12 Aralık 2010 Pazar

Bonito Askere

1 seneyi aşkın süre oldu blog yazmaya başlayalı..Herhangi bir amaç yoktu aslında..Sadece orda burda konuşacağım şeyleri internette yazıya dökmek niyetiyle başladım..Hedefler her zaman büyük olmalıdır ancak hırsa gerek yoktu bu konuda..O yüzden bloga yazdığım ilk posttan son yazdığım posta kadar hiçbir zaman az veya çok kişinin okuyucu olduğuna takılı kalmadım..Dönüp baktığımda ulaştığım rakamların düşünebileceğimin çok üzerine çıktığını görmek elbette mutluluk verdi..

Üniversiteyi bitirmişken askerliği de bir an önce halletmek gerekiyordu..Şimdi hayırlısıyla 13 Aralık günü birliğime teslim olmaya , Erzurum'a gidiyorum..Allahın izniyle 18 Mayıs gibi tekrardan bloga vakit ayıracağım günler gelecek..Okuyan , beğenen , beğenmeyen , yorum yazan kim varsa teşekkür ederim..

Şampiyonluk yazısında görüşmek üzere :)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Brezilyalı Yeğenlerimiz..


Maria ve Antonia..Gözlerimizin önünde nasıl da büyüdüler öyle..Şu resim bile bazı şeyleri tam olarak anlatmamıza olanak vermiyor aslında..Alex için nasıl ne desek az diyebiliyorsak şu tabloyuda her ne kadar anlatmaya çalışsak da yeterli olmayacak gibi görünüyor..İstiklal Marşını Maria'nın böyle içten söylemesi , ufaklığında kısım kısım söylemeye çalışması ne kadar güzel bir tabloydu öyle..De Souza ailesi..Sizler çok özelsiniz..

5 Aralık 2010 Pazar

Fenerbahçe : 2 -1 : Karabükspor / Sakin Limanlardan Devam


Hava buz , tribünler tıklım tıklım..Telekom'da 'Comandante Alex' , stad girişlerinde de dağıtılan sarı Alex t-shirtleriyle birlikte kaptanın önderliğinde güzel futbol ve galibiyet bekliyorsun stada girince..Fenerbahçe beklenen ve ideal 11'i ile sahadaydı..

Maçın başlamasıyla birlikte dengeli bir oyun başladı..Birol-Hakan ve Tozo ile Karabük ortasahayı ön alana kurmaya çalışarak ayağa toplarla oyunun hakimiyetini Fenerbahçe'ye vermemek için çaba sarfetmeye başladı..

Cristian için geçen hafta söylediklerimi tekrar söylüyorum..Yani şunu diyorum , benim Cristian hakkındaki düşüncelerim hala değişmedi..Ancak geçen hafta Belediye'ye atılan goldeki katkısının birebir aynısını bugün atılan ilk golden önce yaptığı pres ve Niang'a kazandırdığı pozisyon ile sağladı..Bunun devamında söylemeden geçmeyelim bugün Cristian yine iyi oynadı..Elinden geldiğince ön alanda pres yapmaya çalıştı ve ortasahayı öne çıkartmayı çalıştı..Üstelik bu sefer ataklarda da kendini gösterdi..İkinci yarıda yaydan vurduğu bir şut ve Gökhan'ın muhteşem ortasında atmadığı bir kafa golü var..

Geçen hafta dediğim gibi bu bölgede Emre'nin yanına bu performansı 5 maçın 4 tanesinde kusursuz yapacak bir oyuncu gerekiyor..

Kazanılan duran topun devamında klasik bir Alex ortasını klasik bir Lugano vuruşu destekliyor ve o güzel ortanın yeni adı 'asist' oluyordu..Yapılan ortanın güzelliğini şuradan anlayabilirsiniz..Lugano golü attığında takımın yarısı Lugano'ya yarısı ise o ortayı yapan adama koşuyordu..Bu orta değildi yani..Resmen pas attı Alex oraya..Devamında kilitlenebilecek , kaliteli ve dirençli bir rakibe karşı maçın henüz başında şu ortayla işi yarılıyorsunuz zaten..

Emenike ilk yarıda iki gol pozisyonuna girdi ancak şuan üzerinde durmuyorum , Emenike için biraz altta ayrı küçük bir paragraf açarım..

Gol gelince bu sene çokça bahsettiğimiz şekilde takımın agresif ve tempolu bir başlangıç yaptığına büyülenebilirsiniz..Fakat aslında oyunu tutan taraf genelde Karabükspor'du..Emre'nin sakatlık sonrası idarelik temposuna Karabük ortasahasının çabuk ve ezberlenmiş pas alışverişi eklenince ortasahada Fenerbahçe beklemediği bir tabloyla karşılaştı..

1-0'a rağmen oyunun devamında 2.gol bulunmazsa sıkıntının artabileceğinin sinyallerini Karabük takımı oynadığı veya oynamaya çalıştığı futbol ile gösteriyordu..Ve bu noktada 'o' bir kez daha sahneye çıktı..Ortada fol yok yumurta yokken Mehmet'in geçen haftakine benzer kalitede yaptığı ortada ona yakışacak bir vuruş ile oyunu kopartıyordu..

Alex'e ne desek az cümlesini bile ne kadar çok kullandım acaba..?Küçük maçların büyük oyuncusu diyen küçük futbol akılları onun bu tip maçlardaki performansına bakarak bunları söylüyordu mesela..Ama biz Alex gerçeğini çok net bildiğimiz için alınan yeni bir 3 puan için ona teşekkür ederek yola devam edeceğiz..

Öyle veya böyle 20.dakika 2-0 yapmış ve rakibin gardını düşürmüş durumdasınız..Bundan sonra bunun rahatlığı ile daha iyi oynamak gerekirken Fenerbahçe frene yavaş yavaş basmaya başladı..İlk yarının kalan bölümünde zaman zaman Stoch'un yaptığı patlamalar dışında Fenerbahçe hücumda pek etkili değildi..

Devreye girerken dikkat çekenler ; Niang'ın güçsüzlüğü,Cristian'ın istekli oyunu,Emenike'nin oyunu idi..

Fenerbahçe maçlarında özellikle bu sene gelenek olmuş birşey var o da takımın ikinci yarının ilk 15-20 dakikasında inanılmaz temposuz ve rölanti oynuyor takım..Bu süreyi iyi savunma yapayım ve oyunu biraz geçireyim diye değerlendiren Fenerbahçe için Emenike'nin attığı gol ciddi bir uyarı oldu..

Emenike gerçeği gözümüzün önünde..Bu adam büyük ihtimalle seneye Karabük'de oynamayacaktır..Emenike'yi alan büyük takım da önemli bir iş yapmış olacaktır..Adam bir kere yıkılmıyor..Yobo onu maçın başında birebir almak istedi ama ilk yarıda yenilen iki pozisyon sonrası Yobo'da birebir ile tutulamayacak bir oyuncu olduğunu anladı..

Daha sonra Fenerbahçe savunması Emenike'ye karşı sürekli kademeli savunma yapmaya çalıştı..Televizyonda ne kadar göze çarptı bilmiyorum ancak bir iki pozisyonda da Lugano tatlı sert müdehalelerle Emenike'nin kafasına işlemeye çalıştı ancak hiç yılmıyor adam..Oyunun devamında Selçuk oyuna girdiğinde o bile elinden geldiğince özel olarak Emenike'ye kademe yaptı..

Yenilen golün ardından hafif bir panik olmadı değil..Niang'ın sakatlık arkası yerine gelmeyen gücü ve temposuna , Stoch'un kopukluğu,Mehmet'in ortalıklarda görülmeye başlamaması ve Emre'nin de oyundan düşmesiyle Fenerbahçe kendi sahasında paslaşıp topu ön alana çıkartamayan bir takım olmaya başladı..

Top sürekli savunma dörtlüsünde ve Emre-Cristian arasında gidip geliyor , ileri verilen her top kısa sürede rakibin ayağına geçiyordu..Müdehale şarttı..Önce Stoch'u çıkartıp , Selçuğu oyuna alarak ortasahayı güçlendirdi hoca..Sola o dönemde Niang'ı atmak pek işe yaramadı..Zaten oyunun devamında Dia'yı oyuna aldı Aykut hoca oraya..

Dia oyuna girdikten sonra hücum yapmaya tekrardan başladı takım..Dia'nın son vuruşlarla olan kavgasında barışçıl yollara başvurması şart..O nasıl vuruşlardır öyle abi..Hani bi tek öyle vursan gol olmaz..Hayır emeklerine yazık oraya kadar tık tık tık gelebilen bir oyuncusun..

Fenerbahçe kazanması gereken bir maçı kazandı..Son 3-4 maça oranla en kötü oynanan maçtı bu maç..Alex çıktı ve kazandırdı..Emre mutlaka toparlayacaktır , Cristian'ın temposunun artması ne olursa olsun güzel..Caner çok çabaladı ama son paslarda veya düşünerek yapması gereken son noktada zayıf kaldı..Yine de bir şekilde öne çıkması diğer maçlara oranla iyi..Karabük iyi bir takım..Sahasında oynadığı zaman çok etkili olabilecek bir takım haline gelmişler..Rakiplerin kazandığı haftayı kayıpsız geçmek önemliydi..İnatla kovalamaya devam..

Maça Doğru , Fenerbahçe - Karabükspor


Futbolda her zaman olması gereken 'seri' galibiyetlerden bahsedilir..İstikrar kavramı Türkiye'de şuan sadece Trabzonspor için söylenebilecek bir övgü olma özelliğini taşıyor..Geri kalan takımlar henüz ne saha içinde ne de puan toplamada gerekli istikrarı yakalayamadı..

İstanbul'da bu istikrara ihtiyaç duymayan takım yok..Fenerbahçe'de elbette bu takımlardan biri..İstikrara ihtiyaç var çünkü devreye bir şekilde kapağı atmak gerekiyor..Neden..?Devrede bu takıma 1 veya 2 tane oyuncu alınacak ve bu oyuncular sezonun geri kalanı açısından belirleyici rolde oyuncular olacak..Ve Aykut Kocaman'ın sık sık dillendirdiği üzere bu oyuncuların ardından takımın özellikle savunma gücü ve direnci artacak..

Neyse konu sapmasın , olay şu süreci kayıpsız geçmekte yatıyor..Rakipten gidelim çoğu zaman yaptığımız gibi..Karabükspor takımına baktığımızda yazıya giriş yaptığımız istikrar konusunda sıkıntılı bir takım olduğunu görüyoruz..Bir öyle bir böyle performansların takımı..Bunun en önemli nedenlerinden biri , oyunlarının çok fazla değişkenlik göstermemesi..Oyunu o gün maçta ele geçirirler ve hakimiyetlerini rakibe kabullendirirlerse o maçtan istediklerini alabiliyorlar..Ama Karabük takımının rakibinin hamlelerine hamleyle karşılık veren bir takım olduğunu söyleyemeyiz..Kendi sahasında yakaladı mı puansız yollamaya çalışıyor rakibini..Burada Emenike ve Tozo gibi iki oyuncunun katkısı çok büyük elbette..

Özellikle Emenike çok farklı bir oyuncu..Nasıl oluyorsa adamı deviremiyorsunuz ve bir şekilde o vuruşu yapıyor..Bu gibi oyunculara adam adama yerine kademeli savunma yapmak daha mantıklı elbette..Karabükspor'un hücum hattında Emenike'yi bir şekilde pasifize edebilirseniz yük İlhan ve Tozo'ya kalacaktır..

Takımın savunmasındaki Deumi ve Seric vasatın üstü oyuncular ama ortasaha konusunda sıkıntı olduğunu düşünüyorum..Kerim-2 tane Hakan-Şenol ve Tozo gibi oyuncuların hepsinin fizik dezavantajı var..Enerjik ve mücadeleci oyuncular fakat bir Emre veya Mehmet çalımı bastığında gider..

Burada Karabük nasıl oynara tam cevap veremiyorum aslında..Beşiktaş ve Galatasaray'a karşı kendi sahasında oynadı bundan önce..İlk büyük deplasmanında eski model Anadolu takımı rolünü üstlenip kapanır mı yoksa kendi oyununu mu oynamaya çalışır bu sorunun cevabını santrayla birlikte göreceğiz..

Fenerbahçe'ye geçince Emre'nin takıma dönüyor olması başlıbaşına bir olay..Kadro uzun bir aradan sonra klasik haline dönecek gibi görünüyor..Volkan-Gökhan-Yobo-Lugano-Caner-Mehmet-Cristian-Emre-Stoch-Alex-Niang..Cristian'a hocanın bir şans daha vereceğine inanıyorum şu süreçte..Ben olsam yine de orada Emre'nin yanına Gökay'ı koyarım..

Fenerbahçe'nin bu sene değiştiğini gördüğümüz özelliklerinden biri yine bu tip maçların anahtarlarından biri..Maça istekli , tempolu ve agresif başlamak..Takımın genel yapısı buna çok uygun gözükse de biz Fenerbahçeliler bunun pratiğe dönmesine pek alışık olmadığımız için yine de düşünüyoruz acaba böyle olur mu diye..

Karabük savunmasının kötü bir savunma olduğunu düşünmüyorum ben..Bu defansı aşmada yine kanat bindirmeleri önemli rol oynar..Stoch-Mehmet-Gökhan üçlüsünün sürekli rakibi delmeye çalıştığı bir kanat oyunu olasıdır..Alex-Niang ikilisine merkezden gelecek Emre veya Cristian baskısı da takımı öne taşıma adına önemli görünüyor..

Zaten bunlar sahaya yansıdığı zaman fark ortaya çıkmaya başlıyor..

Fenerbahçe'nin yola devamı açısından kalan her maç gibi bu maçta önemli..Dediğim gibi nasıl bir maç geçeri kestiremiyorum pek ama fena bir maç olmayabilir oynanacak oyun bakımından..

1 Aralık 2010 Çarşamba

Mou Busters


Dı dı dı dı dı dıt dı dı dı dı dıt..Mou Busters !

30 Kasım 2010 Salı

16-2


Son 5 El Classico sonucu

Barcelona : 16 - 2 : Real Madrid

Iker Casillas'da Real Madrid tarihinde Barcelona'dan en çok gol yiyen kaleci olarak tarihe geçti..Bu rekoru da önümüzdeki yıllarda bir daha kırılamayacak şekilde geliştirecek sanırım..

Barcelona : 5 - 0 : Real Madrid / Bize 8 Atamazlar !


Geçen hafta Barcelona Almeria deplasmanından 8 gollü galibiyetle ayrılırdıktan sonra Cristiano Ronaldo mikrofonların önüne çıkıp ' Atabiliyorlarsa bize de 8 atsınlar ' diyordu..Elbette o da hem seneye girişleri hem artan takım kalitesi hem de başlarında Jose Mourinho gibi bir adamın olmasından dolayı herşeyin son 2 seneden çok daha farklı olacağına inanıyordu..

İnanmasına inanıyordu fakat rakibin Barcelona olduğunu unutmuş olmalı..

İki teknik adamda maça beklenen kadrolarla maça çıktı..Jose Barcelona'yı Inter ile geçti ama nasıl..?3-1'in rövanşında Barcelona'yı 1-0 ile elediği maçta Barcelona tek kale maç yapmıştı ama 2.golü bulamamıştı..O zamanlar Barcelona'yı eleyen Inter'in bir devrim veya Barcelona'yı engelleyebilen tek takım olduğu ilan edilmişti..Belki kısmen doğruydu bu fakat , Inter'in başarısının sırrı Inter'in kurulduğu günden bu yana zaten bu felsefeyle sahaya çıkmasıydı..Jose Mourinho'nun elbette katkısı çok büyüktür fakat benzer futbolla Real Madrid'in başarılı olması mümkün değildi..

Jose'nin maçtan önce 'keşke bir eleme maçı olsaydı' feryadı da aslında onun çaresizliği baştan kabullendiğini gösteriyor..

Barcelona maça bildiğimiz gibi başladı..Müthiş bir paslaşma oranı ve topla oynama yüzdesi..Real Madrid santrayla birlikte aciz duruma düşmeye başladı..Barcelona takımı Real'li meslektaşlarını koşturmaya ve yormaya santra ile birlikte başladı..Barcelona ise yavaş yavaş oyunu rakip yarısahaya yıktı..

İlk gol sinyali kornerin devamında Messi'nin muhteşem plasesiydi..Direkten dönmesi büyük talihsizlikti..Barcelona tüm gücüyle oyunu rakip alana yığarak , savunmasını da santraya çıkartarak henüz 10 dakika geçtiğinde patronun kim olduğunu rakibine göstermeye başladı..Ve bu sırada Iniesta'nın incesinde Xavi'nin golü geldi..Jose'nin maçı kilitleyeceğine inananların düşüncesi 15 dakika geçmeden hem oyun hem de skor olarak yere çakıldı..Golden sonra henüz direnci kırılmamış Real Madrid uzun toplarına güvenerek kontra kovalamaya çalıştı..Di Maria ile yakaladıkları pozisyonda Real'in maç boyu yakaladığı tek pozisyon olarak bu maçın tarihine geçti..

Barcelona'nın Pedro ile attığı 2.golden önce kaç dakika paslaştığını merak ediyorum açıkçası..Maç henüz 1-0 iken bile yapılan paslaşmalar o kadar etkileyiciydi ki tribünlerde ne dakikaya ne da skora aldırmadan 'oley' çekmeye başladılar..Oleylerin sonucunda ise Pedro'nun golü geldi..

20.dakikada iş bitmişti..Hem oynanan oyun hem de skor olarak iş bitmişti..Kameraların çektiği Jose Mourinho kıpkırmızı olmuş ve kulübeye çökmüştü..

Burada bir soru işareti var..Barcelona gibi çizgi savunmayı dünyada en rahat delen takıma karşı Nou Camp'da savunmayı bu kadar önde ve çizgi halinde kurmanın mantığı neydi..?Barcelona karşısına böylesine bir maçta yapılan bu taktik çok enteresan geldi bana..Zaten maç boyunca Barcelona'nın paslaşmaktan sonra yaptığı en iyi şey savunma arkasına atılan toplardı..

2-0'dan sonra Ronaldo-Guardiola muhabbeti oldu..Barcelona hocasına bu hareketi yapmak biraz ahmakçaydı..Guardiola gibi bu oyuncuların çok sevdiği bir adama bunu yapmak olmazdı..Zaten neredeyse tüm Barça bu hareketten sonra Ronaldo'nun üzerine çullandı..Çoğu oyuncunun has ve has Barça üretiminden olduğunu ve bu oyuncuların Guardiola ile büyüdüğünü düşünürsek yapılan hareketin geri dönüşü az bile oldu bence..Devreye iki takım böyle girdi..Devrede ne yapılabilirdi..?Guardiola takımına hiçbirşey demeyip aynen devam çocuklar dese anormal olmazdı..Peki Mourinho neler yapmalıydı..?İlk yarı bir kontra atak dışında -ki o da aslında tehlikeli bile değildi- Real sahada bile yoktu..Oyun tamamen Barcelona'nın kontrolündeydi..Burada Mourinho'dan büyük bir farklılık yapmasını beklerdik ancak o gidip Mesut'u çıkartarak Lass'ı oyuna aldı..Bana göre bu korkak bir hamleydi ve yapılması gereken bu değildi..Mesut'u çıkartmaya eyvallah ancak Lass olmamalıydı oyuna girecek oyuncu..

Bu değişikliğin tercümesi 'çok tırsıyorum daha atmasınlar' dan başka birşey değildi bence..Ayrıca Barcelona ortasahasına karşı Khedira-Lass-Alonso ile 3'e 3 olmak sizin oyunu tutacağınız anlamına gelmiyor ki..Zaten herhangi bir sayısal eşitlik olduğunda bile bölgede Barcelona yine sizden çok daha üstün..

İkinci yarıya Barcelona ilk yarıdan bile daha iyi başladı..Gol sinyallerini vermeye başladı..Jose'nin Lass hamlesi oyunu daha da Real sahasına yığmaktan başka birşeye yaramadı..Önce Messi'nin getirip Villa ile kaçan gol , sonrasında yine Messi'nin muhteşem pasında Xavi'nin kaçırdığı gol ile Real kalesi 5 dakikada 2 gol yemekten kurtuldu..

İşin ilginci ortasahayı kalabalıklaştıran Real , ortadan daha çok atak yemeye başladı..Yukarıda söylediğim iki kaçan golden sonra yine Messi'nin bindirmesi ve Villa'ya pasıyla gelen gol artık Real'in gardını deviriyordu..Real savunmasının bağıra bağıra gelen bu uyarılara rağmen golü yemesi de saha içinde bir koordinasyonlarının olmadığının işareti idi..3.golün etkisi tazeyken yine Messi'nin muhteşem pasıyla gelen yeni bir Villa golü geldi ve skor 4-0 oldu..Barcelona muhteşem oynuyordu ve Jose'nin Real Madrid'ini kelimenin tam anlamıyla eziyordu..

Çoğu futbolsever gibi bende Barcelona'nın gelmiş geçmiş en iyi takım olduğunu ve bu şekilde oynayabilecek bir takımın bir daha oluşmayacağını düşünüyorum..Bu nasıl bir pas organizasyonu ve nasıl bir takım halinde hareket etmektir..

4-0'ın ardından Barcelona işi rölantiye aldı..Fakat bu öyle bir rölantiydi ki Real Madrid'e biraz top verip 2-3 gol daha atsaydı böyle incitici olmazdı sanırım Real için..Bütün Real takımı resmen aptal oldu Barça'nın pas trafiği karşısında..Oyunun bu bölümünde Barcelona çok ağır bir şekilde rakibiyle dalga geçti..Real Madrid'li oyuncular artık topa basmamaya başladılar çünkü topu kapmaya çalışan bir anda ortada sıçana dönüyordu..

Bu bölümde Bojan oyuna girdi ve iki gol pozisyonuda o buldu..Kendi atamadığı golü bir başka yeni yetme Jeffren'e attırdı..Real Madrid'in , Jose'nin dağılışının resmi oldu artık o gol ve arkasından hemen hemen tüm Barcelonalıların yaptıkları '5' işaretleri..

Tüm maç boyunca topa sahip olamayan , kendisiyle dalga geçilen Real sürekli sert müdehaleler yaptı maç boyu fakat en sonda Ramos'un yaptığı çok çirkindi..Messi'ye attığı tekme , arkasından Puyol'a yaptığından sonra umarım ciddi bir ceza alır..Orada aslında Pique geliyordu Ramos'u karşılamaya ancak araya girdiler..Orada birilerinin Ramos'a gerekli ayarı vermesini isterdim açıkçası..


Barcelona için muhteşem bir geceydi..Takımda görevini yapmayan , vasat oynayan bir oyuncu bile yoktu..Jose'nin büyüsü bozuldu..Jose kariyerinde ilk defa 5-0'lık mağlubiyeti tattı..Kaçan ciddi goller olmasa Jose'nin bu alanda rekoru daha da artabilirdi..Çok ciddi bir mesaj verdi Barcelona takımı..

Bir Barça'lı olarak çok büyük keyifle izledim maçı..Futbol budur evet ama bu kadar da tek taraflı olması haksızlık..Barcelona'yı desteklememe rağmen Real Madrid takımının düştüğü acizliğe üzüldüm..Barcelona bu işin nirvana noktası olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi..Jose bile hezimete engel olamadı ve havası söndü..


Visca El Barça..!

29 Kasım 2010 Pazartesi

Üşüyoruz Reis


Resimler cumartesi akşamı oynanan Sampdoria maçından..Brezilyalı futbolcuların bu üşüme olayının son noktasıdır Ronaldinho'nun şu resimleri..Tamam Avrupa'ya kış geldi biliyoruz da noluyo abicim bu kadar..?





28 Kasım 2010 Pazar

Hipnoz


Blogda ülke futbolundan Fenerbahçe dışında olabildiğince kaçınıyorum ve diğer takımlar hakkında yazmamaya çalışıyorum..Şimdi derbinin ardından bana çok enteresan gelen bir konuyu yazmadan edemeyeceğim ama..

Galatasaray'ın kadrosu çok kötü..Sene başında yapılan planlama ve transferler fiyasko..Fenerbahçe'de tukaka yaptığımız Selçuk-Guiza-Cristian-Bilica yarın Galatasaray'a gitse kurtarıcı olarak dört elle sarılırlar mesela..Neyse ben kadro zafiyetinden veya yönetim yanlışlarından bahsetmek istemiyorum zaten , mesele başka..

Hagi elbette Galatasaray'ın en büyük efsanelerinden biri..Hani bir Fenerbahçeli olarak en basit mantık Alex'i Hagi'nin yerine koyuyorum..Fenerbahçeli için Alex neyse Galatasaraylılar için Hagi'de odur..Fakat Galatasaray'ın Hagi'den sonra oynadığı maçlarda sürekli ama sürekli skandal oyun hamleleri yapılıyor..

Göreve geldikten sonra çıktığı Fenerbahçe maçında yaptığı her doğru veya yanlış bir kenara atılabilir..O maçın atmosferi zaten bambaşka..Fakat Fenerbahçe maçından sonraki Galatasaray maçlarının hepsinde Hagi o kadar kötü oyuncu değişiklikleri yaptı ki resmen takımı baltala diye emir alsan bu değişiklikleri yaparsın..Elano - Misimovic - Cana'yı çıkart Emre Çolak - Aydın ve Barış Özbek'i oyuna al..Bu formülün işlemediğini göre göre her maç 45-60 dakikaları arasında aynı değişikliklerde ısrar ederek takımı darmadağın etmekten başka hiçbirşey yapmıyor Hagi..

Değişiklikler bir yana maçlardan önce yaptığı dizilişler falanda tam bir skandal..Misimovic'i bitirdi sol önde oynatarak..Sabri'den sağ iç yaratmaya çalıştı..Ali Turan gibi Bank Asya oyuncularına forma verdi..İnsua gibi hücumcu beki oynatmayarak zengin olmayan hücum hattını iyice borca soktu..

Mesela Beşiktaş maçının kaybedilmesinin aslan payı kesinlikle Hagi'nin..İlk yarıyı 0-1 geride kapatmış olabilirsiniz fakat oyuna siz hakimdiniz ve zaman zaman rakibinizi zorluyorsunuz..Devrede Sabri'yi beke çekip , Ali Turan'ın yerine Mehmet Batdal'ı alarak oyunun kontrolünü tamamen Beşiktaş'a teslim etti Hagi..Beşiktaş çok kötü oynadığı bir günde bile güle oynaya top yapmaya başladı..Galatasaray zaten yeteneksiz bir ortasahaya sahipken bir teknik adamın şu yaptığı hamle tek kelimeyle skandaldı..

Galatasaray taraftarı şuan en son Hagi'yi suçlamak istiyor elbette..Şuan yönetim ve oyuncular hedefin odak noktası..Hagi gibi tribünlerin hayran olduğu bir adamın eleştirilerden nasibini almamasını anlayabiliyorum fakat Galatasaray tribünlerinin bu 'hipnoz' halleri Galatasaray'ın geleceği için de pek parlak değil..Devre arasında bu takıma Hagi kendi adamlarını almaya başlayacak fakat bana kalırsa sene sonunda da gönderilecek..Çünkü Hagi teknik adam olarak çok kötü..

Fenerbahçe : 74 - 68 : Galatasaray / Caferağa'dan Esen Rüzgar


Haftaiçinde çok zor bir maça çıkıp zaferle ülkeye dönmüştü Fenerbahçe..Caferağa'da rakip ligin namağlup takımı Galatasaray'dı ve maçta olabilecek en kötü şekilde başladı..Ne hücumda ne de savunmada takım tanınmayacak haldeydi..

3.periodun ortalarına kadar tanınmayacak halde olan takımımız 4.perioddan itibaren salondaki muhteşem taraftarın da inanılmaz desteği ile toparlandı..Birsel Vardarlı'nın direksiyona oturmasıyla rayına oturan hücumlar , savunmanın 6 kişiyle yaptığı baskı (Tribünler muhteşem) ile Fenerbahçe önce 10sayılarda dolaşan farkı indirdi daha sonrada öne geçti..Salonda öyle bir hava vardı ki Galatasaray resmen çaresizleri oynadı..Oluşan baskıya oyuncularında müthiş bir özveriyle dahil olmalarıyla ibre tamamen Fenerbahçe'ye döndü..

Birsel - Penny ve Taurasi ile takım hücumlardan boş dönmemeye ve öne geçerek farkı açmaya başladı..Birsel'in bayanların Jason Kidd'i moduna geçmesi ve yaptığı muhteşem asistlerine , Penny'nin kritik üçlükleri ve Taurasi'nin bir savunmada bir hücumda yaptığı liderlik eklenince ambele olan Galatasaray'ı eze eze yendi Fenerbahçe..

Maç sonu salonun atmosferi , takımın sevinç gösterisi çok güzeldi..Sonuna kadar hakedilen bir galibiyetti..Çok önemli bir mesajda verilmiş oldu..Helal olsun hepsine..Ayrıca salondaki taraftarada..

İBB : 0 - 1 : Fenerbahçe / Sakin Bir Limana Çek Kaptan

Valla ister bana İbrahim Akın o golü atsaydı ne olurdu deyin , ister Alex oyundan atılsaydı ne olurdu deyin..Ben büyük resme bakma taraftarıyım ve bu takımın yıllardır oynadığı futbol ile bugün oynadığı futbol arasındaki farkları çok net bir şekilde görebiliyorum..

Ve bana göre belirleyici olan bu farklar..Hatta şöyle diyeyim sadece sahanın içi değil , blogda çok sık bahsettiğim şekilde 'mental' farklılıklar benim çok dikkatimi çekiyor..Fenerbahçe'nin bu sezon büyük maçlarda yaşadığı sıkıntının farkındayız fakat bu takım hiç hazır olmadığı dönemde Trabzon deplasmanı ve içeride Beşiktaş maçına çıktı..Trabzon karşısında özellikle ilk yarı iyi oynadı ama çok ahmakça goller yiyerek yenilgiyi haketti..Beşiktaş maçında sadece Niang ve Dia ilk yarı çok ekstra şeyler yapmadan 4-0 yapabilirlerdi maçı..1-0'a kilitlenince orada da puan kaybı yaşandı..Galatasaray maçının bahanesi yok ama..

Maç önü yazısında Fenerbahçe'nin maça nasıl bir tempo ve istekte başlayacağının belirleyici olacağını söylemiştim..Fenerbahçe rakibine İbrahim Akın ile iki tehlikeli pozisyon verdi ve oyunun kontrolünü de ortasahada Belediye'ye bıraktı..Bu bölümdeki temposuzluk ve geri çekilme düşüncesi maçın çok sıkıntılı geçeceğine bir işaretti Fenerbahçe adına..

Burada oyun olarak beklemediğimiz bir hamle oldu takım içerisinde..Cristian ve Gökay'ın başrollerini üstlendiği ' ön alanda pres ' sahne almaya başladı..Rakibiniz İBB gibi oynamak isteyen ve hızlı çıkan bir takımken ve bu eksik ortasaha dizilişine rağmen ön alanda presi oturtmak , pas alışverişini ele geçirmek ve oyunun kontrolünü tamamen ele geçirmek çok önemli bir artıydı..

Atılan gol rakibin hatasına rağmen başka bir çok büyük artı..Cristian konusundaki fikirlerim bu maçtaki özverili ve iyi futboluna rağmen geçmişle sabit..Ancak atılan goldeki çabası harikaydı..İşte Fenerbahçe ortasahasına bu tarz oyuncular gerekiyor..Cristian'ın o pozisyondaki presi ve inatçılığı klasik bir Emre Belözoğlu oyunuydu..İşte Fenerbahçe'nin Emre'nin yanına bugün Cristian'ın yaptığını 5 maçın 4 tanesinde yapacak bir oyuncu koyması gerekiyor..

Gökay ve Okan , Aykut Kocaman'ın bu takıma kazandırdığı iki büyük değer olarak yerlerini alacaklar sanırım..Gökay'ı geçen maçta beğenmiştim fakat acaba Buca'nın zayıflığından ötürü mü böyle göründü diye düşünmüştüm..Bugün de yine çok istekli ve mücadeleci oynadı ve sürekli özveri gösterdi..Gelişime açık bu iki oyuncunun önünde de rol model alabileceği çok önemli iki isim var..Okan-Gökhan Gönül / Gökay-Emre..

Alex'in golünden sonra Fenerbahçe'nin geriye yaslanmaması , aksine vitesi bir derece daha yükseltmesi dikkat çekiciydi mesela..Bu bölümde kimin büyük takım olduğu , kimin bu maçı daha çok istediğine dair rakibi dahil herkese mesaj verdi takım..Fenerbahçe'nin yıllardır en büyük sorunlarından biridir mesela bu 'golü attıktan sonra geriye yaslanma' olayı..En son Antep deplasmanında takım ağzının payını almıştı zaten..Hatalardan ders alındığını görmek güzel..

İkinci yarı maç bir orada bir burada oynandı..Belediye riskleri aldı ve ilk yarıdakilerden daha net pozisyonlara girdi..Fenerbahçe'nin sol kanadı her tehlikeye açık ne yazık ki..Andre Santos sanırım artık düşünülmeyecek , Caner'in de yerli olmasından başka bir avantajı yok ne yazık ki..En azından orada saf bir savunma beki olsa bile yetecek takıma..Zaten önünde Stoch gibi saf bir hücumcu var , orada sağlam bir sol bekin olması yetecek takıma fakat bu bölgede eksiklik var..

Bekir bugün çok iyiydi bu arada söylemeden geçmeyelim..Mehmet Topuz bu takımın görülmeyen yıldızı durumunda..İhtiyacın olduğu bölgeye koy Mehmet'i..En azından sonuna kadar mücadele eder..Bu sezon genel itibariyle çok iyi oynuyor..Her maç üzerine düşeni yapıyor ve oyundan düşmüyor geçen sene olduğu gibi..Şuan bu takımda oynamayı sonuna kadar hakediyor gerçekten..Üstelik Gökhan Gönül ile birlikte birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar..Gökhan'ın da performansını çok arttırıyor..

Bu arada doğru düzgün idman yapmayan , sakatlıktan şikayetçi olan Gökhan'ın futboluna da akıl sır erdiremez insan..Türkiye'nin Daniel Alves'i modunda maçlar çıkartıyor şu sıralar..Nazar değmesin..

İkinci yarıda Alex oyunu 2-0 yaparak kopartabileceği pozisyonlara girdi fakat bu toplarda gol çıkmadı..Stoch zaman zaman zorladı fakat Hasagiç izin vermedi..Dia ve Selçuk hamlesi yerindeydi..Hatta bugün gününde olmadığı anlaşılan Niang bile bu ikiliyle birlikte çıkabilirdi fakat Aykut hoca Dia-Niang uyumundan faydalanmak istedi..Ki Niang penaltıyı atsaydı Dia-Niang ikilisi kısa sürede takıma gol kazandırmış olacaklardı..

Kaçan penaltının ardından verilen pozisyonu Aykut hoca 1000 kere izletip oyunculara gerekli uyarıları yapmalı..Penaltı kaçtıktan sonra hem yenen pozisyon hem de son 3 Belediye deplasmanından alınan 3 yenilginin psikolojisi ağır basmaya başladı ve Fenerbahçe geriye yaslanmaya başladı..Yine de bu bölümde en çok hoşuma giden şeylerden biri yine Gökay'ın oyun anlayışı ve sorumluluk alıp top alışverişini kolaylaştırmasıydı..

Alex ile bitirelim..Yine çok iyiydi..Attığı gol 'Alex Golü' olarak literatürde yerini alacak artık herhalde..O koşuları nice forvet yapmıyor..Bu iş biraz da hissetmek ile ilgili bana kalırsa..Çok kritik golün yanı sıra iki de güzel frikik attı..İkinci yarı yine iki kez gole yaklaştı..Takımda Niang gibi çok iyi bir golcü olmasına rağmen yine Alex'in kaptanlığında yolunu buluyor Fenerbahçe..

Trabzon'un kazandığı , Galatasaray-Beşiktaş ve Bursa-Kayseri'nin maç yapacağı haftada Belediye deplasmanından galibiyetle dönmek çok önemliydi..Derbide iki tarafta çok büyük stresle maça çıkacak Fenerbahçe ve Trabzon maçlarından sonra..Taraftarın en çekindiği deplasmanlardan biri kayıpsız geçildi , şimdi seriye bağlama zamanı..

27 Kasım 2010 Cumartesi

Maça Doğru , İBB - Fenerbahçe


Herhalde Fenerbahçe taraftarının en tedirgin olduğu maçlardan biridir Belediye deplasmanı..Son 3 yılda Belediye deplasmanlarında 9 puan kaybı + yenilen 6 gole karşı atılan sadece 1 gol Fenerbahçe açısından maçın ne kadar zor olduğunun bir göstergesi aslında..

İBB'de Abdullah Avcı'ya saygı duyuyorum..Eldeki imkanlara göre yıllardır bu ligde pozitif futbol oynatmaya çalışan bir hoca..Takım sene içerisinde bazı periodlarda üstüste kötü sonuçlar aldığında bile oynatmaya çalıştığı futboldan vazgeçip , felsefesini değiştiren hocalardan değil..Sadece bu yüzden bile saygıyı hakediyor..Takımda 3 senelik periodda ciddi bir mental aşama kaydetti..Oyuncuların , hocalarının oynatmaya çalıştığı futbola olan yatkınlıkları ve uyumları arttı..

Belediye'nin en göze çarpan özelliği oyunu geniş alanda hızlı oynamaya çalışmak..Burada atlamaları gereken tek aşama zorlu rakiplere karşı da bu oyunla üstünlüğü kurmak..Bu seneye de baktığımız zaman Beşiktaş maçı dışında dişli rakiplere karşı istediklerini alamamışlar..Fakat kendi ayarlarındaki veya daha alt seviyedeki takımları da elleri boş göndermişler..

İBB'nin kuvvetli olduğu yer hücumu..Hücumdaki yardımlaşma ve çoğalma savunmada görülmüyor..Zaten dişli takımlara genelde puan vermelerindeki nedende bu..İbrahim Akın çok iyi bir sezon geçiriyor..Herve Tum son haftaların formda ismi..Ayrıca İskender ve bir fm efsanesi olan Tevfik Köse'de rotasyonun önemli parçaları..Ortasahanın kontrolü Efe ve Holmen'e emanet..Defans için pek birşey diyemiyorum..Oğuzhan iyi bir kaleci..Fakat onun önündeki dörtlü pek güven vermiyor..

Fenerbahçe'ye gelelim..Belki bunu okumaktan sıkıldınız ama ben söylemeye devam edeceğim..Takımın geçirmekte olduğu sürecin belirleyici noktaları oynanan oyun kadar takımın maçlara olan bakış açısıyla da alakalı..Fenerbahçe Olimpiyat Stadı'nda kendi taraftarının ezici üstünlüğü ile son 3 yılda rakibinden puan alamamış ve sadece 1 gol atabilmiş..Ben bunun kırılmasına bakıyorum mesela şimdi..Hani çok parlak bir oyun falan değil , takım son 3 yılda yaşadığı kayıpların farkında olup sahaya o kafayla çıkmalı ve oyuna agresif bir giriş yapmalı..

Lugano ve Gökhan'ın büyük ihtimalle oynamayacağı yönünde haberler vardı..Onların olmadığı bir ilk 11 çıkartırsak ; Volkan-Okan-Bekir-Yobo-Santos-Mehmet-Gökay-Selçuk-Stoch-Alex-Niang..Ben bile bir iki kere kadroyu okusam kendime itiraz edecek birşey bulurum herhalde o yüzden kadroya takılmayalım..Neden hala Santos veya sakatlıktan yeni çıkan Selçuk olmaz falan demeyin bana..Cristian'ı izleyeceğime beli dönmeyen Selçuğu izlerim..Santos konusu biraz daha farklı , potansiyeli bu kadar yüksek bir adam üzerinde inat etmeyi anlayabilirim..Hani o oynamadığı zaman da yerine süper yetenekli bir adam oynamıyor..

Maça gelirsek , hızlı bir maç geçeceğini düşünüyorum..İki takımında zayıf karnı savunmaları olduğu için iki takımda oyunu ileride oynamaya çalışacaklardır..Burada savunmaları daha konsantre ve dikkatli olan takım bir adım önde olacaktır..Tabii bir de hücumcuların mezihetlerine kalacaktır iş..İki takımında hücumcuları formdalar..

Fenerbahçe rakibinin hızlı oyunu ve savunma arkasına atacağı toplara karşı oyunun temposunu ayarlamaya çalışacaktır..Fakat hala ortasahası ideal bir ikiliyle oynamadığı için bu konuda zayıf kalabilir..Bu durumda Buca maçında olduğu gibi oyunu sıkça kanatlara atmaya çalışmak Fenerbahçe için önemli..

Fenerbahçe için kritik bir dönemeç..Takım yine geçtiğimiz yıllardan farklı olarak birşeyler yaptığını göstermeli..Ciddiyetsizliğe yer yok..Özellikle bu tip haftaları kayıpsız geçmek alınacak bir derbi galibiyetinden bile önemli olabiliyor..O yüzden yüksek konsantrasyonla maça çıkıp , maçı kopartmaya çalışmak gerek..Gaziantep deplasmanı unutulmamalı ve mutlaka Fenerbahçe skor ne olursa olsun oyunu rakip yarıalanda oynamaya çalışmalıdır..

25 Kasım 2010 Perşembe

1'e 5 / Messi ve Alex


İkisi de takımlarının en önemli parçaları..İkisi de çok zeki..İkisi de oynadıkları takımların en sevilen ve en yetenekli adamları..Onlar için birebir mücadele çoğu zaman basit olmuştur fakat resimlerde görmüş olduğumuz tedbirler de biraz fazla değil mi..?

Bence değil..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Fenerbahçe : 5 - 2 : Bucaspor / 10 Numaralı Formasıyla.....


Maçtan önce beklentimiz Fenerbahçe'nin kağıt üzerinde ligin en zayıf kadrosu olarak görülen rakibine karşı baskılı ve tempolu bir oyunla maça başlaması ve hücumda çoğalması yönündeydi..Aykut hocanın çıkarttığı kadro enteresandı..Solda Santos , stoperde Bekir , sağ önde Mehmet ve Cristian'ın yanında Gökay ile sahaya çıktı takım..

Burada maçtan bağımsız olarak baktığımızda Gökay'da karar kılınması güzel , Andre Santos'a bir şans daha vermek güzeldi - ki maçtan önce yazdığım yazıda bu tip maçlarda hücumcu beklerin oynaması daha isabetli..-

Boşverin maçı biraz..Takımın 2000. golünü Uche atmıştı..O golü hatırlıyorum..2500 Pierre'den gelmişti..Bu iki adamın da Fenerbahçe taraftarında apayrı bir yeri vardır ve böyle özel golleri bu oyuncuların atması da ayrı bir mutluluktur..Maçtan önce öğlen twitter'da #3000Alex yazıyorduk blogger arkadaşlarla birlikte..Bu golü o atmalıydı , hatta bu adam öyle bir adam ki imkanı olsa 3500'ü de gelsin o atsın , 4000'i de gelsin o atsın..Biz ondan bu golü beklerken o da dün gece twitter'da 'Yarın 3o00. golü...' yazmıştı..O da hissediyordu büyük ihtimalle..Hatta belki takım arkadaşları bile aralarında bunu konuşup o golü Alex'e attırmak istemiş olabilirler..

Veya bunların hiçbiri olmamış olabilir..Ama bir şekilde olması gereken oldu..Hem de 1.dakikada oldu..Kursan böyle olmaz..Ama işin ucunda Alex gibi Fenerbahçe'ye gelmiş geçmiş en büyük , en özel adam varsa olabiliyor işte..Attığı gol hem çok özeldi hem de maçın gidişatını da çok etkiledi..

Buca gibi zayıf bir takıma karşı ne kadar çabuk öne geçerseniz oyunu o kadar hızlı kopartabilirsiniz..Ki Buca'nın bu maça kadar ki hücum sıkıntısını da göz önüne alırsak (son 7 maç 1 gol) maçın rahat geçeceğini düşündük..

Bunun üstüne bir de Alex'in 2.golü geldi..13.dakika'da Fenerbahçe 2-0'a kavuşmuştu ve Şükrü Saracoğlu beklenmedik şekilde erken rahatlamıştı..Tempo güzeldi , Gökay Emrevari oynamaya çalışıyordu..Stoch sürekli zorluyor , Mehmet'te Gökhan ile birlikte sağ kanadı çok etkin kullanıyordu..Maç böyle giderken üçüncü gol de geldi..Kaptan muhteşem bir maç çıkartıyordu..İlk gol enfes bir vuruş , ikinci gol Niang'ın zekası ve Alex'in oralarda ikinci forvet olması , üçüncü gol ise Alex'in 2 rakibi arasında kafayla ağlara gönderdiği çok zor bir pozisyondu..Alex daha ne yapsın arkadaş..

İlk yarıda en çok dikkat çeken performans Alex'den sonra Gökhan Gönül idi..İkinci golün öncesindeki ortayı da Gökhan yaptı aynı şekilde Alex'in kafa golünün de asisti Gökhan'dan geldi..

İlk yarıda Buca'nın tek gol pozisyonu kontra atak sonucu Manucho'nun kaçırdığı goldü..Kayseri'de Elano'nun kaçırdığı ile birebir aynı pozisyon..O da Elano gibi kalecinin kendini atacağı yere topa vurdu..Alex o pozisyonda tam terse vurur gol yapardı..Ligde bir tane Alex var ama..

İlk yarıda rakibini 3-0 süpürdükten sonra ikinci yarı bu kadar temposuz ve durgun başlamak çok saçma..Ben kendimi o futbolcuların yerine koyuyorum ve hani mantıken daha da saldırmak daha da agresif olup taraftara güzel bir maç izletmek gerekir..Çünkü rakibin çok güçlü değil ve yakalamışken en azından güzel bir oyun ortaya koyman gerekir..Kişisel verilerden daha çok şöyle düşünmen lazım ; önümde 45 dakika var,oynarken hem ben keyif alayım hem de tribünler izlerken keyif alsın..Bu düşünceye sahip kimse yoktu Fenerbahçe'de ikinci yarı başlarken..

Tribünlerin durgun moduna sahadaki oyuncularda uydu..Buca baktı ki bu adamların birşey yapacağı yok biraz daha ileriye oynayalım demeye başladılar..Buca'nın ileri ikilisi ligde her rakibini yıpratabilecek özellikler taşıyor..Fakat ortasahaları çok zayıf..Fenerbahçe adına endişe verici nokta ise bu çok zayıf ortasahaya karşı bile çok çok üstün oynayamıyorlar..Tabii ki Gökay-Cristian ikilisi olabilecek en kötü ikili mevcut kadroda ancak işte zaman zaman bu noktalara gelebiliyorsunuz..

Gökay'ı çok beğendim bu arada..En azından tribünlerin ne isteyeceğini biliyor..Basıyor , geriye veya yana mecbur kalmadıkça oynamıyor , Emre abisi gibi oynamaya çalışıyor yani topa hakim olmaya özen gösteriyor , top sürüyor..Defansif açıdan tabii ki o kadar agresif değil ancak Cristian mı Gökay mı dersen 50 kere Gökay..

Fenerbahçe tribünlerinin yapması gereken ateşlemeyi saha içindeki gerginlik yarattı..Eskiden bu dirilişleri ve takımı ayaklandırmayı tribünler yapardı..Veya saha içindeki bir iki gazcı oyuncu tribünleri ayağa kaldırırdı..(Bkz. Tuncay Şanlı / Stephan Appiah ) Şimdi ise hakemin bir yanlış kararı veya Fenerbahçe formasını itip kakarsanız Saracoğlu uğultuya ve baskıya başlıyor..Böyle bir stadın çok önemli bir silahı bu ancak tribün konusundaki binlerce sıkıntıyla birlikte bu silaha da susturucu takıldı..

Sezon başından beri söylüyoruz , Fenerbahçe'nin boyu çok kısa..Bugün sahaya baktığımızda Yobo dışında x bir rakibine karşı hava topunda üstün olacağına güveneceğiniz bir Fenerbahçeli yok sahada..Özellikle ortasahanın da boyunun kısa olması nedeniyle Fenerbahçe sene başından beri çok sayıda yan toptan ya gol yedi ya da ciddi tehlikeler yaşadı..Manucho'nun attığı golü Buca antrenmanda o kadar rahat atamaz..

3-1 ve devamında yukarıda bahsettiğim karmaşayla oyun bir anda hareketlendi..Mamadou Niang maç boyunca yine bir oraya bir buraya çekilmenin acısını çıkartmaya başladı..Alex oyundan çıkmadan hemen önce Niang'ın top sürmesi ve Alex'e al da at diye attığı pas tek kelimeyle muhteşemdi..

Alex'in oyundan çıkmasına bu sefer birşey demiyorum çünkü ön alanda ciddi bir tempo düşüşü oldu..Alex her an gol atabilecek bir oyuncu fakat skor 3-1 ve hat-trick yapmış bir Alex'in dakika 75 bile olsa çıkması çok kötü bir karar değildi..Ki değişiklik muhteşem bir sonuç verdi..Semih Niang'a , Niang Semih'e çok klas goller attırdılar..
Özellikle Niang'ın golü muhteşemdi..O tarz golleri hep televizyonda izlerken bu kez canlı canlı izlemek çok hoş..Mamadou'nun hem oyun hem de gol olarak kaldığı yerden devam etmesi de çok sevindirici..

Negatif taraflara gelelim..Çok gol pozisyonu veriyor takım ve bunun savunmadan önceki nedeni bana kalırsa hala ortasaha..Ortayı bu kadar rahat geçerse rakibin zaten olay kopuyor..Yobo-Lugano ikilisi yarın öbürgün muhteşem maçlar çıkartsalar bile ortasaha bu kadar rahat geçildiği sürece sorun var..

Andre Santos ve Cristian yine rezalet oynuyorlar..Cristian zaten artık son maçlarına çıkıyor da Andre Santos'un bu kadar kötü oynaması nedir yahu..?Brezilya milli takımı geyiklerini bırakıyorum ancak bir oyuncu hakikaten bu kadar kopuk olamaz..Nerede geçen seneki en azından savunmaya özen gösteren Santos nerede bu Santos..Yenilen 2.golde resmen koşmadı Musa'ya..Fenerbahçe'nin devre arasında piyasası varken Santos'u da iyi bir teklif halinde elden çıkartması mantıklı olucak bana kalırsa..Aynı şekilde Cristian'da..

Buca ne kadar zayıf olursa olsun alınan galibiyet önemliydi..5 gol de güzel..Bir çok da gol pozisyonu kaçtı..Ancak her maç kafadan 2 gol yiyor bu takım..Artı olarak çok fazla pozisyon yiyor..Bu devre arasına kadar böyle sürecek büyük ihtimalle..Yobo-Lugano ikilisi formda bir şekilde düzene girmeden , iyi bir sol bek gelmeden ve en en en önemlisi ortasahaya Emre'nin yanına çok sağlam bir oyuncu alınmadan bu takım bu şekilde pozisyon vermeye devam edecektir..

Böyle gittiği sürede de gözler Alex-Niang-Semih ve diğer hücumcuların üzerinde olacak..Şuan Fenerbahçe'nin kazanarak gitmesinin tek yolu hep yediğinin bir fazlasını atmak..Devreye kadarki rakipler bunun uygulanabileceği rakipler fakat maçı kazanmak sadece goller atmaya bağlı olmamalı..Resmen Fenerbahçe'nin bir maçı 1-0 kazanmasını ister hale geldim..

Sonu da Alex ile getirelim..Oyundan çıkarken televizyondan ne kadar duyuldu bilmiyorum ama bütün stadda muhteşem bir uğultu oldu..Yakışan da buydu..

Günün Fotoğrafı

Iverson var dediler geldik..!


Resim:www.hayatimfenerbahce.com

21 Kasım 2010 Pazar

Maça Doğru , Fenerbahçe - Bucaspor


Fikstürde o haftanın son maçına çıkmak bazen avantaj bazen de dezavantajdır..Geride bıraktığımız haftada çıkan sonuçlardan sonra Fenerbahçe için Bucaspor maçının önemi biraz daha arttı..

Bucaspor şuan kağıt üzerinde ligin en zayıf kadrosu bana göre..Oynadıkları oyun da buna paralel olarak kötü..Savunmada Ediz ve ileride Manucho dışında dikkat çeken bir oyuncu yok kadroda..Son 8 maçta 1 gol atabilmişler..Çok fazla gol yediklerini de söyleyemeyiz..Burada önemli olan Fenerbahçe'nin golü ne zaman bulacağı..

Fenerbahçe için bu maç moral bulma maçı durumunda şuan..Mevcut tabloya baktığımız zaman Fenerbahçe'nin rahat kazanacağı bir maç gibi görünüyor..Yukarıda dediğim gibi Fenerbahçe hele bir de erken bir gol bulup öne geçerse işler yolunda gidecektir..

Maçtan önce Fenerbahçe adına söyleyebileceğimiz olumlu tablolardan biri de nihayet Mamadou Niang'a kavuşuyor olmak olacak..Semih iyi oynamamasına rağmen skora etki ederek idare etti fakat orada Niang'ın oyunun eksikliğini ciddi bir şekilde hissettik geçtiğimiz haftalarda..Aykut Kocaman'ın ofansif bir takım çıkartması da olası görünüyor..Ben olsam yarın Andre Santos'u da takıma koyardım..Bu tip maçlarda oyunda teknik kapasitesi yüksek ve hücumu düşünen oyuncuların bol olması gerek..

Benim ideal 11'im şöyle olurdu : Volkan-Gökhan-Bekir-Yobo-Santos-Dia-Mehmet-Gökay-Stoch-Alex-Niang..

Fakat herhalde yine Cristian Baroni'yi ilk 11'de göreceğiz ve sol bekte de Caner oynayacak..Eğer böyle olursa da Caner'in geçtiğimiz haftlardan farklı olarak hücuma daha sık destek vermesi söylenmelidir..

Bu arada haftaiçi çift kalelerde oynamış olan Selçuk'da eğer hazırsa Mehmet'in yanına konabilir..Maç eksiğinden dolayı oynayamaz ama büyük ihtimalle..Selçuk-Özer ve Emre'nin sakatlıklarının aynı zamana denk gelmesinden sonra bu üç oyuncudan hangisi ilk olarak dönse çok büyük bir rahatlık getirecektir takıma..

Fenerbahçe'nin baskılı ve ön alanda başlaması gerek bu tip maçlara..Hep dediğim gibi eğer bir değişim oluyorsa önce mental anlamda olmalıdır..Eski Fenerbahçe çok zor veya çok kolay olsa bile belli bir standartla oyuna başlardı..Topu ayağımda tutayım , kontrollü bir şekilde geleyim , genelde hücumda çoğalmam ve 3-4 kişiye bırakırım hücumu anlayışıydı..Değişmesini istediğim en temel şey Fenerbahçe'nin çok adamla hücum yaptığı ve dikine oynadığı bir oyun izlemek..Bakalım bu dediklerimin gerekliliği olan Bucaspor maçında bunu görebilecek miyiz..

Oralardan İyi Vurur

Inter biraz önce sona eren maçta Verona deplasmanında Chievo'ya 2-1 mağlup oldu ve lider Milan'ın tam 9 puan gerisinde kaldı..Geçen sene ki zirveden sonra inişin geleceği belliydi..Hele ki Jose'nin gidişinin ardından..Ancak bu iniş 'yere çakılma' süreciyle sürüyor..Geçen hafta derbiden alınan yenilginin ardından koltuğu iyice sallanan Rafa Benitez'in her an kovulması gündemde..


Sadece bu resim değil bu sezon oyuncuların genel isteksizlikleri ve sıkkınlıkları aslında takımın nasıl bir ruh halinde olduğunun göstergesiydi..Eto'nun buradaki Zidane moduna geçmesinin nedeni de takımın içinde ki ruh halini yansıtıyor sanırım..Ya da belki farklı bir neden vardır , ırkçı bir söz veya küfür vs..Ama sonuca baktığımızda Inter'deki çöküş sürüyor..

Bakalım Benitez'in istifasını ve kısa Milano sürecini ne zaman yazacağız..

Tanıştırayım , Ömer Onan


Forma girmemiş olması bizi ilgilendirir mi..?Allen Iverson işte ordaki adam..Karşısında da bir Ömer Onan var..Maç boyunca nefes aldırmadı Iverson'a..Attığı tek sayı sırasında da Ömer oyunda değildi..

Fenerbahçe'de Vidmar'ın yokluğu yine kendini hissettirdi..Sert pota altı savunmasının eksikliği Beşiktaş'ı sürekli oyunda tuttu..Tabii bir de Cevher'in dış atışları..Ancak Ömer-Oğuz-Tomas ve her zaman ki gibi Ukic'in oyunuyla Akatlar'da 3 senenin ardından galibiyeti aldı Fenerbahçe..

Lavrinovic'in 2 maçtır ciddi bir düşüşü var ve toparlanması şart bu arada..

Ve El Classico Başlar


İki takımda çok rahat galibiyetlerle haftayı kapattılar ve artık tüm gözler haftaya pazartesi oynanacak El Classico'ya çevrildi..İlk demeç Cristiano Ronaldo'dan geldi..

'Barcelona bu akşam 8 tane mi atmış..?Gelecek hafta bunu yapıp yapamayacaklarını göreceğiz..'

Barcelona Maçı Yazmak


8-0 biten bir maçı yazmak gerçekten çok zor..Hani bu büyüklerle küçüklerin arasında yaptığı bir maçı izlemek gibi birşey..Barcelona'yı övmek sanki yetersiz , Almeria'da küçümsemek gereksiz olucak gibi bir his oluşuyor insanda..Evet Almeria takımı bu , Barcelona'da böyle bir takım..Maç sonunda Guardiola'nın da dediği gibi ;'Her maçta yakaladığımız kadar pozisyon yakaladık ancak bu sefer gol yapma oranımız daha yüksek idi..'

Barcelona'yı övücü nitelikte şeyler yazmaya gerek yok dediğim gibi..Maçla ilgili yazılacak şeylerden ziyade artan bir performansa değinmek gerek..Pedro bugün geçen sene oynadığı oyunlardan birini oynadı..Bu önemli çünkü haftaiçi Ibrahim Affelay transferi açıklanmıştı..Pedro'yu gazlama açısından bile bu transferin önemli olduğunu gördük..

Messi bildiğimiz gibi..Xavi - Iniesta dünyanın en iyi ikilisi , maç 8-0'ken bile Puyol'un önderliğindeki savunma müthiş mücadele ediyor..Mascherano'ya ihtiyaç duyulucaktır muhakkak o yüzden onun da ısınmaya başlaması güzel..Ama Premier Lig'den gelmesine rağmen Barcelona'nın oyun anlayışına hala çok uzak..

Hani Sergio Busquets'i mi yoksa Mascherano'yu mu takımınızda görmek istersiniz desem %70'in üzerinde Mascherano'yu tercih edersiniz ancak Barcelona takımı içinde Busquets çok daha başarılı oynuyor bu oyunu çünkü altyapıdan beri bu oyunun eğitimini almış..Bu da Barcelona kültürü dedikleri şey işte..Tıpkı sonradan girip 2 gol atan Bojan Krkic gibi..

Resmi Villa'ya ayıralım..8 gol atan takımın tek tam anlamıyla forveti bu maçı gol atmadan bitirdi..Guiza olsa sıkıştırırdı araya 2 tane..Herhalde El Classico'ya sakladı kendini..Real'de Bilboa'yı şu sıralarda 4-1 yeniyor ancak Barcelona kadar tempolu ve parlak bir oyun oynamıyor..Jose'nin aklında Inter zamanındaki oyun anlayışı var sanırım..Ancak Inter'in geçen sene ki kadrosu ve bu kadronun genel savunma anlayışı ile Real Madrid'in kadro yapısı arasında ciddi bir fark var..Bakalım nasıl bir El Classico izleyeceğiz..

20 Kasım 2010 Cumartesi

Raul Raul Raul


Raul bir , Inzaghi iki..Veya Inzaghi bir , Raul iki mi diyelim..Çok benziyorlar gerçekten..Bu adamlar 45 yaşında 3 maç sahada olsunlar minimum 2 tane gol atarlar..Bazı oyuncular yetenek/hız/güç vb. faktörlerden farklı olarak çok özel bir şeye sahip oluyorlar..Raul ve Inzaghi gibi bir ' golcü kafası ' ..Bu anlatmak istediğim şey oyuncunun zeki olması değil..Bu adamların oynadıkları mevkiiye ait bir zekaları var..Nereye koşmaları gerektiğini , o topa tam olarak nasıl vurmaları gerektiği , koşuya ne zaman başlaması gerektiği vb. bir çok sezgiye sahipler ve bu sezgiler onları Dünya Futbolunun en unutulmaz isimleri haline getirdi..Zaten şampiyonlar liginde bu iki oyuncu zirvede gol krallığında..

Raul bugün hat-trick yaptı..Açın ayrı ayrı üç golü de izleyin..Hepsinde bir 'farklılık' bulacaksınız..3. golün muhteşemliğine takılıp kalmayın , bana göre en enfes gol ilk yarının sonunda Raul'un kaleciden dönen frikiği tamamladığı goldür..İşte Raul kafası odur..Hayran olunası odur..O koşudur..

18 Kasım 2010 Perşembe

Afellay Transferi


Bu sezon Barcelona ile ilgili yazılarımda üzerinde durduğum nokta hücum rotasyonundaki eksiklik idi..Hücumunda Messi ve Villa gibi iki oyuncu olan takım dünyanın belki de en büyük gol tehdidi olabilir ancak bu iki oyuncunun yorgunluğu/cezası/sakatlığı durumunda Barcelona'nın gözü kapalı güvenebileceği oyuncu eksikliği göze çarpıyordu..Son 3 yılda bu bölgenin rotasyonu Eto'o-Henry-İbrahimovic-Messi gibi dört oyuncunun yanında Bojan-Pedro gibi sürpriz golcülerden oluşurken bu sene 4-3-3'ün en ön üçlüsünün tek yedeği Bojan durumunda..

Pep zaman zaman Iniesta'yı forvetin sol hattında kullanarak açığı kapamaya çalışıyor..Iniesta bölgeye uyum sağlayabilen bir oyuncu ama asıl yeri orta alan..

Bu durumda hücumun herhangi bir bölgesinde oynayabilecek bir transfer şart gözüküyordu ve Barcelona kağıt üzerinde yapabileceği en akıllı transferlerden birini yaptı..Ibrahim Afellay hem çok genç hem de Hollanda ve Psv ekolünden geldiği için Barcelona'nın oyun tarzına kafaca kolay uyum sağlayabilecek bir oyuncu..Merkez forvetin hem sağında hem de solunda oynayabilecek bir oyuncu Afellay..Hızlı,delici ve çabuk..Ters ayağını kullanabilen bir oyuncu Barcelona için olmazsa olmazlardan biri..Pedro'nun bu kadar kendini parlatmasının bir nedeni de bu zaten..

Pedro geçen sene harika bir sene geçirdi ancak bu sene biraz temposu düşmüş göründü..Yine iyi maçlar çıkartabiliyor fakat geçen sene ki istikrar biraz dağılmış durumda..Şuan Pep'in elinde başka bir koz olmadığı için de Pedro'da devam ediyor yoksa bu sezon birkaç maç oynadığı futboldan ötürü yedeğe çekilmesi gerekiyordu aslında..

Afellay'ın sene sonunda sözleşmesi bitecekti..Böyle bir oyuncu 3 milyon €'dan çok daha fazla eder elbette ancak ikili ilişkileri yıllardır iyi olan Barça ve PSV göz hakkı mantığıyla böyle bir miktar karşılığında Ocak ayı için transferde anlaşmış durumdalar..Ibrahim Afellay'ın büyük sınavı olacak Barcelona kariyeri..Büyük ihtimalle geldiği gibi formayı kendisine vermeyecektir Pep..Barcelona'nın oyun tarzı ve hızına ayak uydurmak için çok ciddi bir özgüven harcamanız gerekir..Afellay'ın bu süreci kısa sürecektir..Afellay'ın transferi ile bölgede Pedro ile gireceği rekabetten de en çok Barcelona faydalanacaktır..Pedro'da potansiyeli çok yüksek bir oyuncu ve formayı kaptırmamak için o da gaza basacaktır..

Barcelona ihtiyacı olan bölgeye çok akıllı bir transfer yaptı..Afellay'da kendi gelişimi için büyük bir fırsat yakaladı böylece..Bakalım bu ikili birbirlerinden ne kadar faydalanacak..

Fenerbahçe Ülker / Milli Takım / İngiltere

Fenerbahçe ile başlayalım..Fransa deplasmanında maçın henüz 5.saniyesinde hücum ribaundu ile yenilen sayı çok anlamlıydı aslında..Maç boyu Fenerbahçe savunması merkezi kapatamadı..Kim derdi ki Vidmar'ın yokluğunu bu kadar arayacağımızı..Lavrinovic'in dağınık oyununa,Ömer-Kaya ikilisine çalınan inanılmaz basit faullerde eklenince savunma direncimiz ikinci perioddan itibaren dağılma noktasına geldi..

Fenerbahçe'nin ikinci periodda geriye düştüğü andan itibaren bir kez bile beraberliği sağlayamadığı oyunun temel noktası Fenerbahçe'nin farkı 3-4 sayılara indirdiğinde bile çok kolay sayı yemesiydi..Cholet sanki her istediğinde baskete ulaşacağının bilinciyle rahat rahat çıkarttı maçı..

Fransız tribünleri öyle ateşli falan değildi ancak buna rağmen son zamanlarda izlediğim en kötü hakem kararlarını izledim bu maçta..Ömer'e çalınan 2 faul çok enteresandı..Ömer'in bu takımın 'Savunma Bakanı' olduğunu da düşünürsek savunma direncinin doğrudan hakemler tarafından da etkilendiğini söyleyebiliriz..

Bireysel anlamda Emir dışında herkesin kötü olduğu bir günde dahi Fransa'da oyunu son hücumlara kadar taşıyabilmek de olumlu not düşülmesi gereken bir nokta..Hani işler daha kötü gidemezdi sonuçta..Normal şartlarda Fenerbahçe'nin rahat kazanacağı bir maçtı..Kazansaydı da sıralamada büyük bir avantaj ele geçirilecekti fakat olmadı..Hani şu maçta Fenerbahçe ne bir şans sayısı ne bir şans ribaundu ne bir şans faulü elde edemedi..Rakibin el üzerinden , hakem yardımıyla , yoktan yarattığı minimum bir 15 sayı olduğunu düşünürsek bugün Fenerbahçe için herşeyin negatif olduğunu söyleyebiliriz..

Gelelim milli maça..Kopuk kopuk izlediğim için aslında hiçbirşey yazmayacaktım ancak söylemek istediğim bazı şeyler var..Değişim , gençleşme , deneme/yanılma falan hepsine eyvallah..Ki Guus Hiddink'e çok inanan biriyim..Ama hocanın çok anlamsız tercihleri var..İsmail Köybaşı'ndan ne köy olur ne kasaba..Kelime oyunu değil yani gerçekten bu kadar kötü olamaz bir oyuncu..Bu 1 değil 2 değil 3 değil..Sürekli dikkatle izliyorum ve artık kesin kanıya vardım ki bu oyuncuların dünya umurlarında değil..Futbolu sevmiyor bu adamlar..İstanbul'da oynanan Belçika hazırlık maçı ve Kadıköy'de ki derbide canlı izlediğimde de şimdi söyleyeceğim tespitleri yapmıştım..

İsmail Köybaşı korkak,silik ve kendine güveni olmayan bir futbolcu..Bir kere soldan atak yap , bir kere kendi yarısahanı geç , bir kere rakibine çalım atmayı dene..Bir insan kendi yarısahasında kendine çizdiği 20-30 metrelik bir alanda nasıl bu kadar mutlu olur anlamıyorum..Genç adamsın , Beşiktaş gibi bir takıma transfer olarak ihtiyacın olan imkanları da yakalamışsın , neden kendini geliştirmeye çalıştırmazsın..?Ben Aurelio dahil bu kadar geriye ve yana oynayan bir oyuncu daha görmedim..

Ve Sabri..Makara malzemesi olarak çok zengin bir insan ancak oynadığı oyunda artık kişiliği ile aynı oranda komik olmaya başladı..Sabri'de takımın el frenlerinden biri..İlk yarının sonlarında bir kontra yakaladık top ortasahada Sabri'ye geldi..4'e 4 yakalamışız hiçbirşey yapamayacağını bilsen yine rakip kaleye doğru gitmen gereken anlardan biri..Sabri bey topu eveledi geveledi ve kendisinden geride olan Hamit'e yan pas attı..Hollanda savunmada bir anda 9 kişi oldu , atak patladı..

Türk milli takımının genel karakterinin geriye ve yana oynamak olduğunu bir kez daha gördük..Hatta korkutucu olan Hamit ve Selçuk gibi adamlarında bu oyuna razı olmaları ve böyle oynamaya başlamaları..Takımda dikine gitmeyi düşünen tek adam Gökhan Gönül..O da sağ bek..

Meşale ve lazer muhabbetleri için birşey demeye gerek yok herhalde..Gittiğimiz her yerde kendimizi belli ediyoruz ve çok ama çok küçük düşüyoruz..Ülkenin genel eğitim seviyesi tüm bunların nedeni elbette..Tv başında bile izlerken utanarak izliyoruz artık..Sneijder'e veya hakeme tutulan lazeri görmek istemeyip kafamı tv'den çeviriyorum çünkü resmen yerin dibine girmiş hissediyorum kendimi..Hollanda gibi bölgede bolca yaşadığımız ülkelerde de Türk'e olan bakış açısı falan iyice yerin dibine giriyor tabi..Siz Hollanda'lı bir vatandaş olduğunuzu düşünün bir an..Neyse bunlar çok rahatsız edici konular..Üzerinden geçmiş olalım..

Milli takımın ileriye gittiğini düşünmüyorum ne yazık ki..Genel yorumlara baktım , fena değil falan diyenler var ancak bana göre gerçekten vahim noktalara gidiyoruz..

Son not İngiltere - Fransa maçından..Son yarım saatini ve ilk yarıda 15 dakikasını izleyebildim..Özellikle ilk yarıda izlediğim kısa bölümde İngiltere'nin de tıpkı bizim gibi oynadığını gördüm..Wembley'de takım geride yan pas yaparken (üstelik 0-1 gerideyken) ciddi homurtular yükseldi..İngiltere gibi Avrupa'nın en tempolu ligine bu kadar yavaş oynayan bir milli takım hiç gitmiyor..Capello saygıyı sonuna kadar hakeden bir adam ancak İngiltere'yi doyurabilecek bir oyun anlayışı yok..İngiltere gibi üst düzey bir takımı İtalyan futboluna mahkum etmiş görünüyor..Fransa'da Laurent Blanc etkisi kendisini hissettirmiş görünüyor..Milli takımlar arasında önemli rekabet olan bir maçta Fransa'nın kendine güven açısından çok değerli olan bir İngiltere zaferi hazırlık maçı dahi olsa önemliydi..

17 Kasım 2010 Çarşamba

Günün Sözü

Brezilya-Arjantin maçı için birşey diyemiyorum fakat Barcelona taraftarları rahat olsunlar,Messi'ye zarar vermem..

Brezilya - Arjantin maçından önce basına açıklamalar yapan Daniel Alves'in Messi için söyledikleri..

15 Kasım 2010 Pazartesi

Es Geçtik Sanılmasın


Çubuklunun gördüğü en büyük efsane belki de..Türkiye'de tek bir forma altında 100 gol barajını aşan tek yabancı oyuncu..Onun için 100 değil 1000lerce kez bağırdık..Stadda , tv başında 1000lerce kez adını sayıkladık..Sadece attığı gollerle değil , yaptığı asistlerle , Fenerbahçe kaptanına yakışır hal ve tavrıyla bizlerin gözbebeği oldu o..

Seni seviyoruz kaptan..100.golün kutlu olsun..

Inter : 0 - 1 : Milan / Beklenen Galibiyet


Bir takımın bir senede nasıl değişebileceğinin bir numaralı örneğidir günümüz Inter'i..Geçen seneyi triple double ile kapatarak Avrupa'nın en iyisi olan Inter ile bu sene Benitez ile izlediğimiz Inter arasındaki fark inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda..Üstelik kadro geçen senenin kadrosuyla neredeyse birebir aynı..Mourinho faktörü , Benitez'in kötü bir hoca olması , Inter'in 5 yıllık ambargosunun ardından doymuş futbolcuların çokluğu , takımın yenilenememesi vb. bazı faktörler Inter'in bu çöküşünün hikayesinin ana maddeleridir..

Çöküş diyorum çünkü bu maç bazı şeyleri daha açıkça görmemizi sağladı..Inter artık sıradan bir takım olmuş..Oyun olarak hiçbir çeşitlilikleri yok..Maç bitse de gitsek diye oynuyorlar..Mücadele eden , olaya isyan eden tek adam Sneijder..

Maçtan 1 saat önce kadroları görene kadar Milan'ın bu maçı rahat kazanacağını ve son 4 maç üstüste kaybedilen derbilerin intikamını alacağını düşünüyordum..Böyle düşünürken maçtan 1 saat önce kadroları gördüğüm zaman biraz şüpheye düştüm doğrusunu söylemek gerekirse..Milan'da Pirlo - Ronaldinho ve Pato üçlüsü maça ilk 11 başlamıyordu..Inter ballısın yine diye düşünmüştüm..Ama yine kadroları ilk gördüğüm zaman şu dikkatimi çekti , Inter savunması çok ağır oyunculardan oluşuyordu..Chivu-Materazzi-Lucio-Zanetti savunma dörtlüsü Boston Celtics'de oynar..O kadar veteran ve ağır oyuncular..

Bu savunma ağırlığından Ronaldinho-Pato ikilisi çok ciddi şekilde faydalanabilirdi eğer oynasalardı..Materazzi artık bu maçları kaldıramadığını 4.dakikada yaptığı penaltıyla gösterdi..Durduk yerde yapılan penaltı ve İbra'nın golü..Milan direksiyonu ele geçirdi bu golle..Zaten bu tip maçlarda ilk golü atmak her zaman çok önemlidir..

Inter'in golü yedikten sonra bir reaksiyon göstereceğini düşündük ancak ortasaha mücaelesinin ötesini geçemedi oyun..Gattuso'nun agresifliği ile Milan oyunu tutmaya çalışırken , Inter hiçbir organize atak yapamayıp , kanatlardan hiç faydalanamadı..Oyun Milan'ın isteyeceği şekilde akmaya devam etti..Burada Inter madem kanatları kullanamıyor , o zaman gücünü ortada toplayıp biraz hızlı bir paslaşma trafiği ile Milan'ı ortadan vurmayı denemeliydi..

Gattuso'nun ikinci sarıyı görmemesi büyük şanstı..İkinci yarıya Allegri'nin Pirlo müdehalesi bu açıdan çok yerindeydi..Ancak bu sefer Abate sahneye çıktı..Pandev'in provakasyonuna yenik düştü , akıllı davranamadı ve ikinci sarıyı gördü..İlk sarısını unuttu bence orada ne olursa olsun böyle bir maçta bir oyuncunun bu acemiliği yapmasının başka açıklaması olamaz..Milan 10 kişi kalınca Robinho'yu oyundan alarak 4-4-1'e gömdü Allegri takımını..

Inter'de hala bir değişiklik yok..Rakibi 10 kişi kalmış , kendi sahasında oyunu rakip yarı sahaya hapsedemiyor bile..Sneijder dışında sorumluluk almaya yeltenen oyuncu bile yok..Milito inanılmaz formsuz..Şişirilen her top Nesta ve Silva'da..

Benitez oyunu çözecek bir tek hamle bile yapamadı..Inter'in çöküşünün ihalesi de yakında Benitez'e kalır..Benitez nasıl olur da Mourinho'nun bıraktığı bir takıma evet dedi anlamıyorum..Mourinho'dan sonra sadece Serie A'yı kazanmak bile başarı sayılmayacakken bu veteran ve doymuş takıma teknik direktör olmak enteresan bence..Benitez'in kendine güveni belki tamdır ancak Liverpool'da yaşadığı ve yaşattığı acı yılların ardından böyle bir tercih yapması da kendi kariyerine zarar verecektir..

Neyse Milan'ın kazanmasına sevindim..Serie A'da uzun yıllar sonrasında son haftaya kadar çekişmeli geçecektir..Bu galibiyetin arkasına 3'te 3 bir seri daha yakalarsa Milan , şampiyonluğun bir numaralı adayı olacaklardır..

14 Kasım 2010 Pazar

Gaziantepspor : 2 - 1 : Fenerbahçe / Dejavu

Dejavu dedim çünkü hem oynanan oyun hem de oyunun gidişatı geçen sene yine Antep'de 2-1 kaybedilen maçı anımsattı..Fenerbahçe'nin bu sene izlediğim açık ara en kötü maçıydı , üzerine de çok yazmayacağım..Maç önü yazısında yazdığımın aynısı bir Antep çıktı Fenerbahçe'nin karşısına..Bu takımı çözmenin formulü neydi..Kanatlardaki çabuk adamlardan ve kaptandan faydalanmak..

Mevcut kadro ortasahayı ele geçiremezdi..Bu çok net belliydi..Cristian gibi bir illetin yanına Essien'i koysanız maç bitince ya Cristian'a saldırır ya da oyun sırasında kırmızı kart görür...Fenerbahçe'nin yıllardır dönem dönem çektiği ruhsuz ve gamsız oyuncuların en tepesinde Cristian var..Neyse böyle bir oyuncudan dolayı iyice düşmesi beklenen ortasahanın bu maçta yapması gereken tek şey topu mümkün olduğunca kanatlara veya Alex'e taşımak..Oyunun ilk başlarında bunu yaptı takım ama ne zaman ki Cristian Yobo-Bekir arasındaki yerini aldı , senaryo işlemeye başladı..

Açıkçası Fenerbahçe'nin kazanmasını beklemiyordum ancak bu kadar kötü oynayabileceğini de düşünmemiştim..Üstelik Alex'in bu kadar iyi oynadığı bir maçta bu yenilgi işin tadını iki kere kaçırdı..Dia-Bilica ikilisi neden başlamadı bilemiyorum..Özellikle Dia başlasaydı bana kalırsa daha etkili olabilirdi takım..Bu arada Semih çok ama çok kötü..6-7 gol attı ama Konya deplasmanı ve Antalya maçı dışında cidden çok kötü oynuyor..

Forumlara , twittera ve bloglara baktığımda faturanın Aykut hocaya çıkartıldığını görüyorum..Burada şöyle birşey var , Aykut Kocaman'ın hatası var mı , evet hem de dev gibi bir hata var..Hata şu ki özellikle ikinci yarının başından itibaren bu maçın 1-0'a bağlanmayacağı , golün geleceği kendini belli etmeye başlamıştı..Hani Fenerbahçe geçen seneki defans yapısına sahip olsa 1-0'a yaslanma mantığını anlayabilirim fakat bu takım Volkan Demirel'in kariyerinin en formda sezonu olmasına rağmen her maç ikişer ikişer gol yiyor..Böyle bir durumda bu kadar mücadele gücünden yoksun ve eksik bir takımla maçı 1-0'a kilitleme fikri hiç gerçekçi değildi ve hocanın mutlaka oyuna müdehalesi gerekiyordu..

Abicim iyi de , bugün o kulübede ben olsam ne yapardım sorusunun içinden çıkabiliyor musunuz..?Çıkarırdım Cristian'ı koyardım şeyi..Kimi..?Allah aşkına takımı defansif açıdan toparlayacak , top yapılmasını sağlayacak bir tane bile oyuncu değişikliği yapamazsınız şu kadroyla..Kazım,Semih,Dia,Stoch,Alex,Niang kombinasyonuyla ilgili herhangi bir değişiklik yapılması gol yemeye engel olmayacaktı..

Hocaya çok kızdığım , çok eleştirdiğim maç yazıları oldu fakat bu maçtan sonra ah be hoca demedim..Çünkü bu sefer kendimce bile bir çare bulamadım ben..

Ve şu da var ki bence bu enteresan biraz..Hani maçta biz izlerken diyoruz ki '1-0 gitmez bu maç , yeriz golü hoca yap birşeyler ' ancak şöyle de bir durum var Gaziantep golü atana kadar da uzaktan şutlar dışında Fenerbahçe kalesinde tehdit oluşturmadı..Ama gerek topa sahip olamamak gerek güven vermeyen ortasaha ve defans oyuncularından dolayı 1-0'lık skor avantajına rağmen izlerken diken üzerindeyiz..Aykut Kocaman'da yedekten oyunu değiştirebilecek ( defansif veya topu tutma anlamında ) bir oyuncuya sahip olmadığı için şansını denemek istedi ve bekledi..

Yenilen goller komedi..Stoch'un savunmasının olmaması eyvallah ama Caner nerdesin ilk golde..?Fenerbahçe'nin savunma arkasına ben top şişirsem yine tehlikeli pozisyon olur..Volkan sürekli kaderiyle başbaşa..Olcan tıkır tıkır gol attı...

Fenerbahçe'de Caner'in bir şekilde takımdan kesilmesi gerek..Andre Santos şu Caner tarafından kesilmeyi azıcık gururuna yediremeyip hırslansa , birazcık kendini toparlasa takımı da ciddi şekilde etkileyecek ama o da Cristian gibi..Dünya umrunda değil..Devre arasında Fenerbahçe'nin Andre Santos-Cristian-Bilica üçlüsüyle yolları ayırıp bu bölgelere 3 yeni yabancı alması gerekiyor..Fark ciddi ciddi açılıyor ve Trabzon son yılların en rahat şampiyonluklarından birine ulaşabilir..Kadıköy'de ligin ikinci yarısının ikinci haftası oynanacak Trabzonspor maçı kazanılamazsa Fenerbahçe o dakika ligden kopar..

Şunu hazmedemedim ama..Dediğim gibi herkesin hedefi Aykut Kocaman fakat bu bence yanlış adres..Ben Fenerbahçe'nin bu sezon ciddi bir değişime girdiğini ve sancılı da olsa bu sürecin sonunda ışığa kavuşulacağını düşünüyorum..Düşünmek de değil sadece , inanıyorum da..İnanmamı sağlayan sinyalleri bu takım önceki haftalarda verdi..Yıllardır görmediğimiz kadar tempolu , dirençli ve mücadeleci bir takımın sinyalleri bu sezon kısım kısım kendisini gösterdi..Özellikle son 3 hafta takımın oynadığı oyun çoğunluk tarafından nasıl beğenilip destek sesleri yükseldiyse şu dakikada alınan yenilgiden sonra herkesin kılıçları Aykut Kocaman'a çevirmesi bence çok yanlış..

Bugün üst düzey takımlarda ortasahanın kilit oyuncusu olmadığı zaman takım afallıyor..Xavi'siz Barcelona'nın , Lampard'sız Chelsea'nin bile oyun düzenlerinin sapıttığı maçlar izledik bu sene..Emre'siz (üstüne bir de Cristian'lı ) Fenerbahçe'nin de bu sürece girdiğini Eskişehir maç yazısında söyledik..Devreye kadar allah Aykut Kocaman'a yardımcı olsun..Şu oyuncu kadrosuyla işi çok zorlaştı..Alex-Niang gibi oyuncular işi sırtladı , sırtladı..Yoksa iş kötüye gidiyor..

Yazıyı olumlu bitirelim yine de..Kaptan muhteşem bir gol attı ve 100'ler kulübüne girdi..Türkiye'de tek bir takım forması altında 100 gol atan tek yabancı oyuncu olarak tarihe geçti..Fenerbahçe'de devrim , oyun ve oyuncu tarzının değişikliğinden falan söz ediyoruz ancak bu sezon dahi takımın en formda ve etkili oyuncusu kaptan..Aziz Yıldırım'ın haftaiçi dediklerinin gerçeğe dönüşmesini diliyorum..Alex 2 yıl daha Fenerbahçe'de bu tempoda oynar..Keşke bu anlamlı golle galibiyet gelseydi ama sen üzülme kaptan , muhteşem oynuyorsun..

13 Kasım 2010 Cumartesi

Maça Doğru , Gaziantepspor - Fenerbahçe


Çok kritik bir maça çok kritik eksiklerle giden Fenerbahçe'nin bu engeli aşıp aşamayacağı sorusunun içinden çıkmak maç öncesi çok zor..Bu maç o kadar önemli bir zamana denk geldi ki , alınacak bir galibiyet Fenerbahçe için 3 puandan çok daha öte bir anlam taşıyor..Sadece Bursa-Trabzon maçının aynı haftasında oynayacak olmak değil , Fenerbahçe'nin kalan ilk yarı fikstürünün de en zor maçı olması nedeniyle bu maçı kazanmak takım için çok önemli..

Lige ilk 5 haftada 3 beraberlik ile giren Gaziantepspor'da Tolunay Kafkas sistemini geç de olsa yerleştirdi..Bu sistem sağlam savunma anlayışı ve bir puanı cepte tutmak isteyen klasik ve çok sık rastladığımız anlayışlardan..Sistemin oturmasının ardından çıkılan 6 maçta 11 puan toplayan takımın en dikkat çekici özelliği deplasmanlarda daha etkili bir oyun oynamaları..Kadronun deplasmana daha yatkın bir kadro olduğunu söyleyebiliriz..Özellikle yabancı hücumcuların genel karakterlerinin hızlı-pırpır oyuncular olduğunu düşünürsek deplasmanda alınan galibiyetler pek sürpriz değil..

Olcan çok formda , Orhan Gülle yine dikkat çekici bir oyuncu ortasahada..Popov'da formdaydı fakat cezalı..İsmail Sosa ve Beto gibi adamlarda hücum zenginliğini sağlıyorlar üstelik ne zaman ne yapacağı belli olmayan oyuncu bunlar..Ancak gelelim takımın savunma hattına..Bana göre Fenerbahçe'nin bu maçtaki en büyük avantajı Gaziantepspor savunmasının yapısı..Yapısı diyorum çünkü oyunculara tek tek baktığımızda fena savunmacı değiller..Yalçın-Elyasa-Ivan-Serdar Kurtuluş hatta Murat Ceylan'ı da eklersek bu oyuncuların savunma anlayışlarının kötü olduğunu söyleyemeyiz..

Buradan Fenerbahçe'ye bağlantıyı kurarak devam edelim..Gökhan-Yobo-Bilica-Caner dörtlüsünün ön tarafı çok ciddi sıkıntı..Bu bölgede Emre-Selçuk-Özer gibi üç oyuncunun da olmaması , bu bölgedeki yükü tamamen Mehmet'in omuzlarına bırakıcak gibi..Ben olsam Mehmet'in yanında Cristian'ı değil , Gökay'ı kullanırdım fakat büyük ihtimalle Cristian oynayacaktır..Cristian'ın artık futbolu tamamen kafasından sildiğini göz önüne alırsak , ondan performans beklemek biraz hayalcilik olacak bana göre..

Neyse gelelim ön alan oyuncularına..Fenerbahçe'nin kimsenin beklemediği bir şekilde bu maçı kazanma ihtimali bu sayacağım 4 oyuncuya bağlı..Dia-Stoch-Alex-Semih (belki Niang) Bu oyuncular Gaziantepspor'un oyun anlayışına çok ters düşen oyuncular..Özellikle Dia ve Stoch için bu söylediğim geçerli..Gaziantepspor iyi kapanan iyi savunma yapan bir takım ancak oyuncularının ortak özelliği hepsinin de çabukluktan uzak oyuncular olmaları..Fenerbahçe Dia-Stoch ikilisinin çabukluğunu iyi kullanabilirse Gaziantepspor defansını çok zor durumda bırakabilir..

Fenerbahçe'nin oyun anlayışı bu temele dayandırılmalı bana kalırsa..Hani ortasahayı ele geçireyim , bol pas yapayım falan diyebileceği bir kadro yok takımın..Hızlı çıkıp , hücumda çoğalıp golü yapmak gerek..Hani eski Fenerbahçe olsa önce bir oyunu tutayım , kontrolü ele alayım , bol pas yapayım falan diyebilirdi ancak bu maçın formulü kesin olarak çabuk oyundan geçiyor..Ve şu da çok önemli , hem Dia hem de Stoch'un sadece çabukluklarını kullanmaları yetmez..Mutlaka ve mutlaka kanatlardan içeri katederek Gaziantepspor defansının da dengesini bozmaları gerekiyor..

Maçın bence basit analizi budur ve Fenerbahçe'nin özellikle ortasahadaki eksiklerinden dolayı oynaması gereken tarz bu olmalıdır..Bakalım beklediğimizin ne kadarı bir maç oynanacak..

12 Kasım 2010 Cuma

Bonito Bahis Merkezi Sunar


Blogda yeni bir mevzuuya giriyoruz bu hafta..Tahminler benden değil , bahis konusunda çok güvendiğim arkadaşım Emir'den..O yazdıkça ben buradan yayınlayarak sizlere fikir verme açısından yardımcı olmaya çalışacağım..İyi dilekleriniz bana , eleştirileriniz Emir'..Bol şans..

Bursaspor-Trabzonspor


Yıllardır geyikleri artık gerçeğini unutturan "Karadeniz Fırtınası" bu sene sanki gerçekten dönmüşe benziyor.İstek ve arzu konusunda hiçbir zaman sıkıntı yaşamamasına rağmen bölgeninde vermiş oldugu tezcanlılıkla hep inişli çıkışlı bi grafik çizen karadeniz temsilcisi Şenol Güneş'in ellerinde sabır ve sistemlede tanışmış oldu.Her ne kadar Şenol Güneş tevazüh gösterip "Futbol her sonuca açık..." geyikleri yapsada son 5 maçında mağlubiyet yüzü görmemiş 15 gol atıp kalesinde sadece 3 gol görmüş ekibinin gücü ortada.Bursaspor cephesinde ise işlerin pek iyi gittiği söylenemez.Şehir ve takım için bir şans olarak görülen Şampiyonlar Ligi Bursasporu hem mental hemde fiziken gerçekten çok yordu.Geçen seneki şampiyonluktan sonra edinilen karizma ve özgüven her ş.l haftasında bir çizik daha yiyor.Son Kupa maçındada oynanan kötüden öte "garip" futbol ve 3. lig temsilcisine karşı alınan beraberlik taraftar ve takım içindeki homurdanmaları biraz daha arttırdı.Takım doğal olarak herkesin merak ettiği bu maçta taraftarlarınında önünde bu duruma bi tepki koymak isticektir.Ancak Galatasaray karşısında ve daha önceki haftalarda izlediğimiz trabzona karşı galip geliceklerine inanmıyorum.Trabzonspor gücü ve teknik direktörünün tecrübesi ile 1 adım önde ve kaybetmez.
Sporting Gijon-Real Madrid

"Jose" dememiz bu maç için yeterli sanırım.Başkent ekibi ilk defa kendi adı altında ezilmeyen hatta kimi zaman karizmasıyla Los galacticos un üstüne çıkabilen bi teknik
direktörle çalışıyor.Eğer Jose bir takım için doğmuşsa bunun Real Madrid olduğuna şüphe yok.10. hafta itibariyle La Ligada gününde bi Barcelona dışında Madrid'i
zorlayacak bir takım varmış gibide gözükmüyor açıkçası.Ronaldo,Khedira,Xabi,Özil gerçekten çok formdalar.Özil için ayrı bi parantez açmak gerek "geldi,gitti,Alman,Türk,ikna
oldu olmadı,çağırdık gelmedi,bizi istemeyeni biz hiç istemeyiz...vs" tartışmaları arasında Kaka'nın hala Madridte olduğunu unutturan bi performans ortaya koyuyor.Son kupa
maçında Jose,Khedira ve Özil'i dinlendirdi.Bu da Sporting için kötü haberlerden sadece bir tanesi.Sporting için bu sene işler hiç iyi gitmiyor aldıkları beraberlikler onları
nispeten üst sıralarda tutsada Madrid karşısında kazanmaları sadece onlar için değil tüm dünya için bi süpriz olur.

Chelsea-Sunderland

Haftanın diğer bankosu ise Chelsea namı-ı değer Maviler.Liverpooldan aldığı kimine göre süpriz mağlubiyet o günlük bazılarını üzmüş olabilir ama inanın uzun vadede bu mağlubiyet Chelsea takımını çok guvenılır bir takım haline getiriyor.Mağlubiyet haklarını iyi bi maçta kullandıklarını düşünyorum.Bu sene şampiyonlugun en buyuk adayılar.Ve eğer bu şampiyonluğu gerçekten istiyorlarsa içerde bu tip orta sınıf takımları geçmeleri gerekiyor.Chelsea zorlanmadan bu maçı 3 puanla kapatır.
Barcelona-Villareal

Son 2 sezonun tabiri caizsse şiir gibi oynayan takımı Barça İbra haricinde kadrosunu bozmayarak bence takıma ve sisteme daha uygun bir golcü olan Villa transferiyle sezona girdi ancak Peri masalı gibi geçen sezonlardan sonra Camp Nou'deki Hercules mağlubiyeti ile bu sene onlar için biraz sıkıntılı başladı.Herşey yeterince kötüyken Ujfalusi'nin Spor Toto Liginde oynayan bazı "defans" oyuncularını bile kıskandırıcak "müdahalesi" ile Messi'den de uzak kalan Katalanlar için karanlık günler artık bitti diyebiliriz.Camp Nou'da Sevilla 'yı çok iyi futbol ve 5 golle geçen ardındada Getafe'ye deplasmanda 3 gol atıp 3 puanı alan Katalanlar kendi evlerinde yine iyi futbol ve bol golle kazanmak isteyecektir.Her ne kadar Barcelona çok formda olsada burda Villarreal'e değinmeden edemeyiz.. La Liga'da Barça-Real ikilisine kafa tutacak nadir takımlardan biri ayrıca Rossi-Nilmar ikilisi iyi günlerinde rakip defans oyuncularını kalecilerini futboldan soğutma noktasına getirebiliyor.Barça her ne kadar mutlak favori olsada bu maç bariz bi şekilde üst kokuyor.

Köln-m'gladbach

Bundesliga'nın kadro kalitesi ve sistem açısından en kötü 2 takmının karşı karşıya geldiği bu karşılaşmada yenilen taraf için tünelinin sonunun karanlık oldugunu söyleyebiliriz.Köln hoca değişkliğinden sonra biraz kıpırdansada çok geçmeden yine eski haline geri döndü.Ancak ligteki tabloya ve oynanan fubola bakıtığımız da M'gladbach'ın Köln'nün tam dişine göre bi rakip oldugunu söylyebiliriz.Eğer bu maçtada puan kaybederlerse Bundesliga ile şimdiden vedalaşsalar iyi olur.Görünen bu tabloda Köln için gerçekten üzülüyorsanız bide M'gladbach dinlemeniz gerekebilir Arango'nun 4 maç ceza almasıyla gerçekten dahada kötü duruma düştüler.Kötü defans 4lüsü her maçta rakibe neredeyse en az 10 tane gollük pozisyon veriyor ve maç başına 3 gol yiyorlar.Köln evinde olması ve kazanmak zorunda olması sebebiyle avantajlı olan taraf.Ancak bu 2 dengesiz takımın maçında gol üstü ve beraberlikte iyi sonuçlar olarak gözüküyor.

Fluminense-Goias

Fluminense'de sakatlarlıklara rağmen Fred ve Deco'nun iyileşmesi takıma hava getiricektir.Fluminense bu maçtan sonra güçlü rakipler Sao Paulo ve palmeiras karşılaşacağı için
Küme düşmeme mücadelesi veren Goias a acıyacaklarını sanmıyorum.Goias'ta hoca değişikliğine rağmen yeni gelen hocanın önceki haftalara göre çok farklı bişey ortaya koyması
beklenmiyor.Goias güçsüz ve moralsiz.Fluminense bu maçtan 3 puanı alıp önündeki zor maçlara bakacaktır.Bu maçta Fluminense nin handikaplı galibiyetide denenebilir.

11 Kasım 2010 Perşembe

Günün Sözü


"Bazı değerler vardır. Bunların varlığını kabul etmek lazım. Yokluğunu da sağlamamak lazım. Alex bir değerdir. Fenerbahçe’ye de büyük katkısı vardır. Oynayıp oynamayacağına Aykut Kocaman karar verir. Biz Alex’ten karakter olarak memnunuz. Sahada memnun olduğumuz zamanlar da oldu olmadığımız da. Bu insanlar robot değiller. Alex bu takımın kaptanıdır. Belli bir yaşa ve olgunluğa da gelmiştir. İlerleyen yıllarda hem Fenerbahçe isterse hem de kendisi isterse ben burada olmasını isterim kendisinin.''

10 Kasım 2010 Çarşamba

Fenerbahçe : 81 - 68 : Siena / Spor Kulübü


Bu takım Türkiye liginde taraftar desteğiyle , motivasyonla , formanın ağırlıyla bir şekilde sonuca gidebiliyordu..Avrupa'da Barcelona-Siena gibi takımlara gerek yok , vasatın biraz üzerinde veya biraz sistemini oturtmuş bir takım karşısında Fenerbahçe eveleyip geveliyor , oyuna hakim olamıyor ve saçma farklarla yeniliyordu..

Artık o takımın bu takımla alakası yok..Murat Kosova ve İhsan Bayülken şuan Avrupa'da daha iyi bir defans takımı var mıdır diye konuştular..Ben kendi fikrimi söyliyeyim , bence yok..Maçtan önce biri gelip Fenerbahçe maçta belki de 10 tane basit hata yapacak deseydiniz Siena kaç fark attı diye düşünürdüm herhalde..

Ama Fenerbahçe buna rağmen Siena gibi bir takımı ezdi geçti..Bizleri gururlandırmaya devam eden bu takıma sonsuz teşekkürler..Devamının geleceğine olan inancımız tam..Helal olsun hepinize..

Fenerbahçe şuan Euroleague'nin namağlup tek takımı..4/4 yaptık..Bayanlarda 3/3 ile yola devam ediyor..Boşuna yazmıyor orada Fenerbahçe Spor Kulübü diye..

Mirsad , sen özel bir adamsın.

9 Kasım 2010 Salı

Ankaragücü : 4 - 2 : Fenerbahçe / Maçtan Notlar


Atılan 6 gole rağmen çok sıkıcı bir maçtı..Göze çarpan bazı noktalara değinelim..

Futbol basit bir oyun..Ortasaha da bu basit oyunun en temel noktası..Cristian'ı 1.5 senedir eleştiriyoruz ancak artık futbolculuktan çıkmış bir durumda..Uzun süredir izlediğim en kötü bireysel performanslardan biriydi..Dünya umrunda değil..

Buna karşın genç Gökay'ı beğendim..Özverili ve inatçı..Top sürmeyi ve pas dağıtmayı da biliyor..Ortasahada rotasyonun 3 oyuncuya kaldığı dönemde Aykut Kocaman Mehmet-Gökay ikilisini kullanırsa takım için çok daha yararlı bir karar vermiş olur..

Andre Santos'un bir çıkış yapmasını bekliyordum ancak Santos-Caner kanadı çok kötüydü..Andre Santos'un formda döneminde çok fonksiyonlu bir oyuncu olduğunu geçen seneden biliyoruz..Bekte oynayıp formda olduğu dönemlerde hem iyi bir kesici hem topu oyuna sokarken rahat hem de gerek asist gerekse de attığı gollerle takıma katkı veren bir hali vardı ancak bu sene gerçekten çok kötü..Biraz toparlayıp Caner'i kesmesini isterim ama ondan bu ışığı da alamıyoruz..

4 golün yenmesi büyük bir handikap fakat dediğim gibi zayıf ortasaha bunun asli nedenidir..Sadece ortanın ortası da değil Kazım ve Stoch gibi sıfır defansif katkılı iki oyuncuyu da eklersek Ankaragücü yürüye yürüye geldi sürekli..İşin şu boyutundan ders çıkartmak gerekiyor bence ; yarın ligde Dia-Mehmet-Gökay-Stoch orta dörtlüsüyle çıkacağın her maçta buna benzer senaryolar yaşanabilir..

Mağlubiyetin telafisi elbette var..Aykut Kocaman'ın bu akşamdan sonra Cristian'dan umudu tamamen kesmesi bu maçın bir anlamı olmasını sağlar şu saatten sonra..Bir de hem sakatlıklar hem de şu maçtan sonra en uygun ilk 11 bence şu şekilde kurulabilir : Volkan-Gökhan-Yobo-Bilica-Caner-Dia-Mehmet-Gökay-Stoch-Alex-Niang..

Yazıyı şu konuyla bitirmek istiyorum..Bu takımın el freni Alex , takımı yavaşlatan Alex , mücadele gücünü azaltan Alex vb. laflarla Alex'li Fenerbahçe'yi eleştirenler şu takımı iyi izlesin..Rıdvan Dilmen'de cumartesi gecesi Alex'in performansını arttıran adam Semih demişti..Hocam tam tersi..Alex'siz Semih'e şu takımda üst düzey pas verebilecek bir oyuncu yok..Semih , Alex ile birlikte oynadığında çok daha parlak performanslar sunuyor..Alex'de bu takımın hücumunun %75'i..Niang bile oynadığında bu böyle..Alex sadece hücumu değil , kulağa garip gelse de defansı bile etkileyen bir oyuncu..Eğer son haftalarda olduğu gibi fiziken üst düzeydeyse tüm takımın performansını minimum %25 arttırıyor..Bu da gözden kaçmasın lütfen..