20 Şubat 2010 Cumartesi

Bir İhtimal Daha Var..


Sivasspor biraz önce sona eren maçta kendisi için çok kritik olan Manisaspor engelini 1-0 aşarak son 10 lig maçında 17 puan kazanmış oldu..Takım hepimizin bildiği gibi sezona çok kötü başlamış , Sivas'ı Sivas yapan adamın vedası ile iyice raydan çıkmış ve bambaşka bir ekol olan Muhsin Ertuğral ile yeni bir yol arayışına girmişti..

Özellikle ikinci yarının başlaması ve Mehmet Yıldız'ın sahalara dönmesi ile Sivas'ın ciddi bir toparlanma sürecine gireceği düşünülüyordu fakat ikinci yarının ikinci haftasında Fenerbahçe karşısında tel tel dökülen Sivas'ı görünce tüm Türkiye ' Bu takım düşer ' dedi..Ki o maç göz önüne alınacak olursa takımın ne kadar bitik ve moralsiz olduğu rahatlıkla söylenebilirdi..

Fenerbahçe maçından sonra Sivas bu lige tamam veya devam diyeceği üç maça çıktı..Önce küme düşmenin bir numaralı adayı Denizli'yi 1-0 ile geçtiler ve aradaki makası açtılar..Daha sonra yine ligin altlarında olan bir rakibi olan Diyarbakır'dan deplasmanda 1 puanı kopardılar ve bugün bana göre Denizli ile birlikte küme düşecek bir diğer Ege takımı Manisaspor'u 1-0 yenerek 15.sıraya kadar yükseldiler..

Sivas'ı şimdi Bursa deplasmanı , içerde Belediye ve Antalya deplasmanı üçlüsü bekliyor..Bu üçlü fikstürden alınacak bir 4 puan Sivas'ı iyice düzlüğe çıkarır..

Manisa'nın Fenerbahçe maçında 1 puan almasına rağmen çok çok kötü bir takım olduğunu yazmıştım..Hani bir takımın hiçbir belirgin özelliği olmaz mı , Manisa'nın yok işte..Haliyle Denizlispor ile birlikte ligden düşmeyi en çok hakeden ve en yakın takım konumunda..Manisaspor'un bir handikapı da lig tempolarını allak bullak edecek iki Fenerbahçe kupa maçı olacak..

Sivasspor için işler düzelmeye başladı..Takım asıl inancını ve karakterini yukarıda yazdığım üç maçta koyacak..Örneğin Bursa'dan Sivas puan veya puanlar koparırsa artık oyuncularında güvenleri tam olarak yerine gelir..Bakalım , Sivas için bir ihtimal daha var..Güzel bir ihtimal..

Nefret Edilmek Hoşuma Gidiyor..


Bunu sezon başında Cristiano Ronaldo söylemişti hatırlayacaksınız..Futbolda bana 3 isim için ' Arıza ' sözcüğünü kullan deseniz bir numarada resimdeki adam olur hiç şüphesiz..Jose Mourinho kime itici gelebilir ki..?Yani soruyu şöyle sorayım rakibinizin teknik direktörüyken belki ondan nefret edebilir belki de abartılı bir gol sevinci sırasında sahaya atlayıp onu tokatlamak isteyebilirsiniz..

Peki ya bu adam sizin tarafınızda ise..?İtici mi gelir..?Yoksa stadınızda maçı izlerken sürekli gözünüzün ucuyla ' Bizim manyak ne alemde ' diye kontrol mü edersiniz bu adamı..?Mesela ben maçlarda Daum'a bakmıyorum bile..Çünkü biliyorum ki yedek kulübesinin sol ucunda sol dirseğinin üzerine yaslanarak maçı izliyor..

Bir pozisyon olduğunda Herr Daum ne alemde diye bakmak aklıma gelmiyor yani..Ama Jose öyle mi yahu..?

Gelelim mevzuuya..AS gazetesinin yaptığı bir ankete 11.000'i aşkın oy kullanılmış ve Real Madrid'in başında Jose'yi istemeyenlerin oranı %78 çıkmış..AS gazetesi biraz kamuoyunu yanıltıp Pellegrini'ye ' Yürü dayı halk arkanda ' gazını veriyor olabilir elbette günahları boyunlarına..

Ama şöyle bir düşünüyorum şimdi..Kim istemez Jose'yi hakikaten..Şu oylama hangi kulüplerde Jose'nin alehine sonuçlanır..?Barcelona'da Jose yenilir mesela..Hem Pep Guardiola'nın Barça'nın evladı olması hem genel anlamda sempatikliği ve kazandığı başarılar Pep'i koltuğundan etmez..
Başka kim olur..?Sir Alex'in koltuğuda pek yerinden oynamaz..Başka..?

CM ile başladık takım yönetmeye , FM ile ustalaştık , JM ile master yapıyoruz..Bir gün yolu Türkiye'ye düşse de bir basın toplantısının tamamını dinleyebilsek şöyle..

Wenger Uyuma Portsmouth'a Sahip Çık


Arsenal'in hocası Arsene Wenger'in kendine has futbol anlayışı ve oyun tarzının dışında özellikle Dünya Futbolu'na karşı duyarlı bir bakışı var..Çoğu teknik direktör bazı konularda topa girmekten kaçınır , çözüm üretme çabasına girmez ve genelde kendi takımının başarısına odaklı çalışır..Arsene Wenger karakteri itibariyle bu tip bir hoca değil örneğin..

Gerek Şampiyonlar Ligi ile ilgili görüşleri ile kamuoyu yaratma çabası gerek İngiltere'de ki fikstür sıkışıklığını işaret eden açıklamaları gerek FIFA'ya hakem konusundaki tavsiyeleri..Bazıları çok absürd ve alakasız da olabiliyor..Buna örnek olarak daha önce blogda yazdığım Stoke City'li Delap'ın taç atışlarının oyun içinde haksızlık olduğu açıklamasını gösterebiliriz..Gerekli yazı burada..

Yine de dediğim gibi Arsene Wenger'i severim ve bazen kulağa saçma dahi gelse sürekli çözüm arayışında ve futbolu daha güzelleştirme çabasında bir adamdır..Sezon başından beri Portsmouth'un yaşadığı sıkıntılar ortada..En son kapanan web sitesi , oyunculara bir türlü ödenemeyen maaşlar , kulübün bu borçlu haliyle bir türlü yeni sahip bulamaması ve tüm bunlara paralel olarak takımın ligin dibine çakılması..2010'un Leeds United'ı oldu diyebiliriz Portsmouth için..

Arsene Wenger konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada Portsmouth'un bu halden sıyırmak için Premier Lig'in bir fon oluşturmasını ve Portsmouth'un düzlüğe çıkarılması gerektiğini savunmuş..Gerekçesi de gayet insancıl ; Kulübün ve taraftarın gözünde kapanmayacak bir yara açmaya gerek yok diyor Wenger..

Tabii bu fikir de Arsene Wenger'in çoğu fikri gibi biraz ütopik fakat Wenger gibi futbol adamlarının çok olması dünya futboluna bir lütuf olacaktır orası kesin..

18 Şubat 2010 Perşembe

Lille : 2 - 1 : Fenerbahçe


Bu tip maçlara olabilecek en kabus başlangıçla başladı maça Fenerbahçe..Tam kadro çıktığı ve moralli bir ilk 20 dakika geçirmesi halinde etkili olabilecek takım henüz kaleye gelen ilk atakta golü yiyince herkesin morali bozuldu elbette..

Lille'in hızlı ve akıcı oyun temposunu düşününce bu yenilen golün oyunun ilerleyen dakikalarında bir faciaya yol açabilmesi olasılıklardan biriydi elbette..

Derken her sezon aynı şutu yaklaşık 20 kere deneyen ve çoğunda kaleyi bile bulamayan Wederson kariyer golünü atarak hem takıma moral verdi hem de Kadıköy için çok kilit bir gol attı..Golün ardından maç beklenen temposuna döndü..Sürekli gelen Lille karşısında kapanan ve kontra arayan Fenerbahçe..

Ama atılan ikinci uzun topta fedakarlık ile sahaya çıkan Lugano'nun tam güçlenmeden maça çıktığı için aynı yerden sakatlanması..Bu sefer en az 2 hafta oynamayacağı kesin olsa gerek..

Lille takımı maç öncesi yazısında değindiğimiz gibi müthiş hızlı ve istekli bir takım..Savunmaları kulelerden oluşuyor ve Fenerbahçe'nin şişirdiği her top Lille atağı olarak geri dönüyordu..Özer ve Wederson'un kanat savunmasındaki etkisizlikleri nedeniyle Lille takımı bol pasla Emre - Cristian baskısından basit kurtuldu..

Lille kanatlarını uçuran Hazard ve Obraniak gerek derin toplarda yaptıkları koşularla gerekse içeri katedip girdikleri verkaçlarla Fenerbahçe savunması karşısında etkili olmaya başladılar..Fenerbahçe bu tip oyuna alışıktı , kapanmayı seven ve beceren bir takım yıllardır zaten..Kanat savunmasında sağ kanattan daha çok yüklenmesine rağmen soldan gelen ataklarda Santos fazlaca oyuncu kaçırıyordu arka tarafa..Bilica buraları süpüren isim oldu..

Takım 30.dakikadan sonra biraz daha fazla top yapmaya başladı..Emre ve Cristian biraz daha oyunun akışını ele aldılar..Alex'in geriye gelip pas dağıtımına yardımcı olmasıyla takım küçük aralıklarla oyunda nefes almaya başladı..Ama özellikle ilk yarıda Lille takımı durmaya pek niyetli değildi..İlk golü atan Balmont'un sürpriz bindirmelerine kanat ataklarının eklenmesiyle oyun iyice Fenerbahçe yarısahasına yıkıldı..

Bu dakikalarda Fenerbahçe'de çok gereksiz fauller yapıldı ve Lille bir çok pozisyon şansını duran toplardan yakaladı..Bunu şu nedenle yazdım Wederson başta olmak üzere bazı yapılan fauller o kadar gereksiz ve akılsızdı ki o pozisyonlardan gelebilecek bir gol eminim çoğumuzu delirtirdi..

İlk yarıda Fenerbahçe'nin tek tehditi Alex - Guiza ikilisinin kontra şansı idi..Ve kağıt üstündeki hikaye gerçeğe dönüştü..Alex'in Mavuba'dan söküp Guiza'ya ' al da at ' dediği topta Guiza yapılacak en kötü işi yaptı..Bir forvet bu kadar mı kendisine güvensiz olur anlamak mümkün değil..Sadece ' İspanya Gol Kralı ' apoleti bile o oyuncuya oradan vurma güvenini vermeli..Hadi pas mı veriyorsun , biraz ayağının ayarı olsun..

İlk yarı 1-1 biterken televizyon başında çekingen bir halde izlemiştik maçı fakat en azından skordan daha önemlisi atılan golden memnunduk..

İkinci yarıya Fenerbahçe oyunu dengelemiş bir şekilde girdi..Emre ve Cristian yine oyunun bu bölümünde daha diri gözüküyorlardı..İlk yarının bu 5 dakikalık güven veren dilimi çok kötü noktalandı..Balmont'un attığı uzun topa Deniz'in asisti eklenince Frau rahat pozisyonda skoru 2-1'e taşıdı..Deniz'i oynatıyorsanız bu tip riskleri göze almak zorundasınız..Üzüldüğüm nokta gerçekten özellikle 2.yarıda önemli kademeler yaptığı ve hatası dışında temiz geçirdiği bir maçta rakibe asist yapması oldu..Önder'i oyuna alsaydı yine aynı risk olacaktı ne yazık ki..Fenerbahçe'nin savunma rotasyonunda takıma girdi mi herkesin kafasını rahatlatacak bir isim olmaması sıkıntı..

Golden sonra Lille'de delice saldırmayı bir kenara bıraktı..İlk attıkları golün ardından yedikleri golün benzerini yaşamak istemediler..Bu bölümde Fenerbahçe topu kanatlara yaymaya başladı..Andre Santos - Wederson hücum hattı etkili olmaya çalıştılar fakat olamadılar..Sağda Gökhan - Özer ikilisinden Özer'in çekingen futbolu da bu bölgeyi tıkadı..

Derken ilk yarıda benzeri olan pozisyon bir defa daha yaratıldı Alex tarafından..Attığı pas mükemmeldi , açı harikaydı ama Guiza kötüydü..Hani ben orada olsam o topa benim de vuracağım odur..Diego Milito veya Diego Forlan o topu kalecinin solundan kaleye asardı sağ plase ile..Guiza ise dümdüz vurmayı tercih etti..

Sonra Gervinho'nun da girmesiyle oyun karşılıklı ataklara döndü..Fenerbahçe'de Emre ve Gökhan müthiş özveri ile takımı ayakta tuttular..Fakat sağlam Lille defansı arkasına 2 kez sarkabilen Fenerbahçe 3.yü bulamadı..

Maçın yıldızı Gökhan'dı..Müthiş bir maç çıkardı..Hem savunmada çok kritik ters kademelere girdi hemde takımı öne taşıdı..Taraftarın onu neden bu kadar çok sevdiğini bir kez daha herkese gösterdi..

Fenerbahçe'de eğer gerçek bir santrafor olsaydı bu maç 2-3 biterdi..Guiza'nın kaçırdığı iki akıl almaz pozisyondan en az biri gol olsun diyelim , 2-2..Daha ne istiyorsunuz ki..?Daum'a kızmıyorum..Şu maça bende Guiza ile başlarım çünkü savunma arkasına koşu konusunda takımın en iyisi o..Ve ne yazık ki en iyi olduğu tek konu bu..Sorun da bu zaten..

Haftaya bu dakikalarda stadda olacağız..Lille kontralarda çok tehlikeli bir takım..Lugano'suz ve kart cezalısı Santos'suz savunma karşısında Lille'in gol bulacağını düşünüyorum ve turun Lille'e daha yakın olduğunu düşünüyorum..Kadıköy faktörü ile herşey olabilir elbette..Açıkçası maç öncesinde 2-1'e razı olurdum fakat Lugano ve Santos'un oynayamacağı bir rövanşı da beklemiyordum..

Umutsuz olmak için yine de bir sebep yok..Agresif ve mutlaka Kadıköy'de Semih ile başlaması gereken Fenerbahçe 1-0 öne geçerse maç sonunda ' Haydi lili lili lili lili yar ' söyletir bizlere..

17 Şubat 2010 Çarşamba

Maça Doğru , Lille - Fenerbahçe


Uzun zamandır odak noktasında tuttuğumuz maç geldi çattı..Kuranın çekildiğinde ' Lille çok formda ama mutlaka maç zamanına kadar düşüşe geçecektir ' dendi..Fakat hesaba katılmayan şey bu takımın bir iki oyuncu üzerine inşa edilmediği ve sağlam takım oyununa dayanan bir takım olduğu idi..

Yeni yıla girerlerken , Afrika Kupası etkisiyle de takımda bir gerileme yaşanmıştı..Fakat bu depresyonu kısa sürede ortadan kaldırmayı başardılar..Öncelikle öne çıkan oyunculardan önce takımın bir bütün halinde etkili yanlarını söyleyelim..

Bir kere çok mücadeleci ve hızlı bir takım..Hani abartmak gibi olmasın ancak Fransa'nın Arsenal'i diyebiliriz bu sene Lille için..Çok tempolu ve istekli bir takım..Maçta 3-0 önde olmaları veya 2-0 geride olmaları oyun karakterlerini değiştirmiyor..Oyun disiplinine sadıklar..Orta sahada inanılmaz agresif ve yırtıcı bir takım..Orta sahanın en tecrübeli isminin 1980 doğumlu Balmont olduğunu düşünürsek orta alandaki direnç konusunda Lille takımını hiç izlemeyenler bir fikir sahibi olabilirler..

Toplu hücum ve toplu atak oynamaya çok müsaitler çünkü takımın fizik gücü fazlasıyla yerinde..Aldıkları skorlardan dolayı oyuncuların kendilerine güvenleri ile ilgili bir sorunlarının da olmadığını düşünürsek bu cesur takımın gününde olduğunda ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatmış olabiliriz..Mavuba ortasahalarının en gözde oyuncularından biri..Fransa liglerinde alışık olduğumuz ' Her takıma bir Diarra ' modelinin son mahsulü Mavuba..Tahmin ettiğiniz üzere mücadeleci ve güçlü bir oyuncu..

Yaratıcı isimler konusunda yine müthiş bir ikiliye sahipler..Hazard ve Obraniak birkaç sene içerisinde Fransa liginden çok daha üst düzey bir ligde kendilerini ispatlama çabasında olabilecek oyuncular..Özellikle Hazard yaptığı sürpriz koşular ve çalım yeteneği sayesinde rakipler için sürekli bir kırmızı alarm..

Forvet ikilisi De Melo ve Gervinho sıkıntılı Fenerbahçe savunmasını müthiş zorlayabilecek bir ikili daha..Özellikle Gervinho'nun hem hızlı hem de dayanıklı bir oyuncu olması ve elbette mevcut formu ağır Fenerbahçe savunması için büyük sıkıntı..

Lille genelde cepheden hücum eden bir takım..Atak organizasyonları genelde Hazard'ın ayağında şekilleniyor..Beklerin hücuma katılma oranı bir hayli fazla ancak Fenerbahçe'nin en azından bu bölgede rakibinden aşağı kalır bir yanı olduğunu düşünmediğim için çok üzerinde durmadım..

Yukarıda yazdıklarıma bakınca elbette bu takım Fenerbahçe'yi yener diyebilirsiniz fakat futbol sahada oynanır ve Fenerbahçe özellikle sistemini bu tip büyük maçlarda rakibine kabul ettirebildiği takdirde rakibi kim olursa olsun oyunu tutabilen bir takım..Bu özellik yarın işleyecek mi peki..?Kadro sıkıntısı bunun zor olacağını gösteriyor..

Emre yarın büyük olasılıkla oynayamacakmış..Yukarıda değindiğim Lille direncine en çok karşı koyabilecek oyuncu hiç şüphesiz Emre idi..Emre'nin oynamasının Cristian'ın da performasını yukarı çektiğini çok defa söylemiştik zaten..Eğer Emre yarın oynamazsa Fenerbahçe için özellikle orta sahada büyük sıkıntı olacaktır..Burada Daum'un yapması gereken hamle Emre yerine Selçuk'u oynatıp takımı kendi yarısahasına mahkum bırakmamak ve Emre'nin yerine Cristian'ın yanında Mehmet'i oynatmak olur..

Mehmet'in sağ kulvarda oynadığı sürece bir var bir yok olması ve bu tip maçlarda direnç koyabilecek bir oyuncu olarak orta'da oynayabilecek olması Lille deplasmanında kullanılması gerektiğini gösteriyor..

Savunma hattında ne yapılıp ne edilip klasik düzene dönülücek ve Gökhan - Lugano - Bilica - Santos dörtlüsü kurulacaktır..Zaten Lugano'nun oynamadığı durumda orada kim oynarsa oynasın oluşacak riskleri düşünmek dahi istemiyorum..

Dediğim gibi Mehmet - Cristian ile göbek tutulup , solda Wederson sağda Özer kullanılmalı..Solda bu maç gibi çok fazla hücum gerekmeyecek maçlarda Wederson kullanılabilir..Sağda Özer'in oynayacak olması özellikle Fenerbahçe'nin sağ kanat gücünü çok yukarılara taşır..

Alex - Guiza ikilisi kesin zaten..Guiza'nın pek hoşlanacağı türden maç değil bu..Güçlü ve uzun Lille defansı arasında büyük ihtimalle yokları oynayacaktır..Ancak Fenerbahçe 0-1 öne geçerse Guiza istediği türden bir maça döndürebilir olayı..

Lille takımı kendine aşırı güveni olan , oyunun her alanında dengeli ve etkili bir takım..Fenerbahçe yarın oyunu tutarak rakibinin hızını kesmek isteyecektir..Bunu başarırsa Lille'in alışık olduğumuz tempolu oyunu yalan olur..Lille bu tarz oynayamazsa çok etkili bir takım olmaz zaten..Fenerbahçe çok konsantre ve dikkatli olmalı..Savunma hattının özellikle bu kadar yaratıcı ve agresif bir hücuma karşı minimum risk ile oynamalılar..

Bu tip maçlarda çok fazla gol şansı bulamayabilirsiniz..Alex ve Guiza'nın yarın bir süredir olduğu gibi cömert olmamaları gerekiyor hücum hattında..

Tahmin edildiği ve kağıt üzerinde yazdığı kadar zor bir maç gerçekten..Bir abartma falan yok..Lille gerçekten güçlü..Gücünü de geçelim , Fenerbahçe'ye ters gelecek bir takım..Son 3 maçını kazanamayan ve taraftarını üzen Fenerbahçe için kazanılıp herşeyi unutturacak bir maç..Ama gerçekten çok zor..En azından avantajlı bir skor elde edelim , o da iyidir..

Günün Fotoğrafı


Bugün bu bölümümüzde iki fotoğraf var..Birbirine bağlı iki fotoğraf..Üstteki fotoğrafta maç 1-0 Milan'ın üstünlüğü ile giderken Huntelaar , kaleci ile karşıkarşıya kaldığı pozisyonda topu az farkla aut'a gönderiyor..Bonera ve Beckham'ın üzüntüsü eşliğinde..

Yukarıdaki fotoğraftan birkaç dakika sonra..Scholes kariyerinin en enteresan gollerinden birini atıyor ve United eşitliği sağlıyor..Dida'nın golde yapabileceği pek birşey yoktu..

Şampiyonlar Ligi'nde Gecenin Maçları


Star TV'ye sevgilerle yazıya başlamak istiyorum..Şu maçı yayınlamayıp , yarın Porto - Arsenal maçını seçenlerin belki de hala umrunda değildir şu maç..Belki maçın skorunu bile bilmiyorlardır..Neyse biz geçelim Milano'ya..

Müthiş bir maçtı..Rölanti geçebileceğini düşündüğümüz maç Ronaldinho'nun erken golünün de etkisiyle çok tempolu geçti..Bu seviyede iki takımın maçından beklenmeyecek kadar karşılıklı ataklar vardı..

Milan ise Antonini - Ronaldinho ve Huntelaar ile ilk yarıda 3 tane %100 golü ağlara gönderemedi..İlk yarı mevcut pozisyonlarla çok rahat 4-1 bitebilirdi..Milan bu kadar ikram yapınca Scholes ilk yarı bitmeden eşitliği getiren golü attı ve Milan , Inter maçında yaşadığına benzer bir sıkıntıya girdi..Pozisyona giren ama golü bulamayan takım rolü yani..İlk yarıda United'ın tek atağı attığı goldü..O gol de Scholes'ın sağ ayakla voleyi deneyip ıskaladığı ve sol ayağına çarpıp köşeye giden gol..

İkinci yarı tam bir Rooney şov vardı sahada..Evet çok formdaydı ancak Milano'da Silva ve Nesta ikilisine karşı bile bu kadar dominant kalacağı ve tek başına rakibini nakavt edebileceğini çoğu kişi düşünmemiştir..Attığı golleri bir kenara bırakalım , o kadar güçlü ki aldığı her topla kaleye gidiyor ve o topa bir şekilde vuruyor..Sadece Rooney'in bu gece 7-8 şutu vardır..Tabii Rooney bunları tek başına yapmadı..Özellikle Nani'nin yerine giren Valencia ve onu izlerken yorulduğum Fletcher United'ı zafere taşıyan isimlerdi..

Milan oyun 1-3'ten olduğu zaman şuursuzca geldi..Ferguson bu sırada keyifle sakızını çiğniyordu..Seedorf'un skoru 2-3 yapan golü rövanş için bir umut Milan için fakat bu tür maçları bambaşka oynayan United'ın İngiltere'de Milan'ı yenmesi sürpriz olmaz..

Maçın yıldızı Rooney'in ötesinde Ronaldinho idi..Attığı gol , yarattığı pozisyonlar , attığı çalımlar ile Barça günlerinden bir maç daha oynadı..Onu böyle oynarken izlemek bambaşka bir keyif..Eğer Milan için herşey bitmediyse , güvendikleri bir numaralı neden Ronaldinho olmalı..


Gecenin diğer maçını izleyip yazı yazsaydım başlığını ' Belalım ' koyardım herhalde..Real Madrid kendisinin bu kadar formda , Lyon'un ise bu kadar formsuz olduğu bir dönemde bile Fransa'da yenilgiden kurtulamamış..Makoun çok güzel bir gol atmış..Real Madrid evinde Lyon'u eler elemesene ama Lyon bu işi iyiden iyiye seriye bağlamış durumda..

Yeni Hocamız Hiddink..


Daha doğru bir tercih olamazdı bence..Kulüp takımlarında pek başarılı olduğu söylenemez belki PSV dışında ancak özellikle milli takımlarında büyük başarılar yaşadı..

Güney Kore ile 2002 - Avusturalya ile 2006'da oynattığı oyun - Rusya ile 2008'de Avrupa yarı finali..

Bir de son olarak Chelsea ile yaşadığı FA Cup ve son anda Barça'ya elenmesiyle elden giden CL..

Milli takımlarda bu kadar başarılı olan ve kendine has bir sistem ile yönettiği takımı bir şekilde başarıya götüren Hiddink tercihi çoğumuzun içini ferahlatmalı..Doğru kadro seçimi ve ülkeyi iyi bir şekilde taraması ile yıllardır alıştığımız milli takımdan farklı bir takım izleyeceğiz gibi..Özellikle aday kadroda yapacağı değişiklikleri çok merakla bekliyorum..

Çok güzel bir kura çektik , bunun nimetlerini Hiddink ile toplayacağımıza inanıyorum..

16 Şubat 2010 Salı

CL 2.Tur


Özledik valla şampiyonlar liginin jenerik müziğini..Bu akşam 2 karşılaşma olacak ve ikiside birbirinden enteresan..

İlk önce Milano'ya bir gidelim..Milan bu akşam sahasında Manchester United'ı ağırlıyor..Maçın bile önüne çıkan şey Beckham - United karşılaşması oldu elbette..Beckham'ın demeçlerinde alışageldiğimiz şekilde ' Takımım için oynayacağım ve ilk kez United'ın yenilmesini istiyorum , gol atarsam sevinmem ' temalı cümleler var..Bunlar alıştığımız şeyler elbette..Beckham bu akşam ilk 11'de sahaya çıkması durumunda tüm gözler üzerinde olacaktır hiç şüphesiz..

İşin saha içi boyutuna biraz daha girersek bu akşam United'ın stoper ikilisinde sıkıntı var..Vidic kesin olarak forma giyemeyecek , Ferdinand ise büyük olasılıkla oynayamayacak durumda..Giggs'de yine kolundan geçirdiği sakatlıktan dolayı forma giyemeyecek bu akşam..United'ın yıllarca alıştığımız üzere Fergie ile bu tip maçlarda kapanıp , araya bir tane sıkıştırma düşüncesi için ideal bir maç daha..Üstelik dediğim gibi stoper ikilisinde böyle sıkıntılar varken..

Milan ligde yaşadığı Inter yenilgisi ve arkasından gelen kötü skorlar sonrasında bu maça odaklanmış durumda..Ligde alınacak en iyi derecenin bu dakikadan sonra 2.lik olacağı aşikar..Tek hedef şampiyonlar liginde çeyrek final kısa vadede..Milan aslında fena futbol oynamıyor..Inter maçında oyunu 1-1'e getirebilseler kazanma şansları çok büyüktü ama beceremediler bunu..O maçta oynayamayan ve uzun süredir aslında bu akşama saklanan Pato , Inter maçında olsaydı eminim gol atardı..Bu akşam eksik United savunmasına karşı Pato , Real Madrid'e yaptığı tarifeyi yapmaya çalışacaktır muhakkak..

Leonardo takımı defansif mi oynatacak sorusu bir muallak..Kendi evinde ihtiyacı olan galibiyeti almak için eksik United'a saldırmalı..Tabii bir de United'ın etkili kontra atak futbolu ve çok formda bir Rooney gerçeği söz konusu..Thiago Silva ile Rooney'e sert markaj uygulayacaktır..Kapanan takımlara karşı iş yapabilen Borriello'nun yokluğunda formda Huntelaar ilk 11'de forma giyecek..Onun da kendini bir kez daha kabul ettirme mücadelesini izleyeceğiz..Beckham'ın ilk 11 çıkması beklenmiyor fakat Leo artı bir motivasyon ile Beck'i ilk 11'de sahaya sürerse de şaşırmamak gerek..

Orta sahada United'ın , hücumda ise Milan'ın etkili olacağı bir maç bekliyorum..Milan'ın daha şanslı olduğunu ve kazanacağını düşünüyorum..Ama United ve Ferguson'un planlarının da tutmayacağını söyleyemeyiz..

Gecenin diğer bir maçı Fransa'da oynanacak..Real Madrid deplasmanda eski belalısı Lyon ile karşılaşıcak..Yukarıda muhtemel ilk 11'ler var..Lyon'un bu sene yaptığı iyi transferlere rağmen eski gücünden ve formundan ne kadar uzak olduğunu biliyoruz..Takımın özellikle hücum gücünün yüksekliği göze çarpıyor..Ama defansif ortasaha ve defans bölgesinde yaşanan fazlaca sıkıntı takımı geriye götürüyor..

Real Madrid'in çok formda ve moralli olduğunu söyleyebiliriz..En son Atletico Madrid'in Barça'yı yenmesi ile 2'ye düşen puan farkının ardından Lyon konusunu ilk maçta kapatmak isteyeceklerdir..

Eski Lyon'lu Benzema bu akşam kadroda yok..Lyon'un Real'i yakarken bir numaraları adamıydı Benzema..Real Madrid bu sefer Lyon'a elenmek istemeyecektir ve agresif bir oyunla Lyon'un defansif zaaflarından yararlanmak isteyecektir..Real zaten bekleyerek iyi oynayan bir takım değil , Nou Camp'ta bile maça agresif ve atak başladıklarını düşünürsek bu akşam aksi olmayacaktır..

Bu sene finalin Santiago Bernabeu'de olduğunu da düşünürsek bu yoldan Real'i alıkoyacak bir takım değil Lyon..Bu akşam gollü bir maç olabilir ve Real kazanır gibi geliyor bana..


Son olarak bu kadar güzel iki maç varken , Star TV'nin yarın oynanacak Porto - Arsenal ve Bayern Münih - Fiorentina maçlarını tercih etmesi artık izleyiciyle dalga geçmek kıvamına geldi..Bu işi yıllardır çok kötü yapıyorlar zaten..Seçilen maçlar hep facia..Seyirciye olan saygısızlıkları son sürat devam ediyor..Neyse ki internet var biz bunlara muhtaç değiliz..

15 Şubat 2010 Pazartesi

Beşiktaş Ne İsteyecek..?


Mustafa Denizli bugün yaptığı basın toplantısında şöyle bir laf etmiş ; ' Beşiktaş bu ligin tayin edicisidir , Beşiktaş ne isterse o olacak..'

Mustafa Denizli eğer bu cümleyle takımını motive ediyorsa diyecek fazla söz bulamıyorum..Beşiktaş'ın vizyonu şu dakikadan sonra bu mudur yani..?Çok ucuz ve anlamsız açıklamalar bunlar..Takımı bu noktaya getirenler , daha sonra içi boş laflarla ortalıkta seslerini duyurmaya devam etmemeliler bence..

Şimdi haftaya Beşiktaş evinde Galatasaray'ı yenerse bu yarışa dahil olamayacak mı yani..?Şu açıklamadan sonra futbolcunun kafasında ' Bu sene zaten gitti ' düşüncesi oluşmuyor mu peki..?Hayır şu açıklamanın gidip bir Galatasaray maçının öncesine denk gelmesi apayrı can sıkıyor..

Sanki ligin bitimine 3 hafta kala 10 puan geriye düşmüş bir takımın teknik direktörü Mustafa Denizli..Geçen sene alınan kupaların ardından devam ettiği için eminim çok pişmandır ancak böyle açıklamalarla hem kendisini hem kulübünü küçük düşürüyor..Beşiktaş için bence hala hiçbirşey için geç değil..Fenerbahçe ve Galatasaray'ın bu kadar performans düşüklüğü yaşadığı bir ortamda alacakları Galatasaray galibiyeti ve buna eklenecek iki seri galibiyet ile ligin tepesine gider yine..

Bunun farkında olanlar sadece Beşiktaş taraftarları herhalde..

14 Şubat 2010 Pazar

Barcelona da Yenilir..


Atletico Madrid evinde Barcelona'yı 2-1 yenerek Barca'ya sezonun ilk mağlubiyetini tattırdı..Barcelona'da ki sakat ve cezalı listesi maçın Madrid tarafına yakın geçeceğinin habercisiydi..Maçın başında Keita'da sakatlanınca Pep Guardiola için işlerin zorluk derecesi bir seviye daha arttı..

Atletico Madrid'in hızlı kontraları ve savunma arkasına attıkları toplar Galatasaray için ciddi bir tehdit..Barcelona belki savunmada çok eksikti bugün ancak şu savunma dörtlülerinin bile hızlı oyunculardan kurulduğunu düşünürsek , Galatasaray'ın ağır savunmasının çok dikkatli olması gerekiyor..

Beni Atletico Madrid'de asıl etkileyen şey orta sahada koydukları mücadele ve pres gücüydü..Xavi ve Iniesta'yı hiç bu kadar silik görmemiştik..Çok üst düzey Inter ortasahası bile bu kadar etkili olamadı Barcelona orta alanına karşı..Her topa müdehale , her topa hamle , her topu dürtme isteği var takımda..

Barcelona eksikleri ve rakibin agresif oyunu karşısında biraz sinmek zorunda kaldı..Messi ve İbra ile değerlendiremedikleri pozisyonlar var..Bu kadar kötü oynadıkları bir maçı bile böylesine zor bir deplasmanda kazanabilicek kadar pozisyona girebiliyorlar yinede..

Atletico Madrid'in bu maçı kazanması ve Avrupa'nın bir numaralı gündem maddesi haline gelmesi elbette Galatasaray için avantaj..Takımın morali yerine geldi belki ama çok ciddi bir efor sarfettiler ve Galatasaray'ı belki biraz küçümseyebilirler bile şu galibiyetten sonra..Galatasaray için bu gece çıkan Atletico Madrid galibiyeti güzel bir sonuç oldu..Ama dediğim gibi Atletico Madrid bu kadar konsantre ve ciddiyetle Galatasaray maçına çıkarsa Galatasaray'ın işi çok zor..

Barcelona ile Real Madrid arasındaki puan farkı 2'ye indi..Madrid halkı bu gece güzel bir uyku çeker artık..İki kutuplu lig devam ediyor..Normal şartlarda Barcelona bu performansı ile 8-10 puan önde devam etmeliydi şu mağlubiyete rağmen..Ama ne onlar kaybediyor doğru düzgün ne de Real Madrid..Dananın kuyruğunu koparan maç yine Madrid şehrinde olacak..

Manisaspor : 2 - 2 : Fenerbahçe / Futbolun Adaleti Olmaz


Maçtan önce yazdığım kadro çıktı , zemin süper , takım bu senenin en iyi oyununu oynuyor..Bu kadar dominant ve rakibini ezerken oynadığın bir maça erken gelen golle başlıyorsun..Maçtan önce istediğimiz herşey gerçekleşti..

Mehmet - Özer ikilisi sürekli oyundaydı , Alex top dağıtımının temel noktasıydı..Semih ileride herzaman bir tehdit..Golden sonra tempo devam etti..Top sürekli Fenerbahçe'de ve tempo tamamen Fenerbahçe'nin elinde..Bu kadar dominant bir futbol mutlaka deplasmanda ikinci golü de bulup maçı farka götürecek yolu açmalıydı..Ama Fenerbahçe ne yaptı..?

20-25. dakikadan sonra Fenerbahçe anlamsız yere yine yaslandı..Geriye yaslanmaya uygun bir maç mı peki bu..?Son 3 maçta gol bile atamayan Manisa'yı neden yarısahanda beklemeye başlarsın ki..?Hücum gücü bu kadar sınırlı olan ve ilk 25 dakikada nakavta giden boksöre dönen Manisa'ya nefes alma imkanı verdi Fenerbahçe..İlk yarının son 15 dakikası Manisa ortaya hiçbirşey koyamazken bile Fenerbahçeliler eminim gol yiyeceklerini hissediyorlardı..

Bu takımın böyle bir kader mi desem şanssızlık mı desem beceresizlik mi desem ama böyle bir huyu var..Anadolu deplasmanlarında bu takım yaslandığı her maçta golü yer..Manisa'nın attığı ilk gol hem mükemmel bir moral verdi hem de Fenerbahçe'yi bunalıma soktu yine..

Maçtan önce üzerine basa basa şunu dedim , Manisa çok kapanacaktır ve Fenerbahçe bu sefer kanatlardan işi bitirmeli..Maça kanat atakları ile başlayan takım özellikle ikinci yarıda takım hiç kanatlardan faydalanmadı..Gökhan Gönül'ün hücumdaki kötü performansı , Özer'in işler sıkışınca sürekli kendini yay civarına atması , Mehmet'in bir var bir yok oyunu nedeniyle Fenerbahçe için tek umut yine ortadan gelişecek ataklardı..

Ortadan ataklarda Alex - Semih - Özer - Mehmet bir türlü sonuca gidemedi..Burada devreyeg girmesi gereken Gökhan Gönül ve Santos sorumluluk alamayınca oyun ikinci yarı boyunca kilit kaldı..

Manisa'nın tıpkı geçen hafta Diyarbakır'ın yaptığı gibi kutu gibi kapanması ve Fenerbahçe'ye rahat pozisyon vermemesi ile hem motivasyonu arttı hem de direnci..

Maçın 1-1 gittiği sürede Fenerbahçe ağırlığını hissettirse bile üretkenliği arttırmakta sıkıntı yaşadı..Oyunun sıkıştığı anlarda yedek kulübesinin zayıflığının azizliğini yaşadı Daum..Tek hamleyi Gökhan Ünal olarak gören Daum bu değişikliği ile sistemi değiştirdi ve oyunun hakimiyeti artık Manisa'ya kaymaya başladı..

Daum'un bu şartlarda giden bir maçta Uğur - Deivid gibi oyuncular elinde olsaydı onları kullanacağını düşünüyorum..Daum burada elde sadece Gökhan'ın olmasından dolayı ona sarıldı..Yani umarım öyledir..Çünkü Gökhan değişikliği saha içine ' Topu şişirin ' mesajı verir ister istemez..Fenerbahçe pasla ve sabırlı oyunla iş yapabilen bir takım...Bu tarz oyuncu değişiklikleri Fenerbahçe'yi paniğe götürüyor..

Gökhan'ın girmesinden sonra şişirilip dönen her top Manisa'ya geçti..Buradan Fenerbahçe defansının ikilisine doğru küçük bir yolculuğa çıkalım bizde..Deniz'in Sivas maçında oynadığı güzel futbol sayesinde onunla ilgili düşüncelerimi yazmıştım..Hem Önder'e göre daha çabuk olması hem de Önder'den daha iyi topu oyuna sokması nedeniyle Bilica'nın yanında onun oynaması doğru geliyordu..Fakat hem Deniz hem Bilica çok kolay çalım yiyorlar..Yenilen 2.gol insanı delirtecek cinsten..Isaac vb. adamlar Fenerbahçe maçlarında hep bu yüzden yıldız oluyorlar..Bu tarz çabuk adamlar mevcut defans oyuncularını her seferinde rahat geçiyorlar..Gervinho'yu düşünmek istemiyorum şuan..

Bu defansa Lugano gelmezse Lille deplasmanı kabusa dönebilir..

Cristian bugün takımın en iyilerinden biriydi..Top alışverişinde ortasahada çok güzel işler yaptı..Özellikle ikinci yarıda Emre oyundan çok düştü..Sürekliliği sağlayamaması ne yazık ki Fenerbahçe için büyük kayıp..

Alex bir gol atıp rahatlamalı artık..Onun bu baskılara yenilecek bir oyuncu olmadığını biliyoruz yıllardır ama kaçan bu kadar gol psikolojik olarak yıpratıyordur..Semih iyi değildi..Bu maçta özellikle 0-1 yakalandıktan sonra Guiza'nın olması çok daha farklı bir maça götürebilirdi oyunu..

Manisa gerçekten çok kötü bir takım..Hani takımın hücumdaki hareketli oyuncuları dışında maç öncesi yazıda dediğim gibi hiçbir tehdit unsurları yok..Hani 10 maç oynasan 9'unu kazanırsın diyeceğiniz rakiplerden biri Manisa..Kupa'da Fenerbahçe çok rahat geçecektir rakibini ancak şu puan kaybı gerçekten önemli bir yara açtı takımda..

Gökhan Ünal bu sefer son dakika kahramanı oldu..Zico zamanı gelen şampiyonlukta bu son dakika golleri ile gelen beraberliklerin sayısı bir hayli fazlaydı..Polyanna olup dağlara çıkıp , bunları düşünelim artık ne yapalım..

Fenerbahçe son 3 resmi maçta galibiyet yüzü görmedi..3 maçta son dakika golleri gelmeseydi belki kupada tur gidecekti ve ligde 2 mağlubiyet alınacaktı..Takımın çok ciddi bir toparlanma sürecine girmesi gerekiyor..Lille maçının telafisi yok..Orada disiplinsiz ve vurdumduymaz oynanırsa çok kötü bir duruma düşülebilir..

Liderlik rakibin oynamadan geçtiği haftayla el değiştirdi..Fenerbahçe , her zaman olduğu gibi ligin dibindeki takımlara puan saçmaya devam ediyor..Ciddi bir seri ve bu akşam oynanan ilk yarıya benzer oyunun , diğer maçların 60-70 dakikalara yayılması gerekiyor artık..Puan kaybına tahammül yok..Artık rakipler ciddileşiyor , aynı oranda takımında ciddileşmesi gerekiyor..

Maça Doğru , Manisaspor - Fenerbahçe


Deplasman turnesinin bitişi diyebileceğimiz bir maç..Manisa'da oynanacak maçın ardından Fenerbahçe'nin gideceği en uzun mesafe Ankara olacak..Daha önce bazı yazılarda söylediğim gibi takımın artık her maçı tek tek ele alması ve ayrı bir motivasyon ile sahaya çıkması gerekiyor..

Bursaspor maçında yaşanan rehavet sonucu tur neredeyse gidiyordu..Takımdaki eksiklerin oyunun o noktaya gelmesi ve Bursaspor'un küçümsenmeyecek bir takım olması elbette önemliydi fakat o şok maçın ardından takımın Manisa'da daha bir derli toplu ve motive oynayacağını düşünebiliriz..Ayrıca dediğim gibi deplasmanları eritirken , ' Hadi şunu da atlatalım ' düşüncesi de farklı bir motivasyon ortaya çıkarabilir..

Galatasaray'ın haftayı bay geçerek liderliğe geçmesi de takımı yarın iten faktörlerden biri olabilir..Bu maç çok önemli zira haftaya Galatasaray'ın İnönü'ye çıkacağını hesap edersek maçın önemi biraz daha artıyor..

Yarın takımın yazdığım tüm bu nedenlerden dolayı motive ve mücadeleci bir kimlikle sahaya çıkacağını düşünüyorum..Kadroda Lugano ve Guiza dışında alıştığımız şekilde biçimlenecektir..Gökhan Gönül - Bilica - Deniz - Santos dörtlüsü tercih edilebilir..Sivas maçında stoperde iyi iş çıkartan ve topu oyuna Önder'e göre daha iyi sokan Deniz'i stoperde tercih eder gibi geliyor Daum..Orta dörtlünün sağında cezası geçen Mehmet , orta ikili Emre - Cristian solda ise ' oynayabilirim ' diyen Özer tercih edilecektir..Alex ve Semih ikilisi de önde oynayacaktır..

Dinamik ve oturmuş bir kadro..Orta sahanın gerçek sahiplerine dönmesi Fenerbahçe'ye dinamizm ve yaratıcılık kazandıracaktır muhakkak..Özer'in durumu iyiyse yine takımı öne taşıma açısından çok önemli..Alex - Semih ikilisinin uyumundan şüphe yok zaten..

Manisaspor Reha Kapsal ile çıkışa geçti..Kupada Denizli'yi iki maçtada yenerek geçtiler ve moral kazandılar..Trabzon karşısında geçen hafta kaybettiler fakat bu pek büyük bir sürpriz değil..Takıma baktığımız zaman fazla yaratıcı oyuncuların olmadığını görüyoruz..Simpson ve Isaac takımın sadece forvet ikilisi değil herşeyi aynı zamanda..Biraz düz bir takım olmalarından dolayı mücadele güçleri ile tutunmaya çalışıyorlar..Bu maçta mutlaka takımın havası farklı olacak ve agresif oynayacaklardır..

Bu durumda Fenerbahçe her zaman yaptığını yapıp oyunun özellikle ilk bölümünde Manisa'nın agresifliğini ve direncini kırabilecek bir sakinlikte top yapmak isteyecektir..Araya sıkıştırılacak bir gol Manisa'nın direncinin erken kırılmasına neden olabilir..Fenerbahçe'de yarın kanatların etkili olabileceğini düşünüyorum..Hatta Manisa'nın forvet hattı hariç , Fenerbahçe'yi sıkıntıya sokacak bir bölgesinin olacağını da sanmıyorum..Defans ikilisi konsantre ve az hatalı oynarsa bu tehditde ortadan kalkar..

Yaratıcı oyuncuların kadrodaki çokluğu bu gibi maçlarda çok önemli bir faktör..Manisa direnebildiği kadar direnecektir..Bu sırada özellikle kanat atakları kilidi aşabilir..Manisa gol bulmakta sıkıntı çeken bir takım , Fenerbahçe oyunu rakip yarısahaya yıkarsa bir şekilde golü veya golleri bulacaktır..

Fenerbahçe için Sivas maçı öncesi söylediğim sözler bu maç için de geçerli..Deplasmanları eritmek ve psikolojik olarak üstün duruma geçmek için bu deplasmanada çiziği atmalı takım..Dediğim gibi her hafta final..Takım yarın ciddi ve konsantre olursa Manisa'yı yenebilir..Bursa maçı ciddi bir ders oldu..Ciddiyetin ve mücadelenin asla vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gördük..

Yarın kapanan bir Manisa karşısında Alex bir süredir süren suskunluğunu bozabilir..Dediğim gibi kanat oyuncularının da yarın Fenerbahçe'de iyi oynayacağını düşünüyorum..Liderliği tekrar kazanmak için güzel bir maç..