar olmasa bile yüksek bir gol ortalaması tutturacak gibi..

Bazı oyuncular var , ne zaman olursa olsun , nerede olursa olsun gol atmak için doğduklarını tüm Dünya'ya kanıtlıyorlar..Ruud'da bu oyunculardan biri..

Dip Not : Yazıyı yazdıktan sonra küçük bir araştırma yaptım..Ruud Van Nistelrooy'un Manchester United forması ile 219 maçta 150 golü bulunuyor ve United tarihinin gol ortalaması 0,68 ile en golcü oyuncusu..

ArsenAL Wenger


Arsenal ve Arsene Wenger son 10 yılın en çok irdelenmesi gereken ekollerinden biri hiç şüphesiz..Benzer örnekler Lyon ve Porto gibi takımlarda görülüyor fakat Arsenal'in farkı veya şansı diyelim , Arsene Wenger ile yolların ayrılmamasından kaynaklanır..Porto'nun zirve yaptığı dönem Jose Mourinho yönetiminde gelmiş , takım daha sonra belli bir kalitelinin üzerinde olmasına rağmen Avrupa'da Jose döneminde olduğu kadar başarılı olamamıştı..

Lyon yine aynı şekilde Fransa'da dominasyonun tek hakimi iken ve Avrupa'da ciddi dereceler elde ederken takımın başında Paul Le Guen vardı..O dönemin ardından takım hem Fransa'da ki dominasyonu yitirdi hemde Avrupa'da tırmanılan basamaklar azaldı..

Arsenal bu konuda taviz vermeyen bir takım..Belki uzun zamandır herhangi bir kupa kaldıramıyorlar fakat gerek İngiltere'de gerekse Avrupa'da her zaman zirveleri kovalayan bir takım..Ve bundan da önemlisi her zaman göze hoşa gelen bir futbol oynuyorlar..İsimler değil , sistem ön planda..

Neyse girişi uzattık biraz..Konumuz bu Arsenal ekolünü yaratan adam Arsene Wenger..Real Madrid , Lyon'dan tekmeyi yiyip kendi ligine dönünce fatura Pellegrini'ye çıktı..Ve hiç kuşkusuz şu görülüyor ki , La Liga'da Real şampiyon dahi olsa sene sonunda Lyon'un çelmesinin faturası Pellegrini'ye kesilecek..İspanyol medyasında çıkan haberlere göre Real gelecek sene için takımı Arsene Wenger'e emanet etmek istiyor..

Arsene Wenger'in cevabı ise kesin ve net..

'' Beni yalnız bırakın. Her zaman söylüyorum. Sözleşmemin son gününe kadar Arsenal'in başında kalacağım. 2011'in sonuna kadar burdayım. Artık bu konularla gündeme gelmek istemiyorum. Tek düşündüğüm Cumartesi günü Hull City ile yapacağımız maç. Hull City maçı size Real Madrid'ten daha az çekici gelebilir ancak şu an benim hayatımın en önemli konusu. Bence Real beni takımın başına geçirmek için uğraşıp zaman kaybetmesin"

Wenger gerekli cevabı verip kestirip atmış..O da farkında ki kendisinin kafasındaki rüya futbolu uygulamaya sokabileceği veya bunun olması için özgürce davranabileceği tek takım Arsenal..Liverpool gibi yakın zamanda CL kaldırmamasına rağmen , taraftarları Liverpool taraftarı kadar acımasız veya sabırsız değil..Çünkü onlarda sahada olan bitenin farkında..Bazı Premier Lig maçlarında rakip kaleye 28-30 şut gönderebilen , 2.tur rövanş maçında yazının başında o ekol dediğimiz Porto'ya 5 çekebilen bir takım kupa kaldıramıyor olsa bile bu kadar hem taraftarlarına hem de futbol kamuoyuna sempatik gelmesi şaşırtıcı olmasa gerek..Bu eserin mimarı Wenger'de burada güzel..Kal orda Arsene..İsmin bile bu takım için doğduğunun bir göstergesi..

Thierry..


Türkiye'de yıllardır söylenen bir söz var : ' Alex , Fenerbahçe'nin el frenidir ' diye..Benzer sözler son zamanlarda İspanyol hatta Fransız medyasında yaşayan bir diğer futbol efsanesi için yazılıyor , çiziliyor..

Thierry Henry yeşil sahaların gördüğü en enteresan forvetlerden biridir hiç şüphesiz..Golcülük sezilerinden veya hız / güç gibi özelliklerinden ziyade onu Arsenal forması ile Dünyanın En İyisi yapan özelliği üstün futbol zekası ve kurnazlığıydı..Hemen hemen her golünde saf vuruş yeteneği dışında zekasının katkısı olduğunu görebilirdik..Bir Henry klasiğidir soldan içeriye katederken sağ iç plase ile uzak kale direğine topu yollamak ve korner direğine doğru gol sevincini yaşamak..

Ama efsaneleştiği Arsenal kariyerinin ardından yaşadığı sakatlıklar onun belini bükmeye başlamıştı..Bazıları onun yaşadığı sakatlıkların ardından kariyerinin tehlikeye girdiğini düşünürken o Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmak için Barcelona'ya gidiyordu..Efsane olduğu Highbury'de yolun sonuna gelmişti..Onu Henry yapan ve insanların genel olarak onu hatırlayacağı forma Kırmızı - Beyaz Arsenal forması olacaktı..

Barcelona'ya geldiğinde bermuda şeytan üçgeninin sol köşesini oluşturuyordu..Henry - Eto'o - Messi üçlüsü Barcelona'nın 6 kupayla kapadığı yılın kupaları getiren golleri atan ayaklarıydı..Özellikle Nou Camp'ta TiTi , Eto'o ile harika işler çıkartıyor ve onun için bitti diyenleri mahçup ediyordu..



Bu sezona geldiğimizde Eto'o takımdan ayrılıp yerine topu daha çok ayağında isteyen İbra'nın gelmesi ve Henry'nin tekrardan sakatlıklar yaşaması onu takımdan gittikçe uzaklaştı..Bu sırada onun bölgesinde Barça'nın yeni incisi Pedro'da formayı hakedecek performanslar sergileyince Henry yedek kulübesine mahkum kaldı..

Bunların üzerine bir de yıllar boyu unutulmayacak Fransa - İrlanda maçındaki elle asist gelince Thierry Henry gibi bir futbol efsanesi insanlara antipatik gelmeye başladı..Sakatlık - yedek kalma - elle yaptığı asist derken Henry şuan futbol piyasasında geri planda kalmış bir aktör durumunda..

Fransız basınında ona yapılan eleştiriler , Türkiye - Hakan Şükür ilişkisine benziyor..Henry'nin isminden ve ağırlığından ötürü ilk 11'de yerinin garanti olduğu ve kesilemediği yazılıyor..Ribery - Gourcuff - Benzema - Anelka hatta Ben Arfa'nın önünü kestiğini ve takımı yavaşlattığı yazılıyor..Söylenen başka birşey daha var ki enteresan gerçekten ; ' Henry , eski formunda olsaydı İrlanda maçında eliyle o topa dokunmaya gerek duymaz , topu kendi gol yapardı '

B
elki durum gerçekten böyle şuan ama Henry'e de konduramıyor insan bunları..Ben tam anlamıyla Henry'nin golleriyle büyüdüm yahu..Premier Lig'i NTV'den izlerken Arsenal maçı yayınlansın da şu ukala adamı yıldızlaşırken biraz daha izlesek diye beklerdim..

Bakalım Henry sezon sonunda nasıl bir yol seçecek kendine..Barcelona ile yolların ayrılacağı kesin gibi..İngiltere'ye döner mi bilinmez..Arsenal Sol Campbell'in ardından eski bir efsanesine kadroda yer açar mı , bence açmaz ve açmamalı..Çünkü Arsenal'in hem temposuna ayak uyduramaz hem de orada gerçekten inanılmaz potansiyelli gençleri var Arsenal'in..

Bir de inanmak istediğim ama kendimi düşünmekten alıkoyduğum bir laf var..2 gün önce Mehmet Demirkol : ' Ben bu iş bitti diye duydum ' dedi..Bana askerliği tecil ettirir bu transfer ona göre herkes aklını başına alsın..

Maça Doğru , Gençlerbirliği - Fenerbahçe


Lig artık o kadar garip bir hal aldı ki , özellikle tepede olan 4 takımın hataya tahammülleri yok artık..Fenerbahçe'de bu takımlardan biri tabii ki..Fikstür avantajı dediğimiz haftalarda gelene geçene puanları saçan takım için bundan sonra her maç kelimenin tam anlamıyla bir final maçı..

Gençlerbirliği deplasmanı Antalya galibiyetinden sonra alınması gereken 3 puan olması dışında , takımda işlerin yoluna girdiğinin de ispatı olması açısından önemli bir maç..Fenerbahçe'den başlayalım..

Alex'in cezası sürüyor..Alex dışında ilk 11'de eksik bir oyuncu bulunmuyor..Daum bir aylık sürecin ardından geniş kadro arasından tercih yapmak durumunda..Volkan'ın önünde klasik savunma dörtlüsü olacaktır..Gökhan-Bilica-Lugano-Santos..Zaten takımda cumartesi akşamı kesin olan tek şey savunma dörtlüsü..

Ortasahaya geçmeden önce bir soru işareti var..Daum , Alex'in yokluğunda 4-4-1-1'de Özer'i Guiza'nın arkasına koyup mu oynayacak yoksa klasik 4-4-2 ile Guiza-Semih ikilisiyle mi sahaya çıkacak..Özer'i bu maçta sol önde oynatmayacağını düşünüyorum çünkü Wederson son bir aylık sürede takımda vasatı aşan oyunculardan biri durumunda..Üstelik savunmaya yardım konusunda daha cömert..

O zaman Wederson-Emre-Cristian-Mehmet ortasahası ön plana çıkıyor..Bu ortasahada Emre eğer son maçlarda olduğu gibi cesurca hücuma destek vermezse Fenerbahçe için organize hücum etmek veya kontraya çıkmak çok zorlaşır..Mehmet'in genel olarak hücumda vasat bir sezon geçirdiğini düşünürsek ortasahadan ileriye tehlike götürebilecek tek adam Emre..

Aslına bakarsanız şöyle bir ihtimal var..Yavaş yavaş fiziken toparlanan Deivid yine sağ kanatta kullanılıp , Cristian yerine Mehmet ortaya çekilebilir..Böyle olursa eğer hücuma çıkma konusunda Emre ile birlikte Fenerbahçe ortadan daha tehlikeli gidebilir rakip kaleye..Deivid-Gökhan Gönül ikilisinin otomatiğe bağlamış bir kanat varyasyonları olduğunu da düşünürsek Deivid'in sağ önde oynaması takımın kanat ataklarında da güçlenmesine neden olacaktır..

Fakat Daum'un Deivid'i burada oynatsa bile Mehmet'i yedekte tutacağını ve Emre-Cristian ikilisini bozmayacağını düşünüyorum..

Kadro konusunda son olarak yedek kulübesine bakalım..Özer - Mehmet veya Deivid - Gökhan veya Semih üçlüsü özellikle hücumun tıkanması durumunda Daum'un elindeki kozlar..Bu isimlerin varlığı Fenerbahçe için avantaj tabii..

Kadro konusundan çıkalım o halde..İşin incelerine ve rakibe bakalım..Gençlerbirliği Thomas Doll'ün etkisiyle ligin hızlı ve etkili oynayan takımlarından biri..Cesurca hücum ediyorlar ve oyuncu çeşitliliği olarak önemli silahlara sahipler..Ben ortasahalarındaki Harbuzi'yi beğeniyorum..Hatta blogun ilk yazılarından biri Harbuzi hakkındaydı..Yine hücum silahları olarak Kahe ve Sandro Fenerbahçe'ye ters gelebilecek oyuncular..Özellikle Kahe çok güçlü ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir adam..Kahe kesinlikle Lugano'nun adamı olmalı..Sezona 6 gol sığdıran genç Mustafa Pektemek'te yedekten gelebilecek bir silah..

Gençlerbirliği'nin en önemli silahı hızlı oyun..Kadıköy'de Fenerbahçe 3-0 kazanırken bile Gençlerbirliği'ni seyretmek güzeldi..Şimdi kendi evlerinde çok daha istekli oynayacaklardır..

Fenerbahçe için yeni bir seri yakalamak çok önemli..Galatasaray maçına kadar Gençlerbirliği ve Gaziantepspor maçlarından 6 puan alınmalı ve Sami Yen'e öyle gidilmeli..Takım yaşadığı büyük bunalımdan Antalya maçı ile çıktı..Sakatlar iyileşiyor , cezalar bitiyor..Geriye kalan tek şey 3 puanları toplamak..Fenerbahçe'nin rakiplerinden bir eksik maçı var..10 değil , 9 maça bakıyor şampiyonluk yolu..Özellikle bu 2 hafta çok önemli..Bunları ben burada yazarken biliyorum , siz okurken hak veriyorsunuz belki ancak en önemli olan oyuncularında bu hesapları en az bizim kadar yapıyor olmaları ve istemeleri..

Maçın Kilit Adamı : Nedense Guiza bu maçı alıcak gibime geliyor , hayırdır inşallah..

11 Mart 2010 Perşembe

Avrupa Şampiyonluğuna Adım Adım


Bu takım bir kere söz verdi taraftarına , camiasına..Sözlerine ne kadar sadık olduklarını her hafta rakip kim olursa olsun onları ezerek gösteriyor , Fenerbahçe armasının üstünlüğünü her rakibine öğretiyor..

Türkiye Voleybol Tarihi'nin tartışmasız en ezici takımı Fenerbahçe Acıbadem..Set vermeden rakiplerini süpürmeye devam ediyor..Türkiye Şampiyonluğu zaten cepte , biz Avrupa Şampiyonluğunu da istiyoruz..

Bu hırs , istek ve belki de en önemlisi gözlerinden okuyabildiğimiz mutluluk ve takımdaşlık ile bunu da başarıcaklarına hiçbir şüphemiz yok..

Camianın gururusunuz sarı melekler..

Bizde İstiyoruz Emre


"Bir gün bunu söylemiştim ve bu bir gerçekti. Kimseye şirin görünme, cici çocuk olma çabam yok. Olduğum gibi davranan biriyim. Önümüzdeki maçta hocam görev verirse, Galatasaray'a gol atarak 'Gerçek Fenerbahçeli' olmak istiyorum" dedi..

2 aydır sallanan takımın ayakta kalan tek oyuncusu..Herşeyini sahaya koyuyor , asla pes etmiyor..Üzüntüyü de sevinci de tribündeki taraftarlar kadar kalbinde hissediyor ve yaşıyor..Bu performansı sezon sonuna kadar devam ettiği sürece Fenerbahçe'yi ayakta ve yarışta tutacak bir numaralı adam Emre..

Oğuz Çetin'den bu yana 5 numaranın hakkını veren ilk oyuncusun Emre..Bir de söylediğin gibi Sami Yen'i sallarsan ne istersen iste bizden..

Real'in Kocası


Herşeyin bu kadar toz pembe olduğu bir dönemde Lyon yine Real'i tokatladı..Finalde Madrid'de Barcelona kupayı kaldırırsa bunu La Liga şampiyonluğu bile örtemez..İspanyol basını haftasonu göklere çıkardığı Pellegrini'yi şimdi yerden yere vuruyor..

Lyon'da müptela oldu resmen Madrid halkına..

10 Mart 2010 Çarşamba

Kusursuz Fırtına



Futbolla pek alakası olmayan bir insanı televizyon karşısına oturtup şu maçı izletseniz , maçtan sonra size vereceği tepki : ' Futbol ne kadar basit bir oyun ' olurdu..

United zor gibi görülen her pası , her savunmayı , her deparı o kadar kolay yapıyor ki..Hani oyunlarda hatalı pas vermek zordur karşı tarafa , United öyle oynuyor..Sahanın her bölümünde bir kusursuzluk var..Elbette topu ayağına alan 4 kişiyi geçip kaleye gitmiyor fakat o sırada oyun ne gerektiriyorsa o hareket kusursuzca uygulamaya geçiyor..

Milan bu sene bir öyle bir böyle takım..İlk maçı kazanmak sonuna kadar haklarıydı ama kadronun özellikle savunma tarafının eksikliği tüm bu çabaların boşa gitmesine neden oluyordu..Bu akşam sahaya çıkan kadro için de bunu söyleyebiliriz..Kalede gerçekten rezalet bir Abbiati , savunmada Abate - Silva - Bonera ve Jankulovski..

Hani çok eleştirilen Bilica'lı Fenerbahçe savunması şu dörtlüden daha iyidir..Aksini düşünenle sabaha kadar tartışabilirim..

United maça bu sene durdurulamayacağı artık belli olan Rooney'in golü ile başlayınca maçın geri kalanı formaliteye gitmeye başladı..Hani diyoruz ya kusursuz oyun diye..Neville geliyor , çok net bir orta yapıyor direk Rooney'in kafasına , Rooney vuruyor ve gol..Bitti işte bu kadar anlatacağımız..Milan golden hemen sonra bir iki atakla reaksiyon kovaladı ama United her alanda o kadar kusursuzdu ki bu reaksiyonun hayata geçmesine izin vermediler..


Milan ikinci yarıya müthiş bir riskle başladı..Ambrosini stopere çekilerek hücum hattına Seedorf'u sürdü Leonardo..Ama olabilecek en kötü şey oldu ve ikinci yarıda United'ın ilk ayağına gelen top gol oldu..O dakikadan sonra herşeyin bittiği resmileşirken iki takımda artık kendi özelleriyle uğraştı..United gençleri sahaya sürdü , Leonardo Beckham'ı evine kavuşturdu..

Beckham oyuna girdikten sonra kalitesini 3-4 pozisyonda gösterdi..Milan'ın doğru düzgün bir forveti olsa Beckham 2 asistle Milano uçağına binebilirdi..Vurduğu şut gol olmayı hakediyordu..Ama İngilizler böyle duygusallıkları bilmez , sevmez..Yesen o golü ne olurdu Van Der Saar..?


Milan daha ileriye gitmeyi haketmiyodu zaten..Ancak iki maçın toplam skoru 7-2'de olmamalıydı hani..Bilhassa ilk maçı en azından Milan kazansaydı keşke..United 2010'a müthiş girdi..Hem Premier'de zirveye oturdu hem CL'de ilk 8'e kaldı..İngiliz dominasyonu devam ediyor..

Beckham @ Old Trafford




Haydi Milan , Haydi Becks..

Şampiyonlar Ligi'nde Gecenin Maçları


Şu blogda hakkında kesin bir karar veremediğim tek takım Arsenal herhalde..Yeri geldi Winner dedik , yeri geldi büyük Looser dedik..İngiltere'de ilk 5 sıranın altındaki takımları tokatlamakta üzerine olmayan Arsenal , kafa takımlardan Liverpool dışında hepsine yeniliyordu sürekli..Böyle olunca sonuç olarak sürekli , bir çuval inciri berbat eden bir takım ortaya çıkıyordu..

Porto ile eşleştiklerinde iki maçında zevkli geçeceğini düşünmüştüm..Portekiz'de Arsenal istediği oyunu kesinlikle sahaya yansıtamamıştı ve sahadan 2-1 yenik ayrılmıştı..Rövanşa pek çok eksikle çıkan Arsenal , rakibini 5-0 yendi ve çeyrek finale yükseldi..Porto kalecisi Helton'un kariyerinde bu kadar sıkıntıya düştüğü bir maç daha olmamıştır herhalde..Hani abartmıyorum 7-8 olurdu çok rahat maç..

Porto formda olsun veya olmasın ekol bir takımdır..Bırakın 5-0'ı onlara 3 atmak bile büyük olaydır..

Ama Arsenal , o bildiğimiz saldırgan ve bunaltıcı İngiliz futbolunun müthiş bir örneğini ortaya koydu bugün..Arshavin - Bendtner ikilisi adeta döktürdü..Arsenal yine müthiş bir form yakalamış gibi görünüyor ama yarın öbürgün karşılarına sağlam bir dev çıktığı zaman yine dağılmaları muhtemel..

İtalyanlar kahroluyor olmalı..Bu turun hakkı gerçekten bu değildi..Bayern çok yönlü ve özellikle hücumda durdurulması zor bir takım gerçekten ancak İtalyan ekolünün buna ters gelmesi kuradan hemen sonra düşünülmüştü ve öyle oldu..

Bu maçın tamamını izleyemediğim için kısa kısa geçeyim..Fiorentina beklenmedik şekilde müthiş oynamış..Bayern'in baskı yapması beklenen anlarda bile önemli gol pozisyonları yakalamışlar..2-0'ı yakaladıktan sonra 10 dakika dayansalar çok farklı yöne gidebilirdi maç..Ama Van Bommel'in golünden sonra plan programdan sapmış Fiorentina biraz..

Ama Fio burada bile bir tepki gösterdi ve 3. golü buldu..Jovetic çok farklı bir oyuncu..Forvet konusunda yıllardır sıkıntı çekmeyen Fiorentina'nın yeni incisi..3-1'i bu sefer bir süre tutar diye düşünülen Fio bu sefer Robben'i durduramadı..Son 2 ayın Dünya üzerindeki en formda adamı öyle bir gol attı ki onu durdurmak gerçekten imkansız..Bu golle birlikte çeyrek final bileti Van Gaal'in cebine gitti..

Sonuç olarak bireysel yetenekleri ve tabii ki ilk maçta ki hakem Ovrebo'nun eşsiz katkılarıyla Bayern ilk 8'e kaldı..Ligde bu sezon istikrarsız ve kötü giden Fiorentina tutunduğu dalı kaybetti..Artık sene sonuna kadar 2 maç kazanıp 2 maç kaybedip devam ederler..Sene sonunda Jovetic ve Montolivo ikilisini kulüpte tutmaları zor gözüküyor..

9 Mart 2010 Salı

Brezilya'da Forvet Olmak


Sanki çok matah birşey öyle değil mi..?Hani Dünya'nın futbol gerçeği şudur ki , nereli olursan ol , nereden başlarsan başla hedefin bellidir..Avrupa'ya kapağı atmak..Avrupa'ya kapağa atıp , biraz da iş yaparsan mutlaka ismin Dünya'nın dört bir yanında öğrenilir , FM oynayanlar sanal başkanınla senin için pazarlıkları belki günlerce yapar..İşte böyle birşey bu..Kısaca şöhretsindir artık..

Brezilyalıların bu sıla hasreti yıllardır malum..Kariyerinde zirve yapsın yada yapmasın hemen hemen hepsinin ortak bir noktası var ; ' Futbolu Brezilya'da bitirmek.. ' Aslında bu çok abest bir durum olmasa da son yıllarda kariyerlerinin ortasında olan Brezilyalılar bile ilk duygusal sendromlarında , ' Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar ' diyince işin cılkı çıktı..


Bugün Brezilya'da oynayan 5 futbolcu sayıyorum sizlere :

  1. Ronaldo
  2. Adriano
  3. Robinho
  4. Vagner Love
  5. Fred
Hani bu listede eyvallah abi sen burda iyi duruyosun diyebileceğimiz tek isim Ronaldo..O da malum yaşından ötürü..Diğer 4 isimden bir tanesi es kaza Türkiye'ye gelse transfer tarihinin en iyi forvet transferi olarak tarihe geçer..Ancak bu adamlar nedense yaşadıkları depresyonların etkilerini ülkelerinde atmayı tercih ediyorlar..Çoğu artık Dünya tarafından canlı yayınla izlenemiyor bile..Bu yaptıkları aslında Dünya Futbol'una bir hakarettir..Bu kadar yetenekli olup sırf makara kukara yapmak için ülkene dönüyorsan senin futbol adına bir hedefin yok/kalmamış demektir..

Avrupa'da bazısı 1 sene önce bile fırtına estirenler şimdi Brezilya topraklarında ' huzur ' arıyorlar..

Sırf bu örnekler bile Alex De Souza'ya biraz daha saygı göstermeme neden oluyor..

Bilet Fiyatları İnmeye Devam Ediyor.


Daha önce bilet fiyatlarının indirildiği haberi gelince şöyle bir yazı yazmıştım..O günden sonra Fenerbahçe Kadıköy'de kar kış soğuk demeden minimum 30 bin taraftarının önünde oynadı..Sene başından beri böyle olsaydı takım belki de 3-4 puan fazla yapardı bile demiştik..

Neyse ki hatanın neresinden dönülse kardı..Ve öyle de oldu..Yönetim o gün bizlere en az taraftarların her maç haykırdığı kadar ' şampiyonluğu istediğini ' belli etmişti bilet fiyatlarını indirerek..Şimdi bir adım daha atıldı ve indirimin elinin uzanmadığı tribünlerde de indirime gidildi..

Artık minimum 40 bin kişi olacaktır..Yeter ki takım pes etmesin , yeter ki herşeylerini sahada versin..Çünkü çubuklu forma eğer inanırsa yüzyıldan fazla zamandır görüldüğü üzere , durdurulamaz..

Yeni fiyatlarıyla Saraçoğlu ;

Kale arkaları: 22 lira

Fenerium üst H-I bloklar: 66 lira

Fenerium üst C-D-F-G bloklar: 88 lira

Fenerium alt G blok: 132 lira

Fenerium alt B-F bloklar: 165 lira

Fenerium alt C-E bloklar: 195 lira

Fenerium alt D blok: 265 lira

Bu İş Daha Bitmedi..


Eskişehir'in Galatasaray'ı 2-1 yenmesiyle zirve yarışına dahil olmayan takım kalmadı neredeyse ülkede..Bu saatten sonra 2-3 maç seri yapan her takım bugün olduğundan daha yukarılara tırmanacaktır..Beklenmedik puan kayıpları her takım için olacaktır..

Fenerbahçe bu konuda kredisini tüketti..Demek istediğim ' saçma puan kayıpları ' meselesi..Galatasaray mesela bu konuda henüz taviz vermedi pek..Onların da mutlaka şok puan kayıpları olacaktır..Eskişehir bunlardan biri değildi bence bu arada..

Fenerbahçe için herşeyin kötü gittiği bir Şubat'ın ardından galibiyetle başlayan ve puan farkının 2'ye indiği yeni bir ay başladı..Lugano - Mehmet - Deivid takıma döndü..Haftasonuna Özer'in de yetişeceği söyleniyor..İşler iyi giden döneme benzemeye başladı..Bu saatten sonra futbolcuların da en az taraftarlar kadar bu işi istemesi ve tırmalaması icap eder..

Elde büyük bir avantaj vardı , akıllı davranamadı Fenerbahçe..Şimdi artık herşeyin yavaş yavaş eşitlendiği , küçük avantajların iş yapacağı bir ortama giriliyor..Fenerbahçe herşeyiyle geçmiş haftalardan ders alıp , yoluna öyle devam etmelidir..

Çarşamba günü Beşiktaş ve Bursa'nın kazanması durumunda işler çok daha çekişmeli bir hal alıcak..Bursa şu durumda ligin gizli lideri gibi gözüküyor..Ve işi sezon sonuna kadar kovalayacakları belli..Fenerbahçe , Samiyen'e kadar 6 puanı cebe atıp sonra hesapları yapar..

Herşeyin ters gittiği dönemin bittiğini resmileştirmek için atılması gerekilen en büyük adım , Ankara'dan alınacak Gençlerbirliği galibiyeti olacaktır..

8 Mart 2010 Pazartesi

Sergio Canales


Marca ve AS internet sitelerini hemen hemen hergün ziyaret etmeme rağmen bu kareyi atlamışım..Sezon sonunda Real Madrid formasını giyecek olan İspanyolların yeni süper yeteneği Sergio Canales formayı giymekte erken davranmış..

Mehmet Topuz - Madrid Şubesi Müdürü genç Canales'e Santander taraftarı tepkili olsa gerek..Günümüzde özellikle Avrupa'da bu ' profosyonellik ' biraz amacından dışına çıktı..Bence ne olursa olsun bir futbolcu oynadığı , para kazandığı takıma en ufak bir sorumsuzluk hissetmemeli..Aynı şeyler Mario Balotelli için de geçerli..Milan / Inter muhabbetleri , her 3 maçın 2'sinde oyunun umrunda bile olmadığını milyonların gözüne gözüne sokması vs..

Evet Avrupa'da olaylara insanların bakış açısı ülkemizdeki fanatizm'e göre çok daha masumane ve anlayışlı..Fakat bunun bir sınırı olmadığında , ' Futbol sadece futboldur ' neticesine çıkıyor yolun sonu..Oysa futbola gönülden bağlı çoğu kişinin dediği gibi , ' Futbol asla sadece futbol değildir..'

O yüzdendir ki Gerrard - Totti - Del Piero - Zidane gibi oyuncuların heykeli dikilecektir..

Ron Artest'in Yeni Saçları


Öncelikle bu , ' Günümüzün Dennis Rodman'ı ' olma sevdası baydı Artest'in..Dennis Rodman'ın kariyerinin sonlarında onu doğru düzgün izlemiş biri olarak Artest'in o çok renkli karaktere ve sempatikliğe sahip olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim..

Konuya dönecek olursak Ron Artest'in yeni saçlarında resimlerde gördüğünüz üzere Japonca - İbranice ve Hintçe olmak üzere üç dilde ' savunma ' yazıyormuş..Şu da bir gerçek ki günümüzde savunma dendiğinde akla gelen ilk isimlerden birisi Artest..Konsantre olduğu maçlarda kelepçeyi taktı mı nefes aldırmıyor..

Ama yok arkadaş , sevemedim ben bu adamı..Rodman'ı getirin bana..



FenerBlog Açıldı


Ve sonunda Fenerbahçe bloglarını tek bir oluşum altında toplayan , bildiklerimizi daha rahat takip edebileceğimiz , bilmediklerimizi ise bizlere tanıtacak olan FenerBlog.com açılmış durumda..

Özellikle blogu olsun olmasın , blog yazılarını okumayı sevenler için FenerBlog.com interneti açtıklarında girelecek ilk 2-3 siteden biri olmuştur şu haliyle..

Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler..

Seni yalnız bırakmazlar , kalbinde Fenerbahçe'yi yaşatanlar..

7 Mart 2010 Pazar

Fenerbahçe : 1 - 0 : Antalyaspor


Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim..Diego Lugano'nun takıma dönmesi bu maçtan alınan 3 puanın en önemli nedenidir..Lugano-Bilica ikilisinin bozulduğu son 3 haftada Fenerbahçe'nin özellikle son 15 dakikalarda , yani baskıyı yediği anlarda yaşadığı sıkıntılar akıllarda..Diego Lugano ile liderine kavuşan Fenerbahçe savunması 90 dakika boyunca , Veysel'in sağdan girip vurduğu şut dışında pozisyona giremedi..

Tek tek baktığınızda hem Lugano'nun hem de Bilica'nın birçok eksik noktasını sayabilirsiniz..Fakat Fenerbahçe için bu ikilinin birlikte sahada olması en az Alex veya Emre'nin sahada olması kadar önemli..

Maça gittiğimde tribünleri görünce çok şaşırdım açıkçası..Tamam 22 TL biletler ancak takım bu kadar kötü giderken çok soğuk bir İstanbul akşamında bu kadar taraftarın stada gelmiş olması da taraftarın şampiyonluğu ne kadar çok istediğinin bir göstergesidir..

Maça iki tarafta temposuz ve bekleyerek başladı..Fenerbahçe'de Semih - Guiza maçın başında 2 pozisyon yakaladı..Şimdi izliyorum tv özetlerinde Guiza'nın ve Semih'in girdiği ve bana göre iyi vuruşlarla gol olabilecek iki pozisyon atlanmış..Özellikle Guiza aslında çok sevdiği ve onu İspanya'da gol kralı yapan pozisyonlardan birinde topu çok kötü şekilde dışarı yolladı..

Maçta tempo ve hareket yoktu..Emre ve Cristian ortasahada baskıyı kuruyor ve oyunu kanatlara yaymaya çalışıyordu..Maçın ilk 20 dakikasında Deivid'in sorumluluk aldığı ve top dağıtımına girdiği pozisyonları gördük..Fenerbahçe için mevcut kadroda Deivid çok kilit bir adam..Tahammül edilmesi bazen gerçekten zor oluyor ama hem futbol zekası hem de denediği inceler ile Fenerbahçe'yi pozisyonlara sokabilecek bir adam..2 sene öncesinin Gökhan / Deivid kanat varyasyonları da zaman zaman gerçekleşti..Gökhan'ın ortalarını mutlaka geliştirmesi gerekiyor..Öne atması gerekenleri arka direğe , yüksek şişirmesi gerekenleri yerden kesti..

Semih'in özellikle ilk yarıda top dağıtmaya çalışırken kaybettiği toplar çok dikkat çekici..Hava toplarında eski etkinliğinede sahip değildi..Semih'ten duvar gibi dönen her top Emre ve Cristian'ın baskısıyla tekrar geri kazanıldı..Savunmada özellikle Lugano'nun süpürücülüğü takımın geride nefes almasını kolaylaştırdı..

Sezonun ilk yarısında Antalya'da oynanan maçta 90.dakika'da maç 1-1 giderken Fenerbahçe'ye 4'e 1 yakalanıp gol yiyen Antalyaspor bu sefer de benzer pozisyonu Kadıköy'de yaşadı..Kazandıkları serbest vuruş dönüşünde Emre'nin müthiş presiyle başlayan ve yine Emre'nin asistiyle Santos'la buluşan top Fenerbahçe'ye gol olarak geri dönüyordu..

Andre Santos için ayrı bir parantez..Güçlü olduğu zaman izlenmesi çok keyifli..Maçın 70-75. dakikasında Antalya ceza alanının solunda müthiş çalımlar attı..Savunmada müdehaleleri yerinde..Attığı gol çok klas..Çoğu futbolcu o açıdan o topu auta atar ne yazık ki..

İkinci yarı Fenerbahçe skorun da avantajıyla biraz daha garanti oyuna gitti..Emre haftalardır süren müthiş oyununa bu bölümlerde devam etti..Zaman zaman Cristian'ın da baskın presleri ile Fenerbahçe çok ciddi nefes aldı..Deivid ve Mehmet'in de içe kaçmaları ile Fenerbahçe zaman zaman kalabalık geldi..Fakat ataklar ciddi pozisyonlara dönmedi..

Daum'un oyuncu değişiklikleri bence takıma gereksiz bir panik yüklemiş olabilir..Semih'in yerine Selçuk'un girmesi ' Çocuklar kapanıyoruz ' mesajını vermektir..Bunun üzerine bir de Emre'nin çıkması ve Deniz'in girmesine anlam veremedim hiç..Fenerbahçe'yi rakip yarısahaya taşıyan tek adam Emre'ydi..

Maçtan önce yazdığım yazıda benim için bu maç en önemli olan şeyin dün oynanan Real Madrid - Sevilla maçında Real'in ortaya koyduğu yüreğin %50'sini takımda görmekti..Takım belki üretken değildi , belki çok pozisyonlara girmedi fakat en çok ihtiyacı olduğu zamanda sıkı bir mücadele ile 3 puanı cebine attı..

Tamam veya devam maçıydı gerçekten..Takım henüz bitmedi dedi..Galatasaray maçına kadar alınması gereken 6 puan daha var..O 6 puan alınırsa ondan sonra oturur hesabı kitabı yapar herkes..

Maça Doğru , Fenerbahçe - Antalyaspor


Hani sezon boyunca inişli çıkışlı bir performans sergilenir..Bazen güzel seriler yakalanır bazen işler tepetaklak gider..Sakatlıklar , cezalar derken sezon seni bir maça getirir ve artık o maç sen istesen de istemesen de tamam veya devam maçı olur senin için..

Bu akşam oynanacak maç Fenerbahçe için böyle bir maç işte..

Takım herşeyi kendi lehine çevirdiği haftaların ardından sonra herşeyi yine kendileri berbat ettiler..Taraftarlarına kazanmak nasıl birşey onu unutturdular..Bir Emre dışında ikinci bir oyuncu çıkartamadı pes demeyecek..

Ve bu takım bu sezona devam demek için bu akşam Antalyaspor önüne çıkıyor..Teknik / taktik analizden uzak duracağım..Zira artık bu noktadan sonra 4-4-2 / 4-3-1-2 falan hikaye..Dün gece Real Madrid için yazdığımın %50'sini Fenerbahçe göstermek zorunda en azından..Herşey bir kenara bu karakteri ve isteği ortaya koyamayacaklarsa zaten hem kendi iplerini çekerler hem de camia futbolda sezonu kapatır..

Bu akşam takımda arayacağım , dikkat edeceğim tek şey ortaya koyacakları mücadele olacaktır..Hiçbir oyuncu hakkında birşey yazmayacağım..Fenerbahçe 3-4 yıldır içinde bulunduğu ' extra large ' kıyafetlerden kurtulup üzerine tam oturan kıyafetleri giymek zorunda bu akşam..Genişliğe , rahatlığa , rölantiye , yürümeye tahammül yok..

Tamam mı devam mı akşam bu konuya döneriz..

İstemek Başarmanın Yarısı


Barcelona'nın beklenmedik Almeria beraberliğinin ardından çok çetin geçeceği belliydi maçın..İlk 20 dakikada Real yokları oynadı , rakip kaleye gidemedi ve 0-1 gerideydi..İlk yarının kalan bölümünde müthiş bir mücadele fakat sonuç değişmiyor..

İkinci yarının hemen başında olabilecek en kötü şey oluyor ve Sevilla 2'yi buluyor..Kenardan müthiş bir hamle ile Guti ve Van Der Vaart oyuna alınıyor ve Real Madrid , Sevilla'ya sahayı dar ediyor..Önce Ronaldo ile 2-1 daha sonra ise Ramos ile 2-2..Ve 3-2 olana kadar , maç bitene kadar inanılmaz bir baskı ve istek..

Türkiye'de çok kullanılır ' milyonluk eşşekler ' lafı..Real Madrid için bu sözün hiçbir geçerliliği yok..2 senedir Barça'nın altında ezilmenin verdiği psikoloji ile takım bu seneyi kopartmak istediğini müthiş bir şekilde tüm Dünya'ya kanıtlıyor..

Mücadeleden kaçan , tekmeye kafayı sokmaktan çekinen bir tane bile oyuncusu yok..Real Madrid istiyor , savaşıyor ve hakediyor..Çok uzun zamandan sonra Barça'nın önünde liderliği ele geçirdiler..İç saha performansları daha ne kadar böyle devam edecek bakalım..

Barça maçı için birşeyler ekleyelim..Almeria sıradan bir takım değil..İlk yarı Barça için kötü geçti..Messi maç boyunca müthiş bir efor sarfetti fakat Barcelona'da özellikle geçen sene iki sene varolan Henry - Eto'o - Messi üçgeninin bozulup bu üçlü yerine oynayan üçlünün sadece tek adamının istekli ve taşıyıcı olması nedeniyle Barcelona'da düşüş ve puan kayıpları gelmeye başladı..

Hakemin İbra'ya gösterdiği kırmızı kartı tam anlayamadım..Orada kırmızı kart çıkmasaydı Barcelona hala liderlik koltuğunda olurdu büyük ihtimalle..Barcelona'nın toparlanmaya ihtiyacı var..Nou Camp'ta alınacak farklı bir lig galibiyeti takıma gerekli morali verecektir..