5 Eylül 2009 Cumartesi

Türkiye : 4 - 2 : Panik


Aslında rakibin çok güçsüz olduğu vs konuları bir kenara bırakırsak 70.dakika'ya kadar son zamanlarda izlediğim en iyi Türkiye'yi izlediğimi söyleyebilirim..Maçın başında Arda'nın kendine olan aşırı güveni yüzünden doğan pozisyonda saçma bir gol yedik..Gökhan Zan - Servet ikilisi şu maçın ilk 15 dakikasında bağırmaya başladı bizi bi daha ikili oynatmayın diye..Gol de Gökhan Zan rakibin ilk hareketinde bakkala gitti..

Sağda Gökhan , Fenerbahçe'de oynadığı futbolun çok uzağında kaldı..Fenerbahçe'de de aynı sorun oluyor bugün de görüldü ki Kazım Gökhan'ı çok zor durumlarda bırakıyor..Sürekli içe kaçtığından hücumda zayıf , defansta ise 2ye1 yakalanıyor Gökhan..

Solda Hakan Balta garantici oynamasına rağmen hücumda sıfır..

Emre - Hamit ikilisi 60.dk'ya kadar çok üst düzey bir oyun oynadılar..Rakibin dirençli oyununa onlarda diş gösterdiler ve orta sahamız düşmedi..

Arda ve Tuncay mükemmel oynadılar..Arda için çalım atmak top sürmek kadar rahattı bu maçta..Rakipte güçsüz olunca Arda adeta şov yaptı..Pas verme konusunda biraz cömert davransa kesinlikle Avrupa'da oynar..Tuncay'ı her ne kadar Stoke Mtoke diye eleştirsek bile , sadece İngiltere'nin havasını solumak bile futbol kafasını mükemmel geliştirmiş..Senelerce Kadıköy'de Tuncay'ı canlı izleyen biri olarak bugün oynadığı futbolu görünce kendini çok geliştirmiş geliyor bana..Attığı 2.golü golden 5-6 saniye evvel Tuncay'ı ezberleyenler kafalarında kurgulamışlardır zaten..

Sercan'da yine etkili oynadı diyebiliriz..Delici ve hızlı olması bizim için özellikle deplasmanlarda önemli olucaktır..

Böyle bir rakipten 2 gol yemek , golleri yedikten sonra aklı,mantığı tamamen kenara bırakarak haldur huldur hücum yapmak bana geçen hafta Rijkaard'ın açıklamalarını ve yine blogda yayınladığım Biz Çılgın Türkler yazısını hatırlattı..

Çarşamba günü Bosna'yı yenebilecek güçteyiz..O maça Semih ile başlayıp , Sercan'dan son 20dakika yararlanabiliriz..Hele öne geçersek Boşnaklar arkada büyük boşluklar bırakabilir..Bosna yenilmeyecek bir takım değil ve bugünkü istekle Bosna'yı yenmek zor değil..

Sneijder İle Dobra Dobra


Real Madrid'den ayrılıp Inter'e transfer olan Sneijder , Real'e bir iki laf sokmakta gecikmemiş..

La Gazzetta Dello Sport'a konuşan Sneijder , Inter'e milli takıma seçilmek için geçmediğini söylemiş..Biliyosunuz bu nedenle transfer olan oyuncular bu sıralar fazla..Tekrar Sneijder'e dönersek , Inter seçiminin geleceği için yaptığını , Inter'de lider oyuncu rolünü üstlenebileceğini belirtmiş ve Madrid'de benim gibisi çoktu ( yani lider oyuncu ) ve onlarda beni çocuk gibi horgördüler demiş..

Son olarak dikkat çekici bir açıklamayla bitirmiş Sneijder , Real dünyanın onun olduğunu düşünüyor , onlar için para hiçbir zaman önemli olmadı bu yüzdende insanlara saygı göstermeksizin onları horgörebiliyorlar..

Sneijder'e Mourinho baba şefkati gibi gelir şimdi..

Ver Gazı Maradona


Arjantin - Brezilya maçı bu gece 03:30 da NTV Spor ekranlarında olucak..Bizde yayılıp izleyeceğiz..Bu maçın Arjantin için ne kadar önemli olduğunu tüm hafta çeşitli yerlerde okuduk..Oyuncuların kiliseyi ziyareti , arjantin halkının biletlere olan hücumu vs..Ki böyle de olmak zorunda çünkü Dünya Kupası için Arjantin'in mutlaka kazanması gereken bir maç..

Blog'un ilk postunda ' Top Benim Oynatmam ' başlığında Messi'nin Sporting Gijon maçı için Barca'dan özel izin alarak Arjantin kampına geçtiğini yazmıştım..Messi'nin bu geceki maça çok ayrı bir konsantre olduğu kesin..Milli takımla henüz büyük bir başarısı olmaması ve büyük futbolcuların sadece oynadıkları kulübün değil milli takımlarının da yıldızı olması gerektiği gerçeği Messi'nin önüne serilmiş..

Bu gece ki maçtan önce teknik direktör Maradona'da maçtan önce Messi'ye olabildiğince gazı veriyor..Son açıklamaları ; '' Artık o bir çocuk değil ve bunu bu gece gösterecek.Maça tamamen adapte olmuş durumda ve Messi'yi ilk izlemeye başladığım günden beri şunu söyleyebilirim ki bu hafta onun en iyi haftasıydı..''

Bu gece bu büyük maçı izlemek başlıbaşına keyifken , sorumluluğu tamamen üzerine almış olan Lionel Messi'yi seyretmek apayrı bir zevk olacaktır..

4 Eylül 2009 Cuma

Nostalji

Şikayet


Geçen hafta oynanan maçtan sonra bu üçlü sizce ne hakkında konuşuyorlardır..?

Biz Çılgın Türkler


Geçen hafta Tam Saha Dergisi'nde Bağış Erten imzalı Frank Rijkaard röportajı vardı..Röportaj'ın tamamını buradan okuyabilirsiniz..Röportaj'da benim dikkatimi en çok çeken kısım şu oldu ;

''Aslında her şeyden biraz var Türk futbolunda. Ama hiçbir şey tam yok. Bu işi hem zorlaştırıyor hem de komplike hale getiriyor. Daha çok tepkisel bir oyununuz var. Karşı takıma göre taktikler belirleniyor. Kalite, güç aslında üç aşağı beş yukarı aynı. Ama Türkiye'yi farklı kılan şey biraz da şu; işler kötü gittiğinde bir anda oyun mantalitesi kaybolabiliyor. Yürekten oynayan oyuncu sayınız çok. Ama bu bazen aklı devre dışı bırakıyor. Herkes kendi başına maçı çevirmeye kalkıyor. O zaman da bütünlük kayboluyor. Türk futbol kimliğini tanımlasak kesinlikle yetenek var deriz, ruh var deriz, mücadele var deriz. Ama hepsi bir anda ortaya çıkabiliyor. Bir anda herkesi defansta, sonra bir anda herkesi hücumda görebiliyorsunuz. Bu biraz dağınıklık yaratıyor. Takım oyununda asıl olan dengeli olabilmektir. Ne olursa olsun pozisyon alışınızı, soğukkanlılığınızı kaybetmemeniz gerekiyor. Sanki bu konuda bir eksiklik var gibi. Coşku konusunda hiçbir sıkıntı yok, ama bazen o coşku bozucu bir etki de yarabiliyor.''

Adam 6 ay bile olmadan , hatta henüz 4 lig maçında bu durumu tamamen anlamış..Büyük bir futbol adamı olduğu tartışılmaz olduğu gibi çok güzel bir analizci olsa gerek Rijkaard..


Bu yukarıda değinilen nokta aslında yaradılışımız gereği olsa gerek hepimizin içinde olan birşey..Dualar - totemler - uğur denemeleri..

Hanginiz stadda veya evde işler kötü giderken yanınızdaki ile yer değiştirmediniz..?Uğurlu formalarınız yok mu belli maçlar için..?Maçtan önce hep gidilen yer değişip yerine başka bir yerde yemek yediğiniz gün takım puan kaybederse bir daha önünden geçer misiniz o mekanın..?


Bizim aslında sahada önem verdiğimiz şey her zaman mücadele olmuştur..Savaşın , mücadele edin , basın , pres yapın diye bağırmaktan takıma bağıramaz olmuşuzdur zaman zaman..Türk futbolcularının da her zaman mantığının birinci sırasında 3 metreye düzgün pas atmak yerine ruhuyla oynamak , mücadele etmek kavramlarının yerleşmesi normal..

Savaşın,mücadele edin..Böyle geçiyor bizim maçlar çoğu zaman..Ondan sonra Rijkaard gelince bu tespiti şaak diye alnımıza yapıştırır tabii..Bu sene hala var mı bilmiyorum Sami Yen'de bir ' Konsantrasyon ' pankartı vardır..Adam sormuştur nedir o diye..Cevabı alınca kafasından geçmiştir ' bu takımın onu orda görmeye mi ihtiyacı var ' diye..



Milli zaferlerimizin de,rezilliklerimizin de temelinde hep kalbimizle hareket etmenin verdiği zaferler veya cezalar yatıyor..Şu resmi görebileceğiniz 2 3 tane ülke vardır dünyada belki..2 3 derken gidip Uganda ile aynı kefeye koymuyorum kesinlikle yanlış anlamayın..Yani olaya artık bu kadar bağlanmış , beyni tamamen devre dışı bırakmış kaç memleket olabilir ki..?

İsviçre hezimetinden , İsviçre zaferine ne değişti..Bizim milli takımımızı güçlü yapan da bu 'berserk' modu mu..?

Arda'nın iki gün önceki ' Türk Pasaportu ' açıklamalarına gelelim..Aslında demek istediğini anlıyorum ve doğru da söylüyor..Arda'yı ele alalım..Formunun zirvesinde , takımının kaptanı vs..Ama ciddi bir teklif yok..Milan forumlarını dolaşıyordum geçen gün..Transfer forumlarında Arda topici var..Sanırım Türk bir arkadaş açmış topiği gelin arda'yı alın gibisinden..Neyse adamların yorumlarda hep aynı cümleler var..''Arda is decent player but his stamina is poor''Olayı böyle görüyorlar..Arda'nın 2 sene önce 60.dk da bayıldığını herkes hatırlıyor..Belki hala süper değil kondisyonu ama Avrupa hala 2 sene önceki gibi kaldığını düşünüyor çünkü Türk futbolcunun kendini geliştireceğine inanmıyorlar..Çünkü bizde her zaman futbolcunun birinci görevi hırslı oynamak , mücadele etmek..

Sadece Tugay bir istisna oldu..Onun da nasıl bir sporcu olduğunu hepimiz gördük yıllardır..Tugay'a benzeyen ikinci bir futbolcumuz yok çünkü sadece Tugay ' avrupalı ' olabildi..


Bence Türk futbolunun en önemli özelliği bu..Herşeyin mücadele ile ölçülmesi..Merak ediyorum İngiltere'de İtalya'da spor programlarında '' Del Piero koşmuyor '' veya '' Rooney 9km koşmuş '' diye konuşuyorlar mıdır..?

Bizde bir futbolcu 3 metreye pas atamasın ama sonra deli gibi koşturup o topu geri kazansın tribünlerden alkışlar kopar..Barcelona , Liverpool , Lyon , Inter bu takımlar yüreği ile oynamıyor sanırım..

Yüreğinle düşün , ayağınla oyna..Tam tersi olduğunda hep çuvallıyoruz çünkü..

3 Eylül 2009 Perşembe

El Fenomeno goes to....


Formda bir Ronaldo'yu kime tercih ederdiniz..?Zlatan'a mı..?Yoksa adaşı Cristiano'ya mı..?Henry..?

Kendi adıma söyliyeyim hiçbirine değişmem..Dünya futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran Ronaldo'nun kariyerinde hiçbir İngiliz takımında oynamamış olmasından mı nedir ama Güney Amerika'da Globoesporte kaynaklı habere bakarsak Ronaldo Tottenham ve Blackburn'un onu istemesine rağmen Corinthians'ta kalmak istediğini belirtmiş..

EL Fenomeno'ya yakışırdı premier lig'de tribünleri ' Yeahh ' diye inletmek , kısmet değilmiş..

Tutmayın Yılmaz Hoca'yı..


Gözlerindeki ateşi görebiliyorsunuz değil mi..?Onu bu sektörden hangi babayiğit uzak tutabilirdi ki..?

Dün , Kıyım Başladı başlığı altında 4.haftada ilk teknik direktörü değişikliği yapan Denizlispor'a değinmiştim..Erhan hocanın yerine Nurullah Sağlam Denizlispor'un teknik direktörü oldu..
Yeni bir haftaya giremeden Kasımpaşa'nın da Besim Durmuş ile yolları ayırıp yerine Türk futbol tarihinin en renkli hocası Yılmaz hocayı göreve getireceği ayyuka çıktı..

Son anda bir aksilik olmazsa Yılmaz hoca göreve başlıyor..Bol sevinç taklalı bir sezon geçirmeni dilerim Yılmaz hoca..

Chelsea'ye Transfer Yasağı


Son dakika haberi..Chelsea 2007 yılında Lens'den aldığı Gael Kakuta yüzünden 2011'e kadar transfer yasağına çarptırıldı..

Klasik bir usulsüz transfer hikayesi aslında bu..Chelsea kontratı devam eden Kakuta'yı kolundan tutup getirmiş..FIFA , Lens'in lehine karar verdi ve şuan Chelsea'nin reserve takımında oynayan Kakuta'ya 4 ay futboldan men cezası verirken , Chelsea için de önümüzdeki 2 transfer döneminde transfer yasağı geldi..

Chelsea bu taze karara henüz bir itiraz etmedi fakat FIFA'nın geri adım atacağını zannetmiyorum..

Sergeninho

Patrick Kluivert


Resimde Kluivert junior'un yanındaki abimiz Marco Van Basten..Van Basten o gün bir iki ipucu vermiş olsa gerek bu bonus kafaya..

Patrick Kluivert çoğu başarılı forvet gibi Hollanda'da parlamış bir oyuncu idi..Ajax ile 1994-1997 yılları arasında forma giyen Patrick henüz ilk maçında Hollanda Kupası'nda Feyenoord ağlarını havalandırdı..Kariyere böyle bir adımla başlamak çok özel bir his olsa gerek..İlk sezonunda önünde Kanu ve Ronald De Boer gibi önemli iki isim olmasına rağmen sezonu 18 golle bitirerek adını duyurdu..Patrick'in unutulmaz bir başarısıda Ajax ile yenilgisiz şampiyon olan kadronun forveti olmasıdır..

24 Mayıs 1995..Şampiyonlar Ligi finali..Ajax - Milan..Ajax'ın efsane zamanları..Van Der Saar kalede , Rijkaard ortada , Seedord - Davids ikilisi parlıyor , De Boer biraderler oyunda..Patrick Kluivert'i dönemin teknik direktörü Van Gaal 69. dakikada bir diğer efsane Litmanen'in yerine oyuna sürüyor..Dakikalar 85'i gösterirken Patrick Kluivert , Milan kalecisi Rossi'yi mağlup ediyor ve 1-0'lık galibiyet ile Ajax şampiyonlar şampiyonu oluyor.


Kluivert Ajax'da ikinci sezonunda yine başarılı bir performans sergiledi..O sene Hollanda'nın en yetenekli oyuncusu seçilen Kluivert'i ertesi sezon kötü sürprizler bekliyordu..Önce yaptığı araba kazası sonucu bir kişinin ölmesi ardından da Marielle Boon isimli bir bayana tecavüz ettiği gerekçesi ile çok çalkantılı bir dönem geçirdi..Ajax ona sahip çıkmak istedi ve ondan faydalanmak ve kendine getirmek adına forma şansı vermeye başladı..Fakat kafaca çökmüş olan Kluivert'e eski takım arkadaşlarından yapılan suçlamalar , taraftarın ondan uzaklaşması vs nedenlerle Ajax ile yolların ayrılma vaktinin geldiğine karar verdi Kluivert..

Kluivert'i 2 sezon önce kupadan ettiği Milan aldı..Milano'da onu iki eski arkadaşı Reiziger ve Davids bekliyordu..Fakat İtalya'da da işler pek yolunda gitmedi..Kluivert şans bulduğu maçlarda taraftarın beklentilerine cevap veremedi..27 maçta 6 gol onun için çok kötü bir performanstı..O sezon hemen hemen her maçta gördüğü kartlarda onu antipatik yapmıştı..Onun bu kötü performansı kendi gibi bir sonraki takımında efsane olacak Dennis Bergkamp ile İtalya'da kötü forvetler sıralamasında yer almasına neden oldu..Ona o dönemlerde İnter'de ki arkadaşını esas alarak '' Bergkamp Nero '' yani '' Siyahi Bergkamp '' demeye başladılar..

Kötü giden Milan'da Capello kovulup yerine Zaccheroni gelince Patrick için yeni bir umut oldu..Yeni sezona Oliver Bierhoff transferi ile giren Milan'da transferin son günü beklenmedik bir gelişme oldu ve dönemin Barca teknik direktörü Van Gaal bizzat uçakla Milano'ya geldi ve eski öğrencisini kollundan tuttuğu gibi Katalan topraklarına götürdü..

Kluivert'in efsane olma zamanı gelmişti..


İspanya'da ilk günlerinde adaptasyon sıkıntısı çeken Kluivert , bu sorunu kısa sürede aştı..Barca forvetinde rakibi olan Sonny Andersson'dan formayı alan Kluivert'in önemli şanslarından biride arkasında bugünün Messi'si diyebileceğimiz Rivaldo'nun oynaması idi..Barcelona'da Van Gaal'in etkisi ile Hollanda ekolüne doğru geçmeye başladıkça Patrick golleri sıralamaya başladı..İlk sezonunda 15 gol attı ama asıl etkileyici olan yaptığı 16 asist idi..O sezonu La Liga şampiyon olarak bitiren Barca , Şampiyonlar Ligi'ni de kaldırdı..Kluivert transferin son gününde takıma katıldığı için Avrupa'da oynayamıyordu ama yinede bu takımın bir parçasıydı..

Ertesi sezon kulübün 100.yılı idi..Şampiyonluğu Deportivo'ya kaptıran Barca'da Kluivert sezonu 15gol 12asist ile tamamladı..

Patrick takımdan ayrılacağı 2004'e Barca ile çuval dolusu gol atmaya devam etti..2004'de göreve Rijkaard'ın gelmesi ile kurulan yeni takımda hocanın şans vermesine rağmen pek başarılı olamadı..Arkasından gelen diz sakatlığı onu takımdan aylarca uzaklaştırırken Barcelona'nın yeni bir ikilisi olmuştu..Saviola ve Ronaldinho müthiş bir performans ortaya koymaya başlamış ve Kluivert sakatlıktan sonrada takımda artık direk 11de başlama şansı bulamamıştı..Bununda getirdiği sıkıntıdan olsa gerek Kluivert yine Milan'da ki günlerindeki gibi agresif bir futbolcu olmuş bol bol kart görmeye başlamıştı..Yeni bir takım kurmak isteyen Laporta'da maliyeti fazla olan bu Hollanda'lının biletinin kesilme vaktinin geldiğine karar vermişti ve Patrick Kluivert efsanesi yavaş yavaş bitmek üzere Ada'ya doğru yelken açtı..


Kluivert'in ada hayali her zaman vardı..Free transfer olduğu için kulübü de onun seçtiğini düşünebiliriz..Newcastle hocası Bobby Robson'da ona güveniyordu..Kluivert'in Newcastle'in 2.Shearer'i olacağını bile söyleyecek kadar güveniyordu hemde..Fakat Robson herkese bu kadar güvenirken kendi birkaç hafta sonra kovulup yerine Greame Souness gelince Kluivert için de sıkıntılı günler başladı..Kluivert'i yedekte oturtan Greame , ona şans verdiğinde de Kluivert'in kendisine hiç yakışmayacak golleri kaçırması ve İngiltere'de dalga konusu olmaya başlaması Kluivert'in buradaki ömrünün de uzun olmayacağının anlaşılmasına neden oldu..Ada'da sadece 6 gol attı Patrick..

Daha sonra pek üzerinde durulası maceralar olmayan sırasıyla ; Valencia - PSV - Lille takımlarında birer sezon oynayan Kluivert'in bu 3 senede sadece 8 gol attığını söylersek yazılacak birşey olmadığını sizlerde anlarsınız sanıyorum..

Patrick Kluivert Ajax ve Barca zamanlarında izlemekten çok zevk alabileceğimiz bir golcü idi..Aslında bence o tam bir ' Striker ' idi..

Bugün Patrick Kluivert ne mi yapıyor..AZ Alkmaar'da antrenör..33 yaşında antrenör olan Kluivert bakalım kaç sene sonra Hollanda'da bir takımın hocası olacak..

Efsane forvet Patrick Kluivert'i izlemek güzeldi..

2 Eylül 2009 Çarşamba

Roma'ya 'şok' lazım..


Ranieri'nin göreve geldikten sonra ilk açıklaması , Roma'nın ihtiyacı olan şeyin takımdaki oyuncuların kapasitelerinin farkında olması gerektiği ve bunun da bir şok tedavi ile gerçekleşebileceğini söylemiş..

Roma takımı kendini toplasa biraz hiç de fena bir takım değil tek tek oyunculara bakarsak..Tabii ki bir Inter veya Juve gibi süper kaliteli veya derin rotasyona sahip değiller ama şu takımları ve taraftarı ile ilk 4 'e mutlaka girmesi gereken bir takım..

Spalletti bırakıp yerine Ranieri gelince Roma taraftarına allah sabır versin demiştim..Ranieri'nin şok dalgası taraftarı çarpmasa bari..

İşi gücü bırak , maça git..



İtalya'da işçilerin takımı Livorno ile ülkemizde yine işçilerin takımı olarak bilinen Adana Demirspor cuma akşamı Adana'da karşılaşıcaklar..

Kendilerini birbirlerine yakın gören takımların böyle aralarda veya sezon öncelerinde bu tip maçlar oynamaları çok güzel..

Geçen sene heba ettiğimiz bir Fenerbahçe - Boca maçı vardı..O da en kısa zamanda olur umarım..

1 Eylül 2009 Salı

Kıyım Başladı..



Kıyım erken başladı..Denizlispor teknik direktörü Erhan Altın henüz bu sezon başında 3 yıllık sözleşme imzalamıştı Denizli ile..

Erhan Altın'ı listenin başına yazdık..Bakalım altına kaç isim daha yazıcaz..

Spalletti Bıraktı..



Roma'da sezon öncesi işler hiç iyi gitmiyordu..Kulübün ne olacağı konusunda ki belirsizlik transferler döneminde kulübün çok hareketsiz kalmasına neden oldu..Sensi ailesi işin içinden çıkamadı..

Takım sezona şanssız bir fikstürle girdi..Güçlü Genoa deplasmanında alınan 3-2'lik yenilginin ardından kendi evlerinde aldıkları juve yenilgisi sanırım Luciano Spalletti'nin de canına tak ettirdi..

Adam kaç senedir çok iyi olmayan imkanlarla elinden geldiğince takımı idare etti..2 İtalya Kupası ve 1 İtalya Süper Kupası kaldıran Spalletti'nin istifasını Roma yönetimi kabul etti..

Roma'nın yeni teknik direktörü ise Ranieri..Şu adamda şeytan tüyü falan olmalı..Bakalım Ranieri sezonu bitirebilecek mi..

Labinot Harbuzi



Cavcav'ın son eseri yukardaki adam..Cavcav'ın odasını tahmin edebiliyorum aslında..Rahat bir deri koltuk , kalitesiz ahşaptan bir masa , sonsuz vivident ve korsan fm - cm cdleri..

Labinot Harbuzi 23 yaşında..Kosova asıllı , İsveçli..Malmo'den geldi Gençler'e..Orta sahada oynuyor..İlk bir iki hafta gençlerbirliği forumlarından okuduğum kadarıyla biraz kondisyon açısından yetersiz kalmış ama biraz önce kasımpaşa maçının özetini ardından da yorumları okuduğumda oyuncunun kendine gelmeye başladığı görülüyor..

Harbuzi'yi hepimizin daha dikkatli takip etmemiz gerekiyor sanırım..2 sene sonra bi 8milyon€ da ona bayılıcak bi kulüp çıkarsa şaşırmamak için..

Kranjcar geliyor mu..?


Valla resme bakılırsa geliyo hem de şen şakrak geliyor ama bakalım gün içerisinde imza atılıcak mı..

Sezona fırtına gibi giren Tottenham'da Modric'in fibula kemiğinin kırılması ve yaklaşık 6 hafta sahalardan uzak kalacağının söylenmesinin ardından Tottenham zorlu maçlar öncesi ( Man. Utd ve Chelsea maçları var milli maç arasının ardından ) Portsmouth'dan Niko Kranjcar'ı almak üzere ingiliz medyasına göre..

Barcelona 3 - 0 Sporting Gijon


Nihayet İbracadabra golle buluştu Barcelona'da..Maç düşük tempo başladı özellikle Messi - Iniesta - Henry - Yaya gibi oyuncuların kadroda olmaması Barcelona'nın akışkan oyununun gerçekleşmesine izin vermedi..Sporting Gijon beklendiği gibi kapanarak başladı ve kontra kolladı..Sol bekleri Diego Costa fena değildi hele Alves dağınık olunca orayı özellikle ilk yarıda kullandı ama Puyol ve Pique her zaman olduğu gibi konsantrelerdi ve bir kaza golünün olmasına izin vermediler..

Barca'nın ilerdeki üçlüsü Bojan-İbra-Pedro olunca hücumda pek üretken olamadılar..İbra golü atana kadar tutuktu ve üzerindeki baskıdan kurtulması için bu gol çok önemliydi..Messi ve Henry döndükten sonra ayağında dün olduğu kadar top ezmez çünkü takım 2 vites daha atıcak bu iki oyuncuyla..

Barcelona'da sezon öncesi alınan iki kupanın ardından , 2.vites ile oynadıkları ilk lig maçını dahi 3-0 gibi net bir skorla kazanmaları iki üç hafta sonrası için gerekli mesajları veriyodur başkent taraflarına..

General JT



Haber taze , John Terry 5 yıl daha Stamford Bridge’e kaptan çıkıcak..Özellikle Manchester City’nin astronomik teklfi kafalarda soru işareti bırakmıştı ki Chelsea resmi internet sitesinde sözleşmenin yenilendiğini duyurdu..Resmi sitede JT’ye haftada ne kadar verileceği yazmıyor ama İngiliz medyasında 160.000 pound söylentileri çıkmış durumda..

Chelsea’yi Ancelotti ile biraz sevmeye başladım , Hiddink zamanındaki anti futbol gitmişe gözüküyor ve bence Arsenal ile birlikte bu sene şampiyonluğun en büyük adayı..



Bu takım can yakar




Açıkçası bu sene Serie A’nın pek izlenesi bir yanı yok.Ki zaten herhangi bir Türk kanalı da yayınlamıyor ya neyse..Milan’ın içler acısı halini görüyoruz..Leonardo’nun da elinde değil bu takımı adam etmek..Bu kadronun miladı 3 sene önce kupayı kaldırdıkları saniye doldu zaten..Inter paçavra etti bıraktı Milan’ı..Bu sene Diego’nun önderliğinde sağlam bir Juve izleyeceğiz anlaşılan , Roma’yı da iyi futbolla yendiler..


Gelelim başlıkta bahsettiğim takıma..Geçen sene temelleri atıldı aslında Sampdoria’nın..Bu senede bence italya piyasasındaki sağlam oyuncuları kadroya kattılar..Bunlar ; Franco Semioli , Fernando Tissone , Marco Rossi , Luciano Zauri ve Daniele Mannini gibi oyuncular..Kemik gibi bir takım oldular gerçekten.Ben geçen sene Udinese’nin ve Napoli’nin çok iyi bir çıkış yapabileceğini düşünüyordum ama uzun soluklu olmadı çıkışları.Bu sene Sampdoria’nın iyi bir kadroya ve sağlam bir yedek kulübesine sahip olduğunu düşünüyorum sezona catania deplasmanından 1-2 galibiyetle başlayıp dün de Udinese’yi 3-1 geçtiler..Resimdeki ikili fena..Fm efsanesi Giampaolo Pazzini ve Antonio Cassano çoğu takımda olmayan bir ikili..Pazzini geçen sene sonlarında yakaladığı form ile İtalya Milli Takımı’nda da oynamaya hak kazanmıştı bu senede formda başladı 2 maç 2 gol..Bu sene Serie’a da özellikle Sampdoria’yı ve Pazzini’yi takip etmenizi tavsiye ederim..

Bitmedi çilesi..



Haftasonu oynanan Man.Utd – Arsenal maçına hakem Mıke Dean damga vurdu aslında.Maçın tamamını izleyemedim ama geniş özeti izlediğimde iyi oynayan tarafın Arsenal olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım..Maçtan sonra Arsene Wenger baya bir sinirlenmiş , Sir Alex’in anti futbol oynattığı ve özellikle Flatcher’ın bizim anlayacağımız şekliyle kasaplık yaptığını söylemiş maçtan sonra..
Bi de tüm bunlar yetmemiş adamı Old Trafford’da bi güzel makaraya almışlar..
Moralini bozma mösyö iyi gidiyo takımın bu sene..

Ne var şu Brezilya'da..?




Brezilyalı futbolcuların garip bir sıla hasreti var.Avrupa’ya giderler 1-2 sene içerisinde parlarlar bütün dünya onları konuşmaya başlar ve birden bu futbolcular bir takım bunalımlara girerler...Avrupa’da mutlu değilim , kariyerimi brezilya’da noktalamak istiyorum vb açıklamalar onlar henüz yirmili yaşların ortalarındayken ağızlarından dökülmeye başlar.
Adriano 3 sene önce dünyanın en iyi üç forvetinden biriyken bugün ülkesinde top oynuyor.
Yıllardır kendisini Fenerbahçe’nin almasını beklediğim Vagner Love’da şu günlerde Moskova’dan ayrılıp kendini ülkesine atmış durumda..Kiralık olması vs beni enterese etmiyor pek ama anlamadığım birşey de var , Vagner gibi bir oyuncu şu yetenekleri ile nasıl İtalya – Almanya liginden teklif almadı pek kafam almıyor..Onu Fenerbahçe’de görmek büyük bir hayal değilmiş meğerse.
Futbolu her zaman bir eğlence olarak gören brezilya ekolü , futbolcularına da mutluluğun kariyerden daha önemli olduğunu öğretmiş anlaşılan..

Transfer Borsası



Hatırlıyorum 90’lı yılların ortasına hatta sonuna kadar Türkiye’da büyük takımlar transferlere çok büyük paralar veriyordu..Tarık Daşgün vardı maradona geldi diye sevinmiştik..Galatasaray’da Bülent Akın’a 8milyon$ civarı bi para akıtmıştı zamanında..Ogün-Abdullah paketi , Johnson-Preko gibi paketlerle anadolu takımları çok güzel paraları cukka etmişlerdi..Cavcav’ın sihiri de o yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştı..Afrika’dan 3e getirip 33’e satar , ağzında sakızla cak cak gererdi bizi tv başında..


Gelelim günümüze , artık ekonomik anlamda büyüyen kulüplerimiz aslında bu seneye kadar anadolu takımındaki oyunculara pek önem vermiyordu ama bu sene ortaya çıkan inanılmaz rakamlar o geçmiş seneleri anımsatıyor bizlere..


Mehmet Topuz – İsmail Köybaşı – Rodrigo Tabata –


Yukarıdaki üç isim de emin olun satıldıkları paranın 3te 1’ini etmez avrupa’da oynasalar..Fakat hem yabancı sınırı hem de büyük kulüplerin ‘ O almasın ben alayım ‘ mantalitesi piyasayı yine tavan yaptırdı..Sercan transferi belki de bu yazıyı yazarken ben belli oluyordur..Onun içinde 8 milyon euro + oyuncu istiyorlarmış..Bu iş artık resmen anadolu kulüplerinin ne koparırsam kar mantığına dönmüş durumda..
Arz talebi doğurur , ne yazık ki arz etmek zorunda kaldı bu sene kulüpler bu da galatasaray hariç yanlış transfer politikası yürütmek zorunda kalmalarından..

Fenerbahçe 2 – 1 Manisaspor



Sion maçından sonra biraz işkillenmedik değil hani..Geçen senenin malum bi iki oyuncusuna geçen senenin sıkıntılı futbolu da eklenince gerim gerim gerildik..Sonuç olarak tur geldi kafaları o gece rahata aldık ve Manisa maçına geçtik..Hava esintili , stad ise bu maç için tatmin edici şekilde doluydu..


Son anda sakatlanan Gökhan’ın yerine Daum Bekir’i görevlendirmişti..Aslında Önder’i sağa çekip Bekir’i alışık olduğu stopere koysa sanki daha iyi olurdu ama belli ki ligde 6+2’den dolayı Daum , Lugano – Önder ikilisini oturtma çabasında..Bekir çok riskli sağda çünkü yavaş kalıyor orda ki dün buna sıkça şahit olduk..Gökhan’ın olmaması Kazım’ın da bu sene alıştığımız performansından uzak olmasına neden oldu..Beni asıl endişelendiren ise sol tarafın hali idi..RC ve Santos gerçekten güçsüz oldular mı çekilmesi çok zor oyuncular halini alıyorlar..Santos içeride çok kayboluyor ve biraz Alex Deivid karışımı bir rol üstlenmeye çalışıyor..İç oynaması aslında daha faydalı olur tek forvetli bir sistemde ama bunu da güçlü olursa başarabilir ancak..


Daum ve ekibinin herşeyine eyvallah ama futbolda sanki 70’den önce oyuncu değişikliği yapmak yasakmış gibi inatla bunu beklemesi biz onu tanıyanları şaşırtmadı ama yine delirtti..Takım Semih – Mehmet diye bağırırken değişikliğin geç gelmesi takımı da gerdi..Tv’den ne kadarına şahit oldunuz bilmiyorum ama özellikle manisa kendi yarı alanında taç atarken Emre kendini yırtarcasına öne gelin , basın diye çabaladı..Emre’nin işi zor , tüm yük ona bindiği gibi , agresif bi oyuncu olması böyle kontağının kaymasına neden olabiliyor..


Semih ve Mehmet girdikten sonra takım 10 kişi kalmasına rağmen hücum organizasyonlarında ciddi bir diriliş yaşadı..Ben Kadıköy’de her maçta Alex – Semih – Guiza üçlüsünün oynamasını gerektiğini düşünüyorum.Hele ki Gökhan’ın olmadığı , Kazım Santos ve RC’nin yoklarda olduğu bir maçta Semih değişikliği ikinci yarı başlarken olsa Fenerbahçe için rahat bir maç olurdu ve eminim Emre’de atılmazdı..
Guiza’ya bir top geldi o nu da yazdı..Bu adama kızmaya bence bu sene kimsenin hakkı yok çünkü topla az buluşuyor..Bu sistemde tek forvet Guiza deplasmanda iş yapar ama Kadıköy’de sinir hastası olur..


Son paragraf maçın yıldızına..Alex sakatlığı tam atamamış belli.Pek güçlü ve kondisyonlu da değildi..60’ta Alex’in yerine Özer girmeli diye düşünüyordum ama Daum inatla ona güvendi ve o da inanılmaz bir pasla 1-0 , müthiş bir savunma arkasına koşuyla 2-1 yaptı 3 puanı cebe koydu..

Top Benim Oynatmam..

Barca bu gece sezonu açıyor..Son bir sene içerisinde katıldığı tüm organizasyonların şampiyonu olan ve oynadığı futbolla hepimizi allak bullak eden Barca yeni takımı ile bugün Nou Camp’ta Sporting Gijon’u konuk edecek.Geçen sene bu takımla oynadığı iki maçıda farklı kazanan ( gerçi bunu hemen her takıma yaptılar ) Barca sezona nasıl başlayacak bakalım..

Yukarıda ki resmin sebebi Messi’nin bugün özel izin alarak Arjantin’in Brezilya ile oynayacağı kader maçı öncesi Arjantin kampına katılması..İniesta da bugün oynayamayacak..

Bakalım Zlatan bugün Barca ile ilk resmi golünü atıcak mı..

Real’i izledim , pek değişen birşey olduğunu düşünmüyorum açıkçası özellikle defans açısından bakalım Barca , Messi ve İniesta olmadan ne yapacak bu gece..

Maç saat 23:00’da ve NTV Spor’da..

Herkese iyi seyirler.